Kısa hayat çizelgesi
- Doğdu — Sinop
- Birinci İcra Vekilleri Heyeti (3 Mayıs 1920): Vekillerini Meclis'in seçtiği ilk Ankara hükûmeti
- Giresun Gönüllü Maiyet Müfrezesi: Topal Osman Ağa'nın Ankara'ya gelişi ve tartışmalı mirası
- Fevzi Paşa'nın İcra Vekilleri Heyeti (1921-1922): Teşkilât-ı Esasiye'nin ilk hükûmeti
- Moskova'da imzalanan Türk-Afgan ittifakı (1 Mart 1921): on maddelik bir kardeşlik metni
- Rıza Nur (1879-1942): İlk Maarif Vekili, Moskova ve Lozan delegesi, Nutuk'a karşı hatıralar
- 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması: Ankara'nın ikinci uluslararası imzası
- Yusuf Kemal Tengirşenk: Moskova Antlaşması'nın imzacısı, Kurtuluş yıllarının Hariciye Vekili
- Himaye-i Etfal Cemiyeti (30 Haziran 1921): Hâkimiyet-i Milliye'nin bir odasından 479 şubeye
- Meclis Kayseri'ye taşınsın mı? 23 Temmuz 1921 gizli oturumu ve Ankara'da kalma kararı
- Kars Antlaşması (13 Ekim 1921): Doğu sınırı nasıl kesinleşti?
- Ali Kemal'in İzmit'te linç edilmesi (6 Kasım 1922): Peyâm-ı Sabah başyazarının son yolculuğu
- Lozan Antlaşması: Beau-Rivage Palace, 24 Temmuz 1923
- Öldü — İstanbul
Hakkında
Rıza Nur (30 Ağustos 1879, Sinop - 8 Eylül 1942, İstanbul), Türk siyasetçi, hekim ve yazardır.
II. Meşrutiyet'in ilanı ile açılan Osmanlı Meclis-i Mebûsan'ının ilk döneminde ve 1. ve 2. Dönem TBMM'de Sinop milletvekilliği yaptı, TBMM tarafından seçilen I. İcra Vekilleri Heyeti içinde Türkiye'nin ilk Maarif Vekili (Eğitim Bakanı) oldu, Moskova Antlaşması ve Lozan Antlaşması müzakerelerine katıldı. Daha sonra ise çeşitli bakanlıklarda görev alan Rıza Nur zaman içerisinde dönemin hükûmeti, devlet yetkilileri ve yapılan reformlar ile ters düşmüş; bunun üzerine ise 1926 yılında Türkiye'yi terk etmiştir. Bu süreçte Türk tarihi ve Türkoloji alanında çalışmalar yapmıştır. Atatürk'ün ölümü üzerine Aralık 1938'de Türkiye'ye tekrar geri dönmüş ve Türkçü dergilerde çalışıp Türkçülük hakkında yazılar yazmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk millî eğitim bakanıdır. 1921-1923 senelerinde ise sağlık bakanı olarak görev yapmıştır. TBMM'de milletvekilliği yaparken; saltanatın kaldırılması için kanun teklifinin önergesini veren kişi kendisidir. Türkiye'nin ilk fennî sünnetçisidir. Ayrıca yazdığı ilk kitap da fennî sünnet hakkındadır.
Rıza Nur'un hatıratı, 1967 yılında Kadir Mısıroğlu tarafından neşredilmiştir. Rıza Nur, hatıratını 1935 yılında British Museum'a vermiş ve 1960 yılında neşredilmesini istemiştir. Rıza Nur'un hatıratından Türkiye'de ilk olarak bahseden Doçent Doktor Cavit Orhan Tütengil olmuştur. Kitap 1968 yılında Türkiye'de yasaklanmış ve toplatılmıştır.
Rıza Nur hatıratında, Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir ve Fevzi Çakmak da dahil olmak üzere; ordu komutanlarının ve Türkiye Cumhuriyeti kurucularının akıl hocasının kendisi olduğunu iddia etmektedir. Saltanatın kaldırılmasının kendisi sayesinde olduğunu savunmakta; laikliğin de yine kendisi sayesinde ilan edildiğini savunmaktadır. Öte yandan, hilâfet makamını Türk milletine üstünlük veren bir kurum olarak gördüğü için hilâfetin kaldırılmasının doğru olmadığını savunmaktadır. Yazılarında İslam'a özlem duyduğunu ve hayatında en mutlu olduğu dönemin namaz kıldığı dönem olduğunu ifade etmektedir. Kadınları küçümseyen görüşler kaleme almış, eşcinsellik hakkında düşüncelerini yazmıştır. Türk ırkının dışındaki ırkları yazılarında küçümsemiştir, özellikle Arnavutlara karşı bel altı lâflar etmiştir. Türk olmayanlara devlet görevi verilmesine karşı çıkmıştır. Ayrıca yazılarında; başta Atatürk ve Karabekir olmak üzere birçok devlet yetkilisinin yeterince Türkçü olmadığından yakınmaktadır. Yazılarında İnönü'yü betimlemek için Kürt, Rauf Orbay'ı betimlemek için Abaza gibi etnik sıfatlar kullanmaktadır. Salih Bozok'a da Arnavut diyen Rıza Nur, Bozok'u Arnavut kimliğinden ötürü aşağılamaktadır. Fevzi Çakmak için ise sıklıkla kuzu paşa tabirini kullanmakta ve onun fiziksel görünüşünü hatıratlarında tiye almaktadır. Atatürk'ün sağlığında Türkiye'de bulunduğu dönemde yazdığı Türk Tarihi adlı eserinde Atatürk'ü hep övmüştür.
8 Eylül 1942'de İstanbul'da ölmüştür. Mezarı Merkezefendi Mezarlığı'nda bulunmaktadır. Mezar taşının üstünde, kendi isteği ile ismi (Rıza Nur) Orhun alfabesiyle (𐰺𐰃𐰔𐰀 : 𐰣𐰆𐰺) yazılmıştır. Ayrıca mezar taşında "Türklük için yaşadı, öldü" yazmaktadır.
Biyolojik çocuğu bulunmayan Rıza Nur; Nihal Atsız'ın manevî babasıdır.
Ruh sağlığının zaman içerisinde bozulduğu düşünülmektedir. Şevket Süreyya Aydemir'e göre Rıza Nur bir ruh hastasıdır. Nur, yazdığı kitaplarda da yer yer psikolojik sıkıntılarının olduğunu belirtmekte, hattâ kendisinin nevrasteni olduğunu düşünmektedir. Turgut Özakman'ın Dr. Rıza Nur Dosyası adlı kitabında da Nur'un şizofreni belirtileri gösterdiği, narsisizm hastası olduğu, paranoid reaksiyonlar sergilediği, ruh sağlığının bozuk ve tutarsız olduğu yazılmaktadır.
Bu iddiaların yanı sıra psikanaliz yönteminin Türkiye'deki öncülerinden psikolog İzzeddin Şadan, Rıza Nur için yazdığı bir makalesinde Rıza Nur ölmeden son üç yılında onun yanında bulunduğunu, ona nüfuz ettiğini yazar. Rıza Nur'un kimseden bir şey istemeyen, pek ciddi tabiatlı, inatçı ve sebatkar birisi olduğunu, ne geçimsiz ne atak olduğunu, pek terbiyeli ve kendi fikrine en aykırı fikirleri dinleyen birisi olduğunu söyler ve Rıza Nur'a muhteris, kavgacı, geçimsiz diyenler olduğunu ama bunların geçersiz olduğunu belirtir. Turgut Özakman Rıza Nur'un akıl hastası olduğuna Hayat ve Hatıratım kitabını inceleterek karar vermiştir. Fakat Nihal Atsız 1962'de "Rıza Nur güzel yazardı, fakat yazdığından daha da güzel konuşurdu." demiştir.
Bu bölüm Vikipedi'deki maddeden alınmıştır; metin CC BY-SA 4.0 lisanslıdır.
Kaynaklar
- Vikipedi: Rıza Nur CC BY-SA 4.0
- Wikidata Q1747863 CC0
- Wikipedia (EN): Rıza Nur CC BY-SA 4.0
