İçeriğe geç
Giriş yap
0

Rıza Nur (1879-1942): İlk Maarif Vekili, Moskova ve Lozan delegesi, Nutuk'a karşı yazılan "Hayat ve Hatıratım" ve Britis

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Dr. Rıza Nur, Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara hükûmetinin en görünür isimlerinden biriydi: ilk Maarif Vekili oldu, Moskova Antlaşması'nı imzalayan üç delegeden biriydi ve Lozan'da İsmet Paşa'nın yanında ikinci delege olarak oturdu. Sonra Atatürk ile arası açıldı, yurt dışına çıktı ve Nutuk'a karşı bir anlatı olarak okunan hatıratını yazdı. Bu yazı Vikipedi'nin Rıza Nur maddesi ile İngilizce Wikipedia'nın Rıza Nur maddesine dayanır.
Dr. Rıza Nur'un portresi
Dr. Rıza Nur'un portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Sinop'tan Askerî Tıbbiye'ye

Vikipedi'ye göre Rıza Nur 30 Ağustos 1879'da Sinop'ta doğdu ve zor bir çocukluk geçirdi. İlköğrenimini Sinop'ta yaptıktan sonra İstanbul'a gelip Soğukçeşme Askerî Rüştiyesi'ne girdi; ardından Tıbbiye İdadisi'ni ve Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'yi tabip yüzbaşı olarak bitirdi. 1901'de Gülhane'de staj yaparken Alman hocaların dikkatini çekti ve asistan oldu. Kaynağa göre 1903'te Rumeli'de bir gümrük kapısına bakteriyolog olarak atandı, 1905'te Gülhane'ye yardımcı öğretmen, 1907'de Askerî Tıbbiye'ye cerrahi hocası oldu.

İngilizce Wikipedia bu gümrük görevini ilginç bir ayrıntıyla anlatır: Rıza Nur, Bulgaristan sınırında, padişahın iddiası üzerine ithal edilen unun öldürücü mikroplarla bulaşık olup olmadığını denetlemekle görevlendirilmişti. Vikipedi ayrıca Rıza Nur'un Türkiye'nin ilk "fennî sünnetçisi" olduğunu ve ilk kitabının da bu konuda olduğunu yazar.

İttihatçılara muhalif bir mebus

Vikipedi'ye göre Rıza Nur, II. Meşrutiyet'ten sonra Sinop'tan mebus seçildi. İttihatçılara yönelik ağır muhalefeti yüzünden Askerî Tıbbiye'deki görevinden alındı, sonra binbaşı rütbesi söküldü. Eleştirilerini sürdürünce üç ay hapis yattı ve kaynağa göre Bekirağa Bölüğü'nde idamını beklerken Cemal Paşa'nın emriyle sürgüne gönderildi; sekiz yıllık sürgünden sonra ancak Mütareke döneminde İstanbul'a dönebildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Vikipedi'ye göre Atatürk Nutuk'ta Rıza Nur'un Arnavutları Osmanlı Devleti'ne karşı isyana teşvik ettiğini ileri sürmüştür. Rıza Nur ise Hayat ve Hatıratım'da bu iddiayı ele alarak Arnavutları İttihat ve Terakki yönetimini devirmeleri için ayaklandırdığını yazmıştır. İki anlatı birbirini tutmaz.
İngilizce Wikipedia'ya göre Rıza Nur, Türkiye'nin Almanya'ya fazla bağımlı olduğunu düşünüyor, ama ülkenin gelişmek için büyük bir güçle yakın ilişkiye ihtiyaç duyduğunu da kabul ediyordu; bu yüzden savaşın hemen ardından bir Amerikan mandası fikrine yakın durdu.

Ankara'da: Maarif ve Sıhhiye

Vikipedi'ye göre Rıza Nur 1. ve 2. Dönem TBMM'de Sinop milletvekili oldu ve TBMM'nin seçtiği ilk İcra Vekilleri Heyeti'nde Türkiye'nin ilk Maarif Vekili olarak yer aldı. Kaynak, Cumhuriyetin ilanına kadar bütün hükûmetlerde Sıhhiye Vekili olarak görev aldığını ve Sakarya Meydan Muharebesi'ne doktor olarak fiilen katıldığını yazar. İngilizce Wikipedia, Maarif Vekilliğini 1920'ye, Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Vekilliğini 1921'e koyar.

İngilizce Wikipedia, Atatürk açısından bu atamanın anlamını şöyle açıklar: Rıza Nur'un ve Ahmet Ferit'in hükûmette bulunması, Atatürk'ün birleştirici bir güç olduğu iddiasına ağırlık kazandırıyordu, çünkü iki isim de geçmişte İttihat ve Terakki'nin muhalifleriydi.
Maarif Vekili Rıza Nur
Maarif Vekili Rıza NurGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: NA. Dosya sayfası

Moskova Antlaşması'nın imzacısı

Vikipedi'ye göre Rıza Nur, 1920'de Sovyet Rusya ile dostluk ve yardım antlaşması yapmak üzere Moskova'ya gönderilen heyette delege olarak yer aldı; Çiçerin ve Stalin ile görüştü. TBMM hükûmeti adına Moskova Antlaşması'nı Ali Fuat Cebesoy ve Yusuf Kemal Tengirşenk ile birlikte imzaladı. Vikipedi'nin Talat Paşa maddesi, Enver ve Talat'ın da bu yıllarda Moskova ile temas kurmaya çalıştığını yazar; Ankara'nın resmî heyeti ise bu kişilerden bağımsız olarak Rıza Nur'u ve arkadaşlarını göndermişti.
Tarih notu
Moskova Antlaşması 16 Mart 1921'de imzalanmıştır; bu yazıdaki tarih bu imzaya göre verilmiştir. Rıza Nur'un Moskova heyetine katılışı Vikipedi'de 1920 olarak geçer.

Saltanatın kaldırılması önergesi ve Lozan

Vikipedi'ye göre TBMM'de milletvekilliği yaparken saltanatın kaldırılması için kanun teklifi önergesini veren kişi Rıza Nur'dur. Kaynak, hatıratında saltanatın kaldırılmasının ve laikliğin kendisi sayesinde gerçekleştiğini savunduğunu, öte yandan halifeliği Türk milletine üstünlük veren bir kurum olarak gördüğü için kaldırılmasını doğru bulmadığını da yazar.

Vikipedi'ye göre Rıza Nur Lozan Konferansı'na ikinci delege olarak katıldı. İngilizce Wikipedia'ya göre azınlıklar alt komisyonunda yer aldı ve Müslüman bir azınlığın Türkiye için kabul edilemez olduğunu savundu; Kürtlerin, Boşnakların ya da Çerkezlerin herhangi bir anlaşmada azınlık olarak yer almasına karşı çıktı. Aynı kaynak, Rıza Nur'un Rum-Türk nüfus mübadelesinde Arnavutların mübadele dışında tutulması için bastırdığını da yazar.

Kopuş ve sürgün

Vikipedi'ye göre Rıza Nur'un Atatürk ile arası açıldı. Milletvekiliyken İzmir Suikastı'na karıştırılanların idam edilmesi ve bunların kendisi gibi muhalifler olması yüzünden yurdu terk etti; 1926'da Fransa'ya gidip Paris'e yerleşti. Kaynağa göre Mehmet Cavit Bey ve öbür sanıkları siyasi rakipleri oldukları için şahsen sevmemesine rağmen, onların komploda yer almadığını ve haksız yere öldürüldüklerini savundu.

Vikipedi'ye göre ardından Mısır'a geçti ve İskenderiye'de on iki yıl süren bir gurbet dönemi yaşadı. Bu sırada Türkbilik Revüsü adlı yıllık bir Türkoloji dergisi çıkardı, Leiden'deki Şarkiyatçılar Kongresi'nde Türkiye'yi temsil etti ve hayranı olduğu Namık Kemal üzerine 720 sayfalık bir inceleme yazdı. 1934'te Soyadı Kanunu'ndan sonra "Nur" soyadını aldı.

Hayat ve Hatıratım

Rıza Nur Bey'in bir başka portresi
Rıza Nur Bey'in bir başka portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

İngilizce Wikipedia, Fransa ve Mısır'daki sürgünde yazılan Hayat ve Hatıratım'ı, Türkiye tarih yazımında ağırlığı olan Nutuk'a alternatif bir anlatı olarak tanıtır ve onu Halide Edib ile Rauf Orbay'ın eserleriyle birlikte erken Cumhuriyet'e karşı yazılmış anı külliyatının parçası sayar. Vikipedi'ye göre dört ciltlik kitabın ilk iki cildi Rıza Nur'un kendi hayatını, sonraki ciltleri İnönü ve Atatürk ile ilgili anılarını içerir ve kitapta ikisine de ağır ithamlar vardır.

Vikipedi'ye göre Rıza Nur hatıratını 1935'te, 1960'a kadar yayımlanmaması kaydıyla British Museum'a verdi. Hatırattan Türkiye'de ilk söz eden Cavit Orhan Tütengil oldu. İlk iki cilt 1967'de Kadir Mısıroğlu tarafından sansürlü olarak yayımlandı; kitap 1968'de 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun kapsamında yasaklanıp toplatıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Hatıratta Rıza Nur kendini Atatürk, İnönü, Karabekir ve Fevzi Çakmak dahil Cumhuriyet kurucularının "akıl hocası" olarak gösterir; Vikipedi, kitapta bazı kişiler hakkında hakaret içeren ve kaynakla doğrulanamayan ağır iddialar bulunduğunu yazar. Vikipedi ayrıca Şevket Süreyya Aydemir ve Turgut Özakman'ın Rıza Nur'un ruh sağlığına dair olumsuz değerlendirmelerini, psikolog İzzeddin Şadan'ın ise onu ciddi, terbiyeli ve sebatkâr biri olarak anlatan aksi görüşünü aktarır. Hatırattaki iddialar tek taraflı bir anı kaynağı olarak okunmalıdır.

Dönüş ve Merkezefendi'deki mezar

Vikipedi'ye göre Rıza Nur, Atatürk'ün ölümünün ardından Aralık 1938'de Türkiye'ye döndü. Ölene kadar Taksim'de kiraladığı üç odalı bir dairede yaşadı; burası aynı zamanda Tanrıdağ dergisinin idarehanesiydi. 8 Eylül 1942'de İstanbul'da öldü. Mezarı Merkezefendi Mezarlığı'ndadır; kendi isteğiyle mezar taşına adı Orhun alfabesiyle yazıldı ve taşa "Türklük için yaşadı, öldü" ibaresi kondu. Kaynak, biyolojik çocuğu olmayan Rıza Nur'un Nihal Atsız'ın manevi babası olduğunu da kaydeder.

Rıza Nur'un hayatı, Ankara'nın kurucu kadrosundan birinin Lozan'dan sonra Cumhuriyet'in en sert eleştirmenlerinden birine dönüşmesinin örneğidir; Nutuk ile Hayat ve Hatıratım'ın aynı olayları nasıl farklı anlattığı, dönemi okuyanlar için bugün de karşılaştırma malzemesidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap