Kahire'den İstanbul'a bir şehzade
Said Halim Paşa, 19 Şubat 1864'te Kahire'de doğdu. Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğullarından Mehmed Abdülhalim Paşa'nın oğluydu; yani Mısır hanedanının bir mensubuydu. İlk ve orta öğrenimini Kahire'de özel hocalardan aldı. Arapça, Farsça, İngilizce ve Fransızca öğrendi. Ardından İsviçre'de beş yıl siyasal bilgiler eğitimi gördü. Bu geniş eğitim, onu dönemin Osmanlı devlet adamları arasında Avrupa'yı en iyi tanıyanlardan biri yaptı.Ailesi İstanbul'a yerleştikten sonra Said Halim, devlet hizmetine girdi. 1888'de Şûra-yı Devlet üyeliğine atandı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Yeniköy belediye dairesinin başına getirildi, ardından Âyan Meclisi üyesi oldu. 1912'de bir süre Şûra-yı Devlet Reisliği yaptı. Bu yıllarda İttihat ve Terakki Cemiyeti ile yakın ilişki kurdu ve cemiyetin genel sekreterliğine kadar yükseldi.

Tarih notu
Kronoloji: 19 Şubat 1864 Kahire'de doğum; 1888 Şûra-yı Devlet üyeliği; 11 Haziran 1913 Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesi; 12 Haziran 1913 Said Halim Paşa'nın sadrazamlığı; 2 Ağustos 1914 Osmanlı-Alman ittifakı; 29 Ekim 1914 Karadeniz baskını; 3 Şubat 1917 sadrazamlıktan ayrılış; 1919 tutuklanma ve Malta'ya sürgün; 1921 serbest kalış; 5 Aralık 1921 Roma'da ölüm.
Sadrazamlık: güç başkalarının elindeyken
11 Haziran 1913'te Sadrazam Mahmud Şevket Paşa, Beyazıt'ta bir suikast sonucu öldürüldü. Ertesi gün Said Halim Paşa sadrazamlığa getirildi; aynı zamanda Hariciye Nazırlığını da üstlendi. Ancak bu dönemde fiilî güç, İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimleri Talat, Enver ve Cemal Paşaların elindeydi. Said Halim, hanedan mensubu kimliği, kültürü ve dış dünyadaki saygınlığıyla hükümetin vitrinini oluşturuyordu.Sadrazamlığının ilk yılı, Balkan Savaşları'nın ağır yenilgisinin ardından devletin yeniden toparlanmaya çalıştığı bir döneme denk geldi. Edirne Temmuz 1913'te geri alınmış, Bulgaristan, Yunanistan ve Sırbistan ile barış antlaşmaları imzalanmıştı. Ancak Osmanlı Devleti uluslararası alanda yalnızdı. Avrupa iki büyük bloğa bölünmüştü ve hiçbir büyük devlet Osmanlı Devleti'ni yanına almak için istekli görünmüyordu.
Yeniköy'deki gizli görüşmeler
1914 yazında Avrupa'da savaşın patlak vermesi, bu durumu birden değiştirdi. Osmanlı hükümetinin önde gelenleri, uzun süren yalnızlıktan çıkmak için bir ittifak arayışındaydı. Önce İngiltere ve Fransa ile yakınlaşma yoklandı, ancak olumlu bir karşılık alınamadı. Almanya ise Osmanlı Devleti'nin coğrafi konumunun ve Boğazların stratejik öneminin farkındaydı.Görüşmeler son derece gizli tutuldu. Hükümetin bütün üyelerinin bile haberdar olmadığı bu müzakereler, Said Halim Paşa'nın Yeniköy'deki yalısında yürütüldü. 2 Ağustos 1914'te Sadrazam Said Halim Paşa ile Alman Büyükelçisi Baron Hans von Wangenheim, Osmanlı-Alman ittifak antlaşmasını burada imzaladı. Antlaşma, Rusya'nın Almanya'ya karşı savaşa girmesi halinde Osmanlı Devleti'nin Almanya'nın yanında yer almasını öngörüyordu. Almanya da Osmanlı topraklarının korunmasını üstleniyordu.

Ek bilgi
Said Halim Paşa Yalısı, Yeniköy'de Boğaz kıyısındadır. Yalı, rıhtımındaki aslan heykelleri nedeniyle halk arasında Aslanlı Yalı olarak da anılır. Osmanlı-Alman ittifakının imzalandığı yer olarak tarihe geçmiştir.
Antlaşmanın maddeleri
Sekiz maddelik antlaşma, iki devletin Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasındaki savaşta tarafsız kalacağını, ancak Rusya'nın bu savaşa katılması ve Almanya'nın müttefiki Avusturya'nın yanında yer alması halinde Osmanlı Devleti'nin de savaşa gireceğini öngörüyordu. Almanya, Osmanlı Devleti'ne gönderdiği Liman von Sanders başkanlığındaki askerî heyeti Osmanlı hizmetinde bırakacak, bu heyete ordunun sevk ve idaresinde fiilî bir etki tanınacaktı. Almanya, gerektiğinde Osmanlı topraklarını silahla savunmayı da taahhüt ediyordu. Antlaşma 1918 sonuna kadar geçerli olacak ve gizli tutulacaktı.İttifaktan savaşa
İttifakın imzalanmasından sonra Osmanlı hükümeti hemen savaşa girmedi; seferberlik ilan etti ama silahlı tarafsızlık politikası izledi. Ancak olaylar hızla gelişti. Ağustos 1914'ün ortasında İngiliz donanmasından kaçan Alman savaş gemileri Goeben ve Breslau Çanakkale Boğazı'ndan geçerek İstanbul'a geldi. Gemiler göstermelik bir satışla Osmanlı donanmasına katıldı ve Yavuz ile Midilli adlarını aldı. Bu gelişme, İngiltere'nin Osmanlı Devleti için inşa ettiği ve parası ödenmiş iki savaş gemisine el koymasıyla birlikte kamuoyunda Almanya'ya yakınlaşmayı hızlandırdı.29 Ekim 1914'te Osmanlı donanması, Alman Amiral Souchon komutasında Karadeniz'deki Rus limanlarını bombaladı. Bu baskın Osmanlı Devleti'ni fiilen savaşa soktu. Said Halim Paşa'nın bu baskından önceden haberdar olmadığı ve olaydan sonra istifayı düşündüğü bilinir. Ancak sonunda görevinde kaldı. Kasım 1914'te Rusya, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
Sadrazamlıktan sürgüne
Said Halim Paşa 1915'te Hariciye Nazırlığını bıraktı ve 3 Şubat 1917'de sadrazamlıktan çekildi. Yerine Talat Paşa sadrazam oldu. Savaş, Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti'nin yenilgisiyle sona erdi. Mütarekenin ardından savaş dönemi hükümetlerinin üyeleri İstanbul'da tutuklanmaya başlandı. Said Halim Paşa da 10 Mart 1919'da tutuklandı ve 28 Mayıs 1919'da önce Limni'ye, ardından Malta'ya sürüldü.Malta'daki sürgünler, Ankara hükümeti ile İngiltere arasında 1921'de varılan esir değişimi anlaşmasıyla serbest kaldı. Ankara, elindeki İngiliz esirleri karşılığında Malta'daki Türk sürgünlerinin bırakılmasını sağladı. Serbest kalan sürgünlerin çoğu Anadolu'ya geçti. Said Halim Paşa ise İtalya'ya gitti ve Roma'ya yerleşti. 5 Aralık 1921'de Roma'da bir suikast sonucu öldürüldü. Naaşı İstanbul'a getirildi.

Doğrusu
2 Ağustos 1914 antlaşması uzun süre gizli tutuldu. Osmanlı kabinesinin bazı üyeleri bile antlaşmayı ancak imzalandıktan sonra öğrendi. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nin savaşa giriş süreci, hükümet içindeki dar bir grubun kararı olarak değerlendirilir.
Bir düşünce adamı olarak Said Halim
Said Halim Paşa'nın devlet adamlığının yanında bir yazar yönü de vardı. Fransızca kaleme aldığı ve Türkçeye çevrilen risalelerinde, Osmanlı toplumunun içinde bulunduğu bunalımı ve bu bunalımdan çıkış yollarını tartıştı. Toplumsal yapının Batı'dan alınan kurumlarla değil, kendi değerlerine dayanarak yenilenmesi gerektiğini savundu. Bu görüşleri, dönemin fikir tartışmalarında Batıcılık ve Türkçülük akımlarının karşısında yer alan bir çizgiyi temsil ediyordu. Risaleleri, Meşrutiyet dönemi düşünce tarihinin önemli metinleri arasında sayılır.Yeniköy'den Sakarya'ya: ittifak kararının Millî Mücadele'ye uzanan sonuçları
Said Halim Paşa'nın yalısında atılan imza, Osmanlı Devleti'nin kaderini belirleyen kararlardan biri oldu. Dört yıl süren savaş, devletin bütün cephelerde ağır kayıplar vermesine, Arap vilayetlerinin elden çıkmasına ve sonunda Mondros Mütarekesi'ne yol açtı. Mütarekenin ardından gelen işgaller, Millî Mücadele'nin doğuşuna zemin hazırladı. Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıkışı, işte bu yenilginin içinden başlayan bir yeniden doğuşun ilk adımıydı.
Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı sırasında savaşın yönetimine ve Alman subaylarının Osmanlı ordusundaki etkisine eleştirel bir gözle bakmıştı. Çanakkale'den Suriye'ye kadar çeşitli cephelerde Alman komutanlarla görüş ayrılıkları yaşamış, ordunun Alman çıkarları doğrultusunda kullanılmasına karşı çıkmıştı. Bu tecrübe, Cumhuriyet döneminin dış politikasında herhangi bir büyük devletin güdümüne girmeme ilkesinin oluşmasında etkili oldu. "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi, bir anlamda 1914'te yaşanan maceracı dış politikanın karşısına konmuş bir ilkeydi.
Said Halim Paşa'nın kişisel trajedisi de bu dönemin bir aynasıdır. Kültürlü, Avrupa'yı tanıyan, sınırlı yetkileriyle bir hükümetin başında bulunan bir devlet adamı, fiilî gücün başka ellerde olduğu bir dönemde tarihin en ağır kararlarından birine imza atmış, ardından sürgün ve suikastle hayatını kaybetmiştir. Yeniköy'deki Aslanlı Yalı, bugün de Boğaz'dan geçenlere bu kararı hatırlatır.