II. Abdülhamid, Osmanlı Devleti'nin otuz dördüncü padişahıdır. 21 Eylül 1842'de İstanbul'da doğdu; Sultan Abdülmecid'in oğluydu. Ağabeyi V. Murad'ın sağlık sorunları nedeniyle tahttan indirilmesinin ardından, 31 Ağustos 1876'da tahta çıktı. Saltanatı, 27 Nisan 1909'da tahttan indirilmesine kadar yaklaşık otuz üç yıl sürdü. Bu dönem, Osmanlı'nın büyük toprak kayıplarına uğradığı, ağır bir borç yükü altında bulunduğu ve büyük devletlerin rekabetinin yoğunlaştığı bir döneme denk gelir. Abdülhamid, tahta çıktıktan kısa süre sonra Kanun-ı Esasi'yi ilan etti; ancak 1878'de meclisi süresiz tatil ederek yönetimi Yıldız Sarayı'nda topladı. Saltanatı boyunca demiryolları, telgraf hatları, okullar ve hastaneler yaygınlaştırıldı; aynı zamanda sıkı bir sansür ve hafiye sistemi kuruldu. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanıyla anayasa yeniden işletildi; 31 Mart Vakası'nın ardından tahttan indirildi ve Selanik'e gönderildi. 10 Şubat 1918'de İstanbul'da Beylerbeyi Sarayı'nda hayatını kaybetti. Sultan II. Abdülhamid'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: W.& D. DOWNEY Photographers. Dosya sayfası
Şehzadelik yılları
Abdülhamid, küçük yaşta annesi Tirimüjgan Kadın'ı kaybetti ve babasının eşlerinden Perestu Kadın tarafından büyütüldü. Saray okulunda eğitim aldı; Arapça, Farsça ve Fransızca öğrendi. Şehzadeliği sırasında, 1867'de amcası Sultan Abdülaziz'in Avrupa seyahatine katıldı. Bu seyahatte Paris, Londra ve Viyana'yı gördü; Avrupa'nın sanayi ve askerî gücünü yakından tanıdı. Şehzadeliği boyunca ekonomi ve tarımla ilgilendi; kendi çiftliklerini işletti ve borsa işlemleriyle uğraştı. Bu tecrübe, onun mali konulardaki dikkatli tutumunu şekillendirdi.
Ek bilgi
Tahta çıkış: 30 Mayıs 1876'da Sultan Abdülaziz tahttan indirildi ve V. Murad tahta çıktı. Ancak V. Murad'ın sağlık durumu kısa sürede ağırlaştı. Hekimlerin raporları üzerine, V. Murad 31 Ağustos 1876'da tahttan indirildi. Aynı gün Şehzade Abdülhamid, II. Abdülhamid adıyla tahta çıktı. Kılıç kuşanma töreni Eyüp Sultan'da yapıldı.
Meşrutiyet ve savaş
II. Abdülhamid, tahta çıkmadan önce MithatPaşa ve diğer devlet adamlarına anayasa ilan edeceğine dair söz vermişti. 23 Aralık 1876'da Kanun-ı Esasi'yi ilan etti ve 19 Mart 1877'de Meclis-i Umumi açıldı. Ancak bu sırada Rusya ile ilişkiler gerginleşmişti. Nisan 1877'de Rusya, Osmanlı'ya savaş ilan etti. 93 Harbi olarak bilinen bu savaş, Osmanlı için ağır bir yenilgiyle sonuçlandı. Rus orduları İstanbul'un yakınlarındaki Ayastefanos'a kadar ilerledi.
Savaşın yarattığı kriz ortamında meclisteki eleştiriler arttı. Bazı milletvekilleri, savaşın yönetimini ve hükûmeti sert biçimde eleştirdi. 14 Şubat 1878'de II. Abdülhamid, anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanarak meclisi süresiz olarak tatil etti. Bu tarihten sonra yönetim, giderek artan biçimde Yıldız Sarayı'nda toplandı. 1893 tarihli bir kitapta yer alan Sultan II. Abdülhamid gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Yıldız dönemi: yönetim ve modernleşme
II. Abdülhamid, yönetim merkezini Dolmabahçe Sarayı'ndan Yıldız Sarayı'na taşıdı. Yıldız Sarayı, devlet işlerinin yürütüldüğü, padişahın danışmanlarıyla çalıştığı ve dünyadan gelen haberlerin izlendiği bir merkez hâline geldi. Padişah, devlet işlerini titizlikle takip ediyor, gelen raporları ve jurnalleri bizzat okuyordu.
Abdülhamid döneminde Osmanlı'da önemli modernleşme adımları atıldı. Bu dönemin başlıca gelişmeleri şöyle özetlenebilir:
Eğitim: Binlerce ilkokul (iptidai), yüzlerce rüştiye ve idadi açıldı. Mülkiye, Hukuk, Ticaret, Baytar, Sanayi-i Nefise ve Tıbbiye gibi yüksek okullar kuruldu ya da yeniden düzenlendi. 1900'de Darülfünun yeniden açıldı.
Demiryolları: Anadolu Demiryolu, Selanik–Manastır ve Selanik–İstanbul hatları yapıldı. Hicaz Demiryolu, Müslümanların bağışlarıyla 1900'de başlatıldı ve 1908'de Medine'ye ulaştı.
Haberleşme: Telgraf hatları ülkenin dört bir yanına yayıldı ve İstanbul'u taşra merkezlerine bağladı.
Sağlık: Şişli Etfal Hastanesi, Darülaceze ve kuduz tedavisi için bir Daül-kelb Tedavihanesi kuruldu.
Belgeleme: Yıldız fotoğraf albümleri hazırlandı; ülkenin okulları, kışlaları ve şehirleri fotoğraflandı. Bu albümlerin kopyaları ABD Kongre Kütüphanesi'ne ve British Library'ye hediye edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Sansür ve hafiye: II. Abdülhamid dönemi, aynı zamanda sıkı bir sansür ve hafiye (gizli polis) sisteminin kurulduğu bir dönemdir. Gazeteler ve kitaplar sıkı bir denetime tabi tutuldu; bazı kelimelerin kullanımı yasaklandı. Padişaha düzenli olarak jurnaller (ihbar raporları) sunuldu. Bu uygulamalar, dönemin aydınları arasında büyük bir hoşnutsuzluk yarattı ve Jön Türk hareketinin doğmasında etkili oldu. Abdülhamid dönemi, bu nedenle hem modernleşme hem de baskı yönleriyle birlikte değerlendirilir.
Dış politika ve İslam birliği
II. Abdülhamid, büyük devletlerin rekabetinden yararlanarak Osmanlı'nın toprak bütünlüğünü korumaya çalıştı. Büyük devletleri birbirine karşı dengeleme politikası izledi. 1878Berlin Antlaşması'nın ardından KıbrısBritanya'nın yönetimine bırakıldı; 1881'de TunusFransa tarafından işgal edildi; 1882'de Mısır Britanya'nın işgaline uğradı. Bu kayıplar karşısında padişah, Almanya ile yakınlaşmaya yöneldi. Alman İmparatoru II. Wilhelm, 1889 ve 1898'de İstanbul'u ziyaret etti.
Abdülhamid, halifelik makamını öne çıkararak dünyanın farklı bölgelerindeki Müslümanlarla bağlarını güçlendirmeye çalıştı. Bu politika, İslam birliği (İttihad-ı İslam) olarak adlandırılır. Hicaz Demiryolu, bu politikanın en somut eseridir. 1897'de Yunanistan'la yapılan savaşta Osmanlı orduları başarı kazandı; ancak büyük devletlerin müdahalesiyle Girit'e özerklik verildi. II. Abdülhamid döneminde 1877'de basılmış 20 kuruşluk sikkeGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Windrain. Dosya sayfası
II. Meşrutiyet ve tahttan indirilme
1908 yazında Makedonya'daki Osmanlı subayları ve İttihat ve Terakki Cemiyeti, anayasanın yeniden yürürlüğe konulmasını talep etti. 23 Temmuz 1908'de II. Abdülhamid, anayasayı yeniden yürürlüğe koyduğunu ilan etti ve meclis yeniden toplandı. Ancak 13 Nisan 1909'da (Rumi takvimle 31 Mart 1325) İstanbul'da bir ayaklanma çıktı. Ayaklanmanın bastırılmasının ardından, 27 Nisan 1909'da meclis, padişahı tahttan indirdi. Yerine kardeşi V. MehmedReşad tahta çıktı. Abdülhamid, Selanik'e gönderildi ve Alatini Köşkü'nde ikamet etti. 1912'de Balkan Savaşı sırasında İstanbul'a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı'nda yaşadı. 10 Şubat 1918'de hayatını kaybetti ve Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'nin bulunduğu alana defnedildi.
II. Abdülhamid, Türk tarihinin en çok tartışılan padişahlarından biridir. Bir kesim onu, zor koşullarda devleti ayakta tutmaya çalışan, büyük devletlerin oyunlarını bozan ve modernleşmeyi sürdüren bir hükümdar olarak görür. Bir başka kesim ise onu, anayasayı askıya alan, sansür ve hafiye sistemiyle muhalefeti bastıran bir yönetici olarak hatırlar. İki bakışın da dayandığı olgular gerçektir; bu nedenle onun dönemini tek bir sıfatla özetlemek mümkün değildir.
Abdülhamid döneminde açılan okullardan yetişen gençlerin, onun yönetimine karşı en güçlü muhalefeti oluşturması, bu dönemin en ilginç çelişkilerinden biridir. Kurulan okullar, yayılan telgraf ve demiryolu ağları, bir yandan devletin merkezî gücünü artırırken öte yandan yeni fikirlerin yayılmasını da kolaylaştırdı. Otuz üç yıllık saltanat, böylece hem Osmanlı'nın son büyük modernleşme hamlesinin hem de bu modernleşmenin doğurduğu yeni siyasi taleplerin tarihi oldu.