Berlin'deki Pergamon Müzesi'nin İslam Sanatı bölümünde, yaklaşık 33 metre uzunluğunda süslü bir taş cephe yer alır. Bu cephe, bugünkü Ürdün'de, Amman'ın güneyindeki çölde bulunan Mşetta Sarayı'na aittir. Saray, 8. yüzyılda Emevî halifeleri döneminde yapıldı ve hiçbir zaman tamamlanmadı. 1903'te Sultan II. Abdülhamid, bu cepheyi Alman İmparatoru II. Wilhelm'e hediye etti. Cephe, parçalara ayrılarak Berlin'e taşındı. Bu hediye, Osmanlı ile Almanya arasındaki yakın ilişkinin simgelerinden biri oldu. Bu yazıda, Mşetta cephesinin hikâyesini anlatıyoruz. Pergamon Müzesi'nde sergilenen Mşetta Sarayı cephesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Joyofmuseums. Dosya sayfası
Çöldeki saray
Mşetta Sarayı, Emevî halifelerininSuriye çölünde yaptırdığı "çöl sarayları"ndan biridir. Emevîler, bu sarayları av, dinlenme ve bedevî kabileleriyle ilişkileri sürdürmek için kullandı. Mşetta Sarayı, büyük bir kare planlı yapı olarak tasarlandı; ancak 743–744 civarında, halife II. Velid'in öldürülmesinin ardından yapımı yarım kaldı.
Sarayın güney cephesi, olağanüstü zengin taş oymalarla süslenmişti. Cephe boyunca uzanan üçgen motifler, rozetler, asma dalları, üzüm salkımları, hayvan ve kuş figürleri, Bizans, Sasani ve erken İslam sanatının unsurlarını bir araya getiriyordu. Bu cephe, erken İslam sanatının en önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Cephenin dikkat çekici bir özelliği, sağ ve sol yarısı arasındaki farktır. Sarayın camisine bakan tarafta oymalar yalnızca bitki motiflerinden oluşur; diğer tarafta ise bitkilerin arasında aslanlar, kuşlar ve efsanevi yaratıklar yer alır. Sanat tarihçileri bu farkı, cami duvarına yakın bölümde canlı figürlerden kaçınılmasıyla açıklar. Bu ayrıntı, Emevî döneminde sanatçıların dinî mekânlara gösterdiği özenin ilginç bir örneğidir.
II. Wilhelm'in ziyareti ve hediye
Alman İmparatoru II. Wilhelm, 1898'de Osmanlı'yı ziyaret etti. İstanbul'dan sonra Kudüs'e ve Şam'a gitti. Bu ziyaret, Osmanlı ile Almanya arasındaki yakınlaşmanın en parlak anlarından biri oldu. Wilhelm, Şam'da Selahaddin Eyyubi'nin türbesini ziyaret etti ve türbenin onarımı için katkıda bulundu.
Ziyaretten sonra Alman sanat tarihçileri, özellikle Berlin müzelerinin yöneticisi Wilhelm von Bode, Mşetta cephesinin Berlin'e getirilmesi için girişimde bulundu. O sırada Osmanlı toprakları içinde yer alan bölgeden geçecek Hicaz Demiryolu'nun yapımı, cephenin zarar görebileceği endişesini de gündeme getirdi. II. Abdülhamid, cepheyi II. Wilhelm'e hediye etmeyi kabul etti. Cephe, 1903'te parçalara ayrılarak gemilerle Berlin'e taşındı.
Ek bilgi
1884 nizamnamesine rağmen bir hediye1884'ten itibaren Osmanlı'da yürürlükte olan Asar-ı Atika Nizamnamesi, eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklıyordu. Mşetta cephesinin Berlin'e gitmesi, bu kuralın bir istisnası olarak padişahın kişisel hediyesi biçiminde gerçekleşti. Bu durum, Osmanlı'nın dış politikada Almanya ile ilişkilerine ne kadar önem verdiğini gösterir. Aynı dönemde Almanya, Bağdat Demiryolu projesini üstlenmişti ve iki devlet arasında askerî ve ekonomik iş birliği gelişiyordu.
Mşetta cephesinin süslü taş oymalarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: Richard Mortel from Riyadh, Saudi Arabia. Dosya sayfası
Berlin'de Mşetta
Cephe, Berlin'de önce Kaiser Friedrich Müzesi'nde (bugünkü Bode Müzesi) sergilendi. 1932'de yeni açılan Pergamon Müzesi'ne taşındı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1945'te müze bombalandığında cephenin bazı parçaları hasar gördü. Savaştan sonra cephe onarıldı ve yeniden sergilendi.
Bugün Mşetta cephesi, Berlin'deki İslam Sanatı Müzesi'nin en önemli eseridir. Müze, Pergamon Müzesi'nin yenileme çalışmaları tamamlandığında, Mşetta cephesini yeni bir düzenleme içinde sergilemeyi planlıyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Ürdün'den ve Almanya'dan bakınca Ürdün'de Mşetta Sarayı'nın kalıntıları, Amman'daki Kraliçe Alia Uluslararası Havalimanı'nın yakınında hâlâ yerinde durur. Sarayın cephesi dışındaki kısımları, Ürdün Eski Eserler Dairesi tarafından korunur ve ziyaretçilere açıktır. Ürdün'de cephenin Berlin'de olması zaman zaman gündeme gelir. Almanya'da ise cephe, Berlin'in İslam sanatı koleksiyonunun simgesi olarak görülür. Alman müzeleri, cephenin bir hediye olarak geldiğini ve hukuken Almanya'ya ait olduğunu vurgular. Alman ve Ürdünlü arkeologlar, Mşetta'da ortak araştırma projeleri yürütmüştür.
Emevî çöl sarayları
Mşetta, Emevîlerin Suriye, Ürdün ve Filistin çöllerinde yaptırdığı saraylar grubunun en büyüklerinden biridir. Bu grup içinde Kusayr Amra, Hırbet el-Mefcer, Kasr el-Hayr el-Garbi ve Kasr el-Hayr eş-Şarki gibi yapılar yer alır. Bu sarayların bir kısmında hamamlar, mozaikler ve duvar resimleri bulunur. Kusayr Amra, duvar resimleriyle 1985'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
Mşetta'nın planı, kare biçimli ve yaklaşık 144 metre kenar uzunluğunda bir sur duvarıyla çevrili büyük bir yapı olarak tasarlanmıştı. Surların üzerinde yuvarlak burçlar yer alıyordu. Sarayın içinde, kabul salonu, konutlar ve bir cami bulunacaktı. Ancak yapımı yarım kaldığı için planın büyük bölümü hiçbir zaman tamamlanmadı. Sarayın iç kısımlarında kullanılan tuğlalar, taş cephe ile birlikte dönemin yapı tekniklerini anlamak için önemli ipuçları verir.
Mşetta cephesinin bezemeleri, sanat tarihçileri için uzun yıllar tartışma konusu oldu. 19. yüzyılın sonunda bazı araştırmacılar cepheyi İslam öncesi döneme, Sasani ya da Gassani dönemine tarihlendirdi. Daha sonraki araştırmalar, yapının Emevî dönemine ait olduğunu ortaya koydu. Bu tartışma, Mşetta'nın erken İslam sanatının Bizans ve Sasani mirasıyla ne kadar iç içe olduğunu gösterir. Erken İslam sanatçıları, bu mirasları yeni bir dünya görüşüyle birleştirerek kendine özgü bir üslup oluşturdu.
Cephenin Berlin'e taşınması, büyük bir organizasyon gerektirdi. Taş bloklar numaralandırılarak tek tek söküldü, sandıklara yerleştirildi ve karayoluyla limana taşındı. Berlin'de bloklar yeniden birleştirildi ve eksik kısımlar tamamlandı. Mşetta cephesinin de bulunduğu Pergamon Müzesi'ndeki sunak salonuGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Lestat (Jan Mehlich). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 743–744 civarı: Mşetta Sarayı'nın yapımı yarım kalır. 1898: II. Wilhelm Osmanlı'yı ziyaret eder. 1903: II. Abdülhamid cepheyi Wilhelm'e hediye eder; cephe Berlin'e taşınır. 1932: Cephe Pergamon Müzesi'ne taşınır. 1945: Savaşta cephe hasar görür. 2023: Pergamon Müzesi yenileme için kapanır.
Bir hediyenin anlamı
Mşetta cephesi, II. Abdülhamid döneminde Osmanlı ile Almanya arasındaki yakın ilişkinin somut bir izi. Padişah, kendi döneminde çıkarılan eski eser yasağına rağmen, bu cepheyi Alman imparatoruna hediye ederek iki devlet arasındaki dostluğu pekiştirmek istedi.
Bizce Mşetta'nın hikâyesi, bir eserin hem diplomasi aracı hem de ortak kültürel miras olabileceğini gösteriyor. Emevî döneminden kalan bu cephe, bugün Berlin'de Avrupalı ziyaretçilere erken İslam sanatının inceliğini tanıtıyor. Cephenin kalan kısımları ise Ürdün çölünde, bu hikâyenin başladığı yerde, ziyaretçilerini bekliyor.