İçeriğe geç
Giriş yap
0

Fausto Zonaro: II. Abdülhamid'in İtalyan saray ressamı ve İstanbul'un renkli tuvalleri

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
1896'da Sultan II. Abdülhamid, İtalyan ressam Fausto Zonaro'yu "Ressam-ı Hazret-i Şehriyari", yani "Padişahın Ressamı" unvanıyla saray ressamı olarak atadı. Zonaro, on üç yıl boyunca bu görevde kaldı ve İstanbul'un gündelik hayatını, Boğaziçi'nin manzaralarını, saray törenlerini ve Osmanlı ordusunun savaşlarını resmetti. Zonaro'nun parlak renkli ve canlı tabloları, 19. yüzyıl sonu İstanbul'unun en tanınmış görüntüleri arasında yer alır. Bugün eserlerinin önemli bir kısmı İstanbul'daki Dolmabahçe Sarayı'nda ve çeşitli koleksiyonlarda korunur. Bu yazıda, Zonaro'nun İstanbul'a gelişini, saray ressamı olarak yaptığı çalışmaları ve İstanbul'dan ayrılışını anlatıyoruz.
İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun otoportresi
İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun otoportresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Fausto Zonaro. Dosya sayfası

Padova'dan İstanbul'a

Fausto Zonaro, 1854'te İtalya'nın kuzeyindeki Padova yakınlarında doğdu. Gençliğinde Venedik'te ve Napoli'de resim eğitimi aldı. 1880'lerde İtalya'da ve Paris'te çalıştı; ancak büyük bir başarı elde edemedi. 1891'de İstanbul'a gelmeye karar verdi. İstanbul'da, şehirdeki İtalyan topluluğunun ve Avrupalı çevrelerin desteğiyle kendine bir çevre oluşturdu.

Zonaro, İstanbul'da önce portreler ve şehir manzaraları yaparak geçimini sağladı. Pera'da bir atölye açtı ve resim dersleri verdi. Eşi Elisabetta Zonaro, İstanbul'da bir fotoğraf stüdyosu işletti. Zonaro, İstanbul'un ışığından, renklerinden ve insanlarından büyülendi; şehrin sokaklarını, çarşılarını ve Boğaziçi'ni tutkuyla resmetti.

Saray ressamı oluşu

Zonaro'nun saraya girişi, bir tablosunun padişahın dikkatini çekmesiyle oldu. Zonaro, Osmanlı ordusunun Ertuğrul Süvari Alayı'nı Galata Köprüsü'nden geçerken gösteren büyük bir tablo yaptı. Bu tablo, Rus elçisinin aracılığıyla saraya ulaştı ve II. Abdülhamid tarafından satın alındı. Padişah, Zonaro'nun eserlerinden çok etkilendi ve 1896'da onu saray ressamı olarak atadı. Zonaro, bu unvanla birlikte bir maaş ve Beşiktaş'ta bir ev aldı.

Saray ressamı olarak Zonaro, padişahın istediği konuları resmetti. Saray törenlerini, Osmanlı ordusunun geçit törenlerini ve Cuma selamlığı törenlerini gösteren tablolar yaptı. Ayrıca İstanbul'un gündelik hayatını, Boğaziçi'nin manzaralarını ve İstanbul'un farklı topluluklarını gösteren pek çok tablo yaptı.
Ek bilgi
1897 savaşının ressamı 1897'de Osmanlı ile Yunanistan arasında bir savaş çıktı. Bu kısa savaş, Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı. II. Abdülhamid, Zonaro'yu savaşı resmetmesi için cepheye gönderdi. Zonaro, Teselya'da Osmanlı ordusunun savaşlarını yakından izledi ve bu savaşları gösteren bir dizi büyük tablo yaptı. Bu tablolar, Osmanlı ordusunun 19. yüzyılın sonundaki son büyük zaferlerinden birini görsel olarak belgeleyen önemli eserlerdir. Bu tablolardan bazıları bugün İstanbul'daki Askerî Müze'de ve Dolmabahçe Sarayı'nda bulunur.
Zonaro'nun Boğaziçi'nde kayıkta eğlenen kadınları gösteren tablosu
Zonaro'nun Boğaziçi'nde kayıkta eğlenen kadınları gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Fausto Zonaro. Dosya sayfası

İstanbul'un renkli dünyası

Zonaro'nun en sevilen tabloları, İstanbul'un gündelik hayatını gösteren sahnelerdir. Boğaziçi'nde kayıkla gezen kadınlar, ağlarını çeken balıkçılar, çarşılarda alışveriş yapan insanlar, kahvehanelerde sohbet eden erkekler ve sokaklarda oynayan çocuklar, Zonaro'nun tuvallerinde canlı renklerle yer alır. Zonaro, İstanbul'u izlenimci bir üslupla, ışığın ve renklerin oyununu yakalamaya çalışarak resmetti.

Zonaro'nun tabloları, 19. yüzyıl Avrupa resmindeki oryantalist akımın bir parçası olarak görülebilir. Ancak Zonaro, pek çok oryantalist ressamdan farklı olarak İstanbul'da uzun yıllar yaşadı ve şehri içeriden tanıdı. Onun tabloları, Doğu'yu egzotik ve gizemli bir dünya olarak değil, canlı ve renkli bir gündelik hayat olarak gösteriyor.
Dikkat: yanlış bilinen
İtalya'dan ve Türkiye'den bakınca İtalya'da Zonaro, uzun süre pek tanınmayan bir ressam olarak kaldı. Ancak son yıllarda İtalyan sanat tarihçileri, Zonaro'nun eserlerini yeniden keşfetti ve onun İtalya ile Osmanlı arasındaki kültürel ilişkideki yerini incelemeye başladı. Zonaro'nun hayatının son yıllarını geçirdiği Sanremo'da, eserlerinin bir kısmı ve kişisel arşivi ailesinin elinde korunuyor. Bu arşivde Zonaro'nun İstanbul yıllarına ait mektuplar, fotoğraflar ve çizimler bulunur. Türkiye'de ise Zonaro, 19. yüzyıl sonu İstanbul'unun en sevilen ressamlarından biri olarak anılır. Dolmabahçe Sarayı ve Millî Saraylar koleksiyonlarında çok sayıda eseri bulunur. Zonaro'nun eserleri, Türkiye'de pek çok sergide gösterildi ve kitaplarda yayımlandı.

1909: Saraydan ayrılış

1909'da II. Abdülhamid tahttan indirildi. Yeni yönetim, Abdülhamid döneminin saray kadrolarını büyük ölçüde dağıttı. Zonaro da saray ressamlığı görevinden uzaklaştırıldı. Zonaro, aynı yıl İstanbul'dan ayrılarak İtalya'ya döndü ve Sanremo'ya yerleşti. İstanbul'daki yıllarının anılarını ve tablolarını yanında götürdü. Sanremo'da, İstanbul'u anlatan tablolar yapmaya devam etti. 1929'da Sanremo'da öldü.

Zonaro'nun çalışma yöntemi ve atölyesi

Zonaro, İstanbul'daki yıllarında resimlerinin büyük bir kısmını doğrudan açık havada, konusunun karşısında yaptı. Boğaziçi'nde kayıkla dolaşıyor, Eyüp ve Üsküdar gibi semtlerde sokak sahnelerini çiziyor, çarşılarda insanları gözlemliyordu. Bu çizimleri ve küçük yağlıboya eskizleri, atölyesinde büyük tablolara dönüştürüyordu. Eşi Elisabetta'nın çektiği fotoğraflar da zaman zaman tabloları için yardımcı malzeme oldu; fotoğraf ile resim arasındaki bu iş birliği, dönemin İstanbul'unda yeni bir uygulamaydı.

Zonaro'nun Beşiktaş'taki evi ve atölyesi, saray ressamı olduğu yıllarda pek çok ziyaretçiyi ağırladı. Osmanlı devlet adamları, yabancı diplomatlar ve İstanbul'daki Avrupalı sanatçılar atölyeye uğrayarak tablolarını görüyordu. Zonaro, bu yıllarda resim dersleri vermeyi de sürdürdü; öğrencileri arasında hem Avrupalılar hem de Osmanlı tebaasından gençler vardı. Böylece Zonaro, yalnızca sarayın ressamı olarak değil, İstanbul'un sanat hayatının canlı bir parçası olarak da iz bıraktı.

Zonaro'nun konuları arasında dinî ve geleneksel törenler de önemli bir yer tutar. Mevlevi dervişlerinin semasını, Ramazan akşamlarını, bayram kalabalıklarını ve Surre alayının hazırlıklarını gösteren tabloları, İstanbul'un manevi hayatını saygılı ve dikkatli bir gözle aktarır. Bu tablolar, Osmanlı başkentinin 19. yüzyıl sonundaki dinî ve toplumsal ritimlerini bugüne taşıyan görsel belgelerdir.
Zonaro'nun ağlarını çeken balıkçıları gösteren tablosu
Zonaro'nun ağlarını çeken balıkçıları gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Fausto Zonaro. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1854: Fausto Zonaro Padova yakınlarında doğar.
1891: Zonaro İstanbul'a gelir.
1896: II. Abdülhamid, Zonaro'yu saray ressamı atar.
1897: Osmanlı-Yunan Savaşı; Zonaro cephede savaşı resmeder.
1909: II. Abdülhamid tahttan indirilir; Zonaro İstanbul'dan ayrılır.
1929: Zonaro Sanremo'da ölür.

Bir saray ressamının mirası

Fausto Zonaro, Osmanlı sarayının son büyük yabancı ressamlarından biri. On üç yıl boyunca II. Abdülhamid'in hizmetinde çalıştı ve 19. yüzyıl sonu İstanbul'unu tuvallerine taşıdı. Onun tabloları, bugün o dönemin İstanbul'unu en canlı biçimde gösteren görsel belgeler arasında yer alıyor.

Bizce Zonaro'nun eserleri, Osmanlı'nın son döneminde Avrupa sanatıyla kurduğu ilişkinin güzel bir örneği. II. Abdülhamid, bir İtalyan ressamı sarayına aldı ve onun gözünden İstanbul'un ve Osmanlı ordusunun görüntülerini kayıt altına aldırdı. Zonaro'nun tabloları, hem İtalya'nın hem Türkiye'nin ortak kültürel mirası olarak, iki ülkenin sanat tarihinde hak ettiği yeri almalı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap