Sultan Abdülmecid, 25 Nisan 1823'te İstanbul'da doğan ve babası II. Mahmud'un ölümünün ardından 2 Temmuz 1839'da, henüz on altı yaşındayken tahta çıkan Osmanlı padişahıdır. Yirmi iki yıl süren saltanatı, Osmanlı tarihinin en köklü değişikliklerinin yaşandığı dönemlerden biridir. Tahta çıkışından birkaç ay sonra ilan edilen Tanzimat Fermanı, 1840–1841Mısır krizinin çözümü, 1853–1856Kırım Savaşı, 1856Islahat Fermanı ve Paris Antlaşması onun döneminde gerçekleşti. Dolmabahçe Sarayı da onun zamanında tamamlandı. Abdülmecid, 25 Haziran 1861'de otuz sekiz yaşında vefat etti. Dört oğlu, sırasıyla V. Murad, II. Abdülhamid, V. MehmedReşad ve VI. Mehmed Vahideddin, ondan sonra Osmanlı tahtına çıktı. Sultan Abdülmecid'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Not stated. Dosya sayfası
Zor bir başlangıç
Abdülmecid'in tahta çıktığı günler, Osmanlı Devleti'nin en kritik anlarından biriydi. Babası II. Mahmud'un ölümünden birkaç gün önce, 24 Haziran 1839'da Osmanlı ordusu Nizip'te MısırvalisiMehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın ordusuna yenilmişti. Mahmud bu yenilginin haberini almadan vefat etti. Abdülmecid'in tahta çıkışından kısa bir süre sonra ise Kaptan-ı DeryaAhmedFevzi Paşa, Osmanlı donanmasını İskenderiye'ye götürerek Mehmed Ali'ye teslim etti. Böylece genç padişah, tahta çıktığı ilk haftalarda hem ordusunu hem de donanmasını kaybetmiş bir devletin başına geçmişti.
Tanzimat Fermanı
Bu ağır koşullarda, Abdülmecid'in Hariciye NazırıMustafa Reşid Paşa, devletin Avrupa'nın desteğini kazanması ve iç düzenini yeniden kurması için kapsamlı bir reform programı hazırladı. 3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesi'nde okunan Tanzimat Fermanı, padişahın bütün tebaasına can, mal ve namus güvenliği sağlayacağını, vergilerin herkesin gücüne göre adil biçimde toplanacağını ve askerliğin düzenli bir sisteme bağlanacağını ilan etti. Ferman, Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaayı kapsıyordu. Abdülmecid, fermanın ilanından sonra, devlet adamlarıyla birlikte Hırka-i Saadet Dairesi'nde fermana bağlı kalacağına dair yemin etti.
Ek bilgi
Genç bir padişah ve deneyimli bir vezir: Abdülmecid tahta çıktığında on altı yaşındaydı. Bu nedenle saltanatının ilk yıllarında devlet işlerinde Mustafa Reşid Paşa gibi deneyimli devlet adamlarının etkisi büyüktü. Abdülmecid, zamanla devlet işlerine daha fazla katılsa da reformcu devlet adamlarına güvenmeyi ve onları desteklemeyi sürdürdü. Tanzimat'ın büyük devlet adamları, yani Mustafa Reşid Paşa, Âli Paşa ve Fuad Paşa, onun döneminde yetişti ve öne çıktı.
Mısır krizinin çözümü
Mehmed Ali sorunu, 1840'ta Londra'da toplanan konferansla çözüme kavuşturuldu. İngiltere, Avusturya, Prusya ve Rusya, 15 Temmuz 1840'ta Osmanlı Devleti ile birlikte Londra Antlaşması'nı imzaladı. Mehmed Ali'nin antlaşmayı reddetmesi üzerine İngiliz ve Avusturya donanmaları Suriye kıyılarına müdahale etti; İbrahimPaşa Suriye'yi boşaltmak zorunda kaldı. 1841'de çıkarılan fermanlarla Mehmed Ali'ye ve soyuna Mısırvaliliği verildi; buna karşılık Mehmed Ali, Osmanlı'ya bağlılığını, vergi ödemeyi ve donanmayı geri vermeyi kabul etti. Aynı yıl imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ise barış zamanında Boğazların bütün yabancı savaş gemilerine kapalı olmasını kabul etti.
Reformlar
Abdülmecid döneminde, Tanzimat'ın ilkeleri doğrultusunda pek çok alanda düzenlemeler yapıldı. 1840'ta yeni bir ceza kanunnamesi çıkarıldı ve ilk kâğıt para olan kaime basıldı. 1840'larda modern okullar açılmaya başladı; rüştiyeler kuruldu, öğretmen yetiştirmek için Dârülmuallimîn açıldı. Ordunun yapısı yeniden düzenlendi ve askerlik süresi belirlendi. Gümüş Mecidiye sikkesiyle para sisteminde düzenleme yapıldı. 1847'de İstanbul'daki esir pazarı kapatıldı. 1850'lerde telgraf Osmanlı topraklarına girdi. 1851'de Osmanlı bilim akademisi olarak düşünülen Encümen-i Dâniş kuruldu. Sultan Abdülmecid'in 1850 dolaylarında çekilmiş fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Basile Kargopoulo. Dosya sayfası
1848 mültecileri
Abdülmecid'in saltanatının uluslararası alanda en çok dikkat çeken olaylarından biri, 1848–1849 Macar ve Polonya devrimlerinin bastırılmasından sonra Osmanlı topraklarına sığınan mültecilerin iadesini reddetmesidir. Macar devriminin önderi Lajos Kossuth ve pek çok Macar ve Polonyalı subay, Avusturya ve Rus ordularının önünden kaçarak Osmanlı topraklarına geçti. Avusturya ve Rusya, bu mültecilerin iadesini talep etti. Osmanlı hükümeti, İngiltere ve Fransa'nın desteğiyle bu talebi reddetti. Bu olay, Macaristan'da ve Polonya'da Osmanlı'ya karşı büyük bir minnet duygusu uyandırdı. Mültecilerin bir kısmı Osmanlı ordusunda görev aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
İrlanda yardımı hakkında: Sosyal medyada sık paylaşılan anlatılarda, Abdülmecid'in 1847 İrlanda kıtlığı sırasında İrlanda'ya yardım gönderdiği anlatılır. Padişahın İrlanda'ya bağış yaptığı kabul edilir; ancak bu hikâyenin bazı ayrıntıları, özellikle gizlice gemiler gönderildiği anlatısı, belgelere dayanarak doğrulanmış değildir. Bu konuda paylaşım yaparken bağış ile sonradan eklenen ayrıntıları birbirinden ayırmak gerekir.
Kırım Savaşı
Abdülmecid'in saltanatının en büyük askerî olayı, 1853–1856Kırım Savaşı'dır. Kudüs'teki kutsal yerler meselesi ve Rusya'nın Osmanlı'daki Ortodoks tebaa üzerinde himaye hakkı talebi, savaşın çıkmasına yol açtı. Rusya'nın Eflak ve Boğdan'ı işgal etmesi üzerine Osmanlı Devleti1853'te savaş ilan etti. İngiltere ve Fransa1854'te, Sardinya 1855'te Osmanlı'nın yanında savaşa katıldı. Savaş, Sivastopol'ün düşmesinden sonra 1856'da Paris Antlaşması ile sona erdi. Antlaşmayla Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin güvencesi altına alındı ve Karadeniz tarafsız hâle getirildi. Savaş sırasında, 1854'te Osmanlı Devleti ilk dış borcunu aldı.
Islahat Fermanı
Paris Antlaşması'ndan kısa bir süre önce, 18 Şubat 1856'da ilan edilen Islahat Fermanı, Tanzimat'ın ilkelerini daha da genişletti. Ferman, gayrimüslim tebaaya Müslümanlarla eşit haklar tanıdı; devlet memurluğuna girme, okullara kabul edilme ve askerlik gibi konularda eşitlik ilan edildi. Ferman, Avrupa devletlerinin baskısıyla hazırlanmıştı ve bu nedenle Osmanlı toplumunda farklı tepkilere yol açtı. Mustafa Reşid Paşa bile fermanın hazırlanış şeklini eleştirdi.
Dolmabahçe Sarayı
Abdülmecid'in döneminde, saray hayatı da değişti. Padişah, Topkapı Sarayı yerine Boğaz kıyısında yeni ve Avrupa tarzında bir saray yaptırdı. Dolmabahçe Sarayı, 1856'da tamamlandı ve padişahın resmî ikametgâhı oldu. Saray, Osmanlı'nın Avrupa ile kurduğu yeni ilişkinin mimarideki simgesiydi. Ancak sarayın inşasının ve saray hayatının yüksek maliyeti, Osmanlı maliyesi üzerinde ağır bir yük oluşturdu. Boğaz kıyısındaki Ortaköy Camii de Abdülmecid döneminde yaptırılan yapılar arasındadır. Abdülmecid döneminde inşa edilen Dolmabahçe SarayıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Son yıllar
Abdülmecid'in saltanatının son yılları, mali zorlukların arttığı ve reformlara karşı muhalefetin güçlendiği bir dönemdi. 1859'da padişahı tahttan indirmeyi amaçlayan Kuleli Vakası ortaya çıkarıldı. Abdülmecid'in sağlığı da bozulmaya başladı. Padişah, 25 Haziran 1861'de vefat etti ve Yavuz Sultan Selim Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Yerine kardeşi Sultan Abdülaziz tahta çıktı.
Abdülmecid, Osmanlı tarihinde çoğunlukla "yumuşak huylu" bir padişah olarak anılır. Babası II. Mahmud'un sert ve kararlı kişiliğinin aksine, Abdülmecid uzlaşmacı, nazik ve devlet adamlarına güvenen bir hükümdardı. Bu kişilik özelliği, Tanzimat'ın reformcu devlet adamlarının rahatça çalışabilmesine imkân verdi. Ancak aynı özellik, saray harcamalarının kontrolsüz biçimde artmasına ve mali disiplinin bozulmasına da yol açtı.
Bizce Abdülmecid dönemi, Osmanlı'nın "uzun XIX. yüzyılının" en çelişkili dönemidir. Bir yandan Tanzimat ve Islahat fermanlarıyla eşit vatandaşlık fikri ilk kez devletin resmî politikası oldu; Macar mültecilerinin korunması gibi olaylarla Osmanlı, Avrupa'da saygınlık kazandı. Öte yandan Kırım Savaşı'nda alınan ilk dış borç ve Dolmabahçe'nin maliyeti, sonraki on yıllarda devleti ağır bir mali krize sürükleyecek sürecin başlangıcı oldu. Abdülmecid'in mirası, bu iki yönün birlikte okunmasıyla anlaşılabilir.