İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kuleli Vakası (1859): Tanzimat'a karşı ilk örgütlü darbe girişimi ve padişahın affı

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kuleli Vakası, 1859'da İstanbul'da ortaya çıkarılan ve Sultan Abdülmecid'i tahttan indirmeyi ya da Tanzimat yönetimini devirmeyi amaçladığı ileri sürülen bir gizli örgütlenmedir. Olay, sanıkların Boğaziçi'ndeki Kuleli Kışlası'nda yargılanması nedeniyle bu adla anılır. Örgütün lideri olarak Şeyh Ahmed adlı bir din adamı gösterildi; aralarında subayların, medrese öğrencilerinin ve bazı memurların bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Mahkeme bazı sanıklara idam cezası verdi; ancak Sultan Abdülmecid bu cezaları hapis ve sürgüne çevirdi. Kuleli Vakası, Türk siyasi tarihinde örgütlü bir hükûmet karşıtı hareketin ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. Olay, Islahat Fermanı'ndan sonra oluşan hoşnutsuzluğu, saray harcamalarına yönelik eleştirileri ve yabancı devletlerin etkisinden duyulan kaygıyı yansıtan bir gelişme olarak değerlendirilir.
Sanıkların yargılandığı Kuleli Kışlası'nın bugünkü görünümü
Sanıkların yargılandığı Kuleli Kışlası'nın bugünkü görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Eusebius. Dosya sayfası

Hoşnutsuzluğun kaynakları

1850'lerin sonunda İstanbul'da hükûmete ve saraya yönelik çeşitli eleştiriler yükselmişti. Kırım Savaşı'nın ağır maliyeti, alınan dış borçlar ve sarayın lüks harcamaları, halk arasında ve bazı devlet görevlileri arasında tepki doğuruyordu. Dolmabahçe Sarayı'nın yeni tamamlanmış olması ve saray düğünlerinin büyük masrafları, bu eleştirilerin sık dile getirilen örnekleriydi. Ayrıca 1856 Islahat Fermanı'nın gayrimüslimlere tanıdığı haklar, bazı Müslüman çevrelerde eski düzenin bozulduğu şeklinde algılandı. Yabancı elçilerin devlet işlerinde etkili olduğu düşüncesi de yaygındı.

Bu ortamda bazı subaylar, medrese mensupları ve memurlar gizli toplantılar yapmaya başladı. Toplantılarda hükûmetin politikaları eleştiriliyor ve değişiklik için neler yapılabileceği konuşuluyordu. Bu kişilerin bir kısmı, padişahın tahttan indirilmesi ve yerine kardeşi Abdülaziz'in getirilmesi fikrini de dile getirdi.
Ek bilgi
Şeyh Ahmed kimdi? Kuleli örgütünün lideri olarak gösterilen Şeyh Ahmed, Süleymaniye'de görev yapan bir müderris ve tarikat şeyhiydi. Kendisi, müritleri ve takipçileri arasında saygın bir isimdi. Örgüt içinde askerî kanadın önde gelenleri arasında Hüseyin Daim Paşa gibi rütbeli subaylar da vardı. Örgütün ne kadar kalabalık olduğu ve hangi düzeyde bir plan yaptığı, kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılır; tutuklananların sayısının kırkı aştığı bilinmektedir.

Örgütün ortaya çıkarılması

Eylül 1859'da örgütün bir üyesi, planı yetkililere bildirdi. Bunun üzerine önde gelen sanıklar tutuklandı. Tutuklananlar, Boğaziçi'nin Anadolu yakasında, Çengelköy'deki Kuleli Kışlası'na götürüldü ve burada sorgulandı. Soruşturmayı yürüten heyet, sanıkların ifadelerini aldı, örgütün yapısını ve amaçlarını ortaya çıkarmaya çalıştı. Sanıkların ifadelerinden, örgütün hükûmet üyelerine yönelik bir eylem düşündüğü, padişahın tahttan çekilmesini sağlamayı planladığı ve şeriata uygun bir yönetim istediği anlaşıldı.

Soruşturma sırasında örgütün ayrıntılı bir planı olup olmadığı da tartışıldı. Bazı kaynaklar örgütün oldukça somut hazırlıklar yaptığını yazar. Diğerleri ise örgütün daha çok bir hoşnutsuzlar topluluğu olduğunu, ciddi bir eylem kapasitesine sahip olmadığını belirtir.
Boğaz kıyısındaki Kuleli binasının 2024'teki görünümü
Boğaz kıyısındaki Kuleli binasının 2024'teki görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 2.0, yazar: flowcomm. Dosya sayfası

Yargılama ve padişahın affı

Sanıkları yargılamak için özel bir mahkeme kuruldu. Mahkeme, örgüt liderlerinden bazılarına idam cezası, diğerlerine çeşitli sürelerde hapis ve sürgün cezaları verdi. Ancak Sultan Abdülmecid, idam cezalarını onaylamadı. Cezalar, hapis ve sürgüne çevrildi. Şeyh Ahmed ve diğer önde gelen sanıklar, farklı kalelere ve uzak bölgelere sürgüne gönderildi. Bu af, padişahın kendi döneminin genel yaklaşımına uygundu; Abdülmecid, saltanatı boyunca siyasi suçlulara karşı genellikle yumuşak davranmasıyla tanınır.
Dikkat: yanlış bilinen
Kuleli ve Yeni Osmanlılar: Kuleli Vakası, bazı tarihçilerce Tanzimat'a muhafazakâr bir tepki olarak, bazılarınca ise sonraki anayasal hareketlerin öncülerinden biri olarak değerlendirilir. Örgütün amaçları arasında şeriata dönüş vurgusu bulunsa da hükûmetin yabancı etkisine açıklığını ve saray harcamalarını eleştirmesi, birkaç yıl sonra Yeni Osmanlılar'ın dile getirdiği bazı eleştirilere benzer. Bu nedenle olay, tek bir kalıba sığdırılması zor, karmaşık bir hareket olarak ele alınmalıdır.

Kuleli Kışlası: binanın kendi hikâyesi

Kuleli Kışlası, Boğaziçi'nin Anadolu yakasında, Çengelköy ile Vaniköy arasında yer alır. Bu bölgede daha eski dönemlerde bir saray ve bahçe bulunduğu bilinir. Sultan II. Mahmud döneminde kışla olarak yapılan bina, Sultan Abdülmecid döneminde yeniden inşa edildi. Kırım Savaşı sırasında müttefik ordularının hastanesi olarak da kullanıldı. 1845'ten itibaren askerî okul işlevi de üstlenen Kuleli, bugün Türkiye'nin en eski askerî liselerinden birinin bulunduğu yer olarak bilinir. Binanın iki yüksek kulesi, Boğaziçi siluetinin en tanıdık parçalarından biridir. Askerî lise 2016'da kapatıldıktan sonra binanın kullanımı yeniden düzenlendi.
Boğaziçi kıyısındaki Kuleli binası
Boğaziçi kıyısındaki Kuleli binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Julia Sumangil. Dosya sayfası

Dönemin siyasi atmosferi

Kuleli Vakası'nın ortaya çıktığı yıllar, Osmanlı siyasetinde yeni fikirlerin konuşulmaya başlandığı bir dönemdi. 1860'ta yayımlanmaya başlayan Tercüman-ı Ahval gazetesi, kamuoyunun gelişmesine katkıda bulundu. Kısa süre sonra Şinasi'nin Tasvir-i Efkâr'ı yayın hayatına girdi. 1861'de Sultan Abdülmecid'in ölümüyle tahta çıkan Abdülaziz döneminde siyasi tartışmalar daha da yoğunlaştı. 1865'te kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyeti ise bu tartışmalara anayasa ve meclis talebini ekledi. Kuleli Vakası, bu sürecin henüz gazetelerin ve siyasi cemiyetlerin olmadığı bir anda, gizli toplantılar aracılığıyla ifade edilmiş bir öncülü gibi görülebilir.
Tarih notu
Kronoloji:
18 Şubat 1856: Islahat Fermanı ilan edilir.
1856: Dolmabahçe Sarayı tamamlanır.
1858–1859: İstanbul'da gizli toplantılar düzenlenir.
Eylül 1859: Örgüt ihbar edilir ve önde gelen üyeler tutuklanır.
1859: Sanıklar Kuleli Kışlası'nda sorgulanır ve yargılanır.
1859: Sultan Abdülmecid idam cezalarını hapis ve sürgüne çevirir.
1861: Abdülmecid ölür, Abdülaziz tahta çıkar.
1865: Yeni Osmanlılar Cemiyeti kurulur.

Bir kışlada yargılanan hoşnutsuzluk

Kuleli Vakası, Tanzimat'ın getirdiği değişimlerin herkes tarafından aynı şekilde karşılanmadığını gösteren çarpıcı bir olaydır. Reformların hızı, büyük devletlerin etkisi ve sarayın harcamaları, toplumun farklı kesimlerinde farklı kaygılar doğuruyordu. Örgüt üyelerinin bir kısmı geleneksel düzenin korunmasını isterken, diğerleri hükûmetin yönetim biçimine itiraz ediyordu.

Olayın en dikkat çekici sonucu ise padişahın affıydı. İdam cezalarının uygulanmaması, Abdülmecid'in siyasi muhalefetle kan dökmeden başa çıkmaya çalışan bir hükümdar olduğu yönündeki izlenimi güçlendirdi. Kuleli Vakası, kısa ömürlü bir girişim olarak kaldı; ancak geride, devletin geleceğine dair farklı tasavvurların artık gizli de olsa örgütlenmeye başladığı bir dönemin ilk işaretini bıraktı. Sonraki yarım yüzyılda bu tasavvurlar gazetelerde, cemiyetlerde ve nihayet mecliste tartışılacaktı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap