Tanzimat Fermanı, resmî adıyla Gülhane Hatt-ı Hümâyunu, 3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın Gülhane Bahçesi'nde Hariciye NazırıMustafa Reşid Paşa tarafından okunan ve Osmanlı Devleti'nde yeni bir dönemin başlangıcı kabul edilen padişah fermanıdır. Ferman, Sultan Abdülmecid'in bütün tebaasına can, mal ve namus güvenliği sağlanacağını, vergilerin herkesin gücüne göre adil biçimde toplanacağını, askerliğin düzenli ve belirli süreli olacağını ve hiç kimsenin açık ve adil bir yargılama olmadan cezalandırılamayacağını ilan etti. Bu ilkeler, Müslüman ve gayrimüslim bütün tebaayı kapsıyordu. Fermanla başlayan ve 1876'da I. Meşrutiyet'in ilanına kadar süren döneme Tanzimat Dönemi denir. "Tanzimat" kelimesi, "düzenlemeler" anlamına gelir. Tanzimat Fermanı'nın Gülhane'de okunuşunu gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Maldek™. Dosya sayfası
Fermanın arka planı
Tanzimat Fermanı, Osmanlı Devleti'nin çok zor bir anında ilan edildi. 1839 yazında Osmanlı ordusu Nizip'te MısırvalisiMehmed Ali Paşa'nın ordusuna yenilmiş, donanma Mehmed Ali'ye teslim edilmiş ve II. Mahmud vefat etmişti. Devletin, Mehmed Ali'ye karşı Avrupa devletlerinin desteğine acil ihtiyacı vardı. Mustafa Reşid Paşa, Londra ve Paris'teki elçilik görevleri sırasında, Avrupa kamuoyunun Osmanlı Devleti'ni ancak iç düzenini yenileyen bir devlet olarak desteklemeye hazır olduğunu görmüştü. Fermanın bir amacı, Avrupa devletlerine Osmanlı Devleti'nin reform yapma kararlılığını göstermekti.
Ancak fermanı yalnızca dış baskıların ürünü olarak görmek eksik olur. II. Mahmud döneminde başlayan reformlar, devletin yönetim anlayışını zaten değiştirmeye başlamıştı. Müsadere, yani devlet görevlilerinin mallarına el konulması uygulaması II. Mahmud döneminde kaldırılmıştı. 1838'de Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye kurulmuştu. Tanzimat Fermanı, bu sürecin devamı ve resmî bir ilanıydı.
Gülhane'deki tören
Ferman, 3 Kasım 1839'da Topkapı Sarayı'nın dış bahçesi olan Gülhane'de düzenlenen büyük bir törenle okundu. Törene padişah, devlet adamları, ulema, ordunun komutanları, gayrimüslim cemaatlerin dinî liderleri, esnaf temsilcileri ve İstanbul'daki yabancı elçiler katıldı. Fermanı, Mustafa Reşid Paşa yüksek sesle okudu. Fermanın okunmasından sonra, padişah ve devlet adamları Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Saadet Dairesi'nde fermanın hükümlerine bağlı kalacaklarına dair yemin ettiler.
Ek bilgi
Neden yabancı elçiler? Fermanın okunduğu törene yabancı elçilerin davet edilmesi, bir Osmanlı fermanı için alışılmadık bir durumdu. Bu davet, fermanın Avrupa kamuoyuna yönelik bir mesaj da taşıdığını gösterir. Fermanın metni kısa sürede Fransızcaya çevrilerek Avrupa'daki gazetelerde yayımlandı. Bu sayede ferman, Avrupa'da geniş bir ilgiyle karşılandı ve Osmanlı Devleti'nin Mehmed Ali'ye karşı Avrupa desteğini kazanmasına katkıda bulundu.
Fermanın içeriği
Ferman, giriş bölümünde Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan beri şeriatın hükümlerine ve devletin kanunlarına uyarak güçlendiğini, ancak son yüzyılda bu kurallara uyulmadığı için zayıfladığını belirtir. Ardından devletin yeniden güçlenmesi için bazı yeni kanunlar konulması gerektiği vurgulanır. Fermanın başlıca hükümleri şunlardır:
Bütün tebaanın can, mal ve namus güvenliği sağlanacaktır.
Vergiler, herkesin gelirine ve gücüne göre adil biçimde belirlenecek ve toplanacaktır. İltizam usulünün yol açtığı haksızlıklar giderilecektir.
Askerlik, düzenli bir sisteme bağlanacak; askere alınacak kişilerin sayısı bölgelerin nüfusuna göre belirlenecek ve askerlik süresi sınırlanacaktır.
Hiç kimse, açık ve adil bir yargılama yapılmadan idam edilmeyecek ve cezalandırılmayacaktır.
Hiç kimsenin malına, suçu ne olursa olsun, el konulmayacak; suçlunun mirasçıları mirastan mahrum bırakılmayacaktır.
Bu hükümler, din ve mezhep farkı gözetilmeksizin bütün tebaaya uygulanacaktır.
Fermanı ilan eden Sultan Abdülmecid'in taşbaskı portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Johann Stadler (1804-1859). Dosya sayfası
Fermanın önemi
Tanzimat Fermanı, Osmanlı tarihinde birkaç açıdan bir dönüm noktasıdır. İlk kez padişah, kendi yetkilerini kanunlarla sınırlamayı kabul ediyor ve bu kanunlara uyacağına yemin ediyordu. İlk kez bütün tebaa, din farkı gözetilmeksizin aynı haklara sahip olarak tanımlanıyordu. Ferman, "kanun hâkimiyeti" fikrini Osmanlı siyasi düşüncesine yerleştirdi. Bu fikir, sonraki dönemde Yeni Osmanlılar'ın anayasa talebinin ve 1876'da Kanûn-ı Esâsî'nin ilanının zeminini hazırladı.
Uygulamada Tanzimat
Fermanın ilkelerinin uygulanması, kolay olmadı. Vergilerin adil biçimde toplanması için iltizam usulü kaldırılarak "muhassıl" adı verilen maaşlı devlet görevlileri aracılığıyla vergi toplanmaya başlandı. Ancak bu sistem, devletin gelirlerinin düşmesine yol açtı ve 1842'de iltizam usulüne geri dönüldü. 1840'ta yeni bir ceza kanunnamesi çıkarıldı. Askerlik sistemi, 1843'te yapılan düzenlemeyle yeniden örgütlendi. Eğitim alanında ise yeni okullar açıldı. Ancak fermanın ilkelerinin taşrada uygulanması, yerel güçlerin direnişi nedeniyle zaman zaman sorunlara yol açtı; bazı bölgelerde isyanlar çıktı.
Dikkat: yanlış bilinen
Tepkiler: Tanzimat Fermanı, Osmanlı toplumunda farklı tepkilere yol açtı. Bazı çevreler, Müslümanlar ile gayrimüslimlerin eşit tutulmasını geleneksel düzene aykırı buldu. Bazı gayrimüslim cemaatlerin liderleri ise yeni düzenin cemaatlerinin ayrıcalıklarını azaltacağından endişe etti. Avrupa devletleri ise fermanın uygulanmasını yakından izleyerek Osmanlı'nın iç işlerine karışmak için bir gerekçe buldu. Fermanı değerlendirirken bu farklı bakış açılarını göz önünde bulundurmak gerekir.
Tanzimat'ın devlet adamları
Tanzimat Dönemi, Osmanlı tarihinde devlet adamlarının padişahlardan daha belirleyici olduğu bir dönem olarak da bilinir. Mustafa Reşid Paşa'nın yanında, onun yetiştirdiği Âli Paşa ve Fuad Paşa, dönemin politikalarını belirledi. Bu devlet adamları, Avrupa dillerini bilen, Avrupa diplomasisini tanıyan ve devleti yenilemek için çalışan bir kuşağın temsilcileriydi. Bâbıâli, yani sadrazamlık makamı, Tanzimat Dönemi'nde Osmanlı yönetiminin merkezi hâline geldi.
Arşivlerdeki Tanzimat
Tanzimat Fermanı'nın orijinali ve fermanın hazırlanmasına dair belgeler, Osmanlı arşivinde korunur. Fermanın metni, Osmanlı'nın resmî gazetesi Takvîm-i Vekâyi'de de yayımlanmıştır. Tanzimat Dönemi, Osmanlı arşivinin en zengin dönemlerinden biridir; Meclis-i Vâlâ'nın kararları, yeni kanunların hazırlanmasına dair yazışmalar ve taşradan gelen raporlar, arşivde geniş bir koleksiyon oluşturur. Bu belgeler, reformların nasıl hazırlandığını ve uygulamada nasıl karşılandığını ayrıntılı biçimde izlemeyi mümkün kılar. Osmanlı kanunlarını Fransızcaya aktaran XIX. yüzyıl derlemesinin ikinci cildiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Grégoire Aristarchi / Gregory Aristarchis (Bey) / Γρηγόριος Αριστάρχης. Dosya sayfası
Tanzimat Fermanı, Türkiye'de uzun süredir iki farklı biçimde okunur. Bir okumaya göre ferman, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'nın baskısına boyun eğmesinin ve kendi kurumlarını terk etmesinin başlangıcıdır. Diğer okumaya göre ise ferman, kanun hâkimiyetinin, eşit vatandaşlığın ve anayasal düzenin Türkiye'deki ilk adımıdır. Her iki okuma da fermanın bir yönünü yakalar, ama tek başına eksik kalır.
Bizim gözümüzde fermanın en dikkat çekici yanı, metnin kendi diliyle ilgilidir. Ferman, yeniliği geleneğe aykırı bir şey olarak değil, devletin eski gücüne dönmesinin yolu olarak sunar. Fermanın hazırlayıcıları, Avrupa'dan aldıkları fikirleri Osmanlı'nın siyasi geleneğinin diliyle ifade etmeye çalıştılar. Bu çaba, Tanzimat'ın hem başarılarını hem de çelişkilerini anlamamız için önemli bir anahtardır. Gülhane'de okunan metin, bugünkü Türkiye'nin hukuk ve devlet anlayışının da uzak bir başlangıç noktasıdır.