Kösem Sultan, Osmanlı tarihinin en uzun süre siyasi güç elinde tutan kadınlarından biridir. Sultan I. Ahmed'in hasekisi, IV. Murad ile Sultan İbrahim'in annesi ve IV. Mehmed'in büyükannesi olarak yaklaşık yarım yüzyıl boyunca saray siyasetinin merkezinde kaldı. İki kez resmî naip olarak devleti yönetti, birçok sadrazamın atanmasında ve azlinde belirleyici rol oynadı. Hayatı, 2 Eylül 1651 gecesi Topkapı Sarayı'nda öldürülmesiyle trajik bir biçimde sona erdi. Halk arasında hayır işleriyle, tarihçiler arasında ise "Kadınlar Saltanatı" diye anılan dönemin en güçlü siması olarak tanınır. Kösem Sultan olarak tanımlanan bir kadın portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hans Ludwig Graf von Kuefstein?. Dosya sayfası
Saraya gelişi ve haseki yılları
Kösem'in doğum yılı kesin olarak bilinmez; genellikle 1589 dolayı kabul edilir. Rum asıllı olduğu ve genç yaşta saraya getirildiği, saraydaki adının Mahpeyker olduğu ve "Kösem" lakabının sonradan verildiği bilinir. Saraya geldiği yıllar, I. Ahmed'in tahta çıktığı 1603–1604'e denk gelir. Genç padişahın gözdesi oldu ve kısa sürede haremin en etkili kadını hâline geldi. Venedik elçilerinin raporları, onun I. Ahmed üzerindeki etkisinden ve padişahın ona olan bağlılığından söz eder. I. Ahmed'den doğan çocukları arasında Murad, Kasım, İbrahim ile Ayşe, Fatma ve Hanzade sultanlar bulunuyordu.
1617'de I. Ahmed genç yaşta ölünce Kösem, kuralı gereği Eski Saray'a gönderildi. Sonraki altı yıl, I. Mustafa'nın iki kısa saltanatı ve II. Osman'ın trajik ölümüyle geçti. Kösem bu dönemde saray dışında kalmasına rağmen ilişkilerini korudu.
Naibe Valide Sultan: IV. Murad dönemi
1623'te oğlu Murad on bir yaşında tahta çıkınca Kösem, Valide Sultan olarak saraya döndü. Padişah çocuk yaşta olduğu için devleti fiilen o yönetti. Osmanlı geleneğinde bu ölçüde resmî bir naiplik daha önce görülmemişti. Kösem, sadrazamlarla yazışıyor, divanın kararlarını izliyor, devlet işlerine dair arzları okuyup cevaplandırıyordu. Bu yazışmaların bir kısmı günümüze ulaşmıştır ve onun devlet işlerine ne kadar hâkim olduğunu gösterir. Bu dönemde Safevîlerle savaş, Abaza Mehmed Paşa isyanı ve İstanbul'daki kapıkulu ayaklanmaları gibi büyük sorunlarla uğraşıldı. 1632'de IV. Murad yönetimi bizzat eline alınca Kösem'in etkisi azaldı, ama tamamen ortadan kalkmadı. Kösem Sultan'ın yaptırdığı Büyük Valide Han'ı gösteren Osmanlı minyatürüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
İbrahim ve IV. Mehmed dönemleri
1640'ta IV. Murad öldüğünde hanedanın hayatta kalan tek erkek üyesi İbrahim'di. Kaynaklar, IV. Murad'ın ölmeden önce kardeşinin de öldürülmesini emrettiğini, Kösem'in bu emri uygulatmayarak hanedanın devamını sağladığını aktarır. İbrahim döneminde Kösem yeniden güçlü bir Valide Sultan oldu; ancak oğlunun gözdeleri ve harem kadınlarıyla giderek artan çatışmalar yaşadı. 1648'de İbrahim'in tahttan indirilmesine razı olması ve yerine torunu IV. Mehmed'in geçirilmesi, onun hayatındaki en ağır kararlardan biri oldu.
Yeni padişahın annesi Turhan Sultan genç olduğu için "Büyük Valide" unvanıyla Kösem yeniden naip oldu. Ancak bu kez sarayda iki valide vardı. Turhan Sultan'ın çevresi ile Kösem'in dayandığı yeniçeri ağaları arasındaki rekabet giderek sertleşti. 1651 yazında Kösem'in, IV. Mehmed'i tahttan indirip yerine başka bir şehzadeyi geçirmeyi planladığı söylentileri yayıldı. 2 Eylül 1651 gecesi Turhan Sultan'a bağlı saray ağaları Kösem'in dairesine girdi ve onu öldürdü. Olay İstanbul'da büyük yankı uyandırdı; halkın üç gün yas tuttuğu anlatılır. Ardından Kösem'e yakın yeniçeri ağaları da tasfiye edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Ölümüne dair rivayetler: Kösem Sultan'ın öldürülüşü hakkında Osmanlı kroniklerinde ve Avrupa raporlarında birbirinden farklı ayrıntılar yer alır. Bazı anlatılar, onun bir dolaba saklandığını, eteğinin dışarıda görünmesi üzerine bulunduğunu ya da saç örgüleriyle boğulduğunu söyler. Bu ayrıntıların önemli bir kısmı sonradan dramatik bir dille eklenmiş olabilir ve kesin olarak doğrulanamaz. Kesin olan, saray içi bir güç mücadelesi sonucunda öldürüldüğü ve ölümünün Turhan Sultan'ın saraydaki üstünlüğünü sağladığıdır.
Hayır işleri ve vakıfları
Kösem Sultan, Osmanlı hanedan kadınlarının vakıf geleneğinin en cömert temsilcilerinden biriydi. 1640'ta tamamlanan Üsküdar'daki Çinili Camii ve külliyesi, onun en tanınmış eseridir; adını iç mekânındaki İznik çinilerinden alır. İstanbul'da Mahmutpaşa çarşısının yakınında yaptırdığı Büyük Valide Han, şehrin en büyük hanlarından biri oldu ve hem tüccarlara hem de vakfına gelir sağladı. Anadolu ve Rumeli'nin çeşitli yerlerinde çeşmeler, mescitler ve köprüler yaptırdı. Kaynaklar onun her yıl kendi parasıyla borçlu mahpusları serbest bıraktırdığını, yetim kızlara çeyiz hazırladığını aktarır. Vakfiyeleri, onun ekonomik gücünün ve sosyal hayata katkısının en somut belgeleridir.
Ek bilgi
"Kadınlar Saltanatı" kavramı: XVI. yüzyıl sonundan XVII. yüzyıl ortasına kadar süren ve saray kadınlarının siyasette büyük etki kurduğu dönem, XX. yüzyıl başında Ahmed Refik'in kitabıyla "Kadınlar Saltanatı" adıyla popülerleşti. Bu ifade, dönemi çoğu zaman bir çöküş belirtisi olarak sunar. Bugünkü araştırmalar ise valide sultanların gücünü, şehzadelerin artık sancaklara gönderilmediği yeni veraset düzeninin doğal bir sonucu olarak görür: tahta genç ve tecrübesiz şehzadeler çıktıkça, hanedanın devamını sağlamak ve devleti yürütmek için annelerin rolü arttı.
Venedik balyoslarının gözünden
Kösem Sultan'ın siyasi hayatını izlemek için en zengin dış kaynaklar Venedik balyoslarının raporlarıdır. Balyoslar, saray kadınlarının siyasi etkisini yakından takip eder ve Senato'ya gönderdikleri yazılarda Valide Sultan'ın kararlarını, sadrazamlarla ilişkilerini ve harem içindeki gelişmeleri aktarırdı. Görev dönemi sonunda Senato'ya sunulan ayrıntılı raporlar (relazioni) da Kösem'in kişiliği ve gücü hakkında değerlendirmeler içerir. Bu belgeler bugün Venedik Devlet Arşivi'nde korunur ve bir kısmı XIX. yüzyılda yayımlanmıştır. İngiliz ve Fransız elçilerinin yazışmaları da özellikle 1651'deki olayları farklı açılardan kaydeder. Avrupalı yazarların haremi çoğu zaman merak ve hayal karışık bir dille anlattığını hesaba katmak gerekir; ama siyasi gelişmeleri kaydetmeleri bakımından bu raporlar Osmanlı kroniklerini tamamlayan değerli kaynaklardır. Paul Rycaut'un eserinde oğlu IV. Murad'ın ölümünü gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Paul Rycaut (?). Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: y. 1589: Kösem doğar. 1603–1604: Saraya gelir, I. Ahmed'in hasekisi olur. 1617: I. Ahmed ölür, KösemEski Saray'a gönderilir. 1623: Oğlu IV. Murad tahta çıkar; Kösem naibe olur. 1640: Oğlu İbrahim tahta çıkar; Çinili Camii tamamlanır. 1648: Torunu IV. Mehmed tahta çıkar; "Büyük Valide" olur. 2 Eylül 1651: Topkapı Sarayı'nda öldürülür.
Gücün bedeli
Kösem Sultan'ın hayatı, Osmanlı sarayında gücün nasıl el değiştirdiğini anlamak için bir anahtar gibidir. O, padişah olmayan ama padişahları tahta çıkaran ve indiren bir kişiydi. Bu güç ona hanedanı yok olmaktan kurtarma imkânı verdi; ama aynı güç sonunda onun da ölümüne yol açtı. Kösem'i yalnızca bir entrika ustası olarak görmek de, onu kusursuz bir devlet kadını olarak yüceltmek de eksik kalır. Onu en iyi anlatan şey, yaklaşık yarım asır boyunca istikrarsız bir sarayda ayakta kalabilmesi ve geride bugün hâlâ kullanılan cami, han ve çeşmeler bırakmasıdır. Ölümüyle birlikte bir dönem kapandı ve beş yıl sonra Köprülü Mehmed Paşa'nın gelişiyle siyasetin ağırlığı yeniden saraydan sadrazama kaydı.