II. Mahmud (20 Temmuz 1785 – 1 Temmuz 1839), 1808'den ölümüne kadar 31 yıl tahtta kalan Osmanlı padişahıdır. Saltanatı, Osmanlı Devleti'nin en köklü dönüşümlerinden birine sahne oldu. 1826'da Yeniçeri Ocağı'nı kaldırarak yerine Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adlı yeni orduyu kurdu; taşradaki güçlü ayanları etkisizleştirdi; nezaretler, yani bakanlıklar kurarak yönetimi yeniden örgütledi; ilk resmî gazete Takvîm-i Vekâyi'yi yayımlattı; ilk modern nüfus sayımını yaptırdı; tıp ve harp okulları açtı; kıyafetlerde değişikliğe giderek fesi resmî başlık hâline getirdi. Bu yeniliklerin yanında, Yunan bağımsızlığı, Cezayir'in Fransa tarafından işgali ve Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın isyanı gibi ağır kayıplar ve krizlerle de mücadele etti. Ölümünden birkaç ay sonra ilan edilen Tanzimat Fermanı, büyük ölçüde onun açtığı yolun devamıdır. II. Mahmud'un portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Henry Guillaume Schlesinger. Dosya sayfası
Kafeste geçen gençlik ve tahta çıkış
Mahmud, Sultan I. Abdülhamid'in oğlu olarak 1785'te doğdu. Amcasının oğlu III. Selim döneminde sarayda yetişti; III. Selim'in reformlarını yakından izledi ve onunla yakın bir ilişki kurdu. 1807'de Kabakçı İsyanı'nın ardından tahta çıkan kardeşi IV. Mustafa döneminde sarayın şehzade dairesinde yaşadı. 28 Temmuz 1808'de Alemdar Mustafa Paşa'nın kuvvetleri saraya dayandığında, IV. Mustafa III. Selim ile birlikte onun da öldürülmesini emretti. III. Selim bu emirle öldürüldü; Mahmud ise saray görevlilerinin yardımıyla saklanarak kurtuldu ve aynı gün tahta çıktı.
İlk yıllar: zayıf bir merkez
Saltanatının ilk yıllarında II. Mahmud'un hareket alanı oldukça dardı. Alemdar'ın öncülüğünde imzalanan Sened-i İttifak, ayanların gücünü yazılı bir metne bağlamıştı. Kasım 1808'deki yeniçeri ayaklanmasında Alemdar öldü; II. Mahmud, tahtta kalan tek erkek hanedan üyesi olabilmek için IV. Mustafa'nın öldürülmesini emretti. Ardından Rusya ile süren savaş, 1812'de Bükreş Antlaşması'yla Besarabya'nın kaybedilmesiyle sona erdi. Sırbistan'daki ayaklanma ancak 1813'te bastırılabildi.
Ayanların tasfiyesi
II. Mahmud, 1810'lardan itibaren taşradaki güçlü ayan ailelerini teker teker etkisizleştirmeye başladı. Kimi ayanlar görevden alındı, kiminin mallarına el konuldu, kimine karşı askerî seferler düzenlendi. Bu sürecin en çarpıcı örneği, Yanya'da yarı bağımsız bir yönetim kuran Tepedelenli Ali Paşa'ya karşı açılan ve 1822'de onun ölümüyle sonuçlanan seferdir. Ancak bu sefer, Mora'da başlayan Yunan isyanının ilk aşamada bastırılmasını zorlaştırdı. Merkezileşme politikası, kısa vadede kayıplara yol açsa da uzun vadede taşranın merkeze bağlanmasını sağladı.
Ek bilgi
Mahmudiye: II. Mahmud döneminde Haliç'teki Tersane-i Âmire'de inşa edilen ve 1829'da denize indirilen Mahmudiye kalyonu, döneminin dünyadaki en büyük savaş gemilerinden biri olarak bilinir. Gemi 128 topla donatılmıştı ve uzun bir hizmet hayatı boyunca Kırım Savaşı'nda da görev yaptı. Navarin'de donanmanın büyük bölümünü kaybeden devletin hemen ardından böyle bir gemiyi denize indirmesi, yeniden toparlanma çabasının simgelerinden biri oldu.
Yunan isyanı ve Navarin
1821'de Eflak ve Boğdan'da Filiki Eterya'nın başlattığı hareket ve ardından Mora'da patlak veren isyan, II. Mahmud'un saltanatının en ağır sınavlarından biri oldu. Osmanlı Devleti, isyanı bastırmak için Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'dan yardım istedi; oğlu İbrahim Paşa 1825'te Mora'ya çıktı ve isyanı büyük ölçüde bastırdı. Ancak İngiltere, Fransa ve Rusya'nın müdahalesiyle 20 Ekim 1827'de Navarin'de Osmanlı-Mısır donanması yakıldı. 1828–1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nın ardından imzalanan Edirne Antlaşması ve 1830Londra Protokolü ile Yunanistan bağımsız bir devlet olarak tanındı. Aynı yıl Sırbistan özerk bir prenslik oldu; Fransa ise Cezayir'i işgal etti.
1826: Vaka-i Hayriye
II. Mahmud'un en bilinen kararı, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıdır. Padişah, bu adımı yıllarca hazırladı: Ulemanın, topçu ve humbaracı ocaklarının ve halkın desteğini kazanmaya çalıştı. Mayıs 1826'da Eşkinci adıyla yeni bir talimli birlik kurulacağı ilan edildi. Haziran 1826'da yeniçeriler bu karara karşı ayaklanınca, padişah sancak-ı şerifi çıkararak halkı ve askerleri yanına çağırdı. 15 Haziran 1826'da yeniçeri kışlaları top ateşiyle dağıtıldı ve ertesi gün yayımlanan fermanla ocak kaldırıldı. Osmanlı kaynaklarında bu olay "Vaka-i Hayriye", yani "hayırlı olay" olarak anıldı. Yerine kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye, Avrupa usulünde eğitilmiş bir ordu olarak örgütlendi. II. Mahmud döneminde inşa edilen Mahmudiye kalyonuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Yeni bir devletin yapı taşları
Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasından sonra II. Mahmud, devletin hemen her alanında köklü değişikliklere girişti. Bu değişikliklerin başlıcaları şunlardır:
1827'de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, yani askerî tıp okulu açıldı.
1829'da kıyafet düzenlemesi yapıldı; fes, devlet görevlileri için resmî başlık oldu ve sarık, belirli din görevlileri dışında kullanımdan kalktı.
1831'de ilk resmî gazete Takvîm-i Vekâyi yayımlanmaya başladı.
1831'de Anadolu ve Rumeli'de erkek nüfusu esas alan ilk modern nüfus sayımı yapıldı.
1831'de tımar sistemi büyük ölçüde kaldırıldı.
1834'te Mekteb-i Harbiye açıldı; aynı yıl yedek kuvvet olarak redif birlikleri kuruldu.
1834'ten itibaren Londra, Paris ve Viyana'da sürekli elçilikler yeniden açıldı.
1836'da Hariciye ve Umûr-ı Mülkiye (sonradan Dahiliye) nezaretleri kuruldu.
1838'de Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye kuruldu; aynı yıl karantina teşkilatı oluşturuldu.
Bu reformların çoğu, bir sonraki dönemin, yani Tanzimat'ın kurumlarının çekirdeğini oluşturdu.
Mehmed Ali krizi
II. Mahmud'un son yılları, Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile yaşanan büyük krizle geçti. Mehmed Ali, Yunan isyanındaki yardımının karşılığı olarak istediği Suriye'yi alamayınca 1831'de oğlu İbrahim Paşa'yı Suriye'ye gönderdi. İbrahim Paşa, Konya'da Osmanlı ordusunu yenerek Kütahya'ya kadar ilerledi. II. Mahmud, Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı; Rus donanması Boğaz'a geldi. 1833'te Kütahya Antlaşması ile Suriye ve Adana Mehmed Ali'ye bırakıldı; aynı yıl Rusya ile Hünkâr İskelesi Antlaşması imzalandı. 1839'da Osmanlı ordusu Suriye'ye yeniden saldırdı; ancak 24 Haziran 1839'da Nizip'te ağır bir yenilgiye uğradı. II. Mahmud, bu yenilginin haberi İstanbul'a ulaşmadan, 1 Temmuz 1839'da hayatını kaybetti.
Dikkat: yanlış bilinen
Bir padişahın iki yüzü: II. Mahmud, Türk tarih yazımında çoğu zaman "inkılapçı padişah" olarak anılır. Bu nitelendirme, onun yaptığı köklü değişiklikleri doğru biçimde vurgular. Ancak aynı dönemde yaşanan büyük toprak kayıpları ve merkezileşme sürecinin sert yöntemleri de bu tablonun bir parçasıdır. Onu ne yalnızca bir kurtarıcı ne de yalnızca bir yıkıcı olarak görmek doğru olur; o, çok zor bir dönemde devletin yapısını yeniden kurmaya çalışan bir hükümdardı.
Şair, hattat ve "tasvir-i hümâyun"
II. Mahmud, "Adlî" mahlasıyla şiirler yazan, hat sanatıyla ilgilenen ve musikiye ilgi gösteren bir padişahtı. Hat levhaları bugün çeşitli müzelerde ve camilerde bulunur. Döneminde padişahın portresi, "tasvir-i hümâyun" adıyla devlet dairelerine ve askerî birliklere asılmaya başlandı. Bu uygulama, padişahın halka görünür olmasını ve devletin merkezî simgelerinin yaygınlaşmasını amaçlayan yeni bir anlayışın işaretiydi. II. Mahmud, aynı zamanda İstanbul'da ve taşrada halk arasına çıkarak gezen, devlet işlerini yerinde gören bir padişah olarak da bilinir.
Türbesi
II. Mahmud'un naaşı, Divanyolu'nda oğlu Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılan türbeye defnedildi. 1840'ta tamamlanan bu türbe, Osmanlı mimarisinde Batı etkilerinin belirgin olduğu ampir üslubun önemli örneklerinden biridir. Türbede II. Mahmud'un yanında, daha sonraki dönemlerde Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid de dahil olmak üzere hanedanın başka üyeleri de yatmaktadır. Türbenin hazîresinde ise dönemin pek çok devlet adamı ve aydınının mezarı bulunur. Divanyolu'ndaki II. Mahmud Türbesi'nin XIX. yüzyıl sonu fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 20 Temmuz 1785: Mahmud doğar. 28 Temmuz 1808: Tahta çıkar. 7 Ekim 1808: Sened-i İttifak imzalanır. 1812: Bükreş Antlaşması. 1821: Yunan isyanı başlar. 1822: Tepedelenli Ali Paşa öldürülür. 15 Haziran 1826: Yeniçeri Ocağı kaldırılır. 1827: Navarin; Mekteb-i Tıbbiye açılır. 1829: Edirne Antlaşması; kıyafet düzenlemesi. 1831: Takvîm-i Vekâyi ve nüfus sayımı. 1833: Kütahya ve Hünkâr İskelesi antlaşmaları. 1834: Mekteb-i Harbiye; redif birlikleri. 1836: Nezaretler kurulur. 1838: Baltalimanı Antlaşması; Meclis-i Vâlâ. 24 Haziran 1839: Nizip yenilgisi. 1 Temmuz 1839: II. Mahmud vefat eder.
Otuz bir yılın ardından kalan devlet
II. Mahmud'un saltanatına bütün olarak baktığımızda, onun 1808'de devraldığı devlet ile 1839'da bıraktığı devletin birbirinden çok farklı olduğunu görüyoruz. 1808'de padişah, ordusu dağılmış, taşrası ayanların elinde, merkezi saray darbeleriyle sarsılmış bir devletin başına geçti. 1839'da ise bakanlıkları, yeni ordusu, okulları, resmî gazetesi ve nüfus kayıtları olan, merkezden yönetilen bir devlet vardı. Bu dönüşüm, kolay olmadı; büyük toprak kayıpları, isyanlar ve yabancı müdahaleleriyle birlikte yaşandı.
Bizim için II. Mahmud döneminin en önemli mirası, kurduğu kurumların kendisinden sonra da yaşamasıdır. Tanzimat'ın devlet adamları, Mustafa Reşid Paşa başta olmak üzere, onun döneminde yetişti. Tercüme Odası'ndan, harp ve tıp okullarından çıkan kuşak, XIX. yüzyılın ikinci yarısının Osmanlı'sını şekillendirdi. II. Mahmud'un hikâyesi, bir reformcu padişahın kendi döneminde başarı ile kaybı aynı anda yaşamasının en açık örneklerinden biri. Arşivlerdeki binlerce hatt-ı hümâyun, bu dönüşümü günü gününe izlememizi sağlayan eşsiz bir hazine olarak duruyor.