Bolulular Mustafa Kemal Paşa'yı on üç yıl boyunca davet etti. İlk heyet 1921'de, Sakarya Meydan Muharebesi sürerken Polatlı İstasyonu'nda kabul edilmiş ve uygun bir zamanda Bolu'ya gelme sözü almıştı. Söz ancak 17 Temmuz 1934'te yerine geldi. Gazi, İstanbul'daki İkinci Türk Dil Kurultayı'na giderken her zamanki Ankara-Eskişehir-İzmit demiryolu yerine daha önce görmediği Bolu karayolunu seçti. Bâhire (Bediz) Morova; Bolu'daki gecede Atatürk'ün ad verdiği ve sonra Konya mebusu olan öğretmenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
1922: Haber verilmeden geçilen Göynük
Bolu ile ilk temas bir ziyaret değil bir geçişti. Haziran 1922'de Fransız yazar Claude Farrère ile İzmit'te görüşmeye giden Mustafa Kemal Paşa, güvenli sayılan Nallıhan-Göynük-Geyve yolunu kullandı. 11/12 Haziran gecesi yola çıkan Paşa'nın maiyetinde Bolu MebusuCevat Abbas (Gürer), Hariciye Vekâleti hukuk müşaviri Münir Bey ve yaverleri vardı; TBMM Muhafız Taburu güvenlik için Geyve'ye gönderilmişti. Sarıköy İstasyonu'nda Millî Müdafaa Vekili Kâzım (Özalp) ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey ile yapılan toplantıda genel taarruzun Ağustos 1922 sonlarında yapılabileceği öngörüldü ve hazırlıkların hızlandırılması kararlaştırıldı. Paşa geceyi Nallıhan'da geçirdi, ertesi gün öğle yemeğini Göynük'te yedi; Kocaeli Grubu Komutanı Halit (Karsıalan) Bey onu burada karşıladı. Göynük'teki mola, haksız yere tutuklu bir grup mahkûmun ona dilekçe vermesiyle uzadı; Paşa telgraf başında Adliye Vekili'yle konuşup bu mahkûmların sorunlarıyla ilgilenilmesi talimatını verdi. Dönüşte de Göynük'ten geçti; yanında Adapazarı'nda üç yıl sonra kavuştuğu annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule Hanım vardı. Yolculuk Büyük Taarruz öncesinde Batı Cephesi'nin kuzey kanadının son bir kez denetlenmesine de vesile oldu.
Ek bilgi
Kaçırılan karşılama: Bolu'da hazırlanan "Merasim Heyeti" geçişin ani ve habersiz olması yüzünden Paşa'yı karşılayamadı. Bolu Mutasarrıfı Fahreddin Bey 24 Haziran 1922'de bir telgrafla halkın bu şereften mahrum kalmasından duyduğu üzüntüyü bildirdi. Paşa 26 Haziran'da kısa bir cevap gönderdi: "Hakkımda bütün liva ahalisinin ibrâz eylediği hissiyât ve tezahürât-ı samîmâneden pek mütehassis oldum."
Davetler sürdü. Nisan 1923'te iki heyet, biri Bolu Belediye Reisi Hakkı (Gülez), diğeri Bolu mebusları Şükrü (Gülez) ve Nuri (Aksu) başkanlığında, Çankaya'da kabul edildi ve yeniden söz aldı. 22 Ağustos 1926'da ValiAli Rıza (Oskay) başkanlığında bir "Tazim Heyeti" kabul edildi.
Kırmızı halılar kaldırılıyor
Gelişin haberini Bolulular Temmuz 1934 başında BoluMebusuCevat Abbas (Gürer) Bey'den aldı. ValiAli Rıza (Oskay) ile Belediye Reisi Reşat (Aker) öncülüğünde bir "Tezyin ve Karşılama Heyeti" kuruldu; öğretmen Kadriye (Atay) ve Fakiha Hanım da heyetteydi. Halkevini de barındıran Halk Fırkası binası Gazi'nin kalacağı yer olarak belirlendi. Resmî bildirim 13 Temmuz'da Dahiliye Vekâleti'nden geldi.
15 Temmuz'da hazırlıkları denetleyen Cevat Abbas Bey, yola serilmek üzere istif edilmiş kırmızı halıları görünce Gazi'nin böyle şeyleri sevmediğini söyledi ve onun sözünü hatırlattı: "Ben saltanat heveslisi değilim. Halktan biriyim. Cumhuriyet adamı olarak karşılanmak isterim." Bolu Dağı; Atatürk 1934'te İstanbul'a Bolu üzerinden karayoluyla gittiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Hamdigumus. Dosya sayfası
17 Temmuz öğlen Gerede'ye varıldı. Valivilayet sınırında karşıladı. Öğle yemeği Arkut Dağı'ndaki Ramazan Dede Tepesi'nde yendi; çamların kokusunu yayan serin rüzgârdan etkilenen Gazi, tepenin "Esentepe" adıyla anılmasını istedi. Çağa Gölü'nün güneyindeki Reşadiye'de halkın isteği üzerine kasabanın nahiye merkezi yapılması talimatını verdi ve II. Meşrutiyet döneminden beri Reşadiye denen yerin eski Türkçe adıyla "Çağa" diye anılmasını telkin etti.
Ek bilgi
Hıdırlık Tepesi'nde bir cümle: Saat 17.00 civarında Bolu'ya varan Gazi, harman zamanı olmasına rağmen binlerce kişinin doldurduğu Karga Tepesi'nde beyaz fötr şapkasıyla halkı selamladı. Kalabalığın çoğu gençti ve Gazi gülümseyerek yanındakilere döndü: "İşte Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği bunlardır. Bu gençlere değer vermeli ve en iyi biçimde yetişmeleri sağlanmalıdır. Çünkü Cumhuriyet bunların omuzlarında yükselecektir." Hıdırlık Tepesi'ndeki Halk Fırkası binasının taş merdivenlerinde dönüp Bolu Ovası'na ve Aladağ'ın ormanlarına uzun uzun baktı ve Recep Peker'e "Bolu'yu Ankara'dan önce görmeliydim" dedi. Halk bu sözü sonradan Bolu'yu başkent yapmadığına hayıflanma diye yorumladı.
Halkevinde sabaha kadar: Bediz
Karşılayanlar arasında ValiAli Rıza (Oskay), Belediye Reisi Reşat (Aker), BolumebuslarıŞükrü (Gülez) ve HasanCemil (Çambel), İstanbul Mebusu Hüseyin Salâh (Cimcoz), Ticaret ve Sanayi Odası Reisi Mehmet Tahir (Hitit) ve sonradan Bolu mebusu olacak Celâl Sait (Siren) vardı. Odasında bir süre dinlenen Gazi, yetkililerden vilayetin sorunlarını dinledi, gerekli konularda talimat verdi ve vilayetin genel durumundan memnun kaldığını söyledi.
Akşam şehir ışıklandırıldı, gençler millî oyunlar oynadı, fener alayı düzenlendi. Bolu Halkevi'ndeki yemek geç saatlere uzadı. Sohbet o günlerin gündemine, dil, tarih ve kadınların siyasi hakları konusuna geldi; Fuat Köprülü ile Afet İnan'ın açıklamaları dinlendi. Gazi'nin dikkatini Bolu'nun genç ve sosyal çalışmalarıyla tanınan isimlerinden Bâhire (Morova) Hanım çekti; ona çeşitli sorular yöneltti.
Öz Türkçe çalışmalarının sürdüğü o dönemde Gazi bir kâğıda "süs, nakış" anlamına gelen "Bediz" adını yazdı ve "Senin adın bundan sonra Bediz olsun" dedi. Bâhire Hanım kâğıdın altını Gazi'ye imzalattı. Ardından ona şunu söyledi: "Seninle, Türk kadınının temsilcisi olarak Meclis'te çalışmak isterim." Kadınların seçme ve seçilme hakkının Meclis'te görüşülmesi için Şükrü Kaya görevlendirildi. Bâhire Hanım 1935 genel seçimlerinde Konya'dan mebus seçildi.
Gece ince sazın çaldığı "Hani Ya Sen Benimdin" ve "Maya Dağdan Kalkan Kazlar" şarkılarıyla, zeybekle sürdü ve sabahın dördüne kadar devam etti. Bolu çevresinin ormanlık manzarasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gumustozu. Dosya sayfası
18 Temmuz: Deftere iki cümle, yolculara talimat
Sabah heyetleri kabul edip halkın dileklerini dinledi. Bu sırada Kuşadası'nın güneyinde Dipburnu önlerinde Türk karasularına girdiği gerekçesiyle bir Yunan teknesine ateş açıldığı haberi geldi; Cumhurreisinin müdahalesiyle mesele büyümeden çözüldü. Ayrılırken özel deftere şunu yazdı: "Bolu Halkevi'nde bir gece kaldım. Bolu'nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassis oldum."
Bolu-Adapazarı yolunda tadilat yapan işçilerle sohbet etti ve Ankara-İstanbul arasındaki bu geçişin yol çalışmalarının hızlandırılması talimatını verdi. Düzce'de öğretmenlerle konuştu, Selamlar Köyü'nde ayran içti. 19 Temmuz 1934 tarihli kararnameyle Düzce'ye bağlı bazı nahiyeler kaldırıldı ve köylerin bir kısmı yeni kurulan Akçakoca kazasına bağlandı. Kafile Adapazarı'ndan trenle Haydarpaşa'ya geçti ve yolculuk Dolmabahçe'de bitti.
Doğrusu
Bolu'nun kutlama günü: 1935'te Bolu Belediyesi'nin yayımladığı kitap ziyareti şöyle anlattı: "İki gün içinde O'nu aramızda o kadar benimsemiştik ki gidişi ile Bolu bomboş gibi oldu…" 17 Temmuz o yıldan sonra Bolu'da her yıl kutlanmaya başlandı.
On üç yıllık bir davetin karşılığı
Bolu ziyareti kısa ama yoğundu: bir tepeye ad, bir kasabaya eski adı ve nahiye statüsü, bir köylü kadına ve bir öğretmene milletvekilliği yolu, bir karayoluna hız talimatı. 1934 yazında kadınların siyasi hakları ve öz Türkçe tartışmaları, Ankara'daki toplantı salonlarından çok bir halkevi sofrasında ve bir köy yolunun kenarında somutlaştı.