İçeriğe geç
Giriş yap
0

31 Mart Vakası (1909): İstanbul'daki ayaklanma, Hareket Ordusu ve II. Abdülhamid'in tahttan inişi

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
31 Mart Vakası, Rumi takvime göre 31 Mart 1325, Miladi takvime göre 13 Nisan 1909'da İstanbul'da başlayan ayaklanmadır. Ayaklanma, İkinci Meşrutiyet'in ilanından yaklaşık dokuz ay sonra patlak verdi. İstanbul'daki bazı askerî birlikler ve onlara katılan bir grup kişi, "şeriat isteriz" sloganıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı ayaklandı. Ayaklanma, Selanik'ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı ve II. Abdülhamid tahttan indirildi.

31 Mart Vakası, Osmanlı'nın son döneminin en önemli olaylarından biridir. Bu olay, meşrutiyet yönetimini sarstı, ancak sonunda İttihat ve Terakki'nin gücünü artırdı. Bu yazıda ayaklanmanın arka planını, olayların gelişimini, Hareket Ordusu'nu, II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesini ve olayın sonuçlarını anlatıyoruz.
Hareket Ordusu'nun 1909'da İstanbul'a girişi
Hareket Ordusu'nun 1909'da İstanbul'a girişiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Arka plan

23 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyet ilan edildi. II. Abdülhamid, 1878'den beri askıya alınmış olan anayasayı yeniden yürürlüğe koydu ve meclisi açtı. Meşrutiyetin ilanı, İstanbul'da büyük bir coşkuyla karşılandı. Ancak bu coşku uzun sürmedi.

Meşrutiyetin ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti, yönetimde etkili bir güç hâline geldi. Ancak cemiyetin bazı uygulamaları, farklı kesimlerin tepkisine yol açtı. Ordudaki alaylı subaylar, yani okul çıkışlı olmayan subaylar, tasfiye edilmeye başlandı. Bazı medrese öğrencileri, askerlikten muafiyet haklarını kaybetme endişesi taşıyordu. Muhalif gazeteler, İttihat ve Terakki'yi sert bir dille eleştiriyordu.

Derviş Vahdeti ve Volkan

Bu muhalefetin en etkili seslerinden biri, Derviş Vahdeti'ydi. Derviş Vahdeti, "Volkan" adlı bir gazete çıkarıyordu. Bu gazete, İttihat ve Terakki'yi dinden uzaklaşmakla suçluyordu. Derviş Vahdeti, aynı zamanda "İttihad-ı Muhammedi Fırkası" adlı bir siyasi örgüt kurmuştu. Bu örgüt, şeriata dayalı bir yönetim istiyordu.

Bir diğer önemli olay, 6 Nisan 1909'da muhalif gazeteci Hasan Fehmi Efendi'nin Galata Köprüsü'nde öldürülmesiydi. Bu cinayet, İttihat ve Terakki'ye yöneltildi ve muhalefetin öfkesini artırdı. Hasan Fehmi'nin cenazesi, büyük bir protesto gösterisine dönüştü.
31 Mart Vakası'ndan sonra tutuklanan kişiler
31 Mart Vakası'ndan sonra tutuklanan kişilerGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Ayaklanma

13 Nisan 1909 gecesi, İstanbul'daki Taşkışla'da bulunan avcı taburlarının askerleri ayaklandı. Askerler, subaylarını kışlaya kapattı ve Ayasofya'ya doğru yürüdü. Yolda onlara medrese öğrencileri ve diğer bazı gruplar katıldı. Ayaklanmacılar, Meclis-i Mebusan'ın önünde toplandı ve "şeriat isteriz" diye bağırdı.

Ayaklanmacılar, sadrazamın ve bazı nazırların istifasını, İttihatçı mebusların İstanbul'dan uzaklaştırılmasını ve şeriatın uygulanmasını istedi. Ayaklanma sırasında bazı mebuslar ve subaylar öldürüldü. Lazkiye mebusu Emir Arslan, Cavid Bey ile karıştırıldığı için öldürüldü. Adliye Nazırı Nazım Paşa da hayatını kaybetti.
Dikkat: yanlış bilinen
31 Mart Vakası'nın arkasında kimin olduğu konusunda tarihçiler arasında farklı görüşler vardır. Bazı tarihçiler, II. Abdülhamid'in ayaklanmayı desteklediğini ya da kışkırttığını ileri sürer. Ancak başka tarihçiler, II. Abdülhamid'in ayaklanmayla bir ilgisinin olmadığını ve olaydan kendisinin de zarar gördüğünü belirtir. Bazı araştırmacılar ise ayaklanmanın arkasında İngiltere gibi yabancı güçlerin ya da İttihat ve Terakki'nin kendisinin bulunduğunu iddia eder. Bu konuda kesin bir sonuca ulaşmak için yeterli belge yoktur; tartışma bugün de sürüyor.

Hükümetin düşüşü

Ayaklanmanın ardından Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa istifa etti. Yerine Ahmed Tevfik Paşa getirildi. İttihatçı mebusların çoğu İstanbul'dan kaçtı. Ayaklanmacılar, birkaç gün boyunca İstanbul'u kontrol altında tuttu. II. Abdülhamid, ayaklanmacıların bazı isteklerini kabul etti.

Hareket Ordusu

Ayaklanmanın haberi Selanik'e ulaştığında, İttihat ve Terakki ve ordudaki destekçileri harekete geçti. Selanik'teki Üçüncü Ordu ve Edirne'deki İkinci Ordu'dan oluşan bir ordu, İstanbul'a doğru yola çıktı. Bu orduya "Hareket Ordusu" adı verildi. Ordunun komutanı, Mahmud Şevket Paşa'ydı.

Hareket Ordusu, 24 Nisan 1909'da İstanbul'a girdi. Kısa süren çatışmaların ardından ayaklanma bastırıldı. Taşkışla ve diğer bazı kışlalarda çatışmalar yaşandı. Ayaklanmacılar teslim oldu.
Ek bilgi
Hareket Ordusu'nda görev alan subaylar arasında, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olacak olan Mustafa Kemal de bulunuyordu. Mustafa Kemal, ordunun kurmay heyetinde görev yaptı. Bazı anlatımlara göre "Hareket Ordusu" adı ona aittir; ancak bu ayrıntı tartışmalıdır.
II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesini konu alan bir görsel
II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesini konu alan bir görselGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdülmecid II. Dosya sayfası

II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi

Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesinden sonra, Meclis-i Umumi Milli adıyla toplanan Mebusan ve Ayan meclisleri, II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine karar verdi. Şeyhülislamlıktan alınan bir fetva, bu kararın dini dayanağını oluşturdu. 27 Nisan 1909'da II. Abdülhamid tahttan indirildi. Yerine kardeşi Mehmed Reşad, V. Mehmed adıyla padişah oldu.

II. Abdülhamid'e tahttan indirildiği kararı, bir heyet tarafından bildirildi. Bu heyette farklı dinlerden mebuslar vardı. II. Abdülhamid, ailesiyle birlikte Selanik'e sürgüne gönderildi. Selanik'te Alatini Köşkü'nde yaşamaya başladı. 1912'de Balkan Savaşı sırasında Selanik'in tehlikeye girmesi üzerine İstanbul'a getirildi.

Cezalar

Ayaklanmanın bastırılmasından sonra Divan-ı Harp kuruldu. Bu mahkeme, ayaklanmaya katılanları yargıladı. Derviş Vahdeti dahil olmak üzere pek çok kişi idama mahkûm edildi. İdamlar, İstanbul'un farklı yerlerinde, bazıları Galata Köprüsü'nde ve Sultanahmet'te halka açık olarak gerçekleştirildi.

Yabancı araştırmacılar

31 Mart Vakası, yabancı tarihçilerin de ilgisini çekti. Tarihçi Feroz Ahmad, 1969'da yayımlanan "The Young Turks: The Committee of Union and Progress in Turkish Politics, 1908–1914" (Jön Türkler: Türk Siyasetinde İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908–1914) adlı kitabında, olayın İttihat ve Terakki'nin iktidara yükselişindeki yerini inceledi. Ahmad, 31 Mart'ın cemiyetin gücünü pekiştiren bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
Tarih notu
Kronoloji
23 Temmuz 1908: İkinci Meşrutiyet'in ilanı
6 Nisan 1909: Hasan Fehmi Efendi'nin öldürülmesi
13 Nisan 1909: 31 Mart Vakası'nın başlaması
24 Nisan 1909: Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesi
27 Nisan 1909: II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi
Nisan–Mayıs 1909: Divan-ı Harp yargılamaları ve idamlar
1912: II. Abdülhamid'in Selanik'ten İstanbul'a getirilmesi
1969: Feroz Ahmad'ın kitabının yayımlanması

Meşrutiyetin sınandığı on bir gün

31 Mart Vakası, Osmanlı'nın meşrutiyet deneyiminin ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Meşrutiyetin ilanından yalnızca dokuz ay sonra yaşanan bu ayaklanma, yeni düzene karşı ne kadar güçlü bir muhalefet olduğunu ortaya koydu. Alaylı subayların tasfiyesi, medrese öğrencilerinin endişeleri ve muhalif basının sert eleştirileri, bir araya gelerek büyük bir patlamaya dönüştü.

Ancak ayaklanmanın sonucu, ayaklanmacıların istediğinin tam tersi oldu. Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girmesi, İttihat ve Terakki'nin gücünü pekiştirdi. II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi, otuz üç yıllık bir dönemin sona ermesi anlamına geliyordu. Bu olaydan sonra İttihat ve Terakki, Osmanlı siyasetinde giderek daha baskın bir güç hâline geldi.

31 Mart'ın arkasında kimin olduğu sorusu, bugün de tartışılıyor. Bu tartışma, olayın ne kadar karmaşık olduğunu ve farklı siyasi görüşlerin tarihi nasıl farklı okuyabildiğini gösterir. Galata Köprüsü'ndeki idamlar ve Selanik'e giden sürgün treni, Osmanlı'nın son döneminin en dramatik sahneleri arasında yer alır. Bu on bir gün, bir imparatorluğun geleceğinin yeniden çizildiği günlerdi ve sonuçları, imparatorluğun son on yılına damgasını vurdu. Bu yüzden 31 Mart, yalnızca bir ayaklanma değil, bir dönemin kapanışıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap