İçeriğe geç
Giriş yap
0

1909 Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ve Hoca Ali Rıza: Üsküdar'ın asker ressamı

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir cemiyetin başkanı

1909'da Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin başkanlığına Hoca Ali Rıza Bey getirildi. Ressam 1909–1912 yılları arasında bu görevi sürdürdü. Aynı yıl Üsküdar İskele Gazinosu'nda bir resim sergisi düzenledi ve cemiyetin ayda bir yayımlanan yayın organı Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi'nin çıkarılmasına önayak oldu.

Hoca Ali Rıza, Türk resim tarihinde "Asker Ressamlar Kuşağı" olarak anılan grubun önde gelen üyelerindendir; 1914 Kuşağı olarak bilinen genç ressamların da hocası olmuştur. Hayatı boyunca Üsküdar'da yaşadığı ve en çok bu semti resmettiği için "Üsküdarlı Hoca Ali Rıza" diye tanındı.
Hoca Ali Rıza'nın 1909 tarihli otoportresi
Hoca Ali Rıza'nın 1909 tarihli otoportresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hoca Ali Rıza. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1858 Üsküdar Ahmediye Mahallesi'nde doğum; 1880 Kuleli Askerî İdadisi; 1884 Harbiye'den piyade teğmen olarak mezuniyet ve Osman Nuri Paşa'nın yardımcılığı; 1891 Osmanlı'nın ilk başkentlerine giden inceleme heyeti; 1895 Yıldız Porselen Fabrikası'nda tasarımlar ve Fausto Zonaro ile tanışma; 1909–1912 Osmanlı Ressamlar Cemiyeti başkanlığı; 1911 yarbay rütbesiyle emeklilik; 1914 İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nde peyzaj öğretmenliği; 1917 Sanayi-i Nefise Encümeni üyeliği; 20 Mart 1930 Üsküdar'da ölüm.

Kuleli'de bir dilekçe

Ali Rıza 1858'de Üsküdar'ın Ahmediye Mahallesi'nde doğdu. Babası süvari binbaşısı Mehmet Rüştü Bey amatör bir hattattı; Ali Rıza onu yedi yaşında kaybetti. Üsküdar Rüştiyesi'nden sonra 1880'de Kuleli Askerî İdadisi'ne girdi. Burada resme meraklı beş altı arkadaşıyla birlikte Askerî Mektepler Nazırı Edhem Paşa'ya dilekçe vererek okulda bir resimhane açılmasını istedi. Bu başvuru üzerine okula atanan Mehmet Nuri Paşa'dan resim dersi aldı. Çalışmaları ertesi yıl Sultan II. Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi.

Tatil aylarını bile resim yaparak geçiren Ali Rıza ve arkadaşları, Fransa'da resim öğrenimi görüp dönen Miralay Süleyman Seyyid Bey'den ve o sırada İstanbul'da bulunan Gués adlı Fransız ressamdan da yararlandılar. Öğrenimini Mekteb-i Harbiye-i Şahane'de sürdüren Ali Rıza, burada Osman Nuri Paşa'nın öğrencisi oldu. 1884'te Harbiye'nin öğretmen yetiştiren programından piyade teğmen olarak mezun oldu ve hocasının yardımcılığına atandı.

Napoli'ye gidemeyen öğrenci

Öğrencilik yıllarındaki başarısı üzerine resim eğitimi için Napoli'ye gönderilmesine karar verildi; ancak Napoli'de kolera salgını çıkınca bu karardan vazgeçildi. Ali Rıza, Avrupa'da akademi eğitimi görmemiş olmasını sürekli çalışarak kapattı: desen bilgisini otururken bile bir bardak, bir ayakkabı ya da bir masa çizerek geliştirdi.

Askerî okullardaki resim derslerine yardımcı olmak için otuzar örnekli üç model albüm hazırladı. Bu baskılı albümler, o dönemin orta öğretim kurumlarında resim sanatının yayılmasında büyük rol oynadı. Sivil okullar için de her birinde yirmi dört resim bulunan albümler hazırlayıp İstanbul'da bastırdı.
Hoca Ali Rıza'nın 1904 tarihli Kız Kulesi resmi
Hoca Ali Rıza'nın 1904 tarihli Kız Kulesi resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hoca Ali Rıza. Dosya sayfası
Ek bilgi
1891'de Osmanlı Devleti'nin ilk başkentlerinde inceleme yapan bir heyete katılarak Türk-İslam eserlerinin görünümlerini defterlerine aktardı. 1895'te kolağası rütbesindeyken Yıldız Porselen Fabrikası'nda porselen tasarımları yaptı. 1903'te Mahmut Şevket Paşa'nın isteğiyle eski Osmanlı kıyafetlerini kapsayan bir albüm çalışmasına katıldı; aynı yıl Esliha-i Atika Müzesi'nin kuruluşu için oluşturulan komisyonda görevlendirildi. 1909'da Harbiye Matbaası'nda başressam olarak iki yıl çalıştı.

Saray bahçelerinden kırlara

Hoca Ali Rıza, saray bahçelerinin ve resmî konuların dışına çıkıp bir izlenimci gibi kırlarda ve sahillerde, doğrudan doğa karşısında resim yapan ilk Türk ressamı olarak anılır. Üsküdar'ın ve Karacaahmet'in sessiz köşelerini, kıyı kahvelerini, güneşli kayalıklarını resmetti. Kara kalem ve suluboyadaki ustalığı ve hızlı çalışma temposuyla çok sayıda eser üretti; resimlerinin sayısının beş bin dolayında olduğu tahmin edilir. Üsküdar'dan Bebek'e, Arnavutköy'den Burgazada'ya kadar İstanbul'un semt hayatını, kahvehanelerini ve deniz kıyılarını yorumladı.

Harbiye'den 1911'de sağlık sorunları nedeniyle yarbay rütbesiyle emekli oldu. Bundan sonra çeşitli okullarda resim öğretmenliği yaparak geçimini sağladı. 1914'te İnas Sanayi-i Nefise Mektebi'nde peyzaj öğretmeni oldu; 1917'de Maarif Nezareti'ne bağlı Sanayi-i Nefise Encümeni'ne üye seçildi. 1918'de Çamlıca İnas Sultanisi'nde başladığı öğretmenlik üç yıl sürdü; 1921'de Üsküdar Kız Sanayi Mektebi'nde, 1929'da Sultanahmet Erkek Ameli Hayat Okulu'nda ders verdi.

Satılmayan resimler

Türk resim sanatındaki en önemli eserlerini emeklilik yıllarında verdi. Ekonomik sıkıntı içinde olmasına karşın resimlerini hiç satmadı, yalnızca sevdiklerine armağan etti. Bu nedenle eserleri pek çok koleksiyona dağıldı. En çok eseri Süleymaniye Kütüphanesi'nde ve Ankara'daki Millî Kütüphane'de bulunur; Yapı Kredi koleksiyonunda ve İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde de birçok yapıtı vardır. Oğlu Nâsır Çizer'deki resim ve krokiler ile yakın dostu Fuat Şemsi İnan'daki seçme eserler Kemal Erhan koleksiyonuna geçti.

Kendisinin "kırk ambar" adını verdiği defterler, krokiler, küçük resimler, ilgi duyduğu kûfî yazı düzenlemeleri, süsleme motifleri, kendi düşünceleri, beğendiği hikmetli sözler ve beyitlerle doluydu. Bu defterleri ve daha pek çok malzemeyi öğrencisi tıp tarihçisi Süheyl Ünver Süleymaniye Kütüphanesi'ne bağışladı.
Hoca Ali Rıza'nın Karacaahmet'teki mezarı
Hoca Ali Rıza'nın Karacaahmet'teki mezarıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Tarih. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Hoca Ali Rıza'nın beş bin dolayındaki eser sayısı kesin bir döküme değil tahmine dayanır; resimlerini satmayıp armağan ettiği için eserlerin tam listesi çıkarılamamıştır. Doğum yılı 1858 olarak verilir; doğum günü kaynaklarda yer almaz. Ölüm tarihi ise 20 Mart 1930'dur.

Sergiler ve sonrası

Cumhuriyet döneminde de sergilere katılmayı sürdürdü. 1919'daki Dördüncü Galatasaray Sergisi'nde, 1926'da "Çamlıca'dan Marmara'ya Bir Nazar" ve "Çamlıca'da Namazgâh" adlı tablolarıyla sekizinci Galatasaray Sergisi'nde, 1927'de "Beykoz'da İshak Ağa Çeşmesi", "Odam", "Ayazma Sokağı", "Doğancılar'da Mektep", "Şeftaliler" ve "Deniz" adlı tablolarıyla on birinci Galatasaray Sergisi'nde yer aldı. 1928'de Celal Esad Arseven'in düzenlediği Paris Sergisi'ne katıldı.

20 Mart 1930'da Üsküdar'da öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. İlk kişisel sergisi, ölümünden üç yıl sonra çocukları tarafından açıldı. 1958'de Ankara'da, 1960'ta İstanbul'da toplu sergileri düzenlendi; 2014'te İzmir'de eserlerini kapsamlı biçimde bir araya getiren bir sergi açıldı.

Hakkında yazılanlar

Hoca Ali Rıza'nın sanatı ve hayatı ölümünden sonra da yazılara konu oldu. Ressam Nurullah Berk, 1960'ta Arkitekt dergisinin 298. sayısında "Hoca Ali Rıza'nın Sanatı" başlıklı bir yazı yayımladı. Öğrencisi Süheyl Ünver, 1967'de İstanbul Risaleleri dizisinin beşinci kitabında, hocasının çizimlerinden yola çıkarak yarım asır önceki İstanbul kahvehanelerini ve eşyalarını anlattı. Bu çalışma, Hoca Ali Rıza'nın kahvehane krokilerinin bir resim belgesi olarak da değer taşıdığını gösterir. 2012'de Atila Taşpınar'ın "Hoca Ali Rıza Bey" adlı kitabı yayımlandı. Taşpınar'ın kitabı yaklaşık dört yüz sayfalık kapsamıyla ressamın hayatını ve eserlerini bir arada ele alan çalışmalardan biridir.

Bir öğretmen ressamın yeri

Hoca Ali Rıza'yı öne çıkaran yalnız tabloları değil, öğretmenliğidir. Kuleli'de resimhane açılması için dilekçe veren öğrenci, sonraki on yıllarda askerî ve sivil okullar için albümler hazırlayan, kızlara peyzaj öğreten ve 1914 Kuşağı'nın yetişmesine katkıda bulunan bir hoca oldu. Ressamlar Cemiyeti başkanlığı da sanatçıların ilk kez örgütlü bir kimlikle sergi ve yayın yapmasına aracılık etti. Eserlerini satmayıp armağan etmesi, onun resmi bir kazanç kapısından çok bir yaşam biçimi olarak gördüğünü düşündürür.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap