Edirne Vakası, Temmuz 1703'te İstanbul'da maaşlarını alamayan cebecilerin başlattığı, kısa sürede yeniçeriler, esnaf ve ulemanın da katıldığı büyük bir ayaklanmaya dönüşen ve Edirne'de bulunan padişah II. Mustafa'nın tahttan indirilmesiyle sonuçlanan isyandır. Olay, isyanın asıl hedefi olan Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin adıyla "Feyzullah Efendi Vakası" olarak da anılır. 22 Ağustos 1703'te II. Mustafa tahttan indirildi ve yerine kardeşi III. Ahmed geçirildi. Edirne Vakası, XVIII. yüzyıl Osmanlı siyasetinde başkentin, ocakların ve ulemanın gücünü gösteren önemli bir olaydır. Edirne Sarayı'ndan günümüze ulaşan Adalet KasrıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.5, yazar: Piotr Tysarczyk. Dosya sayfası
Edirne'deki saray, İstanbul'daki öfke
II. Mustafa, saltanatının büyük kısmını babası IV. Mehmed gibi Edirne'de geçirdi. Karlofça barışından sonra da İstanbul'a dönmedi. Devletin önemli işleri Edirne'den yürütülüyor, ancak başkent İstanbul'da kalıyordu. Bu durum, İstanbul'daki devlet adamlarını, askerleri ve esnafı rahatsız ediyordu; sarayın şehirde olmaması, hem ekonomik bir kayıp hem de bir ihmal olarak görülüyordu.
Aynı dönemde padişahın hocası ve şeyhülislamı Feyzullah Efendi, devlet işlerinde olağanüstü bir güç kazanmıştı. Feyzullah Efendi, oğullarını ve akrabalarını ilmiye sınıfının en yüksek makamlarına atattı; büyük oğlunu kendisinden sonra şeyhülislam olacak şekilde nakîbü'l-eşraflığa getirdi. Sadrazamların atanmasında ve azlinde de belirleyici bir rol oynadı. Bu durum, ulema arasında büyük bir hoşnutsuzluk yarattı ve devlet adamlarının çoğunu ona karşı birleştirdi.
17 Temmuz 1703: isyanın başlangıcı
Rusya'ya karşı Gürcistan sınırına gönderilecek olan cebeciler, gecikmiş maaşlarının ödenmesini isteyerek sefere çıkmayı reddetti. 17 Temmuz 1703'te başlayan bu hareket, kısa sürede İstanbul'daki yeniçerileri, esnafı ve medrese öğrencilerini de içine alan büyük bir ayaklanmaya dönüştü. İsyancılar At Meydanı'nda toplandı ve İstanbul'daki devlet adamlarını kendi taraflarına çekti. Kısa sürede İstanbul'da padişahtan bağımsız bir yönetim oluştu; isyancılar kendi sadrazamlarını ve şeyhülislamlarını atadılar.
İsyancıların başlıca talepleri, Feyzullah Efendi'nin ve ailesinin görevden alınıp cezalandırılması, padişahın İstanbul'a dönmesi ve geciken maaşların ödenmesiydi. Padişah, Temmuz sonunda Feyzullah Efendi'yi görevden aldı, ama bu adım isyanı yatıştırmaya yetmedi. Edirne Sarayı'nın Cihannüma Kasrı kalıntılarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: CeeGee. Dosya sayfası
Edirne'ye yürüyüş
Ağustos başında isyancı kuvvetler, İstanbul'dan Edirne'ye doğru yürümeye başladı. Padişah da Edirne'de bir ordu toplayarak isyancıları karşılamak istedi. Ancak iki kuvvet karşılaştığında, padişahın askerlerinin büyük kısmı isyancıların tarafına geçti. Bu durum, padişahın tüm desteğini kaybettiğini açıkça gösterdi. 22 Ağustos 1703'te II. Mustafa tahttan indirildi ve yerine kardeşi Ahmed padişah ilan edildi.
Feyzullah Efendi ise Edirne'den kaçmaya çalıştı, ancak yakalandı. Eylül başında Edirne'de isyancılar tarafından öldürüldü. Oğulları da sürgüne gönderildi. Bir şeyhülislamın bu şekilde öldürülmesi, Osmanlı tarihinde son derece nadir görülen bir olaydı.
Ek bilgi
Feyzullah Efendi kimdi? Erzurumlu bir ulema ailesinden gelen Feyzullah Efendi, ünlü vaiz Vânî Mehmed Efendi'nin damadıydı. IV. Mehmed döneminde şehzade Mustafa'nın hocası oldu ve öğrencisi tahta çıkınca şeyhülislamlığa getirildi. Bilgili bir âlim olarak tanınıyordu ve İstanbul'da bir medrese ile kütüphane yaptırdı. Fatih'teki Feyzullah Efendi Medresesi ve kütüphanesi, bugün de ayaktadır ve bu yazının üçüncü görselinde yer almaktadır. Onun trajik sonu, ilmiye makamlarının siyasete karışmasının ne kadar tehlikeli olabileceğinin bir örneği olarak anılır.
III. Ahmed'in tahta çıkışı
Yeni padişah III. Ahmed, isyancıların desteğiyle tahta çıktı; ancak kısa süre sonra onların gücünü kırmak için harekete geçti. İsyanın elebaşları, devlet işlerine müdahale etmeye devam edince padişah, onları birer birer görevden aldı ve bir kısmını ortadan kaldırdı. Bu süreçte devlet hazinesinden isyancılara ödenen cülus bahşişi, hazineyi zor durumda bıraktı; III. Ahmed, padişahlığını sağlamlaştırdıktan sonra İstanbul'a döndü ve sarayı yeniden başkente taşıdı. Bu karar, Edirne'nin padişah ikametgâhı olarak önemini yitirmesinin başlangıcı oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
"Halk isyanı" mı, "saray darbesi" mi? Edirne Vakası, bazı tarihçiler tarafından askerlerin, esnafın ve ulemanın birlikte hareket ettiği geniş tabanlı bir halk hareketi olarak görülür. Bazı tarihçiler ise isyanın arkasında, Feyzullah Efendi'nin gücünden rahatsız olan devlet adamlarının ve ulemanın bulunduğunu vurgular. Rifa'at Ali Abou-El-Haj'ın bu olaya dair kitabı, Edirne Vakası'nı Osmanlı siyasi yapısındaki değişimin bir göstergesi olarak inceler ve bu tartışmaya önemli bir katkı sağlamıştır. İki yorum da olayın farklı yönlerini aydınlatır.
Saltanat değişikliğinin bedeli
1703 olayları, Osmanlı maliyesinin ne kadar kırılgan bir durumda olduğunu da gözler önüne serdi. Karlofça'ya kadar süren uzun savaşlar hazineyi tüketmişti; askerlerin maaşları sık sık gecikiyordu. Cebecilerin isyanının doğrudan nedeni de buydu. Yeni padişahın tahta çıkışında askerlere dağıtılması gelenek olan cülus bahşişi ise hazineye yeni bir yük getirdi. III. Ahmed döneminin ilk yıllarında yapılan mali düzenlemeler, bu sıkıntıyı gidermeye yönelikti. Öte yandan isyan, ilmiye sınıfı içindeki dengeleri de değiştirdi. Feyzullah Efendi'nin ailesinin makamları tekeline alması, ulema arasında derin bir tepki yaratmıştı; onun düşüşünden sonra ilmiye atamalarında daha dikkatli bir yol izlenmeye çalışıldı. Ancak büyük ulema ailelerinin yüksek makamları kendi aralarında paylaşması eğilimi, XVIII. yüzyıl boyunca da sürdü.
Avrupalı gözlemcilerin raporları
Edirne Vakası, İstanbul'daki Avrupalı elçiler tarafından yakından izlendi. İngiliz, Fransız, Hollanda ve Venedik elçileri, isyanın gelişimini, isyancıların taleplerini ve tahttaki değişikliği hükümetlerine ayrıntılı biçimde rapor etti. Bu raporlar, Londra'daki The National Archives'ta, Paris'teki Dışişleri Arşivi'nde, Lahey'deki Ulusal Arşiv'de ve Venedik Devlet Arşivi'nde korunur. Yeni kurulan Rus elçiliğinin başındaki Pyotr Tolstoy da olayları Moskova'ya bildirdi. Bu raporlar, Osmanlı kaynaklarında yer almayan bazı ayrıntıları içerir. Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin İstanbul'da yaptırdığı medreseGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1695: II. Mustafa tahta çıkar; Feyzullah Efendi şeyhülislam olur. 1699: Karlofça Antlaşması. 17 Temmuz 1703: Cebeciler İstanbul'da ayaklanır. Temmuz 1703 sonu: Feyzullah Efendi görevden alınır. Ağustos 1703: İsyancılar Edirne'ye yürür. 22 Ağustos 1703: II. Mustafa tahttan indirilir, III. Ahmed tahta çıkar. Eylül 1703: Feyzullah Efendi öldürülür. 29 Aralık 1703: II. Mustafa ölür.
İki şehir arasında
Edirne Vakası, Osmanlı'nın iki başkenti arasındaki gerilimin de bir yansımasıdır. Edirne, XVII. yüzyılın ikinci yarısında padişahların sevdiği bir saray şehri olmuştu; İstanbul ise devletin ve ekonominin kalbiydi. 1703 isyanı, İstanbul'un bu ihmali kabul etmeyeceğini gösterdi. Bu olaydan sonra padişahlar, İstanbul'dan uzun süre ayrı kalmamaya özen gösterdiler. Edirne Vakası'nın asıl mesajı ise şuydu: Osmanlı siyasetinde padişahın gücü, artık başkentteki ocakların, ulemanın ve esnafın desteğine her zamankinden daha bağlıydı. Bu denge, XVIII. yüzyıl boyunca birçok kez yeniden sınanacaktı.