Şura-yı Devlet, Osmanlı Devleti'nde 10 Mayıs 1868'de kurulan, kanun tasarılarını hazırlayan ve idari davalara bakan bir devlet kuruluydu. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'ndeki Danıştay'ın öncüsü kabul edilir. Kurulun ilk başkanı, Tanzimat'ın en tanınmış devlet adamlarından Midhat Paşa'ydı. Şura-yı Devlet, Fransa'daki "Conseil d'État" örnek alınarak oluşturulmuştu ve Osmanlı yönetiminin modernleşmesinde önemli bir rol oynadı.
Şura-yı Devlet'in kuruluşu, Osmanlı'da yasama, yürütme ve yargı işlerinin birbirinden ayrılması yolunda atılmış adımlardan biri olarak değerlendirilir. Aynı gün, adli işlere bakmak üzere Divan-ı Ahkam-ı Adliye de kuruldu. Bu yazıda Şura-yı Devlet'in kuruluşunu, görevlerini, üyelerini ve Cumhuriyet'e uzanan mirasını anlatıyoruz. Şura-yı Devlet'in ilk başkanı Midhat PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ali Haydar Midhat. Dosya sayfası
Kuruluşa giden yol
Tanzimat döneminde, Osmanlı yönetiminde kanun hazırlama işi çeşitli meclisler tarafından yürütülüyordu. 1838'de kurulan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye, bu meclislerin en önemlisiydi. Meclis-i Vala, hem kanun tasarılarını hazırlıyor hem de bazı davalara bakıyordu. 1854'te ise Tanzimat Meclisi kuruldu ve kanun hazırlama işinin bir kısmını üstlendi.
Bu meclislerin yetkilerinin iç içe geçmesi, zamanla sorunlara yol açtı. 1860'larda SadrazamÂli Paşa ve Hariciye NazırıFuad Paşa, yönetimde daha düzenli bir yapı kurmak için yeni bir düzenleme hazırladı. Fransa'yla ilişkilerin yoğunlaştığı bu dönemde, Fransız devlet yapısı örnek alındı. Sonuçta Meclis-i Vala kaldırılarak yerine iki ayrı kurul kuruldu: idari işler için Şura-yı Devlet, adli işler için ise Divan-ı Ahkam-ı Adliye.
Açılış ve Sultan Abdülaziz'in konuşması
Şura-yı Devlet, 10 Mayıs 1868'de Sultan Abdülaziz'in katıldığı bir törenle açıldı. Padişah, açılışta yaptığı konuşmada kurulun yönetimde adaleti ve düzeni sağlamaya katkıda bulunacağını vurguladı. Kurulun başkanlığına, Tuna Valiliği'nde başarılı reformlarıyla tanınan Midhat Paşa getirildi. Divan-ı Ahkam-ı Adliye'nin başkanlığına ise Ahmed Cevdet Paşa atandı.
Ek bilgi
Şura-yı Devlet'in üyeleri arasında Müslümanların yanı sıra Rum, Ermeni, Yahudi ve Bulgar üyeler de yer alıyordu. Bu durum, 1856Islahat Fermanı'nın öngördüğü eşitlik ilkesinin devlet kurumlarına yansıtılması olarak değerlendirildi. Üyeler padişah tarafından atanıyordu; yani kurul, seçilmiş bir meclis değildi.
Ankara'daki Danıştay binasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Murat Karabulut. Dosya sayfası
Görevleri
Şura-yı Devlet'in görevleri birkaç başlık altında toplanabilir:
Kanun tasarılarının hazırlanması: Hükümetin hazırlattığı kanun ve nizamname tasarıları Şura-yı Devlet'te incelenir, düzenlenir ve padişahın onayına sunulurdu.
İdari davalara bakmak: Devlet memurlarının işlemlerinden şikâyet eden kişilerin davaları Şura-yı Devlet'te görülürdü. Bu, Osmanlı'da idari yargının başlangıcı olarak kabul edilir.
Danışmanlık: Hükümet, önemli idari meselelerde Şura-yı Devlet'in görüşüne başvururdu.
Memurların yargılanması: Görevleriyle ilgili suç işleyen memurların yargılanmasına izin verilip verilmeyeceğine Şura-yı Devlet karar verirdi.
Kurul, başlangıçta beş daireden oluşuyordu. Bu daireler; dahiliye, maliye ve evkaf, adliye, nafia ve ticaret, maarif ve askeriye konularına bakıyordu.
Midhat Paşa'nın kısa başkanlığı
Midhat Paşa, Şura-yı Devlet'in başkanlığında yaklaşık bir yıl kaldı. 1869'da Bağdatvaliliğine atandı. Onun ayrılışından sonra kurulun başkanlığı farklı devlet adamları arasında el değiştirdi. Şura-yı Devlet'in yetkileri de zaman zaman değişti; bazı dönemlerde kanun hazırlama yetkisi daraltıldı, bazı dönemlerde genişletildi.
Meşrutiyet dönemleri
1876'da Kanun-ı Esasi'nin ilanı ve Meclis-i Umumi'nin açılmasıyla birlikte kanun yapma yetkisi meclise geçti. Şura-yı Devlet ise kanun tasarılarını hazırlamaya ve idari davalara bakmaya devam etti. II. Abdülhamid döneminde meclisin kapatılmasıyla birlikte Şura-yı Devlet, kanun hazırlama işinde yeniden etkin bir rol üstlendi.
1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, Şura-yı Devlet'in yapısı yeniden düzenlendi. Ancak Birinci Dünya Savaşı ve ardından gelen işgal yılları, kurulun çalışmalarını büyük ölçüde etkiledi. Şura-yı Devlet, 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla birlikte faaliyetlerini sona erdirdi. Danıştay'ın günümüzdeki yerleşkesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Metuboy. Dosya sayfası
Danıştay'a uzanan yol
Cumhuriyet'in ilanından sonra, Şura-yı Devlet'in yerini alacak yeni bir kurum kurulması gündeme geldi. 1924 Anayasası, bir Şura-yı Devlet kurulmasını öngördü. Bu kurum 1925'te çıkarılan bir kanunla düzenlendi ve 1927'de çalışmaya başladı. Kurumun adı daha sonra Danıştay olarak değiştirildi. Danıştay, bugün Ankara'da bulunmakta ve Türkiye'nin en yüksek idari mahkemesi olarak görev yapmaktadır.
Danıştay, kuruluş tarihini 10 Mayıs 1868 olarak kabul eder ve her yıl bu tarihte kuruluş yıl dönümünü kutlar. Böylece Osmanlı'nın Şura-yı Devlet'i, Cumhuriyet'in kurumları arasında doğrudan devamlılığı olan nadir örneklerden biri hâline gelmiştir.
Tarih notu
Kronoloji 1838: Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'nin kuruluşu 1854: Tanzimat Meclisi'nin kuruluşu 10 Mayıs 1868: Şura-yı Devlet ve Divan-ı Ahkam-ı Adliye'nin kuruluşu 1869: Midhat Paşa'nın Bağdatvaliliğine atanması 1876: Kanun-ı Esasi'nin ilanı 1908: II. Meşrutiyet ve kurulun yeniden düzenlenmesi 1922: Şura-yı Devlet'in faaliyetlerinin sona ermesi 1927: Cumhuriyet döneminde Şura-yı Devlet'in çalışmaya başlaması
Fransız modelinden Türk idari yargısına
Şura-yı Devlet'in kuruluşu, Osmanlı yönetiminde önemli bir zihniyet değişikliğinin göstergesidir. Memurların işlemlerine karşı vatandaşların şikâyet edebileceği bir kurulun varlığı, devletin keyfî yönetime sınır koyma çabasını yansıtıyordu. Kurulda farklı dinlerden üyelerin bulunması da Islahat Fermanı'nın eşitlik vaadinin kurumlara yansıtılması anlamına geliyordu.
Ancak bu kurulun sınırlarını da görmek gerekir. Üyeler atanıyordu ve kurul, yönetimin bir parçası olarak çalışıyordu. Bu nedenle Şura-yı Devlet'i bugünkü anlamda bağımsız bir yargı kurumu olarak görmek doğru olmaz. Yine de idari yargının ilk adımlarının bu kurulla atıldığı açıktır.
Şura-yı Devlet'in hikâyesi, Tanzimat reformlarının Cumhuriyet'e nasıl taşındığını da gösteriyor. Fransız modelinden alınan bir kurum, Osmanlı'da yerel ihtiyaçlara göre şekillendi, Cumhuriyet'te ise Danıştay adıyla yeniden kuruldu. Bugün Danıştay'ın kuruluş yıl dönümünü 1868'den başlatması, bu devamlılığın resmî olarak da kabul edildiğini gösteriyor. Bir kurumun yüz elli yılı aşan hikâyesi, reformların kısa vadeli sonuçlarından çok uzun vadeli izleriyle değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Midhat Paşa'nın kısa süreli başkanlığı bile, kurulun ilk yıllarında yönetim kültürüne bıraktığı izle birlikte anılmaya devam ediyor.