İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ahmed Midhat Efendi: Tercüman-ı Hakikat, yüzlerce kitap ve halka okuma alışkanlığı kazandıran kalem

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ahmed Midhat Efendi, Tanzimat döneminin en verimli yazarıdır. Roman, hikâye, tarih, felsefe, bilim ve din gibi pek çok alanda yüzlerce eser yazdı. Kendisine "yazı makinesi" denmesinin nedeni de bu olağanüstü verimliliğiydi. Ahmed Midhat, aynı zamanda 1878'de kurduğu Tercüman-ı Hakikat gazetesiyle de Osmanlı basın tarihinin önemli isimlerinden biri oldu.

Ahmed Midhat'ın asıl amacı, halkı eğitmek ve okuma alışkanlığı kazandırmaktı. Bu nedenle eserlerini sade bir dille yazdı ve okurla sohbet eder gibi anlattı. Kendisini "hâce-i evvel", yani "ilk öğretmen" olarak görüyordu. Bu yazıda Ahmed Midhat'ın hayatını, Tuna ve Bağdat yıllarını, sürgününü, gazeteciliğini ve romanlarını anlatıyoruz.
Ahmed Midhat Efendi'nin portresi
Ahmed Midhat Efendi'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Resimli Gazete, Istanbul. Dosya sayfası

Yoksulluk içinde geçen çocukluk

Ahmed Midhat, 1844'te İstanbul'da doğdu. Ailesi yoksuldu. Babası erken yaşta öldü ve Ahmed, bir aktar dükkânında çıraklık yaparak çalışmak zorunda kaldı. Çocukluğunda düzenli bir eğitim alamadı. Ağabeyi, Vidin'de bir görev alınca aile oraya taşındı. Ahmed Midhat, Vidin ve Niş'te çeşitli işlerde çalıştı.

Midhat Paşa ile tanışma

Ahmed Midhat'ın hayatındaki dönüm noktası, ünlü devlet adamı Midhat Paşa ile tanışmasıydı. Midhat Paşa, o dönemde Tuna vilayetinin valisiydi. Genç Ahmed'in yeteneğini fark eden paşa, onu yanına aldı ve vilayet gazetesi "Tuna"da çalıştırdı. Ahmed, bu dönemde paşaya duyduğu saygıdan dolayı "Midhat" adını kullanmaya başladı.

Ahmed Midhat, 1869'da Midhat Paşa Bağdat valiliğine atanınca onunla birlikte Bağdat'a gitti. Orada vilayet gazetesi "Zevra"nın yayınını yönetti. Bağdat'ta Arapça ve Farsça öğrenimini ilerletti ve Doğu kültürüne dair bilgisini derinleştirdi. 1871'de İstanbul'a döndü ve kendi matbaasını kurdu.
Ahmed Midhat Efendi'nin başka bir fotoğrafı
Ahmed Midhat Efendi'nin başka bir fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Rodos sürgünü

İstanbul'a döndükten sonra Ahmed Midhat, gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerine başladı. "Dağarcık" adlı bir dergi çıkardı. Ancak dergide yayımlanan bazı yazılar, yönetimin tepkisini çekti. 1873'te Ahmed Midhat, Namık Kemal ve diğer bazı yazarlarla birlikte sürgüne gönderildi. Ahmed Midhat, Rodos'a sürüldü.

Rodos'taki sürgün yılları, Ahmed Midhat için verimli geçti. Burada pek çok eser yazdı. Sürgün, 1876'da II. Abdülhamid'in tahta çıkışıyla sona erdi. Ahmed Midhat, af edilerek İstanbul'a döndü. Bu dönemden sonra II. Abdülhamid'e yakın bir tavır benimsedi ve sarayla iyi ilişkiler kurdu.

Tercüman-ı Hakikat

Ahmed Midhat, 1878'de Tercüman-ı Hakikat gazetesini kurdu. Bu gazete, uzun yıllar boyunca Osmanlı'nın en çok okunan gazetelerinden biri oldu. Gazetede siyasi haberlerin yanı sıra edebî eserler, bilim yazıları ve tefrika romanlar da yayımlandı. Ahmed Midhat, kendi romanlarını da önce bu gazetede tefrika olarak yayımladı.

Tercüman-ı Hakikat, genç yazarlara da kapılarını açtı. Pek çok yazar, ilk yazılarını bu gazetede yayımladı. Ahmed Midhat, bu gazete aracılığıyla bir yazarlar kuşağının yetişmesine katkıda bulundu. Kadın yazar Fatma Aliye Hanım ile yaptığı yazışmalar ve onun ilk eserlerinin yayımlanmasına verdiği destek de bu dönemin önemli olayları arasındadır.
Ek bilgi
Fatma Aliye Hanım, Türk edebiyatının ilk kadın romancılarından biridir. Ahmed Midhat ile birlikte "Hayal ve Hakikat" adlı bir roman yazdılar. Bu romanda, kadın karakterin bölümlerini Fatma Aliye Hanım, erkek karakterin bölümlerini ise Ahmed Midhat yazdı. Bu ortak çalışma, dönemi için dikkat çekici bir deneydi.

Romanları

Ahmed Midhat, Türk romanının kurucularından biridir. Onun romanları, halkın ilgisini çekecek konuları sade bir dille anlatır. En bilinen romanları arasında Felâtun Bey ile Râkım Efendi, Hasan Mellah, Henüz On Yedi Yaşında ve Müşâhedât bulunur.

Felâtun Bey ile Râkım Efendi, 1875'te yayımlandı ve Batılılaşmanın yanlış ve doğru biçimlerini karşılaştırır. Felâtun Bey, Batı'yı yüzeysel biçimde taklit eden, savurgan bir gençtir. Râkım Efendi ise çalışkan, tutumlu ve hem Doğu'yu hem Batı'yı tanıyan bir gençtir. Ahmed Midhat, bu iki karakter aracılığıyla okura nasıl bir Batılılaşma istediğini anlatır.

Ahmed Midhat'ın romanlarının bir özelliği de yazarın sık sık araya girmesidir. Yazar, hikâyeyi anlatırken durur ve okura doğrudan seslenir, bir konuyu açıklar ya da ders verir. Bu tarz, bugünkü okura garip gelebilir; ancak Ahmed Midhat'ın amacı, okuru eğlendirirken eğitmekti.
Ahmed Midhat Efendi'nin Letâif-i Rivâyât dizisinden bir kapak
Ahmed Midhat Efendi'nin Letâif-i Rivâyât dizisinden bir kapakGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ahmed Midhat Efendi. Dosya sayfası

Avrupa yolculuğu

Ahmed Midhat, 1889'da Stockholm'de düzenlenen Uluslararası Müsteşrikler Kongresi'ne Osmanlı Devleti'ni temsilen katıldı. Bu yolculuk sırasında Avrupa'nın pek çok şehrini gezdi. Gözlemlerini "Avrupa'da Bir Cevelân" adlı eserinde anlattı. Bu eser, bir Osmanlı aydınının Avrupa'ya bakışını yansıtan önemli bir seyahatnamedir. Ahmed Midhat, Avrupa'nın teknik ilerlemesine hayranlık duymakla birlikte, Osmanlı'nın kendi kültürünü korumasını savundu.

Stockholm kongresinde Ahmed Midhat, Avrupalı müsteşriklerle tanıştı. Bu tanışmalar, onun Avrupa'daki Osmanlı imajı hakkındaki düşüncelerini de etkiledi. Avrupalı bilim insanlarının Doğu'ya bakışını eleştirel bir gözle değerlendirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Ahmed Midhat'ın kaç eser yazdığı konusunda farklı rakamlar verilir. Bazı kaynaklar iki yüzden fazla eser yazdığını belirtirken, bazıları bu sayının daha da fazla olduğunu ileri sürer. Bu farklılık, gazetede yayımlanan yazıların ve küçük risalelerin sayıma dahil edilip edilmemesinden kaynaklanır. Ayrıca bazı eserlerin çeviri mi yoksa telif mi olduğu da tartışmalıdır.

Son yılları

Ahmed Midhat, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Darülfünun'da tarih ve felsefe dersleri verdi. Aynı zamanda Darüşşafaka'da da ders verdi. 28 Aralık 1912'de İstanbul'da vefat etti. Ölümü, Balkan Savaşı'nın en zor günlerine denk geldi. Hayatının son yıllarında da yazmayı bırakmadı; Darülfünun'daki dersleri ve gazete yazıları, onun öğretmenlik tutkusunu sonuna kadar sürdürdüğünü gösterir.
Tarih notu
Kronoloji
1844: Ahmed Midhat'ın İstanbul'da doğumu
1869: Midhat Paşa ile birlikte Bağdat'a gidişi
1871: İstanbul'a dönüşü ve matbaasını kurması
1873: Rodos'a sürgün edilmesi
1875: Felâtun Bey ile Râkım Efendi'nin yayımlanması
1876: Sürgünün sona ermesi
1878: Tercüman-ı Hakikat'ın kuruluşu
1889: Stockholm Müsteşrikler Kongresi
28 Aralık 1912: Ahmed Midhat'ın vefatı

Okumayı halka taşıyan öğretmen

Ahmed Midhat, Türk okurunun oluşmasında belki de en büyük payı olan yazardır. Onun romanları, hikâyeleri ve gazete yazıları, okuma alışkanlığı olmayan geniş kitlelere ulaştı. Sade dili ve okurla sohbet eden anlatımı, onu döneminin en sevilen yazarlarından biri yaptı.

Ahmed Midhat'ın eserleri, edebî açıdan bazı eleştirilere konu oldu. Yazarın sık sık araya girmesi ve ders verme isteği, romanlarının sanatsal değerini zayıflattığı gerekçesiyle eleştirildi. Ancak Ahmed Midhat'ın amacı, sanatsal mükemmellik değil, halkın eğitilmesiydi. Bu açıdan bakıldığında, onun başarısı tartışılmazdır.

Tercüman-ı Hakikat, Fatma Aliye Hanım gibi genç yazarlara verdiği destek ve Stockholm'deki temsil görevi, Ahmed Midhat'ın yalnızca bir yazar değil, aynı zamanda bir kültür insanı olduğunu gösterir. Yoksul bir aktar çırağından Osmanlı'nın en çok okunan yazarına uzanan hayatı, kendi romanlarındaki çalışkan Râkım Efendi'nin hikâyesine benzer. Bugün onun romanlarını okumak, Tanzimat İstanbul'unun gündelik hayatına ve okurlarına açılan bir pencereden bakmak gibidir. Onun asıl mirası, tek tek kitaplardan çok, kitap okuyan bir kamuoyunun doğmasına yaptığı katkıdır. Bu katkı, ondan sonra gelen bütün romancıların önünü açtı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap