I. Ahmed, 1603–1617 yılları arasında hüküm süren on dördüncü Osmanlı padişahıdır. Babası III. Mehmed'in Saruhan sancakbeyliği sırasında 28 Nisan 1590'da Manisa'da doğdu; annesi Handan Sultan'dır. Celâlî karışıklıkları yüzünden sancağa çıkamadı. Babasının 22 Aralık 1603'teki ölümü üzerine on dört yaşında tahta geçti. On dört yıllık saltanatı Avusturya ve İran cephelerinde aynı anda süren savaşlar, Anadolu'da Celâlî isyanları, taht veraseti düzenindeki köklü bir değişiklik ve İstanbul'un siluetini değiştiren bir cami ile hatırlanır. I. Ahmed'in portresiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: 17th century artist. Dosya sayfası
Tahta çıkış ve ilk kararlar
I. Ahmed'in ilk işi, III. Murad ve III. Mehmed dönemlerinde devlet işlerine karışan büyükannesi Safiye Sultan'ı Eski Saray'a göndermek oldu. Bu sırada iki cephede savaş sürüyordu. Cigalazade Sinan Paşa doğu serdarı, Sadrazam Malkoç Yavuz Ali Paşa batı serdarı oldu. Şah I. Abbas kuşatma sonunda Revan'ı almış, Kars'a girmiş ve ancak Ahıska önlerinde durdurulabilmişti.
Yeni padişahın tahta çıkışı, kardeşi Mustafa'nın hayatını da etkiledi. Türk literatürünün I. Mustafa bahsine göre Ahmed tahta çıktığında hanedanın geride kalan tek erkek üyesi Mustafa'ydı ve yeni padişahın henüz erkek çocuğu olmadığı için onun hayatına dokunulmadı; III. Mehmed'in on dokuz kardeşini öldürtmesinin tepkiyle karşılanmış olması da bunda etkiliydi.
İran cephesi
Cigalazade Sinan Paşa İstanbul'dan gecikerek 15 Haziran 1604'te ayrıldı ve fırsat varken Şah Abbas'ın üzerine gitmeyip Van'da kışladı. 1605'te Tebriz'i geri almak için yürüdüyse de Erzurum Beylerbeyi Köse Sefer Paşa'nın ayrı hareket edip esir düşmesi ve şahın ani baskını üzerine yenilip Van'a, sonra Diyarbekir'e çekildi. Yardıma geç kaldığı gerekçesiyle Halep Beylerbeyi Canbolatoğlu Hüseyin Paşa'yı idam ettirmesi büyük bir isyanın başlamasına yol açtı. Paşanın ölümünden sonra Şah Abbas Gence, Şirvan ve Şamahı'yı aldı.
Dikkat: yanlış bilinen
İki cephe aynı anda: I. Ahmed'in ilk üç yılında Osmanlı ordusu doğuda Safevîlerle, batıda Habsburglarla savaşırken Anadolu'da Celâlî isyanları büyüyordu. İlgürel, Zitvatorok barışının Osmanlılarca kabulünde Celâlî isyanlarının büyük rol oynadığını yazar. Bu nedenle saltanatın dış siyaset kararları, iç düzenin yeniden kurulması ihtiyacından ayrı okunamaz. İran ile 20 Kasım 1612'de imzalanan Nasuh Paşa Antlaşması da aynı mantıkla, doğu cephesinde nefes almak için yapılmıştı.
Batı cephesi ve Zitvatorok
Sadrazam Malkoç Ali Paşa Belgrad'da ölünce yerine Lala Mehmed Paşa getirildi. Lala Mehmed Paşa Peşte ve Vaç'ı geri aldı, 1605'te Vişegrad'ı aldıktan sonra Estergon'u 4 Kasım 1605'te teslim aldı. Habsburg yönetimine karşı ayaklanan Erdel Beyi István Bocskaiİstanbul'a elçi gönderip yardım istemişti; Lala Mehmed Paşa ona Erdel ve Macar tacı giydirdi. Lala Mehmed Paşa 1606'da ölünce barış görüşmeleri Kuyucu Murad Paşa'ya bırakıldı ve 11 Kasım 1606'da Zitvatorok Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla padişah ile imparator eşit sayıldı ve tarihçiler genellikle Osmanlı Devleti'nin büyümesinin bu antlaşmayla durduğunda birleşir. Nâdirî Divanı'ndan I. Ahmed'in Edirne'ye varışını gösteren minyatür (1605 dolayı, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi H.889)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1605 artist. Dosya sayfası
Celâlîler ve Kuyucu Murad Paşa
I. Ahmed'in tahta çıkışından hemen sonra ayaklanan Tavil Ahmed, Celâlî serdarı Nasuh Paşa'yı ve Anadolu Beylerbeyi Kecdehan Ali Paşa'yı yendi. Canbolatoğlu Ali Paşa Lübnan'da Ma'noğlu Fahreddin'le birleşip adına sikke kestirdi. Celâlîler karşısındaki acizliği yüzünden Sadrazam Derviş Paşa idam edildi (1606) ve sadarete getirilen Kuyucu Murad Paşa 24 Ekim 1607'de Oruç ovasında Canbolatoğlu'nu, ardından Alaçayır'da Kalenderoğlu'nu yendi. Köylerin boşalması yüzünden hazine nüzul ve avarız vergilerinden mahrum kalmıştı; I. Ahmed 30 Eylül 1609'da bir adâletnâme çıkararak halkı idarecilerin baskısından korumaya ve terk edilen köyleri yeniden iskân etmeye çalıştı.
Akdeniz ve ticaret antlaşmaları
Malta ve Toskana filoları Osmanlı kıyılarına baskınlar yapıyordu; 1611'de bir Malta filosu Gördüs'ten (Korint) 500, 1612'de bir Toskana filosu İstanköy'den 1.200 esir götürdü. Kaptan-ı derya Halil Paşa Kıbrıs sularında Malta gemilerini yenip devrin en büyük gemisi sayılan "Karacehennem"i tahrip etti. Kazakların Sinop'u yağmalaması ise donanma Akdeniz'deyken oldu.
Ek bilgi
Avrupa ile ticari ilişkiler: I. Ahmed tahta çıktıktan sonra İngiltere, Fransa ve Venedik ile ticari antlaşmalar yenilendi. Fransa ile yapılan anlaşmada İspanyol, Portekizli, Katalan, Raguzalı, Cenevizli, Ankonalı ve Floransalı tüccarların Fransız bayrağı altında ticaret yapabilecekleri kararlaştırıldı. Temmuz 1612'de Hollanda ile ilk ticari anlaşma imzalandı. Bu metinlerin Avrupa'daki nüshaları, ilgili devletlerin arşivlerinde Osmanlı ahidnâmeleri olarak korunur; Hollanda ile kurulan ilişki bu ülkenin İstanbul'da daimî elçi bulundurmasının da başlangıcı oldu.
Taht veraseti: ekberiyet
I. Ahmed döneminin en önemli değişikliklerinden biri saltanatın el değiştirme usulündeydi. O zamana kadar belli bir kurala bağlı olmayan cülusta bu padişahtan itibaren "ekberiyet" ve "erşediyet", yani hanedanın en büyük ve en olgun üyesinin tahta geçmesi usulü benimsendi; öteki şehzadeler sarayın özel bir bölümünde, "kafes" denilen yerde tutulmaya başlandı. Bu teamüle uyularak I. Ahmed'in yerine oğlu Osman değil kardeşi I. Mustafa geçti.
Dikkat: yanlış bilinen
Bu değişiklik bir kanunname ile ilan edilmiş değildir; uygulamayla yerleşti. Türk literatürünün I. Mustafa bahsi, 1617'de Mustafa'nın tahta çıkarılmasının dönemin tarihçilerince geçerli veraset usulünün dışına çıkılması olarak eleştirildiğini yazar: Mehmed b. Mehmed Edirnevî, Osmanlı veraset sisteminde tahtın kardeşe değil oğula ait olduğunu belirtmiştir. Aynı olay bugün bir dönüm noktası olarak anılırken çağdaşları tarafından istisna olarak görülmüştür. "Ekberiyet usulünü I. Ahmed koydu" ifadesi, sonuçta doğru olsa da bilinçli bir yasa koyma işlemini çağrıştırdığı için dikkatle kullanılmalıdır.
Sultanahmet Camii ve hayır eserleri
Osmanlı tarihinin en büyük yapıları arasında sayılan Sultan Ahmed Camii'ni o yaptırdı; padişah, inşaatın başlangıç töreninde altın bir kazma ile terleyinceye kadar bizzat çalıştı. Cami, medrese, imaret, tabhane, darüşşifa, mektep ve dükkânlarla bir külliye oluşturuyordu. I. Ahmed, yıkılmaya yüz tutan Kâbe duvarlarını İstanbul'dan ustalar göndererek tamir ettirdi, Kâbe kapısının kitabesini ve altın oluğu yeniletti; Medine'deki Mescid-i Nebevî'ye beyaz mermerden bir minber gönderdi. Babasının türbesini de o yaptırdı.
Kişiliği ve ölümü
I. Ahmed elli bir gün süren bir mide hastalığı sonucu 22 Kasım 1617'de yirmi sekiz yaşında öldü. Dindar ve hayır sahibi bir padişah olarak halkın güvenini kazanmıştı; sert tabiatlıydı, ihanet edenleri affetmezdi. Ava ve cirit oyununa meraklıydı. "Bahtî" mahlasıyla şiirler yazdı; küçük divanı Millet Kütüphanesi'nde, Ali Emîrî Efendi koleksiyonunda bulunur. Devrinde tütün ithaline ilk kez izin verildi, buna karşılık ülke çapında içki yasağı uygulandı. Türbesi, yaptırdığı caminin külliyesindedir. Sultanahmet Külliyesi'ndeki I. Ahmed TürbesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Josep Renalias. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 28 Nisan 1590: Manisa'da doğum. 22 Aralık 1603: Tahta çıkış. 4 Kasım 1605: Estergon geri alınır. 11 Kasım 1606: Zitvatorok Antlaşması. 24 Ekim 1607: Oruç ovasında Canbolatoğlu yenilir. 1609: Sultan Ahmed Camii inşaatı başlar; 30 Eylül'de adâletnâme. Temmuz 1612: Hollanda ile ilk ticari anlaşma. 20 Kasım 1612: Osmanlı-Safevî antlaşması. 22 Kasım 1617: Ölüm; yerine kardeşi I. Mustafa geçer.
I. Ahmed dönemi: büyük resimde yeri
I. Ahmed'in saltanatı, veraset düzeninde kalıcı bir değişimin başlangıcıdır: kardeşi Mustafa'nın hayatının bağışlanması, sonraki yüzyıllarda tahtın hanedanın en yaşlı üyesine geçmesi uygulamasına giden yolu açtı. Genç padişahın Sultanahmet Camii'ni yaptırması ise savaşla değil eserle anılma isteğini yansıtır. Bize göre bu iki gelişme, onu sanıldığından daha önemli bir dönemin padişahı yapar.