Amanullah Han, 20 Mayıs 1928'de Türkiye'ye geldiğinde yaklaşık altı aydır süren uzun bir yolculuğun son durağındaydı. Afganistan'ın bağımsızlığını 1919'da ilan eden ve ülkesinde hızlı bir yenileşme programı başlatan kral, Karaçi'den Kahire'ye, oradan Roma, Paris, Brüksel, Berlin, Londra ve Varşova'ya uzanan bir gezinin ardından Ankara'ya ulaştı. Gezinin en çok merak edilen görüşmesi, kendisinin örnek aldığını açıkça söylediği Gazi Mustafa Kemal ile yaptığı görüşmeydi. Ziyaret sırasında iki ülke arasında yeni bir dostluk ve iş birliği antlaşması imzalandı ve Türkiye Afganistan'a ilk teknik yardım taahhüdünde bulundu. Amanullah Han ve Gazi Mustafa KemalGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Kâbil'de bir saray darbesinden bağımsızlığa
Amanullah Han1 Haziran 1892'de Kâbil yakınlarındaki Pagman'da doğdu. Emir Habibullah Han'ın oğluydu ve genç yaşta Kâbil valiliğine getirilmiş, hazine ile ordunun denetimini elinde tutmuştu. Şubat 1919'da babası Lagman'da bir av gezisi sırasında çadırında öldürülünce taht için amcası Nasrullah Han ile karşı karşıya geldi. Kâbil'deki hazineyi ve hükûmet merkezini elinde tuttuğu için üstün geldi ve 28 Şubat 1919'da kendini emir ilan etti.
Aynı yıl İngiltere ile kısa bir savaş yaşandı. Üçüncü İngiliz-Afgan Savaşı'nın ardından imzalanan Ravalpindi Antlaşması, Afganistan'ın dış ilişkilerini kendi yürütmesinin önünü açtı. Afganistan böylece tam bağımsızlığını kazandı. Amanullah Han, kayınpederi ve dışişleri bakanı Mahmud Tarzi'nin rehberliğinde bir anayasa hazırlattı. Bu anayasa 11 Nisan 1922'de Celalabad'da toplanan 872 kabile büyüğü ve devlet görevlisinden oluşan büyük meclis, Loya Cirga tarafından kabul edildi.
Tarih notu
Kronoloji: 28 Şubat 1919 Amanullah'ın emirliği; 1919 Üçüncü İngiliz-Afgan Savaşı ve bağımsızlık; 1 Mart 1921Moskova'da Türk-Afgan ittifakı; 11 Nisan 1922 Afgan anayasası; 1926 emirlikten krallığa geçiş; Aralık 1927Avrupa turunun başlangıcı; 20 Mayıs 1928Türkiye'ye varış; 14 Ocak 1929 tahttan çekiliş; 26 Nisan 1960Zürih'te ölüm.
Ankara ile Kâbil arasındaki eski bağ
Ankara ile Kâbil arasındaki ilişki Millî Mücadele yıllarına uzanıyordu. 1 Mart 1921'de Moskova'da TürkiyeBüyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Afganistan arasında bir ittifak antlaşması imzalanmıştı. Bu antlaşma Afganistan'ın Ankara hükûmetini tanıyan ilk devletlerden biri olmasını sağlamış, iki ülke birbirinin bağımsızlığını güvence altına almayı kabul etmişti. Antlaşmanın ardından Türk subayları Afgan ordusunu eğitmek için Kâbil'e gitti; Afganistan'daki askerî heyetin başında bir süre Kâzım (Orbay) Bey bulundu.
Amanullah Han'ın Türkiye'ye ilgisi yalnız diplomatik değildi. Afganistan'da kız ve erkek çocuklar için yeni okullar açtırdı, bütün vilayetlerde 320'den fazla okul kurdu, ilköğretimi zorunlu hâle getirdi. Kraliçe Süreyya Tarzi, kadınların toplumsal hayata katılmasını savunan çalışmaların başındaydı. Bu programın her adımı Türkiye'deki yeniliklerle kıyaslanıyordu. Afgan basını ve Avrupa gazeteleri Amanullah Han'ı sık sık "Afganistan'ın Mustafa Kemal'i" diye anıyordu. Amanullah Han'ın 1928 Avrupa gezisinden bir görüntü, ManchesterGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Avrupa turu: Roma'dan Varşova'ya
Kral ve kraliçe 1927 yılının sonunda Karaçi limanından yola çıktı. Kahire'de Mısır Kralı Fuad ile görüştüler. 8 Ocak 1928'de İtalya'ya vardılar; Kral III. Vittorio Emanuele, Başbakan Benito Mussolini ve Papa XI. Pius ile görüştüler. 25 Ocak'ta Paris'te Cumhurbaşkanı Gaston Doumergue onları karşıladı. Şubat başında Brüksel'de Belçika Kralı I. Albert, 22 Şubat'ta Berlin'de Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg ile bir araya geldiler. 13 Mart'ta Dover'a ulaşan kral çifti İngiltere'de Kral V. George ve Kraliçe Mary'nin konuğu oldu. Nisan sonunda Polonya'ya geçtiler; Varşova'da Cumhurbaşkanı Ignacy Mościcki tarafından karşılandılar. Kralın Berlin'de acil bir bademcik ameliyatı geçirmesi programı birkaç gün geciktirdi.
Bu tur, Afganistan için bir tanınma ve yardım arayışıydı. Kral, ziyaret ettiği her ülkede fabrikaları, okulları ve askerî tesisleri gezdi, ülkesine uzman ve öğretmen getirmenin yollarını aradı. Gezinin Moskova ve İran üzerinden dönüş kısmından önce son büyük durağı Türkiye oldu.
Ankara'da on gün
Amanullah Han ve Kraliçe Süreyya, 20 Mayıs 1928'de Türkiye'ye geldi. Afgan kralı, Cumhuriyet'in ilanından sonra Türkiye'yi resmî olarak ziyaret eden ilk yabancı hükümdarlar arasındaydı. Ankara'da Gazi Mustafa Kemal, Başvekil İsmet Paşa ve Meclis Reisi Kâzım Paşa tarafından ağırlandı. Program boyunca yeni başkentin okulları, askerî birlikleri ve kurumları gezildi; şerefine resmî yemekler ve tören geçişleri düzenlendi. Servet-i Fünun dergisi 31 Mayıs 1928 sayısında Gazi ile Afgan kralını birlikte gösteren bir fotoğraf yayımladı.
Ziyaretin diplomatik sonucu, Ankara'da imzalanan Türk-Afgan Dostluk ve İş Birliği Antlaşması oldu. Antlaşma 1921 ittifakının yerini aldı ve iki ülke arasındaki ilişkiyi barış zamanına uygun bir zemine taşıdı. Türkiye, Afganistan'a öğretmen, hekim, hukukçu ve subay gönderme taahhüdünde bulundu. Bu, Türkiye'nin başka bir ülkeyle imzaladığı ilk teknik yardım anlaşması olarak anılır. Birkaç ay sonra, 14 Ekim 1928'de, 115 Afgan öğrenci Bombay'dan vapurla İstanbul'a geldi ve Türk okullarına yerleştirildi.
Ek bilgi
Afgan kraliyet ailesinin Türkiye ile bağı sürgün yıllarında da sürdü. Amanullah'ın kızı Prenses Meliha İstanbul Üniversitesi'nde tıp okudu ve bir Türk mühendisle evlendi. En küçük kızı Prenses Naciye de İstanbul'da tanıştığı bir Türk iş insanıyla evlendi. Oğlu Prens İhsanullah'ın çocukları İstanbul'da doğdu.
Gazi'nin tavsiyesi: ölçülü ol, dikkatli ol
Afgan kralının Türkiye'den çok etkilenerek döndüğü, ülkesine vardıktan sonra yeniliklerini hızlandırdığı biliniyor. Kaynaklarda Mustafa Kemal'in kendisine yeniliklerde ölçülü ve dikkatli olmasını tavsiye ettiği aktarılır. Bu tavsiyenin arkasında Türkiye'deki deneyim vardı: Türkiye'de köklü değişiklikler, bağımsızlık savaşını kazanmış bir ordunun ve Meclis'in desteğiyle ve birkaç yıla yayılarak yapılmıştı. Afganistan'da ise kabile yapısı güçlüydü, ordu zayıftı ve merkezî hükûmetin taşradaki gücü sınırlıydı.
Amanullah Han dönüşte peçenin kaldırılmasını, cuma gününün iş günü yapılmasını, halkın Batı tarzı giyinmesini ve selamlaşırken şapka çıkarılmasını içeren kararlar aldı. Bu kararlar muhafazakâr çevrelerde büyük tepki doğurdu. Celalabad'da başlayan ayaklanma başkente yürüdü, ordunun büyük bölümü direnmek yerine dağıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Amanullah'ın düşüşünü yalnız yeniliklere bağlamak eksik bir açıklama olur. Afganistan, İngiltere ile Sovyetler Birliği'nin nüfuz rekabetinin tam ortasındaydı. Vergi artışları, ordudaki maaş sorunları ve kabile liderlerinin ayrıcalıklarının daraltılması da muhalefeti büyüten etkenlerdi. Afgan tarihçileri bu etkenlerin ağırlığı konusunda farklı görüşler ileri sürer.
Tahttan çekiliş ve sürgün
14 Aralık 1928'de Habibullah Kalakani önderliğindeki muhalifler Kâbil'e saldırdı. Dokuz günlük çatışmadan sonra geri püskürtüldüler ama 7 Ocak 1929'da yeniden saldırarak başkenti aldılar. Amanullah Han14 Ocak 1929'da tahttan çekildi ve tacı ağabeyi İnayetullah Han'a bıraktı. İnayetullah ancak dört gün tahtta kalabildi. Kalakani'nin iktidarı da dokuz ay sürdü; 13 Ekim 1929'da tahta Nadir Han geçti.
Amanullah Hanİngiliz Hindistanı üzerinden Avrupa'ya gitti, Roma'ya yerleşti. Tahtına dönme girişimleri sonuç vermedi. 26 Nisan 1960'ta İsviçre'nin Zürih kentinde öldü ve Celalabad'a gömüldü. Reformlarının önemli bir bölümü kaldırıldı; ama sonraki kral Muhammed Zahir Şah daha yavaş bir yenileşme programı yürüttü. Afganistan Kraliçesi Süreyya TarziGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Bir ziyaretin iki ülkeye bıraktığı
Amanullah Han'ın Ankara ziyareti, Cumhuriyet'in dış politikasında doğuya dönük yüzün en canlı örneklerinden biridir. Türkiye1920'lerin sonunda bir yandan Batı'yla ilişkilerini düzene koyarken bir yandan da Afganistan ve İran gibi komşu Müslüman ülkelerle dostluğunu güçlendiriyordu. Bu çizgi 1934'te Rıza Şah'ın ziyaretiyle, 1937'de Sadabat Paktı ile sürdü. Afgan kralının ziyareti, bu zincirin ilk büyük halkasıydı.
Ziyaretten çıkan ders de en az antlaşma kadar önemlidir. Mustafa Kemal yenilikleri kendi ülkesine özgü bir süreç olarak görüyordu: bağımsızlığın kazanılması, devletin yeniden kurulması, eğitimin yaygınlaştırılması ve hukuk düzeninin değiştirilmesi birbirini izleyen adımlardı. Afganistan'da ise yenilikler, toplumun ve ordunun buna hazır olup olmadığı tartılmadan birkaç ay içinde uygulamaya konuldu. Amanullah'ın düşüşü, Türkiye'deki dönüşümün kopyalanabilecek bir paket olmadığını gösterdi. Türkiye'nin Afganistan'a gönderdiği öğretmenler, hekimler ve subaylar ise kraldan sonra da çalışmaya devam etti. Türk-Afgan dostluğu, Kâbil'deki iktidar değişikliklerine rağmen 1930'larda da sürdü; bu da ilişkinin bir kişiye değil, iki devletin karşılıklı çıkarına dayandığını gösterir.