İçeriğe geç
Giriş yap
0

115 Afgan öğrenci (14 Ekim 1928): Bombay'dan Roza vapuruyla İstanbul'a gelen kafile

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Galata Rıhtımı'nda bir kafile

14 Ekim 1928'de İstanbul'un Galata Rıhtımı'na yanaşan vapurdan, Türk okullarında okumak üzere Afganistan'dan gelen 115 genç indi. Kafilenin on beşi kız, yüzü erkekti. Bu öğrenciler, Afganistan Kralı Emanullah Han'ın Mayıs 1928'deki Türkiye ziyaretinin ardından verdiği kararın ürünüydü. Kız öğrencilerin yüzleri açık ve modern kıyafetlerle yola çıkarılması hem Afganistan'da hem dışarıda büyük yankı uyandırdı.

Bu yazıda kafilenin nasıl hazırlandığını, İstanbul'a nasıl ulaştığını, öğrencilerin hangi okullara dağıtıldığını ve bu yolculuğun Afganistan'daki siyasi sonuçlarını anlatıyoruz.
Mustafa Kemal ile Afganistan Kralı Emanullah Han, Mayıs 1928
Mustafa Kemal ile Afganistan Kralı Emanullah Han, Mayıs 1928Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Öğrenci gönderme siyaseti

Emanullah Han, ülkesini yenileştirmenin yolunun eğitimden geçtiğine inanıyordu. Reformları ülkesine taşıyacak ve uygulayacak yetişmiş bir kuşak için gençleri yurt dışına gönderdi. 1921'de üst düzey ailelerden 44 Afgan genci yükseköğrenim için Paris'e, 1922'de 40 öğrenci Almanya'ya gönderildi. Sonraki yıllarda Türkiye, İran, İsviçre ve İngiltere de bu ülkeler arasına katıldı. Afgan hükümeti her yıl yüz öğrencinin Avrupa'ya, iki yüz öğrencinin Hindistan'a gönderilmesini planlıyordu.

Türkiye bu ülkelerin başında geliyordu. 1 Mart 1921 tarihli Türk-Afgan ittifak antlaşması, Türkiye'nin Afganistan'a kültür alanında yardım etmesini öngörüyordu. 25 Mayıs 1928'de Ankara'da imzalanan Dostluk ve İşbirliği Antlaşması ise Türkiye'nin Afgan millî eğitimi ve ordusu için uzman göndermesini açık bir yükümlülük haline getirdi.
Tarih notu
Emanullah Han 29 Mayıs 1928'de İstanbul Darülfünunu'nu ziyaret ettiğinde, en büyük amacının Afgan çocuklarını Türkiye'ye gönderip burada okutmak ve Türkiye'den öğretmen istemek olduğunu söylemişti. 115 kişilik kafile, bu sözlerin dört buçuk ay sonra somut bir karşılığı oldu.

Kâbil'deki tören

Türkiye'nin Kâbil Büyükelçiliği'nden 30 Eylül 1928'de Ankara'ya gönderilen bir yazı, Emanullah Han'ın Türkiye ziyaretini anlattığı bir konuşma sırasında Türkiye'ye gidecek öğrencileri sahneye çağırdığını aktarıyordu. Kral salondakilere bu gençleri alkışlattı ve onların Türkler tarafından yetiştirilip ülkelerine geri gönderileceğini, bunun iki ülke arasındaki dostluğun en canlı kanıtı olduğunu söyledi.

Ekim başında yaptığı konuşmalarda Emanullah Han, seçilecek kız öğrencilerin de yurt dışında yükseköğrenim göreceğini açıkladı. Türkiye'ye gidecek kızlar, bir törende ilk kez başları açık olarak halkın önüne çıkarıldı. İtalyan gazetesi Il Messaggero, Kraliçe Süreyya'nın yurt dışına gidecek kızları kabul ettiğini ve onları uğurlamak için toplanan kalabalığa selam vermeleri için sarayın balkonuna çıkardığını yazdı.
Pagman'da 1926'da toplanan Loya Cirga'da Kral Emanullah Han
Pagman'da 1926'da toplanan Loya Cirga'da Kral Emanullah HanGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Elçinin tanıklığı

O yıllarda Kâbil'de Türkiye'nin elçisi olan Yusuf Hikmet Bayur, kız öğrencilerin yolculuğunu hatıralarında anlatır. Bayur'un aktardığı kadarıyla kralın bazı yakınları, kızların Afgan elçilik görevlilerinin aileleri gibi örtülü ve dikkat çekmeyecek biçimde ülkeden çıkarılmasını önermişti. Emanullah Han bunu kabul etmedi. Kızlar Avrupalı öğrenciler gibi açık başlarına bere takarak otobüse bindirildi ve Hindistan üzerinden yola çıkarıldı. Hindistan sınırındaki memurlar onlar şerefine bir ziyafet verdi; ziyafete çağrılan Afgan aşiret hanları da kızların Türkiye'ye gidişine kendi gözleriyle tanık oldu.
Ek bilgi
Öğrencilerin sayısı yazışmalarda değişiyor. 13 Ağustos 1928 tarihli bir yazıda ilköğrenimini tamamlamış 120 Afgan öğrencinin daha Türkiye'ye gönderileceği bildiriliyordu. 22 Ekim 1928 tarihli yazıda ise gelen öğrenci sayısı 115 olarak düzeltildi. Öğrencilerden 61'i parasız yatılı, kalanı ücretli olarak kabul edildi.

Bombay'dan Port Said'e

Kafile 26 Eylül 1928'de İngiliz bandıralı Roza vapuruyla Bombay'dan yola çıktı. Öğrencilere Afgan elçiliğinin ikinci kâtibi Hakkı Bey ile bir okul yöneticisi eşlik ediyordu. Vapur 13 Ekim'de Port Said'e ulaştı. Ertesi gün, 14 Ekim 1928'de kafile İstanbul'a vardı.

Galata Rıhtımı'nda öğrencileri Afgan sefiri Gulam Ceylani Han, Türkiye'de bulunan Afgan subayları, İstanbul Hariciye Murahhası, Maarif Emini Behçet Bey, yardımcısı Şakir Bey ve Maarif Müdürü Haydar Bey karşıladı. Cumhuriyet gazetesi 15 Ekim 1928 sayısında "115 Afganlı Talebe Dün Şehrimize Geldi" başlığıyla kafilenin gelişini duyurdu.

Okullara dağıtım

Maarif idaresinin planında öğrenciler önce üç gün yatılı bir ortaokulda tutulacak, sağlık durumları kontrol edildikten sonra belirlenen okullara gönderilecekti. On beş kız öğrenci Kandilli Orta Mektebi'nde misafir edildi. Kızların beşer kişilik gruplar halinde Kandilli, Çamlıca ve Erenköy kız mekteplerine dağıtılması kararlaştırıldı.

Erkek öğrencilerin bir kısmı İstanbul'daki Kabataş Lisesi'ne, diğerleri Bursa, Edirne, İzmir, Ankara ve Trabzon liselerine gönderildi. Akşam gazetesi, öğrencilerin çoğunun Türkçe bilmediğini ve önce Türkçe öğretileceğini yazdı. Maarif Emaneti, öğrencilerin derslerden geri kalmaması için işlemleri hızla tamamlamaya çalıştı.

Harçlık, kitap ve elbise

Parasız yatılı Afgan öğrenciler, Türk öğrencilerin sahip olduğu bütün haklardan yararlanacaktı. Elbise ihtiyaçları karşılanacak, ayda 3 liradan yılda 36 lira harçlık verilecek, kitap ve kırtasiye için ayrıca yılda 30 lira ödenecekti. Ücretli öğrenciler için okul ücretinin yanında yılda 60 lira giyim, 36 lira harçlık ve 30 lira kitap-kırtasiye bedeli okul idarelerine gönderilecekti.

Bu ayrıntılar, Türkiye'nin kendi okullarında yer darlığı ve öğretmen açığı yaşadığı yıllarda Afgan öğrencilere ciddi bir kaynak ayırdığını gösteriyor. Öğrencilerin Türk öğrencilerle aynı haklara sahip olması, onların misafir değil okulun asıl öğrencileri olarak görüldüğünü de anlatıyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Kız öğrencilerin yurt dışına gönderilmesi Emanullah Han'ın muhaliflerinin elinde güçlü bir koz oldu. 1928'in sonlarında Celalabad'da başlayan ayaklanmada isyancıların istekleri arasında Türkiye'ye gönderilen kız öğrencilerin geri getirilmesi ve kız okullarının kapatılması da vardı. Emanullah Han yayımladığı on sekiz maddelik bildiride öğrencileri geri çağırmayı vaat etti, ancak 14 Ocak 1929'da tahttan çekilmek zorunda kaldı.

Öğrenciler ne okudu?

Türkiye'ye gelen kız öğrenciler tıp, hemşirelik ve öğretmenlik alanlarında eğitim gördüler. Erkek öğrenciler liselerden sonra yükseköğretim kurumlarına geçti. Afgan hükümetinin en çok tercih ettiği okullar Mülkiye Mektebi, askerî ve sivil tıp fakülteleri, hukuk, polis, ticaret ve ziraat okullarıydı. Öğrenciler çoğu zaman giriş sınavlarından muaf tutularak yine parasız yatılı olarak yerleştirildi. Mezunlara Türk öğrencilerin sahip olduğu staj imkânı da tanındı.

Emanullah Han'ın tahttan çekilmesi öğrenci gönderilmesini durdurmadı. 1930'lar boyunca Afganistan'dan Türkiye'ye öğrenciler gelmeye devam etti. Afgan subayları Harbiye'de ve Türk ordusunun birliklerinde eğitim gördü. 5 Haziran 1930 tarihli bir yazıda on beş Afgan kız öğrencinin durumu ele alınıyordu.

Kısa kronoloji

[liste]
[*]1921: 44 Afgan öğrencinin Paris'e gönderilmesi.
[*]1 Mart 1921: Türk-Afgan ittifak antlaşması.
[*]25 Mayıs 1928: Ankara'da Dostluk ve İşbirliği Antlaşması.
[*]29 Mayıs 1928: Emanullah Han'ın Darülfünun konuşması.
[*]13 Ağustos 1928: 120 öğrencinin geleceğini bildiren yazı.
[*]26 Eylül 1928: Roza vapurunun Bombay'dan hareketi.
[*]13 Ekim 1928: Port Said.
[*]14 Ekim 1928: Kafilenin İstanbul'a varışı.
[*]22 Ekim 1928: Sayının 115 olarak düzeltildiği yazı.
[*]14 Ocak 1929: Emanullah Han'ın tahttan çekilmesi.
[/liste]

115 Afgan öğrenci: bir dostluğun okul sıralarındaki hali

Bu kafilenin hikâyesinde bizi en çok etkileyen şey, büyük siyasi kararların sonunda gençlerin omuzlarına yüklenmesidir. Ankara'da imzalanan antlaşma kâğıt üzerinde uzman ve öğretmen gönderilmesinden söz ediyordu; Galata Rıhtımı'na inen öğrenciler ise bu dostluğun yaşayan, nefes alan yüzüydü.

Bizce kız öğrencilerin yolculuğu ayrıca dikkat çekici. Emanullah Han'ın onları gizlice değil, açıkça ve törenle göndermesi, reformlarını sahiplenme biçimiydi. Aynı cesaret, birkaç ay içinde ona tahtını kaybettiren tepkilerin de bir parçası oldu. Bu durum, eğitimin bir ülkede ne kadar güçlü bir dönüşüm aracı olduğunu ve tam da bu yüzden ne kadar sert dirençle karşılaşabileceğini gösteriyor.

Türkiye açısından ise kafile, kendi okullarını yeniden kurmakta olan bir ülkenin başka bir ülkenin gençlerine kapılarını açması anlamına geliyordu. Harçlıktan kitap parasına kadar düşünülmüş ayrıntılar, bu misafirliğin ciddiye alındığını kanıtlıyor. Kralın düşüşünden sonra da süren öğrenci akışı, bu bağın tek bir hükümdara değil iki halkın ortak ihtiyacına dayandığını anlatıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap