İçeriğe geç
Giriş yap
0

Münir Ertegün (1883-1944): Lozan'ın hukuk danışmanı, Washington büyükelçisi ve Missouri zırhlısı

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir hukukçunun Ankara'ya kalışı

Mehmet Münir Ertegün, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında Bâbıâli'nin hukuk danışmanı olarak çalışmış, Kurtuluş Savaşı'nda Ankara'ya katılmış ve Lozan Konferansı'nda Türk heyetinin baş hukuk danışmanlığını yapmış bir diplomattır. Cumhuriyet döneminde Bern, Paris ve Londra'da görev yaptıktan sonra on yıl boyunca Washington büyükelçisi olarak kaldı. 1944'te görevi başında öldüğünde naaşı, iki yıl sonra Amerika'nın en ünlü savaş gemilerinden USS Missouri zırhlısıyla İstanbul'a getirildi. Bu yolculuk, Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir dönemin simgesi oldu.

Münir, 1883'te İstanbul'da doğdu. Babası evkaf nazırlarından Mehmet Cemil Bey, annesi ise Üsküdar Sultantepe'deki Özbekler Tekkesi'nin şeyhi İbrahim Edhem Efendi'nin kızı Ayşe Hamide Hanım'dı. 1908'de İstanbul Darülfünunu'nun hukuk bölümünden mezun oldu ve Hariciye Nezareti'nde memur olarak göreve başladı.
Münir Ertegün
Münir ErtegünGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Marjory Collins. Dosya sayfası

Bâbıâli'nin hukuk danışmanı

Münir Bey, kısa sürede yeteneğiyle dikkat çekti ve Bâbıâli hükûmetinin hukuk danışmanlığına getirildi. Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1918'de İttifak Devletleri ile Sovyet Rusya arasında imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması'nın görüşmelerine katılan Osmanlı heyetinde yer aldı. Bu antlaşmayla Rusya savaştan çekiliyor ve 1878'de kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum bölgesi Osmanlı Devleti'ne geri dönüyordu.

1917'de Şirket-i Hayriye yöneticilerinden Rüstem Bey'in kızı, kadın öğretmen okulu Darülmuallimat mezunu Hayrünnisa Hanım ile evlendi. Bu evlilikten Nesuhi, Ahmet ve Selma adında üç çocukları oldu. İlk oğlu Nesuhi, 26 Kasım 1917'de, savaşın ortasında İstanbul'da doğdu.
Tarih notu
1883: İstanbul'da doğumu.
1908: Darülfünun hukuk bölümünden mezuniyeti.
1918: Brest-Litovsk görüşmelerinde Osmanlı heyetinde bulunması.
Aralık 1920: Ahmet İzzet Paşa heyetiyle Anadolu'ya gidip Ankara'da kalması.
1922-1923: Lozan'da Türk heyetinin hukuk danışmanlığı.
1934: Washington büyükelçiliğine atanması.
11 Kasım 1944: Washington'da ölümü.
5 Nisan 1946: Naaşının USS Missouri ile İstanbul'a gelişi.

Ahmet İzzet Paşa heyeti ve Ankara kararı

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul hükûmeti, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmek ve Ankara ile bir anlaşma zemini aramak için Ahmet İzzet Paşa başkanlığında bir heyet gönderdi. Münir Bey de bu heyette görevlendirildi. Aralık 1920'de Anadolu'ya giden heyetin başındaki iki Osmanlı bakanı, Ankara ile bir anlaşmaya varamadan İstanbul'a döndü. Münir Bey ise geri dönmedi. Genç eşini ve üç yaşındaki oğlunu İstanbul'da bırakarak Ankara'da kaldı ve Millî Mücadele'ye katıldı.

Bu karar, onun hayatının dönüm noktasıydı. Osmanlı hükûmetinin deneyimli hukukçusu, Ankara'da Mustafa Kemal Paşa'nın yardımcıları arasına katıldı ve Dışişleri Bakanlığı'nın baş hukuk danışmanlığına atandı. Ankara hükûmetinin uluslararası alanda tanınması için yürütülen diplomatik çalışmalarda, Münir Bey'in uluslararası hukuk bilgisi büyük önem taşıyordu.
Ek bilgi
Ankara hükûmeti, Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyet Rusya, Fransa ve İtalya ile antlaşmalar imzaladı. Bu antlaşmaların hukuki metinlerinin hazırlanmasında, Osmanlı hariciyesinden gelen deneyimli hukukçuların katkısı büyüktü.
Washington Büyükelçisi Münir Ertegün ve ailesi
Washington Büyükelçisi Münir Ertegün ve ailesiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Marjory Collins. Dosya sayfası

Lozan'ın hukukçusu

1922-1923'te toplanan Lozan Konferansı'nda Münir Bey, İsmet Paşa başkanlığındaki Türk heyetinin baş hukuk danışmanıydı. Kapitülasyonlar, azınlık hakları, yabancıların hukuki durumu ve Osmanlı borçları gibi konularda Türk tezlerinin hukuki dayanaklarını hazırlamak onun göreviydi. Bu konular, konferansın en çetin tartışmalarının yaşandığı başlıklardı. Antlaşmanın imzalanmasından sonra da Osmanlı borçlarıyla ilgili görüşmeler için sık sık Paris'e gitti.

Bern, Paris, Londra

Cumhuriyet'in ilanından sonra Münir Bey, Milletler Cemiyeti nezdinde Türk gözlemcisi ve aynı zamanda Bern elçisi olarak İsviçre'ye gönderildi. 1925-1930 arasında İsviçre'de, 1930-1932 arasında Fransa'da, 1932-1934 arasında İngiltere'de büyükelçilik yaptı. Soyadı Kanunu'ndan sonra Ertegün soyadını aldı. Bu görevler sırasında çocukları da Avrupa'nın farklı şehirlerinde büyüdü; özellikle Londra'da caz müziğiyle tanıştılar.
Dikkat: yanlış bilinen
Ertegün, Türkiye'nin Batı'nın üç büyük başkentinde art arda büyükelçilik yapan diplomatlarından biridir. Bu deneyim, onu Cumhuriyet diplomasisinin en tecrübeli isimlerinden biri hâline getirdi.

Avrupa'da Cumhuriyet'i anlatmak

Ertegün'ün Avrupa'daki büyükelçilik yılları, Türkiye'de devrimlerin art arda yapıldığı bir döneme denk geldi. Şapka Kanunu, Medeni Kanun, harf devrimi ve laiklik ilkesinin anayasaya girmesi gibi değişiklikler, Avrupa basınında geniş yer buluyordu. Bir büyükelçinin en önemli görevlerinden biri, bu değişikliklerin anlamını bulunduğu ülkenin yöneticilerine ve kamuoyuna doğru biçimde anlatmaktı. Ertegün, hukukçu kimliğiyle özellikle Medeni Kanun'un ve yeni hukuk düzeninin Avrupa'da tanıtılmasında etkili oldu.

Paris'teki görevi sırasında Osmanlı borçlarının ödenmesine ilişkin görüşmeler de gündemdeydi. 1928'de Paris'te imzalanan anlaşmayla Osmanlı borçlarının Türkiye'ye düşen payının ödenme biçimi belirlenmişti; ancak 1929 dünya ekonomik bunalımı ödemelerin yeniden düzenlenmesini gerektirdi. Ertegün, Lozan'dan beri yakından bildiği bu konuda Türk tarafının görüşlerini savundu.

Washington'da on yıl

1934'te Ertegün, Washington büyükelçiliğine atandı ve ölümüne kadar on yıl bu görevde kaldı. Başkan Franklin D. Roosevelt ile yakın bir dostluk kurdu. Türkiye ile ABD arasında güçlü ilişkiler kurulmasına katkıda bulunan, sevilen ve etkin bir büyükelçi oldu. Mayıs 1944'te Washington'daki diplomatik kolordunun duayeni, yani en kıdemli büyükelçisi oldu.

Ertegün'ün Washington yılları, ilginç bir kültürel hikâyeye de sahne oldu. Oğulları Ahmet ve Nesuhi, caz müziğine tutkundu. Büyükelçilik salonları, siyahi caz müzisyenlerinin rahatça çalabildiği bir mekân hâline geldi. Bu, Amerika'da ırk ayrımının derin olduğu bir dönemde dikkat çekici bir durumdu. Ertegün'ün oğulları Ahmet ve Nesuhi, ileride dünyanın en büyük plak şirketlerinden biri olan Atlantic Records'un kurucuları ve yöneticileri olarak Amerikan müzik tarihine geçtiler.
USS Missouri, USS Power ve TCG Yavuz İstanbul açıklarında, 5 Nisan 1946
USS Missouri, USS Power ve TCG Yavuz İstanbul açıklarında, 5 Nisan 1946Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: U.S. Navy. Dosya sayfası

Ölümü ve Missouri zırhlısı

Münir Ertegün, 11 Kasım 1944'te Washington'da kalp krizi sonucu öldü. İkinci Dünya Savaşı sürdüğü için naaşı hemen Türkiye'ye gönderilemedi. Savaştan sonra, Nisan 1946'da, ABD hükûmeti Ertegün'ün naaşını Amerikan donanmasının en ünlü gemilerinden biri olan USS Missouri zırhlısıyla İstanbul'a gönderdi. Japonya'nın teslim belgesinin Eylül 1945'te güvertesinde imzalandığı bu gemi, 5 Nisan 1946'da İstanbul'a ulaştı ve Türk donanmasının sancak gemisi Yavuz tarafından karşılandı.

Ertegün, Üsküdar Sultantepe'deki Özbekler Tekkesi'nin bahçesine, dedesi İbrahim Edhem Efendi'nin de yattığı kabristana gömüldü. Yıllar sonra oğulları Nesuhi ve Ahmet Ertegün de aynı yere defnedildi.

Bir cenazeden fazlası

USS Missouri'nin İstanbul ziyareti, bir büyükelçinin naaşını taşımaktan çok daha büyük bir anlam taşıyordu. İkinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından Sovyetler Birliği, Türkiye'den Boğazlar'da üs ve Doğu Anadolu'da toprak talep etmişti. Bu baskılar karşısında Amerika'nın en güçlü savaş gemisini İstanbul'a göndermesi, Türkiye'nin yanında olduğunun açık bir işaretiydi. Bu ziyaret, Türkiye'nin sonraki yıllarda Batı ittifakına yönelmesinin ilk adımlarından biri olarak değerlendirilir.

Ertegün'ün hayatı, Osmanlı'nın son döneminden Cumhuriyet'in ilk on yıllarına uzanan bir diplomasi kuşağının hikâyesidir. Bâbıâli'nin hukukçusuyken Ankara'ya katılmayı seçti, Lozan'da yeni devletin hukuki dayanaklarını hazırladı ve Washington'da Türk-Amerikan dostluğunun zeminini kurdu. Ölümünden sonra bile, naaşını taşıyan gemiyle, bu dostluğun simgesi olmayı sürdürdü. Oğullarının Amerikan müziğindeki başarısı ise, bu ailenin iki kültür arasında kurduğu köprünün bir başka yüzüdür.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap