Abdülmecid Efendi, Osmanlı hanedanından gelen son halifedir. Tahta hiç çıkmadı; halifeliğe ise saltanatın kaldırılmasından sonra TürkiyeBüyük Millet Meclisi'nin oyuyla, 18 Kasım 1922'de seçildi. Bu yüzden onun halifeliği, Mustafa Kemal'in saltanatı kaldırdığı 1 Kasım 1922 ile hilafetin kaldırıldığı 3 Mart 1924 arasındaki geçiş döneminin bir parçasıdır. Bu yazı Vikipedi'nin Abdülmecid Efendi maddesini ana kaynak alır; saltanatın kaldırılması için ilgili Vikipedi maddesine başvurulmuştur. Halife Abdülmecid Efendi'nin portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Pascal Sébah. Dosya sayfası
Abdülaziz'in oğlu, sarayda bir ressam
Vikipedi'ye göre Abdülmecid29 Mayıs 1868'de İstanbul'da, Sultan Abdülaziz ile Hayranıdil Kadınefendi'nin oğlu olarak doğdu. 1876'da babası tahttan indirilince, II. Abdülhamid'in gözetiminde Yıldız Sarayı'ndaki Şehzadegân Mektebi'nde sıkı bir eğitim aldı. Tarih ve edebiyata meraklıydı; Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca öğrendi.
Madde onun hanedanın tek ressam üyesi olduğunu vurgular. Osman Hamdi Bey ve Salvatore Valeri'den resim dersi aldı, Fausto Zonaro ile dost oldu. 1909'da kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'nin fahri başkanıydı. Kaynağa göre Haremde Beethoven, Haremde Goethe ve yavuz-muharebe-kruvazoruYavuz Sultan Selim adlı tabloları 1917'de Viyana'daki Türk ressamlar sergisinde gösterildi; portrelerinin en önemlilerinden biri şair Abdülhak Hâmit Tarhan'ın portresiydi. Müzikle de uğraştı: Macar piyanist Géza de Hegyei ve kemancı Carl Berger ile çalıştı; keman, piyano, viyolonsel ve klavsen çaldı. Adı eski harflerle yazılı 1911 yapımı piyanosu, kaynağa göre Dolmabahçe Sarayı'nın 48 numaralı odasında saklanır.
II. Meşrutiyet'ten sonra pek çok sivil kuruma destek verdi; Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin fahri başkanıydı. Taht sırasında uzun süre çok gerideydi ve İcadiye'deki köşkünde sanatla uğraşarak yaşadı.
Veliahtlık ve Millî Mücadele
Ağabeyi Yusuf İzzeddin Efendi'nin 1916'da intiharından sonra veliahtlık Vahdettin'e geçti. Vahdettin tahta çıkınca Abdülmecid veliaht oldu ve bu unvanı saltanatın kaldırıldığı 1 Kasım 1922'ye kadar taşıdı.
Dikkat: yanlış bilinen
Vahdettin'in tahta çıkış tarihi aynı maddede iki farklı günle geçer: giriş bölümü "4 Temmuz 1918" der, "Veliahtlığı" bölümü ise Mehmed Reşad'ın ölümünü ve Vahdettin'in tahta çıkışını "3 Temmuz 1918" olarak verir. Kaynak bu bir günlük farkı açıklamaz.
Vikipedi'ye göre veliaht Abdülmecid, işgal altındaki İstanbul'da Damat Ferit Paşa hükûmetini eleştiren layihaları padişaha gönderdi ve Kuva-yi Milliye lehinde açıklamalar yaptı. Damat Ferit aracılar koyarak arayı düzeltmeye çalıştıysa da Abdülmecid buna yanaşmadı. 13 Ocak 1920'de yaklaşık 150.000 kişinin katıldığı Sultanahmet Mitingi'ni otomobilinden izledi ve kendisine yaklaşan gençlere kısa bir konuşma yaptı.
Millî Mücadele ile ilişkisi kaynakta sınırlı ama dikkat çekici biçimde anlatılır. Kuva-yi Milliye, eski yaverlerinden Yumni Bey aracılığıyla onu Temmuz 1920'de Ankara'ya davet etti; Abdülmecid olumlu yanıt vermedi. Buna rağmen temas Vahdettin'in kulağına gidince Çamlıca'daki veliahtlık dairesinden alınıp Dolmabahçe Sarayı'ndaki dairesinde 38 gün göz hapsinde tutuldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Madde, Mustafa Kemal'in Şubat 1921'de Abdülmecid'e "bir mektup daha" yazarak sultanlık teklif ettiğini ve Abdülmecid'in yine "hayır" dediğini yazar. Bu iddia, Ankara'nın o tarihteki resmî tutumuyla kolayca bağdaşmaz ve maddede mektubun metni ya da arşiv kaydı verilmez. Aynı maddeye göre Abdülmecid oğlu Ömer Faruk Efendi'yi Ankara'ya göndermiş, Mustafa Kemal onu kabul etmeyip geri yollamıştır. Bu bilgiler tek kaynağa dayandığı için temkinle okunmalıdır.
Kaynağa göre Abdülmecid1921 sonunda Fevzi Paşa aracılığıyla Anadolu'ya geçmeyi de denedi. Konu Meclis'te görüşüldü ve uygun bulunmadı. Halife Abdülmecid Efendi'nin hilafetten uzaklaştırılmasıyla ilgili görüntüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
1 Kasım 1922: Saltanat gidiyor
Barış konferansına hem Ankara hem İstanbul hükûmetinin çağrılması bir anlaşmazlık doğurdu. Vikipedi'nin Saltanatın kaldırılması maddesine göre TBMM 1 Kasım 1922'de kabul ettiği kanunla saltanatı halifelikten ayırarak kaldırdı. Abdülmecid'in veliahtlık sıfatı da böylece ortadan kalktı. Vikipedi'ye göre "ihanet-i vataniye" ile suçlanmasına karar verilen Vahdettin16-17 Kasım 1922 gecesi İngiliz zırhlısı HMS Malaya ile ülkeyi terk etti ve TBMM hilafet makamının boşaldığına hükmetti.
18 Kasım 1922: Meclisin seçtiği halife
Yazının tarihini veren olay budur. Vikipedi'ye göre Meclis, seçime katılan 162 milletvekilinden 148'inin oyuyla 18 Kasım 1922'de Abdülmecid Efendi'yi halife seçti ve aynı gün seçim Mustafa Kemal Paşa tarafından onandı. Oylamada dokuz milletvekili çekimser kaldı, II. Abdülhamid'in şehzadelerinden Mehmed Selim ve Abdürrahim Hayri Efendilere beş oy çıktı.
Seçimin anlamı büyüktü. Halife artık hanedanın içinden kendiliğinden gelen bir hükümdar değil, Meclis'in seçtiği ve yetkisi saltanattan ayrılmış bir din makamıydı. Kararı tebliğ etmek için Müfid Efendi başkanlığında kurayla seçilen 15 kişilik bir heyet İstanbul'a gitti. 24 Kasım 1922'de Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Şerif Dairesi'nde biat töreni yapıldı ve kaynağa göre ilk kez Arapça yerine Türkçe dua edildi. Fatih Camii'ndeki cuma namazında yeni halife için ilk kez Türkçe hutbe okundu. "Küçük cihattan büyüğüne döndük" anlamındaki hadisi konu alan hutbede "büyük cihat", cehalete karşı savaş olarak yorumlandı.
Ek bilgi
Vikipedi'ye göre 21-27 Aralık 1922'de toplanan Hint Hilafet Konferansı Abdülmecid'in halifeliğini tanıdı ve 3 Ocak 1923'te Mustafa Kemal Paşa'ya "müncî-i hilâfet" (hilafetin kurtarıcısı) unvanını verdi.
Saltanatsız halifelik tartışması
Kaynağa göre saltanatsız bir halifeliğin ne anlama geldiği tartışması kısa sürede bir muhalefet cephesi oluşturdu. Halifenin devlet başkanı sayılıp sayılamayacağı konusunda farklı görüşler ortaya çıktı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edilince halifenin konumu yeniden gündeme geldi. Vikipedi, halifenin ödeneğinin artırılmasını istemesini ve yabancı siyasi konukları kabul etmesini bu gerginliğin nedenleri arasında anar.
3 Mart 1924: Kanun ve gece yarısı yolculuğu
Vikipedi'ye göre 1 Mart 1924'te başlayan bütçe görüşmelerinin 3 Mart'taki son oturumunda Urfa Milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve 53 arkadaşının önergesiyle hilafetin kaldırılması istendi. 431 sayılı kanun, oturuma katılan 158 üyeden 157'sinin oyuyla kabul edildi. Aynı kanunla hanedan üyelerinin yurt dışına çıkarılmasına da karar verildi.
Karar Abdülmecid'e İstanbul Valisi Haydar Bey ile Polis Müdürü Saadettin Bey tarafından bildirildi. Halkın galeyana gelmemesi için ailesiyle birlikte ertesi sabah saat 05.00'te gizlice Dolmabahçe Sarayı'ndan alındı ve otomobille Çatalca'ya götürüldü. Orada bir süre Rumeli Demiryolları Şirketi'nin amiri tarafından ağırlandı, sonra Simplon Ekspresi'ne bindirildi.
Montrö bildirisi, Nice ve Paris
İsviçre sınırında, birden fazla eşi olanların ülkeye girişini yasaklayan kanun gerekçesiyle bir süre bekletildi, sonra kabul edildi. Leman Gölü kıyısındaki bir otelde kaldı ve Ekim 1924'te Fransa'nın Nice kentine geçti. Kaynağa göre sürgünün ilk durağı Montrö'de yayımladığı bildiride Türk hükûmetini "ladinî" (din dışı) olmakla suçladı ve İslam dünyasını hilafet konusunda karar almaya çağırdı. Ankara'nın İsviçre'ye baskısından sonra bir daha böyle açıklama yapmadı.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynak, Abdülmecid'in Ekim 1924'te Nice'e geçip "ömrünün geri kalanını orada tamamladığını" yazar. Ancak aynı madde sonraki paragrafta Paris'e yerleştiğini ve 23 Ağustos 1944'te Paris'te öldüğünü söyler. Doğru sıra, önce Nice'te sonra Paris'te yaşadığıdır; "ömrünün geri kalanı" ifadesi maddenin kendi anlatımıyla çelişir.
Vikipedi'ye göre kızı Dürrüşehvar Sultan'ı ve yeğeni Nilüfer Hanımsultan'ı Haydarabad Nizamı'nın oğullarıyla evlendirdi ve bu sayede maddi durumu düzeldi. İslam dünyasından beklediği ilgiyi göremeyince kendini ibadete, resme ve müziğe verdi. On iki ciltlik Hatıralar'ını yazdı. 16 Mayıs 1926'dan ölümüne kadar hanedan reisi unvanını taşıdı. Halife Abdülmecid Efendi'nin bir mektubuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdulmecid II. Dosya sayfası
Ek bilgi
Mektubun günümüz Türkçesiyle özeti: Bu, Abdülmecid Efendi'nin 18 Ekim 1921'de TBMM Başkanlığı'na kendi el yazısıyla gönderdiği teşekkür mektubudur. Murat Bardakçı'nın aktardığı kısım: "Osmanlı sülâlesinin kurucusu Sultan Osman'ın büyük pederi Süleyman Şah'ın Caber Kalesi'nde bulunan ve 'Türk mezarı' diye bilinen kabrinin müştemilâtı ile beraber Türkiye'nin malı olarak kalması, Türkiye tarafından korunması ve buraya Türk Bayrağı çekilmesi hükmü, Türkler'in hakimiyet tarihinin tek vücut ve tek bir emel şeklinde olduğunu dosta ve düşmana göstermiştir."
Alıntının ilk yarısı, Ankara Antlaşması'nın 9. maddesinin resmî metniyle neredeyse aynıdır: "Sülâlei Osmaniyenin müessisi Sultan Osman'ın büyük pederi Süleyman Şahın Caber kalesinde kâin ve Türk mezarı namiyle mâruf Merkadi müştemilâtiyle beraber Türkiye'nin malı olarak kalacak ve Türkiye orada muhafızlar ikame ve Türk beyrağı keşide edebilecektir." (TBMM Zabıt Ceridesi, Devre 1, Cilt 14, 103. İnikat, 1 Kasım 1921). İkinci yarısı ("Türkler'in hakimiyet tarihinin tek vücut...") Bardakçı'nın aktarımıdır. Mektup 24 Aralık 1921'de Meclis'in gizli celsesinde okundu; Mustafa Kemal Paşa mektubun doğrudan Meclis Riyasetine yazıldığını ve içinde "Meclisi Kebiri Milli" tabirinin geçtiğini söyledi. Mektubun tam metni bu gizli celse zabıtlarında basılı değildir. Görsel Commons'ta 247x302 px boyutunda olduğundan el yazısının tamamı görselden okunamamaktadır. Kaynaklar: Murat Bardakçı, Habertürk; TBMM Zabıt Ceridesi, 1 Kasım 1921; TBMM Gizli Celse Zabıtları, 24 Aralık 1921
Dikkat: yanlış bilinen
Commons dosya açıklamasında mektubun tarihi 20 Ekim 1921 olarak yazıyor; Bardakçı'nın yazısı 18 Ekim 1921 tarihini veriyor.
Ölüm ve Medine
Abdülmecid Efendi23 Ağustos 1944'te Paris'te kalp krizinden öldü. Kaynağa göre kızının Cumhurbaşkanı İsmet İnönü nezdindeki çabalarına rağmen cenazesinin Türkiye'ye gömülmesine izin verilmedi. Naaş on yıl kadar Paris Büyük Camii'nde bekletildi, cami yönetimi daha fazla tutamayacağını bildirince 1954'te Medine'deki Cennetü'l-Baki Mezarlığı'na defnedildi.
Değerlendirme
Abdülmecid'in halifeliği on altı ay sürdü. Meclis'in seçtiği, Türkçe hutbeyle karşılanan bir halife olarak başladı; saltanatsız halifeliğin bir siyasi merkeze dönüşebileceği kaygısıyla 3 Mart 1924'te sona erdi. Vikipedi'deki biyografi onu hem Kuva-yi Milliye'ye yakın duran bir veliaht hem de sürgünde Ankara'yı din dışı olmakla suçlayan bir halife olarak gösterir. Bu iki yönü birlikte görmek, Mustafa Kemal'in 1922-1924 arasında hilafet konusunda attığı adımları anlamaya yardım eder.