Bir yarışmanın açtığı yol
Gelibolu Yarımadası'nın güney ucunda, Morto Koyu'na bakan Hisarlık Tepe'de yükselen Çanakkale Şehitleri Anıtı bugün Türkiye'nin en tanınmış anıtlarından biridir. 41,7 metre yüksekliğindeki bu yapının hikâyesi 1944'te Millî Savunma Bakanlığı'nın açtığı bir proje yarışmasıyla başlar. Yarışmaya 37 proje katıldı. Kazanan proje, o sırada İstanbul Teknik Üniversitesi'nde okuyan üç mimarlık adayına, Feridun Kip, Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular'a aitti. Ancak proje ancak on altı yıl sonra, 21 Ağustos 1960'ta ziyarete açılabildi.Bu uzun süreç, savaş ve savaş sonrası yılların mali darlığını, kamuoyunun anıt için gösterdiği ilgiyi ve bir anıtın nasıl ortak bir emeğe dönüştüğünü birlikte gösterir. Anıt, 1915'te Gelibolu'da savaşan yaklaşık 253 bin Türk askerinin anısına adanmıştır ve Çanakkale Boğazı'ndan geçen gemilerden uzaktan görülebilir.

Tarih notu
Kronoloji: 1915 Çanakkale Savaşları; 1919'dan itibaren İtilaf devletlerinin yarımadada mezarlık ve anıtlar inşa etmesi; 1934 Mehmet Çavuş Abidesi'nin yeniden yapımı; 1943 Millî Savunma Bakanlığı'nın abide yarışması kararı; 1944 yarışmanın sonuçlanması ve Kip–Erginbaş–Utkular projesinin birinciliği; Nisan 1952 Millî Türk Talebe Birliği'nin başvurusu; 17 Nisan 1954 inşaata başlanması; 1957 toplanan bağışların tükenmesi; 18 Ocak–18 Mart 1958 Milliyet kampanyası; 18 Eylül 1959 gövdenin tamamlanması; 21 Ağustos 1960 resmî açılış.
Yarımadada anıtsız kalan şehitler
Birinci Dünya Savaşı'nda Gelibolu Yarımadası tarihin en kanlı çarpışmalarından birine sahne oldu. Türk tarafının kayıpları konusunda farklı sayılar bulunur; 5. Ordu Komutanlığı'nın Başkomutanlık Vekâleti'ne sunduğu raporlarda toplam zayiat 213.882 olarak verilir. Dar bir alanda biriken ölüler çoğu zaman tek tek değil, toplu mezarlara defnedilmek zorunda kalındı.Mondros Mütarekesi'nden sonra İngilizler yarımadanın çeşitli noktalarında mezarlıklar ve anıtlar inşa etmeye başladı. Fransızlar Seddülbahir'deki mezarlıklarında 1930'a kadar düzenlemeler yaptı; Yeni Zelandalılar da 1919'dan itibaren kendi şehitliklerini oluşturdu. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra Türkiye hükûmeti, İngiliz, Fransız ve İtalyan askerlerinin mezarlarının ve anıtlarının bulunduğu arazileri bu devletlere süresiz olarak kullanım için bırakmayı kabul etti. Lozan Antlaşması döneminde İngiliz mezarlık ve anıtlarının sayısı otuza ulaşmıştı. Buna karşılık Türk şehitleri için yarımadada uzun süre büyük bir anıt yapılamadı.
1934: Mehmet Çavuş Abidesi
Bu dönemde atılan somut adım, 1934'te Mehmet Çavuş Abidesi'nin yeniden yapılmasıydı. Bölgede toplanan taşların üst üste konulmasıyla oluşturulan bu yapı, Gelibolu'daki ilk Türk abidesi olma özelliğini taşır. İnşaatı Jandarma Er Okulu gerçekleştirdi. Çanakkale Şehitleri Anıtı yapılana kadar Türk heyetlerinin resmî törenleri bu anıtın bulunduğu yerde yapıldı.Aynı yıl, 1934'te, Anzak Günü dolayısıyla İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'nın okuduğu ve Mustafa Kemal'e ait olduğu belirtilen, yabancı askerlere seslenen ünlü sözler de yarımadanın anma geleneğine girdi. Bu sözler bugün anıt alanındaki sembolik şehitliğin giriş kapısının yanında yer alır.
Dikkat: yanlış bilinen
1934 Anzak Günü sözlerinin bugün yaygın olarak dolaşan metni ile dönemin kayıtlarındaki metin arasında ifade farklılıkları bulunduğu tarihçilerce belirtilmektedir. Ayrıca kaynakların bir kısmı abide yarışmasının yılını 1943, bir kısmı 1944 olarak verir: Yarışma 1943'te Millî Savunma Bakanlığı tarafından açılmış, 1944'te sonuçlanmıştır. İnşaatın başlangıç tarihi de bir kaynakta 17 Nisan, bir başkasında 19 Nisan 1954 olarak geçer; bazı yabancı kaynaklar kazanan ekipte inşaat mühendisi Ertuğrul Barla'nın adını da anar.

Projeden inşaata
Kazanan proje mali imkânsızlıklar nedeniyle uzun süre uygulanamadı. Konu birkaç kez Meclis gündemine geldi. Nisan 1952'de Millî Türk Talebe Birliği'nin Çanakkale Valiliği'ne ve hükümete başvurmasıyla mesele yeniden kamuoyunun gündemine girdi. Bayındırlık Bakanlığı başvuruyu kabul etti ve 1944 yarışmasında birinci olan projenin uygulanmasına karar verildi. Emin Nihat Sözeri başkanlığında dokuz kişilik "Çanakkale Şehitleri Abidesi İnşaatına Yardım Komitesi" kuruldu. Anıtın Hisarlık Tepe'de, betonarme olarak yapılması ve üzerinin granitle kaplanması kararlaştırıldı. Komitenin yardım çağrısı geniş bir bağış kampanyasına dönüştü ve inşaata 17 Nisan 1954'te törenle başlandı.İnşaat bir süre sonra, kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğunun anlaşılması üzerine durduruldu ve ihale feshedildi. Yeniden yapılan ihalede işin Temmuz 1958'de bitirilmesi öngörüldü. Ancak duraklama döneminde maaşlar ödenmiş, malzeme fiyatları artmıştı; halktan toplanan paralar 1957'de tükendi. Bu sırada granit kaplama henüz 12 metreye kadar yükselmişti.
Bir gazete kampanyası
Milliyet gazetesi muhabiri Necmi Onur'un inşaatın yarım kaldığını duyuran haberi ve gazete yazarı Refi Cevat Ulunay'ın yazıları kamuoyunda büyük ilgi uyandırdı. Gazete, 18 Ocak 1958'de anıtın tamamlanması için ülke çapında bir yardım kampanyası başlattığını duyurdu; kampanyayı başka yayın organları da destekledi. 100 bin liralık hedefle başlayan kampanya 18 Mart 1958'de sona erdiğinde 1 milyon 686 bin 251 lira toplanmıştı. Anıtın gövdesi 18 Eylül 1959'da tamamlandı. Resmî açılış, Anafartalar Zaferi'nin 45. yıl dönümü olan 21 Ağustos 1960'ta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay tarafından yapıldı.
Ek bilgi
Anıt, 25×25 metrelik bir kaide üzerinde yükselen, her biri 7,5 metre genişliğinde dört ayaktan ve bir tabladan oluşur; toplam 625 metrekarelik bir alanı kaplar. Anıt uzaktan bakıldığında "Mehmetçik" sözcüğünün baş harfi olan M harfini andırır. Tasarımcısı, Roma döneminden beri kullanılan zafer takı biçimini yeniden yorumlamaya çalıştığını ifade etmiştir. Tavanda mozaikten bir Türk bayrağı bulunur; şeref holündeki lahit taşında Mehmet Âkif Ersoy'un "Çanakkale Şehitlerine" şiirinden bir dörtlük yer alır. Ayaklardaki sekiz rölyefin denize bakan dördü deniz, karaya bakan dördü kara savaşlarını anlatır.
Sonraki yıllar
Anıtın bakım ve personel işleri 1962'de Millî Eğitim Bakanlığı'na devredildi. 1971'de anıtın altında bir savaş müzesi açıldı; burada savaştan kalma eşya ve belgeler sergilendi, müze daha sonra Kabatepe'ye taşındı. 1973'te Orman Genel Müdürlüğü Gelibolu Yarımadası'nı millî park ilan etti. Anıtın girişinin sol yanında 1992'de, 600 Türk askerinin kalıntılarının defnedildiği bir şehitlik yapıldı. Anıt, 1993–2005 arasında tedavülde olan 500.000 liralık banknotların arka yüzünde de yer aldı. Ayaklardaki rölyefler 2002'de tamamlandı, 2004'te tören alanı yeniden düzenlendi, 2005'te anıt restorasyondan geçti. 2007'de alana yeni şehitlik eklenmesiyle anıt bugünkü görünümünü aldı; sembolik kabirlerdeki isimlerin okunabilmesi için kabir taşlarının camları arasına Türk bayrağı motifli plakalar yerleştirildi.Bir anıtın kamusal hikâyesi
Çanakkale Şehitleri Anıtı'nın hikâyesi, 1940'ların Türkiye'sinde hafızanın nasıl kurumsallaştığını gösterir. Savaşın üzerinden yaklaşık otuz yıl geçmişken açılan yarışma, devletin şehitler için kalıcı bir simge yaratma isteğini yansıtıyordu. Ancak bu istek, İkinci Dünya Savaşı yıllarının kıt imkânları içinde hemen gerçekleşemedi. Projenin hayata geçmesi için bir öğrenci kuruluşunun başvurusu, bir bağış komitesi ve nihayet bir gazete kampanyası gerekti.Bu yönüyle anıt, yalnız bir devlet projesi değil, binlerce kişinin bağışıyla tamamlanmış ortak bir eserdir. 1944'te üç genç mimarlık adayının kazandığı projenin 1960'ta açılması, aynı zamanda erken Cumhuriyet'in mimari yarışma geleneğinin ve Gelibolu'daki anma kültürünün nasıl birlikte geliştiğini de gösterir. Anıt bugün her yıl 18 Mart'ta düzenlenen törenlerin merkezi durumundadır.