Kıbrıs Sözleşmesi, 4 Haziran 1878'de İstanbul'da Osmanlı Devleti ile Britanya arasında imzalanan ve Kıbrıs adasının yönetimini Britanya'ya bırakan gizli bir savunma antlaşmasıdır. Sözleşmeyi Osmanlı adına Sadrazam Safvet Paşa, Britanya adına ise İstanbul Büyükelçisi Sir Austen Henry Layard imzaladı. Sözleşmenin metninde Britanya, Rusya'nın Osmanlı'nın Asya'daki topraklarına saldırması hâlinde bu toprakları silahla savunmayı taahhüt ediyordu; Osmanlı ise bu taahhüdün yerine getirilebilmesi için Kıbrıs adasının Britanya tarafından "işgal ve idare edilmesini" kabul ediyordu. Ada, hukuken Osmanlı egemenliğinde kalmaya devam edecek; Britanya, adanın gelirlerinden artan miktarı her yıl Osmanlı'ya ödeyecekti. Temmuz 1878'de Britanya askerleri adaya çıktı ve Lefkoşa'da Britanya bayrağı göndere çekildi. Böylece Kıbrıs'ta üç yüzyılı aşan doğrudan Osmanlı yönetimi sona erdi. 1878 tarihli Kıbrıs haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Sözleşmenin arka planı
1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı'nda Osmanlı Devleti ağır bir yenilgiye uğradı. 3 Mart 1878'de imzalanan Ayastefanos Antlaşması'yla Kafkasya'da Kars, Ardahan, Batum ve Doğubayazıt Rusya'ya bırakılıyordu. Britanya, Rusya'nın Doğu Anadolu'da ilerlemesinin, Basra Körfezi'ne ve Hindistan yoluna yönelik bir tehdit oluşturacağından endişe ediyordu. Bu nedenle Britanya hükûmeti, Doğu Akdeniz'de Rusya'ya karşı bir üs edinmek istiyordu.
Britanya Başbakanı Benjamin Disraeli ve Dışişleri Bakanı Lord Salisbury, bu amaçla Osmanlı'ya bir savunma antlaşması önerdi. Teklifin özünde, Osmanlı'nın Asya'daki topraklarının Rus saldırılarına karşı Britanya'nın güvencesine alınması karşılığında Britanya'ya bir üs verilmesi isteniyordu. Kıbrıs, Süveyş Kanalı'na, Suriye kıyılarına ve Anadolu'ya yakınlığı nedeniyle bu amaç için uygun görüldü.
Ek bilgi
Sözleşmenin şartları: Kıbrıs Sözleşmesi, kısa bir metindi. Asıl sözleşme tek bir maddeden oluşuyordu. Bu maddeye 1 Temmuz 1878'de bir ek protokol eklendi. Ek protokolde, adadaki Müslüman şer'i mahkemelerinin çalışmaya devam edeceği, vakıf mülklerinin korunacağı ve Britanya'nın adanın gelirlerinden giderler düşüldükten sonra kalan miktarı her yıl Osmanlı'ya ödeyeceği belirtildi. Ayrıca Rusya'nın Kars ve diğer toprakları Osmanlı'ya iade etmesi hâlinde Britanya'nın adayı boşaltacağı kararlaştırıldı.
Gizli diplomasi ve Berlin
Kıbrıs Sözleşmesi, Berlin Kongresi'nin toplanmasından kısa süre önce gizlice imzalandı. Sözleşmenin varlığı, Kongre devam ederken Temmuz 1878'de bir Londra gazetesinde yayımlanınca duyuldu. Bu gelişme, Kongre'deki Fransız heyetini rahatsız etti. Britanya, Fransa'yı yatıştırmak için Tunus konusunda Fransa'ya serbest hareket imkânı tanıdığını ima etti. Nitekim 1881'de Fransa Tunus'u işgal etti.
Berlin Kongresi'nde Kars, Ardahan ve BatumRusya'ya bırakıldı. Bu nedenle Kıbrıs Sözleşmesi'ndeki şartlar yerine getirilmedi ve Britanya adayı boşaltmadı. Sözleşme, Osmanlı'nın ada üzerindeki hukuki egemenliğini korusa da adanın fiilî yönetimi tamamen Britanya'nın eline geçti. 1878'de Lefkoşa'da Britanya bayrağının göndere çekilişini gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Illustrated London News. Dosya sayfası
Britanya'nın adaya çıkışı
Britanya donanması, Temmuz 1878'de Kıbrıs'a ulaştı. İlk Britanya askerleri, Amiral John Hay komutasında 8 Temmuz 1878'de Larnaka'ya çıktı. Bundan birkaç gün sonra Lefkoşa'da Britanya bayrağı göndere çekildi. Adanın ilk Britanyalı yöneticisi olarak Sir Garnet Wolseley atandı. Wolseley, Yüksek Komiser unvanını taşıyordu. Ada, Osmanlı yetkilileri tarafından resmî bir törenle Britanya yetkililerine devredildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Kıbrıs vergisi: Sözleşme gereğince Britanya, adanın gelirlerinden giderler düşüldükten sonra kalan miktarı her yıl Osmanlı'ya ödemeyi kabul etmişti. Ancak bu para, Osmanlı'ya doğrudan ödenmedi. 1855Kırım Savaşı sırasında Britanya ve Fransa'nın güvencesiyle alınan bir borcun faizlerine mahsup edildi. Bu düzenleme, Kıbrıslılar arasında da tartışmalara yol açtı; çünkü adanın halkı, ödediği vergilerin ada için değil, bu borcun ödenmesi için kullanıldığını düşünüyordu.
Egemenliğin son bulması
Kıbrıs Sözleşmesi, Birinci Dünya Savaşı'na kadar yürürlükte kaldı. 5 Kasım 1914'te Osmanlı Devleti'nin İttifak devletleri safında savaşa girmesi üzerine Britanya, sözleşmeyi feshettiğini ve adayı ilhak ettiğini ilan etti. 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nın 20. maddesiyle Türkiye, Britanya'nın 5 Kasım 1914'te ilan ettiği ilhakı tanıdı. 1925'te Kıbrıs, Britanya'nın taç kolonisi hâline getirildi. Ada, 1960'ta bağımsız bir cumhuriyet oldu.
1878 tarihli bir yayında KıbrısGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Adadaki toplum ve yeni düzen
1878'de Kıbrıs'ın nüfusu, Rum ve Türk toplumlarının yanı sıra Ermeni, Maruni ve Latin gibi küçük topluluklardan oluşuyordu. Britanya yönetimi, 1881'de adada ilk modern nüfus sayımını yaptı. Bu sayımda adanın nüfusu yaklaşık 186.000 olarak tespit edildi. Britanya yönetimi, adaya bir Yasama Konseyi kurdu; bu konseyde Rum ve Türk toplumlarının temsilcileri, Britanyalı yetkililerle birlikte yer alıyordu.
Britanya yönetimi döneminde adada yollar, limanlar ve okullar yapıldı. Ancak adanın iki büyük toplumu arasında farklı siyasi beklentiler zamanla belirginleşti. Bu durum, XX. yüzyılda Kıbrıs meselesinin doğmasına yol açtı. Bugün Kıbrıs'ta 1878'den kalma Britanya dönemi yapıları ve kurumları, adanın çok katmanlı tarihinin bir parçası olarak yaşamaya devam eder.
Bir üs arayışının uzun sonuçları
Kıbrıs Sözleşmesi, ilk bakışta Osmanlı'nın Rusya'ya karşı güçlü bir müttefik kazanması için yapılmış bir antlaşma gibi görünüyordu. Ancak sözleşmenin asıl sonucu, adanın yönetiminin kalıcı olarak Britanya'ya geçmesi oldu. Rusya'ya karşı verilen savunma taahhüdü hiçbir zaman sınanmadı; Kars ve Ardahan da sözleşmeyle değil, çok sonra, 1918 ve 1921'deki gelişmelerle geri alındı.
Bu sözleşme, XIX. yüzyıl büyük güç diplomasisinin, Osmanlı'nın zor durumundan nasıl yararlandığını gösteren açık bir örnektir. Osmanlı, Ayastefanos'un ağır şartlarını hafifletmek için Britanya'nın desteğine muhtaçtı ve bu desteğin bedelini Kıbrıs'la ödedi. 1878'de imzalanan bu kısa metin, bir asırdan fazla süren ve bugün de çözüm bekleyen bir meselenin başlangıç noktalarından biri oldu.