Berlin'deki Pergamon Müzesi, adını İzmir'in Bergama ilçesindeki antik kentten taşınan dev bir anıttan, Bergama Zeus Sunağı'ndan alır. Sunak, Alman mühendis Carl Humann'ın 1878'de Osmanlı topraklarında başlattığı kazılarla gün ışığına çıkarıldı ve parçaları Berlin'e taşındı. Bu taşınma, Osmanlı'nın o dönemki eski eser düzenlemeleri çerçevesinde verilen izinlerle ve iki devlet arasında yapılan anlaşmalarla gerçekleşti. Sunağın hikâyesi, Osmanlı'nın kendi eski eser politikasını oluşturma sürecini de anlatır. Bu yazıda, kazıyı, Osmanlı izinlerini ve sonrasında gelen değişiklikleri anlatıyoruz. Berlin'deki Pergamon Müzesi'nde sergilenen Bergama SunağıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Lestat (Jan Mehlich). Dosya sayfası
Carl Humann ve Bergama
Carl Humann, 1839'da Almanya'da doğdu. 1860'larda sağlık nedenleriyle Osmanlı'ya geldi ve Osmanlı hükümeti için yol yapım işlerinde mühendis olarak çalıştı. Batı Anadolu'da yol yaparken Bergama'daki antik kalıntıları gördü. Bu kalıntıların, yerel halk tarafından kireç yapmak için yakıldığını fark etti ve bunları kurtarmak istedi. Berlin'deki müzelere başvurdu ve kazı yapmak için destek istedi.
Bergama, Helenistik dönemde Attalos hanedanının yönettiği güçlü bir krallığın başkentiydi. Zeus Sunağı, MÖ 2. yüzyılda bu krallık döneminde yapıldı. Sunağın etrafını, tanrılar ile devler arasındaki efsanevi savaşı anlatan yaklaşık 113 metre uzunluğunda büyük bir kabartma frizi çeviriyordu. Bu friz, Helenistik heykel sanatının en önemli eserlerinden biri kabul edilir.
Kazı ve Osmanlı izinleri
Humann, 9 Eylül 1878'de Osmanlı hükümetinden aldığı izinle Bergama'da kazıya başladı. Kazı, Berlin müzeleri adına yürütüldü. O dönemde Osmanlı'da yürürlükte olan 1874 tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi, yabancıların izinle kazı yapmasına olanak tanıyordu ve bulunan eserlerin kazıyı yapanlar, Osmanlı devleti ve arazi sahibi arasında paylaşılmasını öngörüyordu.
Kazılarda sunağın kabartma levhalarının büyük bölümü bulundu. Alman hükümeti, Osmanlı hükümetiyle yaptığı bir anlaşmayla, Osmanlı'ya düşen payı satın aldı ve buluntuların Berlin'e götürülmesine izin alındı. Sunağın parçaları, 1879'dan itibaren gemilerle Berlin'e taşındı. Kazılar 1886'ya kadar sürdü.
Ek bilgi
Osman Hamdi Bey ve 1884 nizamnamesi Bergama kazıları sürerken, Osmanlı'da eski eserler konusundaki politika değişmeye başladı. 1881'de ressam ve arkeolog Osman Hamdi Bey, İstanbul'daki Müze-i Hümayun'un müdürü oldu. Osman Hamdi Bey, Osmanlı topraklarındaki eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını önlemek için çalıştı. Onun girişimiyle 1884'te yeni bir Asar-ı Atika Nizamnamesi çıkarıldı. Bu düzenleme, Osmanlı topraklarında bulunan bütün eski eserlerin devletin malı olduğunu kabul etti ve yurt dışına çıkarılmalarını yasakladı. Bu düzenleme, Türkiye'nin bugünkü eski eser mevzuatının da tarihî başlangıç noktalarından biri kabul edilir. Osman Hamdi Bey ayrıca Sayda'da yaptığı kazılarla İskender Lahdi'ni bulup İstanbul'a getirdi ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin kurulmasını sağladı.
Bergama Sunağı'nın merdivenleri ve sütunlu galerisiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Lestat (Jan Mehlich). Dosya sayfası
Berlin'de bir müze
Sunağın parçaları Berlin'de uzun yıllar boyunca bir araya getirildi ve yeniden kuruldu. Sunak için özel bir müze binası yapılması kararlaştırıldı. Bugünkü Pergamon Müzesi, 1910–1930 arasında inşa edildi ve 1930'da açıldı. Sunak, müzenin büyük salonunda, merdivenleri ve sütunlu galerisiyle yeniden kurulmuş olarak sergilendi. Müze, aynı zamanda Babil'deki İştar Kapısı'nı, Milet'teki Pazar Kapısı'nı ve Ürdün'deki Mşetta Sarayı'nın cephesini de barındırır.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda Sovyetler, sunağın parçalarını Moskova'ya götürdü. Parçalar, 1958'de Doğu Almanya'ya iade edildi ve 1959'da yeniden sergilenmeye başladı. Müze, 2023'ten bu yana kapsamlı bir yenileme çalışması nedeniyle kapalıdır.
Dikkat: yanlış bilinen
Almanya'dan bakınca Almanya'da Bergama Sunağı, Berlin'in en önemli müze eserlerinden biri olarak görülür. Alman müzeleri, sunağın Berlin'e taşınmasının o dönemin Osmanlı hukukuna ve iki devlet arasındaki anlaşmalara uygun biçimde gerçekleştiğini vurgular. Alman Arkeoloji Enstitüsü, Bergama'daki kazıları bugün de Türk makamlarının izniyle sürdürmektedir. Bergama antik kenti, 2014'te UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Türkiye'de ise sunağın Bergama'dan ayrılması, zaman zaman kamuoyunda tartışılır; Bergama'da sunağın yerinde, zemin kalıntıları ve bir tanıtım panosu ziyaretçileri karşılar.
Gigantomakhia frizi: tanrılar ve devler
Sunağın en ünlü bölümü, tanrılar ile devler arasındaki efsanevi savaşı, yani Gigantomakhia'yı anlatan büyük frizdir. Friz, sunağın dış duvarlarını çepeçevre sarıyordu ve yaklaşık 2,3 metre yüksekliğindeki mermer levhalardan oluşuyordu. Levhalarda Zeus, Athena, Apollon ve diğer tanrılar, yılan bacaklı, kanatlı ya da hayvan başlı devlerle savaşırken gösterilir. Figürlerin hareketli duruşları, kaslarının ve giysilerinin işlenişi, Helenistik heykel sanatının dramatik üslubunun en güçlü örnekleri arasında sayılır.
Bu savaş sahnesinin bir anlamı da vardı. Bergama kralları, Anadolu'ya giren Galatlara karşı kazandıkları zaferleri, tanrıların kaos güçlerine karşı kazandığı zafere benzetiyordu. Böylece sunak, hem dinî bir anıt hem de krallığın gücünü anlatan bir propaganda eseri işlevi görüyordu.
Sunağın iç avlusunu ise daha küçük ikinci bir friz süslüyordu. Bu friz, Bergama'nın efsanevi kurucusu sayılan Telephos'un hayatını anlatıyordu. Telephos frizi, büyük frizden farklı olarak bir hikâyeyi sahne sahne anlatan, çizgi roman benzeri bir düzene sahiptir. Bu friz de Berlin'de korunur.
Bergama'daki kazılar, sunakla sınırlı kalmadı. Alman arkeologlar, sonraki on yıllarda akropolün kütüphanesini, tiyatrosunu, Trajan Tapınağı'nı ve Asklepion'u da ortaya çıkardı. Bergama kütüphanesi, antik dünyanın İskenderiye'den sonra en büyük kütüphanelerinden biri kabul edilir; "parşömen" kelimesinin de Bergama'nın adından geldiği anlatılır. Bergama'yı bugün ziyaret edenler, sunağın yerini, tiyatroyu ve Trajan Tapınağı'nın ayakta kalan sütunlarını görebilir. Pergamon Müzesi'ndeki Mşetta cephesinden bir ayrıntıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Joyofmuseums. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji MÖ 2. yüzyıl: Bergama Zeus Sunağı yapılır. 1874: Osmanlı'da ilk Asar-ı Atika Nizamnamesi çıkarılır. 1878: Carl Humann Bergama'da kazıya başlar. 1879: Sunak parçaları Berlin'e taşınmaya başlar. 1881: Osman Hamdi Bey Müze-i Hümayun müdürü olur. 1884: Yeni nizamname eski eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklar. 1930: Berlin'de Pergamon Müzesi açılır. 2014: Bergama UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınır.
Bir sunağın öğrettikleri
Bergama Sunağı'nın hikâyesi, 19. yüzyılda Osmanlı'nın eski eserler konusundaki politikasının nasıl değiştiğini gösteriyor. 1870'lerde yabancı kazıcılara geniş haklar tanıyan Osmanlı, birkaç yıl içinde Osman Hamdi Bey'in öncülüğünde eski eserleri koruyan ve yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan bir düzene geçti.
Bizce sunağın hikâyesi, bir eserin nerede durması gerektiği tartışmasından çok, Osmanlı'nın kendi mirasına sahip çıkma bilincinin nasıl doğduğunu anlatan bir hikâye olarak okunmalı. Bergama'yı ziyaret edenler, sunağın yerinde kalan izleri görürken, bu bilincin bugünkü Türk müzeciliğinin ve arkeolojisinin de başlangıç noktası olduğunu hatırlayabilir.