İçeriğe geç
Giriş yap
0

Kapudan Paşa: Osmanlı donanmasının başı, Kasımpaşa Tersanesi ve Cezayir-i Bahr-i Sefid eyaleti

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Kapudan paşa, Osmanlı donanmasının en yüksek komutanının unvanıdır. Kaynaklarda "kapudan-ı derya" adıyla da geçer. Bu makam, 16. yüzyılın ilk yarısında, Akdeniz'de büyük bir deniz gücü haline gelen Osmanlı'nın ihtiyaçları doğrultusunda gelişti. Kapudan paşa, donanmanın yanı sıra İstanbul'daki büyük tersaneyi ve Ege adalarından oluşan bir eyaleti de yönetirdi. Bu makam, 1867'de Bahriye Nezareti'nin kurulmasına kadar varlığını sürdürdü.

Bu yazıda kapudan paşalığın ortaya çıkışını, makamın görev ve yetkilerini, tersane teşkilatını, Cezayir-i Bahr-i Sefid eyaletini ve tarihte öne çıkan bazı kapudan paşaları anlatıyoruz. Konu, Osmanlı arşivindeki tersane ve donanma defterlerinin yanı sıra Venedik ve Fransız diplomatlarının raporlarından da izlenebilir.
Jean-Baptiste Vanmour'un kapudan paşayı gösteren resmi
Jean-Baptiste Vanmour'un kapudan paşayı gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası

Derya beyinden kapudan paşaya

Osmanlı'nın ilk dönemlerinde donanmanın komutanı, Gelibolu sancakbeyi idi. Gelibolu, 14. yüzyılın ortasından beri Osmanlı'nın en önemli deniz üssüydü. Bu sancakbeyine "derya beyi" de denirdi. 15. yüzyılda İstanbul'un fethinden sonra donanmanın ağırlık merkezi giderek İstanbul'a kaydı.

Makamın büyük bir değişim geçirmesi, Barbaros Hayreddin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle oldu. Kanuni Sultan Süleyman, 1533–1534'te Hayreddin'i İstanbul'a çağırdı ve onu donanmanın başına getirdi. Hayreddin'e beylerbeyi rütbesi verildi ve o, Gelibolu ile Ege adalarını kapsayan yeni bir eyaletin yöneticisi oldu. Böylece donanma komutanı, Osmanlı yönetiminde beylerbeyi düzeyinde bir makama yükselmiş oldu.
Ek bilgi
"Kapudan" kelimesi, İtalyanca "capitano" kelimesinden gelir. Osmanlı denizciliğinde pek çok terim İtalyanca ve Rumca kökenlidir; bu durum, Akdeniz'in ortak denizcilik kültürünün bir yansımasıdır. Avrupa kaynaklarında makam "Capitan Pacha" ya da "Kapudan Pasha" olarak geçer.

Cezayir-i Bahr-i Sefid eyaleti

Kapudan paşanın yönettiği eyaletin adı Cezayir-i Bahr-i Sefid, yani "Akdeniz Adaları" idi. Bu eyalet, Gelibolu, Eğriboz, Midilli, Rodos ve diğer bazı ada ve kıyı sancaklarından oluşuyordu. Eyaletin gelirleri, donanmanın masraflarının karşılanmasında kullanılıyordu. Böylece kapudan paşa, hem bir askerî komutan hem de bir eyalet yöneticisiydi.

Eyaletin yapısı zaman içinde değişti. Bazı sancaklar eyalete eklendi, bazıları çıkarıldı. Ancak eyaletin donanma ile olan bağı, 19. yüzyıla kadar korundu. Ege adalarındaki halk, donanmaya kürekçi, denizci ve malzeme sağlamakla da yükümlüydü.
Bir azab askeriyle birlikte kapudan paşayı gösteren kıyafet resmi
Bir azab askeriyle birlikte kapudan paşayı gösteren kıyafet resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Tersane-i Amire

Kapudan paşanın merkezi, İstanbul'da Haliç kıyısındaki Kasımpaşa'da bulunan Tersane-i Amire idi. Bu tersane, Osmanlı'nın en büyük gemi inşa merkeziydi. Burada kadırgalar, kalyonlar ve diğer savaş gemileri inşa edilir, onarılır ve donatılırdı. Tersanede binlerce işçi, usta ve denizci çalışırdı.

Kapudan paşa, tersanedeki divanhanede kendi divanını toplar, donanma ve tersane ile ilgili işleri burada görüşürdü. Tersanenin yönetimi için tersane emini, tersane kethüdası ve diğer görevliler bulunurdu. Gemi inşası için gereken kereste, demir, kenevir ve katran gibi malzemeler imparatorluğun farklı bölgelerinden getirilirdi.
Dikkat: yanlış bilinen
Kapudan paşanın Divan-ı Hümayun'daki yeri konusunda kaynaklar farklı bilgiler verir. Barbaros Hayreddin Paşa'nın divana katıldığı bilinir, ancak sonraki dönemlerde kapudan paşaların divandaki konumu, vezirlik rütbesine sahip olup olmamalarına göre değişmiştir. Bazı dönemlerde kapudan paşalar yalnızca donanma seferde değilken divana katılabiliyordu. Makamın protokoldeki yeri bu nedenle her dönem için ayrıca değerlendirilmelidir.

Donanmanın sefere çıkışı

Osmanlı donanması genellikle ilkbaharda sefere çıkardı. Donanmanın İstanbul'dan ayrılışı, törenle yapılırdı. Kapudan paşa, padişahın huzurunda kabul edilir, kendisine hilat giydirilir ve sefer emri verilirdi. Donanma, Beşiktaş önlerinden geçerek Çanakkale Boğazı'na doğru yola çıkardı. Kış aylarında ise donanma İstanbul'a döner, gemiler tersanede onarılırdı.

Donanmanın yıllık seferleri, yalnızca savaş için değildi. Kapudan paşa, Ege adalarını dolaşarak vergileri toplar, korsanlara karşı önlem alır ve adalardaki yönetimi denetlerdi. Bu seferler, Osmanlı'nın Ege'deki egemenliğinin sürdürülmesinin önemli bir aracıydı.

Öne çıkan kapudan paşalar

Barbaros Hayreddin Paşa'dan sonra pek çok kapudan paşa Osmanlı denizcilik tarihinde iz bıraktı. Kılıç Ali Paşa, 1571'deki İnebahtı yenilgisinden sonra kapudan paşa oldu ve donanmanın bir kış içinde yeniden inşa edilmesini yönetti. Cezayirli Gazi Hasan Paşa, 1770 Çeşme baskınından sonraki dönemde donanmayı yeniden örgütledi ve uzun yıllar kapudan paşalık yaptı. Küçük Hüseyin Paşa ise III. Selim döneminde tersanenin modernleştirilmesinde ve yeni tip gemilerin inşasında önemli rol oynadı.
Jean-Antoine Guer'in 1746 tarihli kitabından kapudan paşa resmi
Jean-Antoine Guer'in 1746 tarihli kitabından kapudan paşa resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean-Antoine Guer. Dosya sayfası

Kürekçiler ve levendler

Kadırgaların hareket ettirilmesi için çok sayıda kürekçiye ihtiyaç vardı. Bir kadırgada yüzlerce kürekçi bulunabilirdi. Kürekçilerin bir kısmı, Ege adaları ve kıyı bölgelerinden toplanan yükümlülerden, bir kısmı ücretli gönüllülerden, bir kısmı da savaş esirleri ve mahkûmlardan oluşuyordu. Gemilerdeki savaşçı denizcilere ise "levend" denirdi. Levendler, donanmanın vurucu gücüydü ve sefer sonunda ganimetten pay alırdı.

Kapudan paşa, bu insan gücünün toplanmasından ve düzenli tutulmasından sorumluydu. Her yıl sefer öncesinde kıyı kadılarına emirler gönderilerek kürekçi ve denizci istenirdi. Bu emirlerin pek çoğu mühimme defterlerine kaydedilmiştir; bu kayıtlar, Osmanlı donanmasının insan kaynağını incelemek için en değerli belgeler arasındadır.

Kapudan paşa ve korsanlık

Kapudan paşalığın Akdeniz'deki korsanlık faaliyetleriyle de yakın bir bağı vardı. Barbaros'tan sonraki dönemlerde de Cezayir, Tunus ve Trablus gibi Kuzey Afrika eyaletlerinin denizcileri, Osmanlı donanmasının önemli bir parçasıydı. Bu denizciler barış zamanında korsanlık yapar, savaş zamanında ise kapudan paşanın emrinde sefere katılırdı. Kapudan paşaların önemli bir kısmı da bu denizci geleneğinden yetişmişti.

Makamın sonu: Bahriye Nezareti

19. yüzyılda Osmanlı yönetiminde yapılan reformlar, kapudan paşalığı da etkiledi. Buharlı gemilerin ortaya çıkması ve denizcilik teknolojisindeki değişimler, donanmanın yeniden örgütlenmesini gerektiriyordu. 1867'de kapudan paşalık kaldırıldı ve yerine Bahriye Nezareti kuruldu. Kasımpaşa'daki tersane binası, nezaretin merkezi oldu. Bu bina bugün de Kasımpaşa'da ayaktadır ve Deniz Kuvvetleri ile bağlantılı olarak korunmaktadır.
Tarih notu
Kronoloji
14. yüzyıl ortası: Gelibolu'nun Osmanlı'nın ilk deniz üssü olması
1533–1534: Barbaros Hayreddin'in donanmanın başına getirilmesi
1538: Preveze Deniz Savaşı
1571: İnebahtı yenilgisi ve Kılıç Ali Paşa'nın kapudanlığı
1770: Çeşme baskını
1770'ler–1780'ler: Cezayirli Gazi Hasan Paşa dönemi
1790'lar: Küçük Hüseyin Paşa'nın tersane reformları
1867: Bahriye Nezareti'nin kurulması

Bir denizci beylerbeyiliğinin üç yüz yılı

Kapudan paşalık, Osmanlı'nın bir deniz gücü olarak yükselişinin ve dönüşümünün aynasıdır. Makam, Barbaros Hayreddin gibi Akdeniz'in en ünlü denizcilerinden birinin Osmanlı hizmetine girmesiyle büyük bir prestij kazandı. Kapudan paşanın hem donanmayı hem tersaneyi hem de bir eyaleti yönetmesi, Osmanlı'nın deniz gücüne ne kadar önem verdiğini gösterir.

Makamın tarihi, Osmanlı denizciliğinin iniş çıkışlarını da yansıtır. İnebahtı'dan sonra bir kışta yeniden inşa edilen donanma, devletin kaynak seferber etme gücünü gösterir. Çeşme baskınından sonraki reformlar ise yenilgilerin nasıl bir yenileşme fırsatına dönüştürülebildiğini ortaya koyar. Her iki örnekte de kapudan paşaların kişisel rolü belirleyici oldu.

Kapudan paşalığın 1867'de Bahriye Nezareti'ne dönüşmesi, makamın modern bir bakanlığa evrilmesinin sonucudur. Kasımpaşa'daki tersane binası bu dönüşümün sessiz bir tanığıdır. Bugün o binanın önünden geçenler, yüzyıllar boyunca Akdeniz'i dolaşan donanmaların buradan yönetildiğini çoğu zaman bilmez. Bu nedenle makamın hikâyesi, İstanbul'un deniz tarihinin de bir parçası olarak hatırlanmayı hak ediyor. Kasımpaşa'nın sokak adları ve eski tersane havuzları da bu hikâyenin bugün hâlâ okunabilen satırlarıdır; onları okumayı bilen için Haliç kıyısı bir açık hava arşivi gibidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap