İçeriğe geç
Giriş yap
0

Barbaros Hayreddin Paşa: Cezayir'den kaptan-ı deryalığa uzanan hayat

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt13 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Barbaros Hayreddin Paşa, asıl adıyla Hızır, Osmanlı Devleti'nin en ünlü denizcisidir. Midilli'de doğdu, ağabeyi Oruç Reis'in yanında korsan olarak denizciliğe başladı, Cezayir'i Osmanlı topraklarına kattı ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından kaptan-ı deryalığa getirildi. 1538 Preveze zaferi, 1543 Nice seferi ve Osmanlı tersane düzenine yaptığı katkılarla anılır. 1546'da İstanbul'da öldü ve Beşiktaş'taki türbesine defnedildi.
Barbaros Hayreddin Paşa'yı gösteren on altıncı yüzyıl Avrupa tasviri
Barbaros Hayreddin Paşa'yı gösteren on altıncı yüzyıl Avrupa tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Doğumu ve ailesi

babası Vardar Yenicesi'nden gelen bir sipahi olan Yakup Ağa'dır. Araştırmamız, Yakup Ağa'nın 1462'de Midilli'nin Cenevizli Gattilusio ailesinden alınmasına katıldığını ve ödül olarak adada bir köyün dirliğini aldığını gösteriyor. Annesi, ada halkından Rum Ortodoks bir kadın olan Katerina'dır. Çiftin İshak, Oruç, Hızır ve İlyas adlı dört oğlu ile iki kızı vardı. Gazavât-ı Hayreddin Paşa, babasının Anadolu'dan Rumeli'ye göç eden Türklerden olduğunu belirtir.
Dikkat: yanlış bilinen
Barbaros'un doğum ve ölüm tarihleri kaynaklarda farklıdır. Türk literatürü doğumunu yaklaşık 1478 olarak verirken Batı literatürü 1466 ile 1483 arasında bir tarih önerir. Ölüm tarihi için Türk literatürü ve Türk literatürü 5 Temmuz 1546 (6 Cemâziyelevvel 953) tarihini verirken Batı literatürü 4 Temmuz 1546 yazar. Babasının kökeni için de Türk literatürü "Türk veya Arnavut", Batı literatürü "Türk veya Arnavut kökenli" ifadesini kullanır; Gazavât ise Türk kökenini vurgular.

"Barbaros" ve "Hayreddin" adları

Batılılar, havuç rengine çalan kırmızı sakalı yüzünden ağabeyi Oruç'a "Barbarossa" (İtalyanca barba rossa, kızıl sakal) adını vermiş, sonra bu adı Hızır için de kullanmışlardır. Turan, Hızır'ın hatıralarında bu lakabı Avrupalıların kendisine 1519 Ağustosu'ndaki bir çatışma sırasında verdiğini anlattığını kaydeder. Türk literatürü ise Halil İnalcık'ın adın "Baba Oruç" lakabının bozulmasından türemiş olabileceği görüşünü de aktarır. "Hayreddin" (dinin hayırlısı) lakabı ise Yavuz Sultan Selim'den gelir. Cezayir'den gelen haberler üzerine Yavuz, "Hızır Reis nasrüddîndir, hayrüddîndir" diyerek memnuniyetini bildirmiş ve onu Cezayir hâkimi olarak tanıyan bir hatt-ı şerif göndermişti.

Korsanlıktan Cezayir'e

Dört kardeş de denizci oldu. Oruç ile İlyas, Trablusşam'dan dönerken Rodos şövalyelerinin saldırısına uğradı; İlyas öldü, Oruç esir düşerek kadırga kölesi oldu ve babası fidyesini ödeyene kadar dört yıl kürek çekti. Kurtulduktan sonra kardeşler Şehzade Korkut'un himayesine girdi.

Endülüs'ten göçen Müslümanların bölgedeki dengeyi değiştirmesi üzerine kardeşler 1504'ten sonra Kuzey afrikaAfrika kıyılarında görünmeye başladı. Önce Tunus Hafsî sultanıyla anlaşarak Halkulvâdi'de (La Goletta), sonra Cerbe adasında üslendiler. 1513'te Cicelli'yi (Jijel) aldılar ve şehir halkı Oruç'u sultan ilan etti. 1515'te Yavuz Sultan Selim'e hediyelerle bir gemi gönderip Osmanlı himayesine girdiler. Katolik Ferdinand'ın 1516'daki ölümünden yararlanarak Cezayir'in yardımına koştular; Cezayir ve Şerşel alındıktan sonra Oruç Reis buranın sultanı ilan edildi. 1517'de Tenes ve Tilimsan alındı. Ancak 1518'de İspanyolların Tilimsan'ı geri aldığı savaşta Oruç Reis öldü.
Süleymannâme'de (1558) tahttaki Kanuni'nin Barbaros'u kabulü
Süleymannâme'de (1558) tahttaki Kanuni'nin Barbaros'u kabulüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Suleymanname, 1558. Dosya sayfası

Yalnız kalan Hızır, Cezayir halkının Ekim 1519 tarihli dilekçesiyle birlikte padişaha elçi gönderdi. Yavuz, ona Anadolu'dan gönüllü asker toplama izni verdi ve yeniçeri ile topçulardan oluşan 2.000 kişilik bir birlik gönderilmesine karar verdi. Böylece hutbenin padişah adına okunduğu Cezayir Osmanlı topraklarına katıldı. Barbaros 1524'te Tunus sultanının saldırısı ve yerel bir emirin isyanı üzerine Cezayir'i terk etmek zorunda kaldı, üç yıl sonra yeniden şehre hâkim oldu. Endülüs'ten kaçan Müslümanları (Moriskolar) gemileriyle Afrika'ya taşıdı; Cezayir'e getirilen Endülüs Müslümanlarının sayısı 70.000'i buldu. İspanyolların Cezayir limanının karşısındaki adada tuttuğu kaleyi (Peñón) alarak buraya bir dalgakıran yaptırdı.
Dikkat: yanlış bilinen
Bazı olayların tarihleri Türkçe ve yabancı kaynaklarda farklıdır. Peñón kalesinin alınışını Türk ve Batı literatürü 1529, Türk literatürü 1530 olarak verir. Barbaros'un Cezayir'i yeniden alması Türk literatüründe 1525, Türk literatüründe ise 1524'teki ayrılıştan "üç yıl sonra" olarak geçer. En önemli fark kaptan-ı deryalık atamasıdır: Türk ve Batı literatürü atamayı 1533'e koyarken Türk literatürü, Barbaros'un 28 Aralık 1533'te padişah tarafından kabul edildiğini, kaptan-ı deryalığa ise Halep'te İbrahim Paşa'nın yanına gittikten sonra 6 Nisan 1534'te atandığını belirtir. Tunus'un alınışını da Batı literatürünün giriş bölümü 1534, Türk literatürünün giriş bölümü 1535 olarak verir; Tunus 22 Eylül 1534'te alınmış, 21 Temmuz 1535'te V. Karl tarafından geri alınmıştır.

Kaptan-ı derya

Andrea Doria'nın 1532'de Osmanlılara ait Koron ve Patras'ı alması üzerine Kanuni, Barbaros'u İstanbul'a çağırdı. Barbaros, Cezayir'de yerine evlatlığı Kara Hasan'ı bırakarak yirmi gemiyle İstanbul'a geldi. Cezâyir-i Bahr-i Sefîd beylerbeyiliği pâyesiyle Kemankeş Ahmed Paşa'nın yerine kaptan-ı derya oldu. Turan, böylece o zamana kadar Gelibolu sancak beyliği pâyesiyle verilen kaptan-ı deryalığın beylerbeyilik derecesine yükseldiğini vurgular.

1534 Ağustosu'nda seksen gemiyle İstanbul'dan ayrılan Barbaros, Güney İtalya'daki Reggio, Sperlonga ve Fondi'yi vurduktan sonra Tunus'u aldı. Ertesi yıl V. Karl şehri geri aldı. 1537'de Korfu kuşatmasına katıldı; kale alınamayınca Venedik'e ait adaları hedef aldı. 1538 baharında Ege'de Paros, Antiparos, Skiros, Egine, Nakşa, Andros, Kerpe ve Kaşot ile Girit açıklarındaki adacıklardan toplam yirmi sekiz ada ve iki kaleyi aldı. 28 Eylül 1538'de Preveze'de Andrea Doria komutasındaki Kutsal İttifak donanmasını yendi.
Tarih notu
Kronoloji:
1504 sonrası: Kuzey afrikaAfrika kıyılarında faaliyet.
1513: Cicelli alınır.
1516–1517: Cezayir, Şerşel, Tenes, Tilimsan.
1518: Oruç Reis ölür.
1519: Cezayir Osmanlı'ya bağlanır.
1529/1530: Peñón kalesi alınır.
1533–1534: Kaptan-ı derya.
22 Eylül 1534: Tunus alınır.
28 Eylül 1538: Preveze zaferi.
1543: Nice seferi, Toulon'da kışlak.
5 Temmuz 1546: İstanbul'da ölüm.

Fransa ile ortak sefer: Nice (1543)

Barbaros, 1532'den beri Fransa Kralı I. François ile ilişki içindeydi ve Fransa ile işbirliğinden yanaydı. Fransız elçisi Paulin'i de yanına alarak 28 Mayıs 1543'te 110 gemilik filosuyla İstanbul'dan yola çıktı. Messina, Reggio ve Ostia'yı vurduktan sonra 20 Temmuz'da Marsilya'ya vardı. Savoia Dükalığı'na bağlı Nice şehri 20 Ağustos'ta alındı, ancak kalenin kuşatması uzayınca vazgeçildi ve Osmanlı donanmasının kışı Toulon'da geçirmesi kararlaştırıldı. Barbaros yaklaşık altı ay Güney Fransa'da kaldı; François'nın V. Karl ile anlaşması üzerine İstanbul'a döndü. Dönüşte Cenova'da esir bulunan Turgut Reis'i kurtardı.

Son yılları ve mirası

Nice, Barbaros'un son büyük seferi oldu. Bundan sonra daha çok tersane işleriyle ilgilendi ve 5 Temmuz 1546'da kısa bir hastalıktan sonra öldü. Sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Ölümüne "Mâte reîsü'l-bahr" (Denizin reisi öldü) sözüyle tarih düşürüldü; bu ifadenin ebced değeri Hicrî 953'tür.
Barbaros donanmasının 1543–1544 kışını Toulon'da geçirmesini gösteren tasvir
Barbaros donanmasının 1543–1544 kışını Toulon'da geçirmesini gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Matrakçı Nasuh. Dosya sayfası
Ek bilgi
Barbaros'un anıları, Gazavât-ı Hayreddin Paşa adıyla bilinen eserde toplanmıştır ve hayatının ilk dönemi için başlıca kaynaklardandır. Araştırmamız, çağdaş kaynaklara göre Barbaros'un iri yapılı, kumral tenli, saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gür biri olduğunu gösteriyor. Türk literatürü onu Osmanlı'nın ilk kaptan paşası ve 25. Kaptan-ı deryası olarak tanıtır.
Turan'ın değerlendirmesine göre Barbaros zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaştı; onun yetiştirdiği denizciler ve kurduğu düzenli tersane sayesinde bu güç bir süre daha devam etti. Barbaros'un hayatı, bir korsanlık girişiminin merkezî bir devletin desteğiyle nasıl bir eyalete ve sonra bir donanma geleneğine dönüştüğünü gösterir: Cezayir, Osmanlı'nın Batı Akdeniz'deki en önemli üssü hâline geldi; Preveze ise Osmanlı donanmasının Akdeniz'deki üstünlüğünü otuz yıl boyunca sürdürmesini sağladı.

Barbaros neyi değiştirdi?

Barbaros'un hayatı, bağımsız bir denizcinin bir imparatorluğun donanma komutanlığına uzanan yolunu gösterir. Cezayir'i Osmanlı'ya bağlaması, Kuzey afrikaAfrika'yı yüzyıllarca imparatorluğun parçası yaptı. Bize göre onun en önemli katkısı, Osmanlı donanmasını tecrübeli Akdeniz denizcileriyle birleştirerek kalıcı bir deniz geleneği kurmasıdır; Preveze bunun en görünür meyvesidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap