1773: Bir kadırganın güvertesinde başlayan eğitim
Türk deniz subaylarını yetiştiren okulun kökleri 1773'e uzanır. Çeşme baskınının ardından Osmanlı donanmasını yeniden kurmak isteyen Kaptan-ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın emriyle, Sultan III. Mustafa döneminde Haliç Tersanesi'nde bir deniz mühendisliği dersanesi açıldı. Osmanlı ordusunda danışman olarak çalışan Fransız subay Baron de Tott, düzlem geometri ve seyir dersleri verecek bir kursun düzenlenmesiyle görevlendirildi.Kurs, Kasımpaşa'da demirli bir kalyonun güvertesinde verildi ve üç ay sürdü. Derslere ticaret gemilerinin sivil kaptanları da katıldı. Geçici bir kurs olarak başlayan bu eğitim, Şubat 1776'da karada kurulan bir okulla sürekli hâle geldi. Öğrenci sayısı arttıkça tersanedeki okul binası genişletildi.

Tarih notu
Kronoloji: 1773 Haliç Tersanesi'nde deniz mühendisliği dersanesi; Şubat 1776 karada sürekli okul; 22 Ekim 1784 Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn; 1821 Kasımpaşa yangını; 1838 Kasımpaşa'daki yeni bina ve Mekteb-i Bahriye adı; 1850 Heybeliada'ya kesin taşınma; 1909 yeni eğitim sistemi; 1924 Cumhuriyet döneminde öğrenci alımının yeniden başlaması; 27 Mayıs 1928 Deniz Lisesi adı; 1941-1946 Mersin; 1985 Tuzla yerleşkesi.
Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn
22 Ekim 1784'te okul, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyûn adıyla yeni binasında üç yıllık bir eğitime başladı. 1795'ten itibaren eğitim iki kola ayrıldı: güverte subayları için seyir ve haritacılık, deniz mühendisleri için gemi inşası. Bu düzen, Osmanlı'da modern teknik eğitimin ilk örneklerinden biriydi; kara ordusunun mühendishanesiyle birlikte, bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'nin de uzak kökleri arasında sayılır.1821'de Kasımpaşa'da çıkan büyük yangın, okul binasını da yok etti. Okul 1822'de Parmakkapı'da onarılan bir hızar binasına taşındı. Bu bina eğitim için yetersiz kalınca II. Mahmut yeni bir okul binası yapılmasını emretti. Yeni bina tamamlanana kadar seyir bölümü geçici olarak Marmara Denizi'ndeki Heybeliada'ya nakledildi. 1838'de okul Kasımpaşa'daki yeni binasına taşındı ve Mekteb-i Bahriye adını aldı.
1850: Ada okulu
Okul, Kasımpaşa'da on iki yıl kaldıktan sonra 1850'de kesin olarak Heybeliada'ya taşındı. Adadaki tesislerde yüz elli öğrenci için otuz dört oda, eczanesi olan otuz yataklı bir hastane, ciltevi olan bir matbaa ve zengin bir kütüphane bulunuyordu. Eğitim İngiliz sistemi örnek alınarak düzenlendi; bazı dersleri İngiliz öğretmenler verdi. Okul bu dönemde Mekteb-i Bahriye-i Şahane ya da Mekteb-i Fünun-ı Bahriye gibi adlarla da anıldı.Abdülaziz döneminde öğrenci sayısı arttı ve eğitim programı geliştirildi. Buhar makinelerinin donanmaya girmesiyle, bu makineleri kullanacak ve bakımını yapacak mühendisleri yetiştirmek için bir makine bölümü eklendi. Öğrenciler dört yıl deniz idadisinde, dört yıl da deniz harp okulunda okuyor, son iki yılı okul gemisinde geçiriyordu.

Ek bilgi
Heybeliada'daki okul, halk arasında "Ada Mektebi" ya da kısaca "Bahriye" diye anıldı. Adanın sınırlı ulaşım imkânları, öğrencilerin kendine özgü bir okul hayatı ve dayanışma kültürü geliştirmesine yol açtı. Bahriyeliler arasında bu "ada ruhu", kuşaklar boyunca aktarılan bir gelenek oldu.
Meşrutiyet ve savaş yılları
İkinci Meşrutiyet döneminde, 1909'da İngiliz Kraliyet deniz okullarının eğitim sistemi örnek alınarak yeni bir program uygulamaya kondu. Balkan Savaşları sırasında eğitim sistemi yeniden düzenlendi: dört yıllık deniz idadisini bitirenler bir yıl okul gemisinde stajyer olarak eğitim görüyor, ardından üç yıl donanmada asteğmen olarak hizmet ediyordu.Birinci Dünya Savaşı ve mütareke yılları, okulun faaliyetlerini ağır biçimde etkiledi. Osmanlı donanmasının büyük kısmı mütarekeyle birlikte hareketsiz kaldı. İşgal yıllarında okulun eğitimi kesintiye uğradı; bazı öğrenciler ve genç subaylar Anadolu'ya geçerek Millî Mücadele'ye katıldı.
Cumhuriyet: yeniden kuruluş ve 1928 düzenlemesi
Cumhuriyet'in ilanından sonra, 1924'te okula yeniden öğrenci alınmaya başlandı. Öğrenciler güverte, makine ve levazım alanlarından birinde eğitim görebiliyordu. Güverte subayları ve mühendisler için eğitim süresi, ilk yılı hazırlık olmak üzere dört yıldı. Mezunlar ek bir yıllık eğitimin ardından donanmaya katılıyordu.27 Mayıs 1928'de Genelkurmay Başkanlığı'nın emriyle Heybeliada Bahriye Mektebi'nin adı Deniz Lisesi olarak değiştirildi ve ertesi ders yılında askerî okulların müfredatı uygulanmaya başladı. Bu sistem iki ders yılı sürdü. Ardından Deniz Lisesi ile Deniz Harp Okulu, Heybeliada'daki tesislerde Deniz Harp Okulu ve Lisesi adıyla yeniden birleştirildi.

Atatürk döneminde donanmanın yenilenmesi, okulun önemini artırdı. Yavuz zırhlısının onarımı, yeni denizaltıların ve muhriplerin hizmete girmesi, iyi yetişmiş subaylara olan ihtiyacı büyüttü. 1936'daki Montrö Boğazlar Sözleşmesi'yle boğazlar üzerinde egemenliğin yeniden kazanılması da deniz kuvvetlerine yeni görevler yükledi.
Dikkat: yanlış bilinen
Okulun 1928'de "Deniz Lisesi" adını alması ve kısa süre sonra yeniden birleştirilmesi, Cumhuriyet'in ilk yıllarında askerî eğitimin sık sık yeniden düzenlendiğini gösterir. Bu değişiklikler, kurumların yeni devletin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmesinin doğal bir sonucuydu.
Mersin, Heybeliada ve Tuzla
İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların Balkanları işgal etmeye başlaması üzerine okul Anadolu'ya taşındı. 23 Mayıs 1941'de Deniz Harp Okulu ve Lisesi, Mersin'deki piyade kışlasına nakledildi ve 9 Eylül 1946'ya kadar orada kaldı; ardından Heybeliada'ya döndü.Donanmanın artan personel ihtiyacı ve adanın ulaşım sorunları, okulun daha geniş bir alana taşınmasını gerekli kıldı. İstanbul'un Tuzla ilçesindeki Tuzburnu yarımadasında yeni bir yerleşke planlandı. Yerleşkenin ilk harcını 28 Temmuz 1977'de okulun mezunlarından Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk koydu; tesisler 31 Temmuz 1985'te hizmete açıldı. Heybeliada'daki bina ise Deniz Lisesi'ne bırakıldı. 2016'dan sonra okul Millî Savunma Üniversitesi'ne bağlandı.
Kadırgadan adaya, adadan Tuzla'ya
Deniz Harp Okulu'nun iki yüz elli yıla yaklaşan tarihi, Osmanlı'nın denizcilikte modernleşme çabasının ve Cumhuriyet'in donanmayı yeniden kurma iradesinin hikâyesidir. Bir kalyonun güvertesinde verilen üç aylık bir kursla başlayan eğitim, Heybeliada'da İngiliz modeli örnek alınarak düzenlenmiş bir okula, oradan da bugünün mühendislik eğitimi veren akademisine dönüştü.Cumhuriyet'in ilk yıllarında okulun yeniden öğrenci almaya başlaması ve 1928'de yeni bir düzene kavuşması, Atatürk döneminin askerî eğitimi yeniden yapılandırma çabasının bir parçasıydı. Heybeliada'daki "Ada Mektebi", kuşaklar boyunca Türk deniz subaylarının yetiştiği yer olarak denizcilik kültürünün simgelerinden biri hâline geldi.