İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cezayir'deki Keçiova Camii: Osmanlı Cezayir'inin camisi, Fransız katedrali ve 1962'deki dönüş

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Keçiova Camii (Djamaa Ketchaoua), Cezayir'in başkenti Cezayir'in tarihî Kasbah semtinin eteğinde yer alan ve Osmanlı Cezayir'inin en önemli camilerinden biri olan yapıdır. İlk yapı 1612'de inşa edildi; bugünkü biçiminin çekirdeğini ise 1794'te Cezayir dayısı Hasan Paşa yaptırdı. 1830'da Fransa'nın Cezayir'i işgal etmesinden sonra cami, önce askerî depo, sonra da Saint-Philippe Katedrali'ne dönüştürüldü. 1962'de Cezayir'in bağımsızlığıyla yeniden camiye çevrildi. Yapı, 2018'de Türkiye'nin desteğiyle yürütülen restorasyonun ardından yeniden ibadete açıldı. Bu yazıda, Keçiova Camii'nin tarihini, Fransız sömürge arşivlerindeki izlerini ve yapının Cezayir'in bağımsızlık belleğindeki yerini ele alıyoruz.
Cezayir'in Kasbah semtindeki Keçiova Camii
Cezayir'in Kasbah semtindeki Keçiova CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: SilverBullet X. Dosya sayfası

Osmanlı Cezayir'i

Cezayir, 16. yüzyılın başında Oruç ve Hızır (Barbaros Hayreddin) kardeşlerin denizci faaliyetleriyle Osmanlı dünyasına katıldı. 1519'da Hayreddin, Cezayir'i Osmanlı padişahına bağladı ve beylerbeyi unvanı aldı. Şehir, sonraki üç yüzyıl boyunca Osmanlı'nın Batı Akdeniz'deki en önemli üssü oldu. 17. yüzyıldan itibaren Cezayir, yerel ocak tarafından seçilen dayılar tarafından yönetildi; bu yönetim, İstanbul'a bağlılığını korumakla birlikte büyük ölçüde özerkti.

Cezayir'in Kasbah'ı, dar sokakları, beyaz badanalı evleri ve camileriyle Osmanlı dönemi Kuzey Afrika şehirciliğinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir ve 1992'de UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır. Keçiova Camii, Kasbah'ın aşağı kısmında, Osmanlı döneminin yönetim merkezi olan Cenina Sarayı'na yakın bir konumdaydı.

Caminin adı ve inşası

Caminin adı, Türkçe "keçi ova" (keçilerin otladığı ova) ifadesinden gelir; bu ad, yapının inşa edildiği alanın eskiden keçilerin otlatıldığı bir yer olduğunu gösterir. İlk cami 1612'de yapıldı. 1794'te Hasan Paşa, yapıyı genişleterek yeniden inşa ettirdi. Hasan Paşa'nın camisi, büyük bir kubbe, mermer sütunlar ve zengin çini süslemelerle donatılmıştı. Caminin minaresi, şehrin siluetinde öne çıkıyordu.

Osmanlı dönemi Cezayir'inin camileri, Hanefi ve Maliki mezheplerine göre ayrılıyordu: Osmanlı yönetici sınıfı Hanefi, yerel halk ise Maliki mezhebindeydi. Keçiova Camii, Hanefi camileri arasında yer alıyordu ve yönetici sınıfın ibadet yeri olarak önem taşıyordu.
Ek bilgi
Fransız sömürge arşivleri Keçiova Camii'nin 1830 sonrasındaki dönüşümüne ilişkin belgeler, Fransa'nın Aix-en-Provence şehrindeki Ulusal Denizaşırı Arşivler'de (Archives nationales d'outre-mer, ANOM) korunur. Bu belgeler, caminin askerî depo olarak kullanılmasını, katedrale dönüştürülme kararını, inşaat planlarını ve Cezayir Müslümanlarının itirazlarını içerir. Ayrıca Paris'teki Fransız Ulusal Kütüphanesi'nin harita ve gravür bölümünde, caminin 1830'dan önceki ve sonraki görünümlerini gösteren çizimler bulunur.

1830: İşgal ve dönüşüm

Fransa, 5 Temmuz 1830'da Cezayir'i işgal etti. Son dayı Hüseyin Paşa, şehri teslim ederek sürgüne gitti. İşgalin ardından Fransız yönetimi, şehirdeki pek çok camiyi kışla, depo, hastane ya da kilise olarak kullanmaya başladı. Keçiova Camii, 1832'de Katolik ibadetine açıldı. Bu karar, Cezayir halkı arasında büyük tepkiye yol açtı; caminin içinde toplanan binlerce kişi, yapının teslim edilmesine karşı direndi. Fransız askerleri, direnişi zorla bastırdı; olayda çok sayıda kişinin öldüğü anlatılır.

1845'te Fransız yönetimi, eski camiyi büyük ölçüde yıkarak yerine neo-Bizans ve neo-Mağrip üsluplarını birleştiren yeni bir katedral inşa ettirdi. Yeni yapı, iki kuleli bir cepheye, geniş bir merdivene ve iç mekânda Osmanlı döneminden kalan bazı mermer sütunlara sahipti. Saint-Philippe Katedrali adını alan yapı, Cezayir Katolik piskoposluğunun merkezi oldu.
Keçiova Camii'nin iki kuleli cephesi
Keçiova Camii'nin iki kuleli cephesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Credits to Reda Kerbush / Wikimedia Commons. Dosya sayfası

1962: Bağımsızlık ve dönüş

Cezayir, 1954'te başlayan ve sekiz yıl süren bağımsızlık savaşının ardından 5 Temmuz 1962'de bağımsızlığını kazandı. Bağımsızlığın ilk günlerinde Saint-Philippe Katedrali, yeniden camiye dönüştürüldü ve Keçiova adını geri aldı. İlk cuma namazı, binlerce kişinin katılımıyla kılındı. Bu olay, Cezayir'in bağımsızlık belleğinde sömürge döneminin sona erişinin simgelerinden biri olarak hatırlanır.

Restorasyon

Keçiova Camii, 2003 Boumerdès depreminde hasar gördü. 2008'de Cezayir ve Türkiye arasında imzalanan bir anlaşmayla, yapının restorasyonu TİKA'nın desteğiyle başladı. Restorasyon, 2018'de tamamlandı ve cami, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika ve Türk yetkililerin katılımıyla yeniden açıldı. Restorasyon sırasında yapının statik güçlendirmesi yapıldı, iç süslemeler temizlendi ve Osmanlı döneminden kalan unsurlar korundu.
Dikkat: yanlış bilinen
Fransız, Cezayir ve Türk anlatıları Fransız sömürge anlatısında Keçiova'nın katedrale dönüştürülmesi, "medenileştirme misyonu"nun bir parçası olarak sunulmuştu; bugünkü Fransız tarih yazımı ise bu dönüşümü sömürge şiddetinin bir örneği olarak ele alır. Cezayir anlatısında Keçiova, hem sömürge döneminin dinî baskısının hem de bağımsızlığın zaferinin simgesidir. Türk anlatısında ise cami, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki mirasının ve Türkiye-Cezayir dostluğunun simgesi olarak görülür; restorasyondaki Türk katkısı sıklıkla vurgulanır. Cezayir'deki Ulusal Arşiv, Aix-en-Provence'taki ANOM ve İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri, bu tarihin farklı katmanlarını belgeleyen kaynaklardır.

Kasbah'taki diğer Osmanlı yapıları

Kasbah'ta Keçiova Camii'nin yanı sıra Osmanlı döneminden kalan başka yapılar da bulunur. Dar Aziza, Dar Mustafa Paşa ve Dar Hasan Paşa gibi saraylar, Osmanlı dönemi Cezayir'inin konut mimarisini gösterir. Kasbah'ın tepesindeki kale (Dar es-Sultan), son dayıların ikametgâhıydı. Şehrin aşağı kısmındaki Büyük Cami (Cemaa el-Kebir) ise Murabıtlar döneminden kalmadır ve Osmanlı döneminde de kullanılmaya devam etmiştir. Cemaa el-Cedid (Yeni Cami), 1660'ta Osmanlı döneminde Hanefiler için inşa edilmiştir ve beyaz kubbesiyle şehrin limanından görülür.

Cezayir'in Osmanlı mimarisi

Osmanlı dönemi Cezayir'inin mimarisi, Anadolu ve İstanbul geleneklerini yerel Mağrip üsluplarıyla birleştirir. Camilerde Osmanlı tarzı kubbeler ve sekizgen minareler, yerel kare minarelerle yan yana görülür. Cemaa el-Cedid'in beyaz kubbesi ve haç planlı düzeni, İstanbul camilerinin etkisini açıkça taşır; minaresi ise kare planlı Mağrip minarelerinin geleneğini sürdürür. Konut mimarisinde, iç avlulu evler, çini kaplamalar ve ahşap tavanlar, Osmanlı ve Endülüs etkilerini birlikte gösterir. Kasbah'taki saraylarda kullanılan çinilerin bir kısmı Tunus'tan ve İtalya'dan getirilmiştir. Keçiova Camii'nin Hasan Paşa döneminden kalan mermer sütunları, bu karma üslubun izlerini katedral döneminden sonra da taşımaya devam etti. Cezayir'in Osmanlı mimarisi, Fransız işgali sırasında büyük ölçüde tahrip edildiği için, ayakta kalan her yapı ayrı bir değer taşır.
Keçiova Camii'nin iç mekânı
Keçiova Camii'nin iç mekânıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Credits to Reda Kerbush / Wikimedia Commons. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1519: Hayreddin Paşa Cezayir'i Osmanlı'ya bağladı.
1612: İlk Keçiova Camii inşa edildi.
1794: Hasan Paşa camiyi yeniden inşa ettirdi.
5 Temmuz 1830: Fransa Cezayir'i işgal etti.
1832: Cami Katolik ibadetine açıldı.
1845: Saint-Philippe Katedrali'nin inşası başladı.
5 Temmuz 1962: Cezayir bağımsızlığını kazandı; yapı yeniden camiye çevrildi.
1992: Kasbah UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
2018: Restorasyonun ardından cami yeniden açıldı.

Sonuç: İki kez dönüşen yapı

Keçiova Camii, Osmanlı Cezayir'inin camisi olarak doğdu, Fransız sömürgesinin katedrali oldu ve bağımsızlıkla yeniden camiye döndü. Bu dönüşümler, Cezayir'in son iki yüzyıllık tarihinin aynasıdır.

Bize göre Keçiova, bir yapının nasıl bir ulusun belleğinin taşıyıcısı haline gelebileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Osmanlı döneminin mimari mirası, sömürge döneminin katmanları ve bağımsızlığın coşkusu, bu yapıda bir arada yaşar. Caminin restorasyonu, Cezayir ile Türkiye arasındaki tarihî bağların bugün de canlı olduğunu gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap