Kılıç Ali Paşa, 16. yüzyılın en ünlü Osmanlı denizcilerinden biriydi. İtalya'nın güneyindeki Kalabriya bölgesinde doğan, genç yaşta esir düşen ve kürek mahkûmu olarak çalıştırılan bu kişi, zamanla Osmanlı donanmasının en yüksek makamı olan kaptan-ı deryalığa kadar yükseldi. Asıl şöhretini, 1571'deki İnebahtı Deniz Savaşı'nda Osmanlı donanmasının yenilgiye uğradığı bir günde, komutasındaki gemileri kurtararak İstanbul'a dönmesiyle kazandı.
Onun hikâyesi, Osmanlı'da kökenin değil yeteneğin önemli olduğu bir yükselme örneği olarak sıkça anlatılır. Aynı zamanda Akdeniz'in iki yakası arasındaki geçişlerin, esaretlerin ve din değiştirmelerin de çarpıcı bir örneğidir. Bu yazıda Kılıç Ali Paşa'nın hayatını, İnebahtı'daki rolünü, donanmanın yeniden kuruluşunu ve İstanbul'da bıraktığı mimari mirası anlatıyoruz. Tophane'den Kılıç Ali Paşa CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Kalabriya'dan Akdeniz'e
Kılıç Ali Paşa, 1500'lerin başında Kalabriya'daki Le Castella köyünde doğdu. Asıl adı Giovanni Dionigi Galeni olarak kaydedilir. Bir rivayete göre din adamı olmak için eğitim görüyordu. Genç yaşta, Barbaros Hayreddin Paşa'nın emrindeki denizcilerin bir baskınında esir düştü. Uzun yıllar kadırgalarda kürek mahkûmu olarak çalıştı.
Esaret yıllarında Müslüman oldu ve Ali adını aldı. Ona "Uluç Ali" deniyordu. "Uluç" kelimesi, Osmanlı'da sonradan Müslüman olan Avrupa kökenli kişiler için kullanılıyordu. Uluç Ali, zamanla kürek mahkûmluğundan kurtularak denizci oldu ve kendi gemisine sahip oldu.
Turgut Reis'in yanında
Uluç Ali, ünlü Osmanlı denizcisi Turgut Reis'in yanında yetişti. Turgut Reis'le birlikte Akdeniz'deki pek çok sefere katıldı. 1565'teki Malta Kuşatması'nda Turgut Reis'in ölümünden sonra, onun yerine Trablusgarp beylerbeyliğine getirildi. 1568'de ise Cezayirbeylerbeyi oldu. Cezayir'deki görevi sırasında, 1569'da Tunus'u ele geçirdi. 1855'te Tophane Kasrı, Tophane Çeşmesi ve Kılıç Ali Paşa CamiiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Creator: James Robertson (1813-88) (photographer) (Creation Date:1855). Dosya sayfası
Uluç Ali ise kendi kanadında başarılı bir mücadele yürüttü. Malta şövalyelerinin amiral gemisini ele geçirdi ve sancağını aldı. Savaşın kaybedildiğini anlayınca, komutasındaki gemileri düşman hattından kurtararak geri çekildi. İstanbul'a dönen gemilerin sayısı kaynaklarda farklı verilir; genellikle otuz ile kırk arasında bir sayıdan söz edilir. Uluç Ali, ele geçirdiği Malta sancağını padişaha sundu.
Sultan II. Selim, Uluç Ali'nin bu başarısını ödüllendirdi ve onu kaptan-ı deryalığa getirdi. Padişah, onun adındaki "Uluç" kelimesini "Kılıç" olarak değiştirdi. Böylece Uluç Ali, Kılıç Ali Paşa adıyla anılmaya başladı.
Dikkat: yanlış bilinen
İnebahtı'dan dönen gemilerin sayısı ve Kılıç Ali Paşa'nın savaştaki rolü, kaynaklar arasında farklılık göstermektedir. Bazı Avrupa kaynakları onun savaştan kaçtığını ima ederken, Osmanlı kaynakları onun gemileri kurtararak büyük bir hizmet yaptığını vurgular. Ayrıca "Uluç" adının "Kılıç"a dönüştürülmesinin tam olarak hangi tarihte gerçekleştiği de kesin olarak bilinmemektedir.
Donanmanın yeniden kuruluşu
İnebahtı'daki yenilginin ardından Osmanlı, büyük bir hızla yeni bir donanma inşa etti. Kılıç Ali Paşa, SadrazamSokullu Mehmed Paşa ile birlikte bu çalışmayı yönetti. Tersane-i Amire'de ve imparatorluğun diğer tersanelerinde gece gündüz çalışıldı. Ertesi yıl, 1572 baharında, Osmanlı donanması yeniden denize açıldı. Bu donanma, İnebahtı'da kaybedilen donanmanın büyüklüğüne yakındı.
Kılıç Ali Paşa, yeni donanmanın teknik yönleriyle de ilgilendi. Avrupa gemilerindeki gelişmeleri yakından takip etti ve Osmanlı gemilerinde bazı yenilikler yaptı. Ateşli silahlarla donatılmış askerlerin sayısını artırdı.
Tunus'un geri alınması
1573'te İspanyollar Tunus'u ele geçirdi. Bunun üzerine Osmanlı, 1574'te büyük bir sefer düzenledi. Kılıç Ali Paşa donanmaya, Koca Sinan Paşa ise kara kuvvetlerine komuta ediyordu. Osmanlı kuvvetleri, İspanyolların elindeki Halkulvad kalesini ve Tunus'u ele geçirdi. Bu zafer, Kuzey Afrika'nın büyük bölümünün Osmanlı yönetiminde kalmasını sağladı.
Kılıç Ali Paşa, 1587'deki ölümüne kadar kaptan-ı deryalık görevini sürdürdü. Bu, Osmanlı tarihinde en uzun süren kaptan-ı deryalıklardan biridir. Kılıç Ali Paşa Külliyesi'nden bir ayrıntıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Yusuf Pinhas. Dosya sayfası
Tophane'deki külliye
Kılıç Ali Paşa, İstanbul'un Tophane semtinde bir külliye yaptırdı. Külliye, Mimar Sinan tarafından tasarlandı. Caminin inşası 1580–1581 yıllarında tamamlandı. Cami, Ayasofya'nın küçültülmüş bir benzeri olarak tasarlanmıştır ve Sinan'ın geç dönem eserleri arasında yer alır. Külliye, cami, medrese, hamam, türbe ve çeşmeden oluşur.
Kılıç Ali Paşa Hamamı, uzun yıllar kullanılmadıktan sonra kapsamlı bir restorasyonla yeniden hizmete açıldı. Kılıç Ali Paşa'nın türbesi de caminin bahçesinde bulunur.
Cervantes ve Uchalí
Kılıç Ali Paşa, Avrupa edebiyatında da yer almıştır. İspanyol yazar Miguel de Cervantes, İnebahtı Savaşı'na Kutsal İttifak tarafında katılmış ve bu savaşta sol elini kullanamaz hâle gelmişti. Cervantes, daha sonra Cezayir'de beş yıl esir kaldı. Ünlü eseri Don Kişot'ta yer alan "Esir'in hikâyesi" bölümünde, Kılıç Ali Paşa'dan "Uchalí" adıyla söz eder. Bu bölümde Kılıç Ali Paşa'nın İtalyan kökenli olduğu ve kürek mahkûmluğundan yükseldiği anlatılır.
Kılıç Ali Paşa'nın hayatı, 16. yüzyıl Akdeniz'inin karmaşık dünyasını özetler. Kalabriya'da doğan bir çocuk, esir düşer, kürek mahkûmu olur, din değiştirir ve sonunda bir imparatorluğun donanmasının başına geçer. Bu hikâye, Osmanlı'da yükselmenin kökene değil, yeteneğe ve hizmete bağlı olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
İnebahtı'daki rolü, onun kariyerinin dönüm noktasıdır. Büyük bir yenilginin ortasında gemileri kurtararak dönmesi, Osmanlı'nın donanmasını kısa sürede yeniden kurabilmesine katkıda bulundu. Bu nedenle Kılıç Ali Paşa, yenilgiyi tersine çeviren bir komutan olarak hatırlanır.
Cervantes'in eserinde yer alması ise onun Avrupa'daki ününün ne kadar büyük olduğunu gösterir. İnebahtı'da karşı karşıya gelen iki insan, biri Osmanlı'nın kaptan-ı deryası, diğeri İspanya'nın en büyük yazarı, aynı edebî eserde buluşur. Bugün Tophane'deki külliye, onun İstanbul'daki en kalıcı izidir. Caminin kubbesi altında durmak, Akdeniz'in iki yakası arasında geçen bu olağanüstü hayatı hatırlamak için güzel bir fırsat sunuyor. Bu hikâye, sınırların ve kimliklerin o dönemde ne kadar geçirgen olduğunu düşündürmeye devam ediyor. Kılıç Ali Paşa'nın adı, bugün de Tophane'nin siluetinde yaşamaya devam ediyor.