Şubat 1526'da Kanuni Sultan Süleyman, Madrid'de esir bulunan Fransa kralı I. François'ya bir mektup gönderdi. Mektup, "Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı" diye başlayan görkemli bir hitapla açılıyor ve "Sen ki Françe vilayetinin kralı Françesko'sun" cümlesiyle Fransa kralına sesleniyordu. Bu belge, Osmanlı-Fransız ilişkilerinin başlangıcını gösteren en ünlü metin oldu ve bugün Türkiye'de ders kitaplarından konuşmalara kadar sık sık alıntılanıyor. Mektubun aslı, Paris'teki Fransız Millî Kütüphanesi'nde (Bibliothèque nationale de France) korunur. Bu yazıda belgenin hikâyesini, içeriğini ve bugünkü yerini anlatıyoruz. Jean Clouet'nin yaptığı Fransa kralı I. François portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Clouet. Dosya sayfası
Pavia yenilgisi ve bir kralın esareti
16. yüzyılın başında Avrupa'nın en büyük rekabeti, Fransa kralı I. François ile Habsburg imparatoru V. Karl arasındaydı. İki hükümdar, İtalya'daki topraklar ve Avrupa'daki üstünlük için yıllarca savaştı. 24 Şubat 1525'te İtalya'nın kuzeyindeki Pavia'da yapılan savaşta Fransız ordusu ağır bir yenilgiye uğradı ve François esir düştü. Kral, önce İtalya'da, ardından İspanya'da, Madrid'de esir tutuldu.
Kralın esaretinde Fransa'yı annesi Savoyalı Louise yönetiyordu. Louise, oğlunu kurtarmak ve V. Karl'ın gücünü dengelemek için Avrupa'nın dışında bir müttefik aradı. Bu müttefik, Osmanlı Devleti'ydi. Louise, İstanbul'a bir elçi gönderdi. Bu ilk elçinin Bosna'da öldürüldüğü aktarılır. Ardından, Hırvat asıllı bir soylu olan Jean Frangipani (Ivan Frankopan), François'nın Madrid'deki esaretinden gizlice gönderdiği bir mektup ve annesinin mesajıyla İstanbul'a ulaştı.
Mektubun içeriği
Kanuni'nin cevabı, Rebiülahir 932, yani Şubat 1526 tarihlidir. Mektup, Osmanlı divan geleneğine uygun olarak, padişahın unvanlarının uzun bir sıralamasıyla başlar. Bu sıralama, Kanuni'nin hükümdarlığının genişliğini ve gücünü vurgular. Mektubun açılışının günümüz Türkçesiyle anlamı şöyledir: "Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç dağıtan, yeryüzünde Allah'ın gölgesi, Akdeniz'in ve Karadeniz'in, Rumeli'nin ve Anadolu'nun, Karaman'ın, Rum'un, Dulkadir'in, Diyarbakır'ın, Kürdistan'ın, Azerbaycan'ın, Acem'in, Şam'ın, Halep'in, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin, Kudüs'ün, bütün Arap diyarının, Yemen'in ve daha nice memleketin padişahı ve hünkârı, Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım. Sen ki Françe vilayetinin kralı Françesko'sun."
Mektubun gövdesinde Kanuni, François'nın adamı Frangipani aracılığıyla gönderdiği mektubu aldığını, düşmanın memleketine galip geldiğini ve kendisinin esir düştüğünü öğrendiğini bildirir. Kanuni, François'yı teselli eder: hükümdarların yenilmesinin ve esir düşmesinin şaşılacak bir şey olmadığını, gönlünü hoş tutmasını ve üzülmemesini ister. Ardından, Osmanlı'nın atalarından beri düşmanları yenmek ve memleketler fethetmek için seferlere çıktığını, kendisinin de bu yolda ilerlediğini belirtir. Mektup, Kanuni'nin atının gece gündüz eğerli ve kılıcının kuşanılmış olduğunu ifade eden ünlü bir cümleyle, yani her an sefere hazır olduğunu söyleyerek devam eder. Mektubun ayrıntıları, Frangipani'nin sözlü olarak aktaracağı belirtilerek kapanır.
Ek bilgi
Belgenin fiziksel özellikleri Mektup, Paris'teki Fransız Millî Kütüphanesi'nin Doğu yazmaları bölümünde korunur. Yaklaşık 167,5 santimetre uzunluğunda ve 35 santimetre genişliğinde uzun bir belgedir. Belgenin başında Kanuni'nin tuğrası yer alır. Osmanlı divan yazısıyla yazılmış metin, satır aralarında altın süslemeler taşır. Belge, Osmanlı'nın Avrupa hükümdarlarına gönderdiği resmî mektupların görkemli biçimini gösteren en güzel örneklerden biridir. Fransız Millî Kütüphanesi, belgeyi zaman zaman sergilerde ziyaretçilere gösterir.
Fransa kralı I. François'nın Louvre'daki ünlü portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: After Jean Clouet. Dosya sayfası
Mektubun gerçek anlamı: söz mü, eylem mi?
Mektup, Türkiye'de çoğu zaman Kanuni'nin François'yı kurtarmak için harekete geçtiğini gösteren bir belge olarak anlatılır. Ancak belgeye yakından bakıldığında, Kanuni'nin François'ya somut bir askerî yardım sözü vermediği görülür. Mektup, bir teselli ve dostluk mektubudur; Kanuni'nin kendi seferlerine devam edeceğini bildirir. Gerçekten de Kanuni, aynı yıl, 1526 yazında, Macaristan seferine çıktı ve 29 Ağustos'ta Mohaç'ta Macar ordusunu yendi. Bu sefer, V. Karl'ın kardeşi Ferdinand'ın Macaristan üzerindeki iddialarını doğrudan etkiledi ve Habsburg gücünü doğu cephesinde meşgul etti.
François ise mektup gelmeden önce, Ocak 1526'da V. Karl ile Madrid Antlaşması'nı imzalamış ve serbest kalmayı kabul etmişti. Mart 1526'da serbest bırakıldı. Yani Kanuni'nin mektubu, François'nın serbest kalmasında doğrudan bir rol oynamadı. Ancak mektup, Osmanlı ile Fransa arasında uzun sürecek bir dostluğun ve ittifakın başlangıcı oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Fransa'dan ve Türkiye'den bakınca Fransız tarihyazımında Osmanlı ile kurulan ittifak, uzun süre "kutsal olmayan ittifak" olarak eleştirildi; François, Hristiyan dünyasının birliğini bozan bir kral olarak anıldı. Bugün ise Fransız tarihçiler, bu ittifakı Avrupa'nın modern denge siyasetinin erken bir örneği olarak değerlendirir. Fransız Millî Kütüphanesi'ndeki mektup, bu ilişkinin başlangıç belgesi olarak Fransa'da da önem taşır. Türkiye'de ise mektup, Kanuni'nin gücünün ve Avrupa'daki saygınlığının simgesi olarak anılır. "Ben ki sultanlar sultanı" cümlesi, Osmanlı'nın ihtişamını anlatmak için en sık kullanılan alıntılardan biridir. İki hafıza, aynı belgeyi farklı anlamlarla okur; ama belge, iki ülke arasındaki ilişkinin ortak başlangıç noktasıdır.
Mektubun ardından: kapitülasyonlar ve ittifak
1526 mektubunun ardından Osmanlı ile Fransa arasındaki ilişkiler gelişti. 1530'larda iki ülke arasında elçiler gidip geldi. 1535–1536'da Fransız elçisi Jean de La Forêt ile Osmanlı arasında bir ticaret antlaşması taslağı hazırlandı; bu taslak, sonraki yüzyıllarda Fransa'ya tanınan ticari ayrıcalıkların, yani kapitülasyonların başlangıcı olarak anılır. Ancak bu taslağın Osmanlı tarafından onaylanıp onaylanmadığı tarihçiler arasında tartışmalıdır. Fransa'ya tanınan kapitülasyonların yazılı ve onaylı metni, 1569'da II. Selim döneminde verildi.
1543'te ise iki ülke ortak bir askerî sefer düzenledi: Barbaros Hayreddin Paşa'nın donanması, Fransız donanmasıyla birlikte Nis'i kuşattı ve ardından kışı Toulon'da geçirdi. Böylece 1526'daki teselli mektubu, on yedi yıl sonra somut bir askerî işbirliğine dönüştü. Fransa kralı I. François'nın bir başka portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Clouet. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 24 Şubat 1525: Pavia savaşı; François esir düşer. 1525: Savoyalı Louise İstanbul'a elçi gönderir; ilk elçi Bosna'da öldürülür. Aralık 1525: Jean Frangipani İstanbul'a ulaşır. Ocak 1526: François, Madrid Antlaşması'nı imzalar. Şubat 1526: Kanuni'nin mektubu yazılır. Mart 1526: François serbest bırakılır. 29 Ağustos 1526: Mohaç zaferi. 1535–1536: La Forêt ile ticaret antlaşması taslağı. 1543: Nis kuşatması ve Toulon kışı. 1569: Fransa'ya kapitülasyonlar resmen verilir.
Bir mektubun ötesindeki ilişki
Kanuni'nin 1526 mektubu, Osmanlı'nın Avrupa'daki gücünü ve özgüvenini gösteren en etkileyici belgelerden biridir. Ancak bu belgeyi bugün okurken, onun bir kurtarma vaadi değil, bir teselli ve dostluk mektubu olduğunu hatırlamak gerekir. Kanuni, François'yı kurtarmak için doğrudan harekete geçmedi; ama kendi seferleriyle Habsburg gücünü meşgul etti ve Fransa ile uzun sürecek bir ilişkinin kapısını açtı.
Bizce bu mektubun asıl değeri, Osmanlı ile Avrupa arasındaki ilişkinin yalnızca çatışmadan ibaret olmadığını göstermesidir. Bir Osmanlı padişahı, esir düşmüş bir Avrupa kralına teselli mektubu yazdı ve iki ülke, ortak çıkarlar etrafında yüzyıllar sürecek bir ilişki kurdu. Paris'teki belge, bu ilişkinin ilk satırıdır.