Kısaca
Mohaç Muharebesi, 29 Ağustos 1526'da Macaristan'daki Mohaç kasabası yakınında, Kral II. Lajos komutasındaki Macar ordusu ile Kanuni Sultan Süleyman ve sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa'nın komutasındaki Osmanlı ordusu arasında yapıldı. İngilizce ve Osmanlılar üstün planlama, ateş gücü ve başarılı bir kuşatma manevrasıyla kesin bir zafer kazandı. Kral II. Lajos ve Macar aristokrasisinin önemli bir bölümü öldü; Macar kraliyet ordusu yok oldu ve Macaristan ile Bohemya'da Jagiellon hanedanının yönetimi sona erdi. Macar tarih hafızasında Mohaç ulusal bir felaket olarak anılır; Batı literatürü bunun "Mohaç'ta daha fazlası kaybedildi" sözüyle simgelendiğini yazar.
Zayıflayan bir krallık
Araştırmamız, Macar Krallığı'nın Mohaç'tan önceki otuz yılını ayrıntılı ortaya koyuyor. Güçlü Kral Matyas Korvin'in 1490'daki ölümünden sonra büyük soylular, iradesi zayıf olarak bilinen Bohemya kralını II. Ulászló adıyla Macar tahtına getirdi. Kral, önüne konan her dilekçeyi sorgulamadan kabul ettiği için "Dobže" ("olur, tamam") lakabıyla anıldı. Kraliyet toprakları ve gelirleri soylulara dağıtıldı; soylular kendi vergi yüklerini yüzde 70–80 oranında azalttı. Matyas'ın ünlü paralı ordusu "Kara Ordu" dağıtıldı, sınır kaleleri bakımsız kaldı. 1514'te György Dózsa önderliğindeki büyük köylü ayaklanması Zápolya Yanoş'un başında bulunduğu soylularca acımasızca bastırıldı. Araştırmamız, bunun ülkenin siyasi birliğini zedelediğini ve 1526 Osmanlı seferini kolaylaştırdığını gösteriyor.Seferin nedenleri
1521'de Belgrad'ın alınması Macar Krallığı için büyük bir darbe oldu, ancak krallığın gücünü kırmadı. Sınır beylerinden Yahyapaşaoğlu Bâli Bey, Drava ile Sava arasındaki Macar topraklarının alınmasını önerdi. Avrupa'daki rekabet de etkili oldu: Fransa Kralı I. François, 1525'te Pavia'da İmparator V. Karl'a yenilip esir düşünce annesi Louise de Savoie İstanbul'a elçi gönderip yardım istedi. Türk literatürü, Süleyman'ın V. Karl'ın gücünü kırmak için bu isteği olumlu karşıladığını ve Habsburglarla yakınlaşan Macaristan'a savaş açmaya karar verdiğini yazar. Batı literatürü de II. Lajos'un Habsburg ailesinden Maria ile evlendiğini, Jagiellon ve Habsburg hanedanlarının evlilik bağlarıyla birbirine bağlandığını belirtir.Yürüyüş
Süleyman 10 Mart 1526'da Rumeli komutanlarına, Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa'ya, Bosna beylerbeyine ve Kırım hanına sefer hazırlığı emri verdi; 23 Nisan 1526'da 60.000 kişilik ordu ve 300 topla İstanbul'dan çıktı. Ordu Macar topraklarında Petervaradin, Ujlak ve Ösek kalelerini aldı; Ösek'te seferin hedefinin Budin olduğu orduya bildirildi. Drava aşıldı ve ordu Mohaç ovasına yaklaştı.Dikkat: yanlış bilinen
Osmanlı ordusunun büyüklüğü kaynaklarda çok farklı verilir. Araştırmamız ordunun İstanbul'dan 60.000 kişi ve 300 topla çıktığını gösteriyor. Batı literatürü ise Süleyman ile İbrahim Paşa'nın Nisan'da 100.000 kişilik bir ordu ve 300 topla yola çıktığını, savaş alanındaki muharip kuvvetin ise "belki 45.000" kişi olduğunu belirtir. Macar ordusu için Batı literatürü 25.000–30.000 rakamını verir. Rakamlar arasındaki farkın bir bölümü, savaşan askerler ile ordunun ikmal ve geri hizmet kısımlarının ayrı sayılmasından kaynaklanır.
Savaş meclisi ve plan
Osmanlı ordusu 28 Ağustos 1526'da Mohaç ovasına geldi ve bir savaş meclisi toplandı. Bu mecliste Malkoçoğlu Bâli Bey, birbirine zincirlerle bağlı zırhlı Macar süvarilerinin kitle hâlinde karşılanmasının tehlikeli olacağını, düşmanın yanlarına ve gerisine saldırmanın daha yararlı olacağını söyledi; teklif kabul edildi. Ova bir yanda bataklık, öbür yanda tepelikti. Osmanlı ordusu üç saf hâlinde dizildi: önde İbrahim Paşa komutasında Rumeli askerleri, ikinci safta Behram Paşa komutasında Anadolu askerleri, üçüncü safta yeniçerilerle birlikte padişah. Plana göre Macar saldırısı merkeze yöneldiğinde Osmanlı kuvvetleri yanlara açılacak ve Macar süvarisini topların karşısında bırakacaktı.Batı literatürü de İbrahim Paşa'nın öncü kuvvetleri yönettiğini, nehirlerin köprülenmesini sağladığını ve muharebe sırasında merkezi komuta ettiğini yazar; çağdaşlar, Macarları kuşatmaya çeken taktik bir geri çekilmeyi onun planladığını kabul ediyordu. Macar tarafında ise komuta bölünmüştü ve soylular erken bir saldırı için baskı yapıyordu.

Muharebe
Muharebe 29 Ağustos öğleden sonra, Mohaç köyü yakınlarındaki geniş ve su basmış bir ovada yapıldı. Macar ordusu iki hat hâlinde dizildi: ilk hatta merkezde paralı piyade ve toplar, kanatlarda ağır süvari; ikinci hatta piyade ve yedek süvari. Muharebe Macar sağ kanadının ani saldırısıyla başladı. Karşılarındaki Rumeli askerleri bir süre çarpıştıktan sonra geri dönünce, onları izleyen Macar zırhlı süvarileri Osmanlı topçusunun etkili menziline girdi. İkinci Macar safı Osmanlı ordugâhına girip yağmaya başladı. Kısa süre sonra Osmanlı merkezi ve yeniçeriler yoğun bir ateş açtı ve Macarlar ağır kayıplarla ezildi. Araştırmamız, Süleyman'ın ruznamesi ile Kemalpaşazâde ve Peçevî gibi Osmanlı kaynaklarının yeniçeri ateşinin belirleyiciliğini doğruladığını gösteriyor. Muharebe yaklaşık iki saat sürdü.Dikkat: yanlış bilinen
Macar ordusunun komutanı konusunda Türk literatürünün kendi içinde iki farklı ifadesi vardır: bir yerde ordunun başında kral ile "başkumandan Nodor Bathory" bulunduğu yazılırken, aynı anlatımın sonraki bölümünde başkomutan olarak Kalocsa başpiskoposu Pál Tomori anılır ve Tomori'nin "takdir edilecek bir muharebe planı" hazırladığı değerlendirilir. Macar ve İngilizce kaynaklarda ordunun başkomutanı Tomori olarak geçer. Ayrıca Türk literatürü Erdel voyvodası Zápolya'nın 30.000 kişiyle yola çıktığını ama kralı kıskandığı için savaşa katılmadığının "söylendiğini" yazar; bu bir rivayettir, Zápolya'nın ordusunun savaşa yetişemediği de ileri sürülür.
Kralın ölümü ve kayıplar
II. Lajos meydandan kaçarken Csele deresi yakınındaki bataklıkta zırhının ağırlığıyla boğuldu; cesedi haftalar sonra çamura gömülü olarak bulundu. Aynı anlatım, Süleyman'ın genç kralın ölümüne üzüldüğünün aktarıldığını belirtir. Ölenler arasında binlerce Macar askeri ile yedi piskopos ve yirmi sekiz baron dâhil 1.000'den fazla soylu vardı. Muharebede 4.000'i süvari, 10.000'i piyade olmak üzere 14.000'den fazla Macar askeri öldü ve ardından 2.000 esir idam edildi. Aynı anlatım, bu esirlerin cesetlerinin 2020'den sonra arkeologlarca bulunduğunu da not eder.
Dikkat: yanlış bilinen
Padişahın kralın ölümü üzerine söylediği aktarılan "Ona karşı silahla geldim; ama hayatın ve krallığın tadına varmadan böyle göçüp gitmesini istemezdim" anlamındaki söz, Batı literatüründe "söylendiği rivayet edilir" kaydıyla, sonraki Avrupa anlatımlarından aktarılır. Çağdaş Osmanlı kaynaklarında bu sözün bir karşılığı gösterilmediği için kesin bir alıntı gibi kullanılmamalıdır.