Bir öğretmenin adı üzerine kurulan iddia
Mustafa Kemal'in çocukluğunda okuma yazmayı öğrendiği okul, Selanik'te yeni yöntemle ders veren Şemsi Efendi'nin okuluydu. Bu bilgi Atatürk biyografilerinin hemen hepsinde yer alır. İnternette ve sosyal medyada ise yıllardır başka bir iddia dolaşıyor: Şemsi Efendi'nin gerçek adının Şimon Zvi olduğu, hatta İsrail'in ikinci cumhurbaşkanı Yitzhak Ben-Zvi'nin babası Zvi Shimshi ile aynı kişi olduğu söyleniyor.Bu yazıda iki adamın hayatını yan yana koyuyoruz. Doğum yerleri, yaşadıkları ülkeler, ölüm tarihleri ve mezarları birbirinden tamamen ayrı. Ortak noktaları, adlarındaki ses benzerliğinden ibaret.

Şemsi Efendi kimdi?
Şemsi Efendi 1851 yılında Selanik'te doğdu. Annesinin adı Rabia Hanım, babasınınki Abdi Bey'di. 1867'de Selanik Mülkiye Rüştiyesi'ni bitirdi. Ailesine destek olmak için bir dükkânda çalıştı, bir yandan da okula devam edemeyen çocuklara özel ders verdi. 1869 ile 1871 arasında Aynaroz gümrük idaresinde kâtiplik yaptı.Selanik'e döndükten sonra şehirde yeni açılmış yabancı bir okulda Türkçe öğretmeni oldu. Orada gördüğü yöntemleri Türk çocuklarına da uygulamak istedi. 1872'de Selanik eşrafının ve hayırseverlerin yardımıyla kendi adını taşıyan ilk okulunu açtı.
Şemsi Efendi, usul-i cedit denilen yeni öğretim yolunun Selanik'teki öncülerinden biriydi. Sınıfta kara tahta kullanıyor, çocuklara ders aralarında oyun oynatıyordu. O yıllarda bu uygulamalar bazı çevrelere fazla yenilikçi geldi. Okul saldırıya uğrayıp kapandı. Vali Mithat Paşa konuyu vilayet meclisine taşıyınca okul yeniden açıldı ve büyütüldü.
Ek bilgi
Usul-i cedit, harfleri tek tek ezberletmek yerine sesleri ve heceleri birleştirerek okumayı öğreten yöntemin adıydı. Bu okullarda sıra, kara tahta, harita ve teneffüs gibi uygulamalar da yer alıyordu. Selanik'te 1879'da açılan Terakki Mektebi ile 1885'te açılan Fevziye Mektebi de aynı yolu izledi. Şemsi Efendi her iki okulda da ders verdi.
Okullar kapanır, yenisi açılır
Şemsi Efendi'nin kurduğu okulların çoğu uzun ömürlü olmadı. Ama o, kapanan her okulun yerine yenisini açmakta ısrar etti. Bunlardan biri, İsmail Hakkı Efendi ile birlikte Aktarönü'nde harap bir mescidi onartarak açtığı okuldu. İki öğretmen sonradan anlaşmazlığa düştü ve yollarını ayırdı.1880 dolaylarında İstanbul'daki Şemsü'l-Maarif adlı özel okulu yönetmesi için davet aldı. Görüşmeler sonuç vermeyince Selanik'e geri döndü. 1887 civarında kendi adını taşıyan yeni bir okul daha açtı. Mustafa Kemal, kısa süre okuduğu Hafız Mehmed Efendi'nin mahalle mektebinden sonra bu okula gitti. Okul 1891'de kapandı.
Mustafa Kemal'in bu okula nasıl gittiği, kendi anlattığı çocukluk hatıraları arasında yer alır. Annesi Zübeyde Hanım oğlunun ilahilerle başlayan geleneksel bir mahalle mektebine gitmesini istiyordu. Babası Ali Rıza Efendi ise yeni usulle eğitim veren Şemsi Efendi'nin okulunu tercih ediyordu. Aile önce mahalle mektebiyle başladı, birkaç gün sonra çocuk Şemsi Efendi'nin okuluna geçti.
Meşrutiyet yılları ve İstanbul'a göç
Şemsi Efendi sonraki yıllarda Fevziye Mektebi'nde öğretmenliği sürdürdü. Ravza-i Talim adlı bir okul da kurdu, ancak o da kısa ömürlü oldu. Çalışmaları nedeniyle farklı tarihlerde Mecidiye nişanlarıyla ödüllendirildi.II. Meşrutiyet'in ilanından sonra, 1909'da, kutlamalar için kız öğrencileriyle İstanbul'a gitti ve Sultan Mehmed Reşad'ın huzuruna çıktı. 1911'de padişah Rumeli gezisi sırasında Selanik'e geldiğinde onu karşılayan öğretmenlerin sözcülüğünü "Şeyhü'l-muallimin", yani öğretmenlerin en kıdemlisi sıfatıyla o yaptı. 1910 ve 1911'de Maarif nişanları aldı.
Selanik'teki öğretmenliği Balkan Savaşları'na kadar sürdü. Şehir 1912'de Yunan ordusunun eline geçince İstanbul'a göç etti. 1917'de İstanbul'da hayatını kaybetti ve Eyüpsultan'a defnedildi. Kabri bugün de orada bulunuyor.

Tarih notu
1851: Şemsi Efendi Selanik'te doğdu. 1872: İlk okulunu açtı. 1879: Terakki Mektebi açıldı. 1885: Fevziye Mektebi açıldı. 1887 dolayı: Mustafa Kemal'in okuduğu okul açıldı. 1891: Bu okul kapandı. 1912: Selanik'in el değiştirmesi ve İstanbul'a göç. 1917: İstanbul'da ölümü ve Eyüpsultan'a defni.
Zvi Shimshi kimdi?
İddianın öbür ucundaki kişi Zvi Shimshi'dir. Asıl soyadı Shimshelevich olan Zvi, Rus İmparatorluğu'nda, bugün Ukrayna sınırları içinde kalan Poltava'da yaşadı. Yazardı ve toplum işleriyle uğraşıyordu. Oğlu Yitzhak 24 Kasım 1884'te Poltava'da doğdu. Yitzhak, ileride soyadını Ben-Zvi olarak değiştirdi. Bu ad İbranice "Zvi'nin oğlu" anlamına gelir.Zvi Shimshelevich, Ukrayna'daki Siyonist derneklerin üyesiydi. 1897'de İsviçre'nin Basel kentinde toplanan Birinci Siyonist Kongresi'nin düzenleyicileri arasında yer aldı. 1906'da ailenin evinde silah bulununca tutuklandı ve Sibirya'ya sürgün edildi. Uzun yıllar sürgünde kaldı.
1923'te Filistin'e göç etti ve Kudüs'e yerleşti. 1952'de İsrail Meclisi Knesset ona özel bir onur unvanı verdi. 1953'te 91 yaşında Kudüs'te öldü ve orada defnedildi. Oğlu Yitzhak Ben-Zvi, 1952'den 1963'teki ölümüne kadar İsrail'in ikinci cumhurbaşkanıydı.
İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
İddia, Türkçe internette uzun süredir forum yazılarında, video açıklamalarında ve sosyal medya paylaşımlarında dolaşıyor. Anlatımlar birbirine benziyor. Önce Şemsi Efendi'nin asıl adının Şimon Zvi ya da Şimon Sevi olduğu söyleniyor. Sonra bu ad Zvi Shimshi'ye bağlanıyor. Böylece Atatürk'ün ilk öğretmeninin, İsrail cumhurbaşkanının babası olduğu sonucuna varılıyor.Ekim 2026'da X'te bir kullanıcı, çok paylaşılan başka bir gönderinin altına aynı iddiayı yazdı. Yitzhak Ben-Zvi'nin babasının Atatürk'ün hocası olduğunu, Şemsi Efendi'nin aslında Polonyalı bir Yahudi olan Zvi Shimshelevitz olduğunu ileri sürdü. Gönderide bu bağlantıyı destekleyen bir belge, tarih ya da kaynak yer almıyordu.
İddianın dayandığı tek şey adların benzerliği. Şemsi, Arapça kökenli ve "güneşe ait" anlamına gelen, Osmanlı'da sık kullanılan bir addı. Shimshi ise Shimshelevich soyadının kısaltılmış İbranice biçimi. İki ad kulağa benzer gelse de kökenleri farklı.
Dikkat: yanlış bilinen
İki adamın hayat çizgileri hiçbir noktada kesişmiyor. Şemsi Efendi 1851'de Selanik'te doğdu, ömrü boyunca Osmanlı topraklarında yaşadı ve 1917'de İstanbul'da öldü. Zvi Shimshi ise Rus İmparatorluğu'nda yaşadı, Sibirya'da sürgün yıllarını geçirdi, 1923'te Kudüs'e göç etti ve 1953'te orada öldü. Biri öldüğünde öteki daha altı yıl sonra Filistin'e gidecekti.
Tarihler neden aynı kişiyi imkânsız kılıyor?
Mustafa Kemal'in Şemsi Efendi'nin okuluna gittiği yıllar 1880'lerin sonuna denk geliyor. Aynı yıllarda Zvi Shimshelevich Poltava'daydı ve oğlu Yitzhak orada büyüyordu. Bir insanın aynı anda Selanik'te okul yönetmesi ve Poltava'da aile kurup dernek çalışması yürütmesi mümkün değil.Ölüm kayıtları da ayrışıyor. Şemsi Efendi'nin 1917'de öldüğü ve Eyüpsultan'a defnedildiği biliniyor. Kabri bugün ziyaret edilebiliyor. Zvi Shimshi'nin ölümü ise 1953'te Kudüs'te yaşandı ve dönemin haber ajanslarına da yansıdı. Aynı kişinin iki ayrı ülkede, otuz altı yıl arayla iki kez ölmesi düşünülemez.
Bazı anlatımlarda Şemsi Efendi'nin dinî kökeni hakkında da çeşitli iddialar dile getirilir. Bu konu, öğretmenin eğitim tarihindeki yerini değiştirmiyor. Onu hatırlamaya değer kılan, Selanik'te yarım yüzyıla yakın süren öğretmenliği ve kurduğu okullar.

Ad benzerliğinden kurulan bir soy ağacı
Şemsi Efendi ile Zvi Shimshi'yi aynı kişi yapan anlatı, tarih yazımının en sık düşülen tuzaklarından birini gösteriyor: ses benzerliğini akrabalık ya da kimlik kanıtı saymak. Bir kişinin kim olduğunu doğum kaydı, yaşadığı şehir, yaptığı iş, mezar taşı ve çağdaşlarının tanıklığı belirler. Bu yazıda baktığımız her ölçüt iki ayrı insanı işaret ediyor. Biri Selanik'te mahalle çocuklarına kara tahta başında okuma öğreten, kapanan okulunun yerine yenisini açan bir Osmanlı öğretmeni. Öbürü Poltava'da aile kuran, Basel'de bir kongrenin hazırlığına katılan, Sibirya'da sürgün yaşayan ve ömrünün sonunu Kudüs'te geçiren bir yazar.İddianın neden bu kadar yayıldığını anlamak da güç değil. Atatürk'ün çocukluğuna dair her ayrıntı ilgi çekiyor ve şaşırtıcı bir bağlantı, düz bir biyografiden daha kolay paylaşılıyor. Ama şaşırtıcı olanın doğru olması gerekmiyor. Şemsi Efendi'ye haksızlık eden de bu anlatı oluyor. Onun hikâyesi zaten ilginç: Mithat Paşa'nın desteğiyle yeniden açılan bir okul, yeni yöntemler yüzünden uğranan saldırılar, Terakki ve Fevziye mekteplerine aktarılan bir birikim ve Balkan Savaşları'nın ardından gelen bir göç. Bu hayatı başka birinin biyografisine eklemek, gerçek öğretmeni görünmez kılıyor.
Okuyuculara önerimiz şu: Bir tarihî kişinin "aslında başka biri" olduğu söylendiğinde iki soru sorun. O kişi nerede doğdu, nerede öldü? Bu iki sorunun cevabı farklı yerleri gösteriyorsa, ad ne kadar benzerse benzesin, karşınızda iki ayrı insan vardır.