1876 baharı, Osmanlı Devleti için büyük bir kriz dönemiydi. 1875'te ilan edilen Ramazan Kararnamesi ile borç ödemelerinin yarıya indirilmesi, Avrupa'da Osmanlı'nın mali itibarını sarsmıştı. Balkanlar'da 1875'te Hersek'te başlayan isyan Bosna'ya, 1876 baharında ise Bulgaristan'a yayılmıştı. Bulgaristan'daki isyanın bastırılması sırasında yaşanan olaylar, Avrupa kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. Mayıs 1876'da Selanik'te Fransız ve Alman konsoloslarının öldürülmesi, büyük devletlerin Osmanlı'ya baskısını artırdı.
İstanbul'da ise hükûmete yönelik hoşnutsuzluk giderek büyüyordu. SadrazamMahmud Nedim Paşa, Rusya'nın İstanbul elçisi Nikolay İgnatiyev'e yakınlığı nedeniyle "Nedimof" diye anılıyor ve sert biçimde eleştiriliyordu. Birçok kişi, padişahın saray harcamalarının devletin mali sıkıntılarına katkıda bulunduğunu düşünüyordu. Bu ortamda meşrutiyet ve anayasa fikri, Yeni Osmanlılar'ın etkisiyle yeniden yaygınlaştı.
Ek bilgi
Softa olayları: 10 Mayıs 1876'da İstanbul'daki medrese öğrencileri, yani softalar, Fatih ve Beyazıt camilerinin çevresinde toplanarak gösteriler yaptı. Softalar, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa ile ŞeyhülislamHasan Fehmi Efendi'nin görevden alınmasını istedi. Gösteriler, binlerce kişinin katılımıyla büyüdü. Padişah, bu talepler üzerine 11 Mayıs 1876'da sadrazamı ve şeyhülislamı görevden aldı. Yerlerine Mütercim Rüşdü Paşa ve Hasan Hayrullah Efendi getirildi. Bu olay, İstanbul'da halk hareketinin hükûmet değişikliğine yol açtığı ender örneklerden biri olarak kabul edilir.
Hareketin hazırlanması
Yeni hükûmetin önde gelen üyeleri, kısa süre sonra padişahın tahttan indirilmesi gerektiği konusunda anlaştı. MithatPaşa, bu hareketin en önemli siyasi destekçisiydi ve yeni padişahın bir anayasa ilan etmesini istiyordu. Hüseyin Avni Paşa ise ordunun desteğini sağlayacak kişiydi. Hüseyin Avni Paşa'nın, daha önce Abdülaziz tarafından görevden alınıp sürgüne gönderilmiş olması, onun bu harekete katılmasında kişisel bir etken olarak da görülür. ŞehzadeMurad ile de gizlice temas kuruldu. Murad, Yeni Osmanlılar'la yakın ilişkileri olan, meşrutiyete sıcak bakan bir şehzade olarak biliniyordu.
Hareketin planlanmasında Harbiye Mektebi öğrencileri ve donanma gemileri de rol aldı. Süleyman Paşa komutasındaki Harbiye öğrencileri, Dolmabahçe Sarayı'nın çevresini kuşatacaktı. Kayserili Ahmed Paşa ise donanma gemilerini sarayın önüne getirecekti.
30 Mayıs 1876 sabahı
30 Mayıs 1876 gecesi, plan uygulamaya konuldu. Harbiye öğrencileri ve askerler Dolmabahçe Sarayı'nı karadan, donanma gemileri ise denizden kuşattı. ŞehzadeMurad, gece yarısından sonra kaldığı yerden alınarak Seraskerlik binasına götürüldü. Burada devlet ileri gelenleri yeni padişaha biat etti. ŞeyhülislamHasan Hayrullah Efendi'nin fetvası okundu. Fetvada, padişahın akli dengesinin bozulduğu, devlet işlerini yürütemediği ve hazineyi zarara uğrattığı belirtiliyor ve tahttan indirilmesinin uygun olduğu bildiriliyordu.
Sabah saatlerinde Abdülaziz'e tahttan indirildiği bildirildi. Eski padişah, önce Topkapı Sarayı'na götürüldü. Daha sonra kendi isteği üzerine Ortaköy'deki Feriye Sarayı'na nakledildi. İstanbul'da toplar atılarak yeni padişahın tahta çıkışı halka duyuruldu. Abdülaziz döneminde inşa edilen Çırağan Sarayı'nın bugünkü görünümüGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Feriye'deki ölüm: 4 Haziran 1876 sabahı Abdülaziz, Feriye Sarayı'ndaki odasında bilekleri kesilmiş hâlde bulundu. Olaydan sonra aralarında yabancı elçiliklerin doktorlarının da bulunduğu bir heyet tarafından hazırlanan rapor, ölümün intihar sonucu olduğunu bildirdi. Ancak beş yıl sonra, 1881'de, II. Abdülhamid döneminde Yıldız Sarayı'nda kurulan bir mahkemede MithatPaşa ve bazı devlet adamları bu ölümden sorumlu tutularak mahkûm edildi. Bu yargılamanın tarafsızlığı tartışmalıdır. Olayın gerçek mahiyeti, bugün de tarihçiler arasında farklı biçimlerde yorumlanmaktadır.
Çerkes Hasan Vakası
Abdülaziz'in ölümünden birkaç gün sonra, 15 Haziran 1876'da, başka trajik bir olay yaşandı. Abdülaziz'in eşlerinden birinin kardeşi olan Çerkes Hasan adlı bir subay, MithatPaşa'nın evinde toplanan hükûmet üyelerine silahlı bir saldırı düzenledi. Saldırıda SeraskerHüseyin Avni Paşa ve Hariciye Nazırı Raşid Paşa hayatını kaybetti; başka kişiler de öldü ya da yaralandı. Çerkes Hasan yakalandı ve kısa süre sonra idam edildi. Bu olay, İstanbul'daki gerginliği daha da artırdı.
Hal'in ardından: üç padişahlı yıl
1876 yılı, Osmanlı tarihinde üç padişahın tahtta bulunduğu bir yıl oldu. Abdülaziz'in tahttan indirilmesinden sonra tahta çıkan V. Murad, kısa süre sonra ağır bir sinir krizi geçirdi. Yaşanan olaylar, padişahın sağlığını derinden etkilemişti. Avrupa'dan getirilen doktorlar da dahil olmak üzere yapılan muayeneler sonucunda, padişahın devlet işlerini yürütemeyeceği anlaşıldı. 31 Ağustos 1876'da V. Murad da tahttan indirildi ve yerine kardeşi Abdülhamid, II. Abdülhamid adıyla tahta çıktı. II. Abdülhamid, tahta çıkmadan önce MithatPaşa ve arkadaşlarıyla yaptığı görüşmelerde anayasa ilan edeceğine söz vermişti. Bu söz, 23 Aralık 1876'da Kanun-ı Esasi'nin ilanıyla yerine getirildi.
Sultan Abdülaziz portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdullah frères. Dosya sayfası
Anayasaya giden kısa ve sarsıntılı yol
Abdülaziz'in tahttan indirilmesi, Osmanlı siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu olay, padişahın yetkilerinin sınırlandırılması ve anayasal bir yönetim kurulması fikrinin, artık yalnızca kitaplarda ve gazetelerde değil, devletin en üst kademelerinde de güçlü destekçilere sahip olduğunu gösterdi. Hareketin önderleri, yeni bir padişahla birlikte yeni bir yönetim düzeni kurmayı umuyordu.
Ancak 1876 yazında yaşanan olaylar, bu yolun ne kadar sarsıntılı olabileceğini de ortaya koydu. Eski padişahın ölümü, bir silahlı saldırı ve yeni padişahın sağlık sorunları, birkaç ay içinde İstanbul'u derin bir belirsizliğe sürükledi. Sonunda Kanun-ı Esasi ilan edildi; fakat bu süreçte yaşananlar, II. Abdülhamid'in sonraki yıllarda devlet adamlarına karşı duyduğu güvensizliğin kaynaklarından biri oldu. Böylece 30 Mayıs sabahı, hem anayasal dönemin hem de onu izleyen otuz yıllık güçlü padişahlık döneminin başlangıç noktası hâline geldi.