İçeriğe geç
Giriş yap
0

Süveyş Kanalı'nın açılışı (17 Kasım 1869): Osmanlı Mısır'ında dünya ticaretini değiştiren yol

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Süveyş Kanalı, Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan ve 17 Kasım 1869'da büyük bir törenle açılan yapay su yoludur. Kanal, o dönemde hukuken Osmanlı Devleti'ne bağlı, ancak geniş bir özerkliğe sahip olan Mısır topraklarında inşa edildi. Projenin mimarı, Fransız diplomat Ferdinand de Lesseps idi. Kanalın yapımı için Mısır Valisi Said Paşa'dan imtiyaz alındı ve inşaat 1859'da başladı. Yaklaşık on yıl süren çalışmalarda on binlerce Mısırlı işçi çalıştırıldı. Açılış törenine Fransa İmparatoriçesi Eugénie, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Prusya Veliaht Prensi Friedrich ve birçok Avrupalı ve Osmanlı devlet adamı katıldı. Törenin ev sahibi Mısır Hidivi İsmail Paşa idi. Kanal, Avrupa ile Asya arasındaki deniz yolunu binlerce kilometre kısalttı ve dünya ticaretinin yönünü değiştirdi. Ancak inşaat masrafları, Mısır'ı ağır borçlara soktu ve 1875'te kanal hisselerinin Britanya'ya satılmasına yol açtı.
Édouard Riou'nun 17 Kasım 1869'daki Süveyş Kanalı açılış törenini gösteren resmi
Édouard Riou'nun 17 Kasım 1869'daki Süveyş Kanalı açılış törenini gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Édouard Riou. Dosya sayfası

Kanal fikrinin geçmişi

Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştirme fikri, çok eski zamanlara kadar uzanır. Antik Mısır'da firavunlar döneminde Nil Nehri ile Kızıldeniz arasında kanallar açıldığı bilinir. Bu kanallar zamanla kum dolarak kullanılamaz hâle geldi.

Osmanlı döneminde de bu fikir birkaç kez gündeme geldi. XVI. yüzyılda, Osmanlı'nın Hint Okyanusu'nda Portekizlilerle mücadele ettiği dönemde, Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'nın Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştirecek bir kanal projesi üzerinde düşündüğü kaynaklarda anlatılır. Ancak bu proje uygulamaya konulmadı. 1798'de Mısır'ı işgal eden Napolyon Bonapart da bir kanal açmayı düşündü; ancak mühendislerinin iki deniz arasında büyük bir seviye farkı olduğu yönündeki yanlış hesapları nedeniyle bu plandan vazgeçti.
Ek bilgi
Osmanlı egemenliği ve Mısır'ın özerkliği: XIX. yüzyılda Mısır, hukuken Osmanlı Devleti'nin bir parçasıydı. Ancak 1805'ten itibaren Kavalalı Mehmed Ali Paşa ve onun soyundan gelen valiler, Mısır'ı geniş bir özerklikle yönetti. 1867'de Sultan Abdülaziz, Mısır valisine "hidiv" unvanını verdi. Mısır, Osmanlı hazinesine yıllık bir vergi ödüyordu. Süveyş Kanalı imtiyazının padişah tarafından onaylanması gerekiyordu; bu onay, uzun görüşmelerden sonra 1866'da verildi.

İmtiyaz ve inşaat

Ferdinand de Lesseps, genç yaşlarında Mısır'da Fransız konsolosu olarak görev yapmış ve Mısır Valisi Mehmed Said Paşa ile dostluk kurmuştu. Said Paşa 1854'te vali olunca Lesseps'e kanal açma imtiyazı verdi. 1858'de kanalı inşa edecek ve işletecek şirket, Compagnie universelle du canal maritime de Suez kuruldu. Şirketin hisselerinin bir kısmı Fransız yatırımcılara satıldı; satılamayan büyük bir kısım ise Mısır hükümeti tarafından satın alındı.

İnşaat, 25 Nisan 1859'da Akdeniz kıyısında, sonradan Port Said adını alacak yerde başladı. İlk yıllarda kazı işleri büyük ölçüde zorunlu çalışmaya tabi tutulan Mısırlı köylüler tarafından yapıldı. Bu işçiler, ağır koşullar altında çalıştı. Britanya, başlangıçta projeye karşı çıktı ve zorunlu çalışma uygulamasını eleştirdi. Osmanlı Devleti de zorunlu çalışmanın sona erdirilmesini istedi. 1864'te Fransa İmparatoru III. Napolyon'un hakemliğiyle bu uygulama sona erdirildi. Bundan sonra kazı işlerinde büyük buharlı makineler kullanılmaya başlandı.

Açılış töreni

17 Kasım 1869'da Port Said'de görkemli bir açılış töreni yapıldı. Törene, Fransız İmparatoriçesi Eugénie, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Prusya Veliaht Prensi Friedrich Wilhelm, Hollanda Prensi Hendrik ve birçok Avrupalı aristokrat, diplomat, yazar ve gazeteci katıldı. Törende Müslüman ve Hristiyan din adamları birlikte dua etti. Ardından İmparatoriçe Eugénie'nin bindiği "L'Aigle" adlı yat, kanala giren ilk gemi olarak konvoyun başında yol aldı. Konvoy, İsmailiye'de bir gece konakladı ve 20 Kasım'da Süveyş'e ulaştı.

Hidiv İsmail Paşa, açılış için büyük harcamalar yaptı. Kahire'de yeni saraylar, bir opera binası ve yollar inşa edildi. İsmailiye'de büyük ziyafetler düzenlendi. Bu harcamalar, Mısır'ın borçlarını daha da artırdı.
Süveyş Kanalı'nın açılışını gösteren dönemin bir baskısı
Süveyş Kanalı'nın açılışını gösteren dönemin bir baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Aida efsanesi: Giuseppe Verdi'nin "Aida" operasının Süveyş Kanalı'nın açılışı için yazıldığı sıkça söylenir. Oysa Aida, Kahire Opera Binası için sipariş edilmiş, ancak açılış zamanına yetişmemiştir. Kahire Operası, 1869'da Verdi'nin "Rigoletto" operasıyla açıldı. Aida'nın ilk gösterimi ise 24 Aralık 1871'de Kahire'de yapıldı. Bu örnek, büyük olayların etrafında zamanla oluşan hikâyelerin tarih kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiğini gösterir.

Kanalın teknik özellikleri

  • Uzunluk: Açıldığında yaklaşık 164 kilometreydi.
  • Derinlik: İlk açıldığında yaklaşık 8 metre derinliğindeydi.
  • Güzergâh: Port Said'den başlayarak Menzale Gölü, Timsah Gölü ve Acı Göller üzerinden Süveyş'e ulaşıyordu.
  • Kilit sistemi: Akdeniz ile Kızıldeniz arasında önemli bir seviye farkı olmadığından kanalda kilit bulunmuyordu.
  • Ticari etki: Londra ile Bombay arasındaki deniz yolu, Ümit Burnu güzergâhına kıyasla yaklaşık yarı yarıya kısaldı.

Borç, hisse satışı ve Britanya

Kanalın inşaat masrafları ve Hidiv İsmail Paşa'nın modernleşme projeleri, Mısır'ı ağır borçlara soktu. 1875'te mali sıkıntı içindeki İsmail Paşa, kanal şirketindeki Mısır hisselerini satmak zorunda kaldı. Britanya Başbakanı Benjamin Disraeli, Rothschild bankasından aldığı borçla bu hisseleri hızla satın aldı. Böylece Britanya, kanal şirketinin en büyük hissedarlarından biri hâline geldi. 1876'da Mısır'ın mali durumu daha da kötüleşti ve Mısır borçlarının yönetimi için Avrupalı alacaklıların temsilcilerinden oluşan bir komisyon kuruldu. 1879'da İsmail Paşa, Avrupa devletlerinin baskısıyla ve Sultan II. Abdülhamid'in fermanıyla görevden alındı. 1882'de ise Britanya, Mısır'ı askerî olarak işgal etti.

1888'de imzalanan İstanbul Sözleşmesi ile Süveyş Kanalı'nın barış ve savaş zamanında bütün devletlerin gemilerine açık olacağı kabul edildi. Bu sözleşmeyi Osmanlı Devleti, Britanya, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya, Hollanda, İspanya ve Rusya imzaladı.
Tarih notu
Kronoloji:
1854: Said Paşa, Lesseps'e kanal imtiyazı verir.
1858: Kanal şirketi kurulur.
25 Nisan 1859: İnşaat başlar.
1864: Zorunlu çalışma uygulaması sona erer.
1866: Padişah imtiyazı onaylar.
1867: Mısır valisine hidiv unvanı verilir.
17 Kasım 1869: Kanal açılır.
1875: Mısır hisseleri Britanya'ya satılır.
1882: Britanya Mısır'ı işgal eder.
1888: İstanbul Sözleşmesi imzalanır.
17 Kasım 1869 açılış törenlerinden bir sahne
17 Kasım 1869 açılış törenlerinden bir sahneGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kanalın Osmanlı'ya yansıyan yüzü

Süveyş Kanalı'nın açılması, Osmanlı Devleti açısından hem fırsatlar hem de riskler doğurdu. Kanal, Osmanlı'ya bağlı Hicaz ve Yemen ile İstanbul arasındaki ulaşımı büyük ölçüde kolaylaştırdı. Hac yolculukları kısaldı; Osmanlı askerleri ve memurları Kızıldeniz kıyılarına daha hızlı ulaşabildi. Ancak kanal, aynı zamanda Britanya'nın Mısır'a ve Doğu Akdeniz'e olan ilgisini artırdı. Hindistan yolunun güvenliği, Britanya için hayati bir mesele hâline geldi. Bu durum, 1878'de Kıbrıs'ın Britanya yönetimine bırakılmasında ve 1882'de Mısır'ın işgalinde önemli bir etken oldu.

Kısalan yolun uzun gölgesi

Süveyş Kanalı, XIX. yüzyılın en büyük mühendislik başarılarından biridir. Kanal, dünyanın iki büyük denizini birleştirerek ticaret, ulaşım ve iletişimde yeni bir dönem başlattı. Ancak bu başarının bedelini en çok, kazı işlerinde çalışan Mısırlı işçiler ve borç yükü altında ezilen Mısır halkı ödedi.

Kanalın hikâyesi, büyük altyapı projelerinin bir ülkeyi hem dünyanın merkezine taşıyabileceğini hem de dış güçlerin hedefi hâline getirebileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Mısır, kanalı inşa ettikten sadece altı yıl sonra hisselerini kaybetti, on üç yıl sonra ise işgale uğradı. Osmanlı egemenliği altında açılan bu su yolu, Mısır'ın yeniden kendi denetimine girmesi için 1956'yı bekleyecekti. Kanalın bugün de dünya ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olması, bir yüzyıl önce çizilen bu çizginin hâlâ ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap