Bir maliyecinin uzun yürüyüşü
Hasan Hüsnü Saka, Birinci Meclis'ten 1950'lere kadar Türk siyasetinde kesintisiz yer alan az sayıdaki isimden biridir. Trabzon'dan seçildi, Ankara hükümetinde Maliye ve İktisat vekilliği yaptı, Lozan Konferansı'nda Türk heyetinin üç delegesinden biri oldu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Meclis başkanvekilliği yaptı, Siyasal Bilgiler Okulu'nda iktisat okuttu, İkinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında Dışişleri Bakanı, savaştan sonra da başbakan oldu.Bu yazıda onun öğrenim yıllarını, Millî Mücadele dönemindeki vekâletlerini, Lozan'daki rolünü ve Cumhuriyet'in ikinci kuşak siyasetindeki yerini sırasıyla anlatıyoruz.

Trabzon'dan Paris'e
Hasan Saka 1885'te Trabzon'da doğdu. Sakaoğulları ailesinden Hafız Yunus Efendi'nin oğluydu. İlk ve orta öğrenimini Trabzon'daki ibtidai mektepte ve rüştiyede tamamladı. Ardından İstanbul'a geçti ve Mercan İdadisi'ni birincilikle bitirdi.1908'de, yani Meşrutiyet'in ilan edildiği yıl, Mülkiye Mektebi'nden mezun oldu. Devletin mali denetim kurumu olan Divan-ı Muhasebat'a girdi. Bir yıl sonra, 1909'da, öğrenimini sürdürmek üzere Fransa'ya gönderildi. Paris'teki Siyasal Bilgiler Okulu'nun (École libre des sciences politiques) diplomasi şubesini Kasım 1912'de bitirerek yurda döndü.
Ek bilgi
Mülkiye Mektebi, Osmanlı'da sivil yönetici yetiştirmek için 1859'da açılmış bir okuldu. Cumhuriyet döneminde Siyasal Bilgiler Okulu adını aldı ve 1936'da İstanbul'dan Ankara'ya taşındı. Hasan Saka bu okulun hem öğrencisi hem de iki ayrı dönemde öğretim üyesi oldu.
Kürsüden maliye bürokrasisine
Paris dönüşü Mülkiye'de iktisat ve maliye dersleri vermeye başladı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında maliye bürokrasisinde görev aldı. Nisan 1915'te Maliye Nezareti Varidat Umum Müdürlüğü'ne bağlı Temettü Vergisi Temyiz Komisyonu'nda birinci mümeyyiz oldu. Ekim 1916'da Eskişehir Bölge İktisat Müdürlüğü'ne atandı. Savaş ekonomisinin iaşe, fiyat ve dağıtım sorunlarıyla bu görevde doğrudan uğraştı. 4 Eylül 1918'de yeniden Mülkiye'deki iktisat öğretmenliğine döndü.Mütareke döneminde son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Trabzon mebusu olarak seçildi. Bu meclis Ocak 1920'de İstanbul'da toplandı, Misak-ı Millî'yi kabul etti ve 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgal edilmesinin ardından dağıldı. Hasan Saka meclisin dağılmasına kadar görevde kaldı.
Ankara'da Maliye ve İktisat vekâletleri
28 Ocak 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Trabzon milletvekili olarak katıldı. Ankara'daki Meclis'in en zor dönemiydi: Birinci İnönü Muharebesi yeni kazanılmış, Batı Cephesi'nde büyük bir hesaplaşma yaklaşıyordu. 19 Mayıs 1921'de Maliye Vekili seçildi. Bu görevde savaşın finansmanı, vergi toplanması ve cepheye kaynak aktarılması gibi işlerle uğraştı. 22 Nisan 1922'de istifa ederek vekâletten ayrıldı.Kısa süre sonra, 11 Mayıs 1922'de, İktisat Vekilliği'ne seçildi. Birinci Meclis döneminde vekiller Meclis tarafından tek tek seçiliyordu. Bu yüzden bir milletvekilinin birkaç ay arayla farklı vekâletlere getirilmesi olağan bir durumdu. Hasan Saka 24 Eylül 1922'de, Büyük Taarruz'un hemen ardından, yeniden İktisat Vekili seçildi.
Tarih notu
Birinci Meclis'in vekil seçme usulü, 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nun meclis hükümeti sisteminden kaynaklanıyordu. Yürütme yetkisi doğrudan Meclis'teydi. Vekiller Meclis içinden ve oyla seçiliyordu. Bu usul, 1923'te kabine sistemine geçilene kadar sürdü.

Lozan'da üçüncü delege
Hasan Saka'nın adının en sık anıldığı görev Lozan Konferansı'dır. Kasım 1922'de toplanan konferansa Türkiye, baş delege İsmet Paşa'nın yanında Sağlık Vekili Rıza Nur ve İktisat Vekili Hasan Bey'den oluşan üç kişilik bir delege heyetiyle katıldı. Heyete ayrıca çok sayıda müşavir, uzman ve kâtip eşlik ediyordu.Konferansta ekonomik ve mali meseleler özel bir ağırlık taşıyordu. Osmanlı borçlarının paylaştırılması, kapitülasyonların kaldırılması ve gümrük düzeni gibi konular, heyetin en çetin pazarlıklarından bazılarıydı. Bir maliyeci ve iktisatçı olarak Hasan Saka bu alanlarda heyetin uzman kadrosuyla birlikte çalıştı. Konferans Şubat 1923'te kesintiye uğradı, Nisan 1923'te yeniden toplandı ve 24 Temmuz 1923'te antlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.
Cumhuriyet'in ilk kabinelerinde
Lozan'dan sonra Hasan Saka hükümette kalmaya devam etti. 30 Ekim 1923'te kurulan birinci İsmet Paşa Hükûmeti'nde İktisat Vekilliği'ni sürdürdü. 6 Mart 1924'te kurulan ikinci İsmet Paşa Hükûmeti'nde Ticaret Vekili oldu. 3 Mart 1925'te kurulan üçüncü İsmet Paşa Hükûmeti'nde Maliye Vekilliği'ne getirildi. 13 Temmuz 1926'da bu görevden istifa etti.Bu yıllar, Cumhuriyet'in maliye düzeninin kurulduğu yıllardı. Aşar vergisinin 1925'te kaldırılması, devlet gelirlerinde büyük bir boşluk yarattı. Yeni vergilerle bu boşluğun kapatılması, Maliye Vekâleti'nin önündeki en ağır işlerden biriydi.
Dikkat: yanlış bilinen
Aşar'ın kaldırılması 17 Şubat 1925 tarihli kanunla gerçekleşti. Hasan Saka ise Maliye Vekilliği'ne 3 Mart 1925'te geldi. Dolayısıyla aşarın kaldırılması kararı onun vekâletinden önceye aittir. Onun dönemi, bu kararın doğurduğu gelir açığıyla uğraşılan dönemdir.
Meclis kürsüsünden yeniden üniversiteye
1 Kasım 1926'da TBMM Başkanvekilliği'ne seçildi. Bu görevi III. ve IV. dönemlerde de korudu. V. dönemde yeniden Trabzon'dan seçildi ve 1 Mart 1935'te tekrar başkanvekili oldu. 1 Kasım 1935'te başkanvekilliğinden ayrıldı. 1934'te İstanbul'da toplanan Parlamentolar Arası Konferans'a başkanlık etti. Balkan Dostluk Derneği'nin başkanlığını yürüttü.24 Ekim 1936'da, İstanbul'dan Ankara'ya taşınan Siyasal Bilgiler Okulu'nda genel iktisat profesörlüğüne getirildi. Böylece Paris dönüşü başladığı öğretim hayatına, otuz yıla yakın bir aradan sonra, aynı okulun yeni adresinde döndü.

Dışişleri Bakanlığı ve San Francisco
VI., VII. ve VIII. dönemlerde de Trabzon milletvekili oldu. 13 Eylül 1944'te ikinci Saracoğlu Hükûmeti'nde Dışişleri Bakanlığı'na getirildi. Bu görevi Recep Peker Hükûmeti'nde de sürdürdü. Savaşın son aylarında Türkiye'nin Müttefikler safında yer alması ve yeni dünya düzeninde yerini belirlemesi bu dönemin gündemiydi.Haziran 1945'te Birleşmiş Milletler'in kuruluşu için San Francisco'da toplanan konferansa Türk heyetinin başkanı olarak katıldı. Türkiye, Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı imzalayan kurucu ülkeler arasında yer aldı.
Başbakanlık yılları
10 Eylül 1947'de başbakanlığa getirildi. 10 Haziran 1948'de ikinci kabinesini kurdu ve 9 Ocak 1949'da başbakanlıktan çekildi. Onun başbakanlığı, çok partili hayatın ilk yıllarına ve Türkiye'nin Batı ittifakına yaklaştığı döneme denk geldi. Başbakanlıktan sonra Mecliste CHP grup başkanı olarak yasama çalışmalarını sürdürdü. IX. dönemde son kez Trabzon'dan milletvekili seçildi ve 1954 seçimleriyle siyasetten çekildi.Hasan Saka 29 Temmuz 1960'ta İstanbul'da öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedildi.
Kırk yıllık bir siyasi hayatın kronolojisi
[liste][*]1885: Trabzon'da doğum.
[*]1908: Mülkiye Mektebi'nden mezuniyet.
[*]1912: Paris Siyasal Bilgiler Okulu diplomasi şubesinden mezuniyet.
[*]1921: TBMM'ye katılış ve Maliye Vekilliği.
[*]1922-1923: İktisat Vekili ve Lozan'da delege.
[*]1925-1926: Maliye Vekili.
[*]1926-1935: TBMM Başkanvekili.
[*]1944-1947: Dışişleri Bakanı.
[*]1947-1949: Başbakan.
[*]1960: İstanbul'da vefat.
[/liste]
Hasan Saka örneği: uzmanlığın siyasetteki sürekliliği
Hasan Saka'nın hayatına bakınca, Millî Mücadele kadrosunun yalnızca askerlerden ve hatiplerden oluşmadığını açıkça görüyoruz. Ankara hükümeti savaşı yürütürken bir yandan da para bulmak, vergi toplamak ve ticareti ayakta tutmak zorundaydı. Bu işler için Paris'te okumuş, Divan-ı Muhasebat'ta ve maliye bürokrasisinde çalışmış bir Trabzon milletvekili tam aranan kişiydi.Lozan heyetindeki yeri de aynı noktayı gösteriyor. Konferans masasında tartışılan Osmanlı borçları ve kapitülasyonlar, sınır meseleleri kadar hayatiydi. İsmet Paşa'nın yanında bir iktisatçının bulunması bu yüzden bir tercih değil, ihtiyaçtı.
Bizce Hasan Saka'nın asıl ilginç tarafı, görevden göreve geçerken öğretim kürsüsüne dönmeyi bırakmamasıdır. 1912'de başladığı Mülkiye derslerine 1918'de döndü, 1936'da da Ankara'daki Siyasal Bilgiler'de iktisat profesörü oldu. Bakanlık, başkanvekillik ve sonunda başbakanlık gibi en üst görevlere çıkan biri için bu, alışılmış bir yol değildir. Onun hayatı, Cumhuriyet'in ilk kuşak yöneticilerinin bilgiyle siyaseti nasıl iç içe yürüttüğünü anlamak için iyi bir örnek sunuyor.