Londra'daki British Museum'da sergilenen ve Elgin Mermerleri ya da Parthenon Heykelleri olarak bilinen eserler, 1801–1812 yılları arasında İngiliz elçisi Lord Elgin'in adamları tarafından Atina Akropolisi'nden söküldü. Bu eserlerin iadesi tartışmasında Osmanlı Devleti'nin verdiği izin belgesi, iki karşıt iddianın merkezinde yer alır. Bir tarafa göre Elgin, Osmanlı padişahından aldığı bir ferman ile heykelleri yasal olarak götürdü. Öbür tarafa göre ise ortada hiçbir ferman yoktu ve heykeller izinsiz kaldırıldı. Bu yazıda iki iddiayı da belgeler üzerinden inceliyoruz. Sonuç şu: Ortada bir izin belgesi vardı; ama bu belgenin bir "ferman" olup olmadığı, Osmanlıca aslının nerede olduğu ve neye izin verdiği, iki tarafın sunduğundan çok daha karmaşıktır. Bu yüzden konuyu yanlış bilinenler arasında ele alıyoruz: Her iki kesin iddia da belgenin gerçek durumunu eksik ve çarpık aktarıyor. Parthenon heykellerini İngiltere'ye götüren 7. Elgin Kontu Thomas Bruce'un portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: George Perfect Harding / After Anton Graff. Dosya sayfası
Bir elçinin Atina projesi
Thomas Bruce, 7. Elgin Kontu (1766–1841), 1799'da İngiltere'nin İstanbul büyükelçisi olarak atandı. Bu sırada İngiltere ile Osmanlı, Napolyon'un Mısır'ı işgaline karşı müttefikti. Elgin, Atina'daki antik eserlere büyük ilgi duyuyordu. Başlangıçta amacı, Parthenon'un heykellerinin çizimlerini yaptırmak ve alçı kalıplarını almaktı. Bu iş için İtalyan ressam Giovanni Battista Lusieri başkanlığında bir ekip kurdu ve Atina'ya gönderdi.
Ancak Akropolis o dönemde bir Osmanlı askerî garnizonuydu ve yabancıların kaleye girmesi, orada çalışması ya da iskele kurması özel izne bağlıydı. Atina'daki Osmanlı yetkilileri, Lusieri'nin ekibine ilk aylarda yalnızca sınırlı ve parayla elde edilen girişlere izin verdi. Elgin, bu engelleri aşmak için İstanbul'daki Osmanlı yönetiminden resmî bir belge istedi.
Temmuz 1801: Kaymakam Paşa'nın mektubu
1801 yazında, Mısır'daki Fransız ordusunun İngiliz-Osmanlı kuvvetlerine yenilmesiyle İngiltere'nin İstanbul'daki itibarı en yüksek noktasındaydı. Bu ortamda Elgin'in elçilik papazı Philip Hunt, Sadrazam vekili olan KaymakamPaşa'danAtina'daki yetkililere hitaben yazılmış bir belge aldı. Belge, Temmuz 1801 tarihlidir. Hunt, bu belgeyi Atina'ya götürdü ve yerel yetkililere teslim etti. Belgenin verilmesinden kısa süre sonra Elgin'in ekibi, heykelleri yapıdan sökmeye başladı.
Bu belgenin bugün bilinen tek metni, İtalyanca bir çeviridir. Hunt, bu İtalyanca metni 1816'da İngiliz parlamentosunun Elgin koleksiyonunu inceleyen komitesine sundu. Komite raporu, belgenin İngilizce çevirisini de yayımladı. Belgenin Osmanlıca aslı ise ne İngiltere'de ne de Osmanlı arşivlerinde bugüne kadar yayımlanmış değildir.
Ek bilgi
İtalyanca metin ne diyor? İtalyanca çeviride, Elgin'in ekibine Akropolis'e girip çıkma, çizim yapma, iskele kurma, alçı kalıp alma ve yapının alt kısımlarının çevresinde kazı yapma izni verildiği yazılıdır. Tartışmanın odağı olan cümlede ise, kaleme ait duvarlara ve yapılara zarar vermemek kaydıyla, "üzerinde yazıt ya da figür bulunan bazı taş parçalarını götürmelerine kimsenin engel olmaması" istenir. Bu ifadenin, yerde bulunan parçaları mı yoksa yapının üzerindeki heykelleri mi kapsadığı, iki yüz yıldır tartışılıyor.
Elgin'in Atina'daki ressamı Giovanni Battista Lusieri'nin Parthenon'un güneydoğu köşesini gösteren resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Giovanni Battista Lusieri about 1755 Details on Google Art Project. Dosya sayfası
1816: Parlamento komitesi ve satış
Elgin, 1803'te İstanbul'dan ayrıldı; ancak Lusieri'nin ekibi 1812'ye kadar çalışmaya devam etti. Toplam olarak Parthenon'un frizinin yaklaşık yarısı, metopların bir kısmı ve alınlık heykellerinin büyük kısmı İngiltere'ye götürüldü. Elgin, bu işlere büyük paralar harcadı ve borca girdi. Sonunda koleksiyonu İngiliz devletine satmak istedi.
1816'da İngiliz parlamentosu, bir seçilmiş komite kurarak koleksiyonun satın alınmasını inceledi. Komite, Elgin'in eserleri yasal bir izinle aldığını kabul etti ve devletin koleksiyonu 35.000 sterline satın almasını önerdi. Parlamento bu öneriyi onayladı ve eserler British Museum'a verildi. Komitenin kararında Hunt'ın sunduğu İtalyanca metin belirleyici oldu.
İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
Tartışma bugün sosyal medyada da sürüyor. X'te, @grok hesabı 29 Eylül 2026'da (04.27 TSİ) bir kullanıcının sorusuna verdiği yanıtta, heykellerin 1801–1812 yılları arasında Osmanlı fermanıyla verilen bir izinle kaldırıldığını, ancak bu iznin kapsamının tartışmalı olduğunu yazdı. Bir kullanıcı, 17 Ekim 2026'da (15.01 TSİ) yaptığı paylaşımda, Elgin'in ferman aldığını ve parlamento komitesinin bu izni kabul ettiğini savundu. Bir başka kullanıcı ise 10 Ekim 2026 (07.07 TSİ) ve 18 Ekim 2026 (06.05 TSİ) tarihli paylaşımlarında, hiçbir fermanın verilmediğini kesin bir dille ileri sürdü.
İki iddianın kökleri farklıdır. "Ferman vardı" görüşü, 1816 komite raporuna ve British Museum'un uzun süre benimsediği açıklamaya dayanır. "Hiç ferman yoktu" görüşü ise, Osmanlıca aslın ortaya konamaması ve belgenin bir padişah fermanı değil, sadrazam vekilinin mektubu olması üzerine kurulur. 2024'te UNESCO'nun kültürel varlıkların iadesiyle ilgili hükümetler arası komitesinin toplantısında Türkiye'yi temsil eden bir yetkili, Osmanlı arşivlerinde Elgin'in yaptıklarını yasallaştıran bir fermanın tespit edilmediğini açıkladı. Bu açıklama, Yunan basınında geniş yer buldu ve "hiç ferman yoktu" görüşünü savunanlarca sık sık aktarıldı.
Dikkat: yanlış bilinen
Belge ne, ferman ne? Osmanlı bürokrasisinde ferman, padişahın emrini taşıyan ve tuğralı olan resmî bir belgedir. Sadrazam ya da kaymakampaşanın yazdığı mektuplar ise buyruldu ya da mektup türünden belgelerdir; bunlar da resmî ve bağlayıcıdır, ama padişah fermanı değildir. İngiliz kaynaklarında Elgin'in belgesi için kullanılan "firman" kelimesi, Avrupa dillerinde Osmanlı'dan gelen her türlü resmî izin için gevşek bir şekilde kullanılıyordu. Londra'daki Ulusal Arşiv'de elçilik yazışmaları, British Museum arşivinde ise 1816 komitesinin belgeleri korunur. Bu belgeler, izin belgesinin nasıl alındığını ve nasıl yorumlandığını gösterir; ancak Osmanlıca aslın kendisini içermez.
Belgenin yanında olanlar ve olmayanlar
Belgelerin gösterdiği tablo şöyledir. Birincisi: Elgin'in ekibi, Osmanlı yönetiminden yazılı bir izin aldı. Bu izin, KaymakamPaşa'nınAtina'daki yetkililere yazdığı bir mektuptur ve İtalyanca çevirisiyle bilinir. İkincisi: Bu belge bir padişahfermanı değildir; sadrazam vekilinin mektubudur. Üçüncüsü: Belgenin "bazı taş parçalarını götürme" ifadesi, yapıya ait heykellerin sökülmesini açıkça kapsamaz; bu nedenle Elgin'in ekibinin belgede yazandan daha fazlasını yaptığı savunulabilir. Dördüncüsü: Atina'daki Osmanlı yetkilileri, sökme işlemine ses çıkarmadı; Elgin'in ekibi onlara hediyeler ve paralar verdi. Beşincisi: Osmanlıca asıl metin bugüne kadar yayımlanmadı; bu da belgenin içeriğinin bağımsız olarak doğrulanmasını zorlaştırıyor. Parthenon'un kuzey frizinden bir araba sürücüsü kabartması; British MuseumGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Yair Haklai. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1799: Elgin İstanbul büyükelçisi olarak atanır. 1800: Lusieri'nin ekibi Atina'da çalışmaya başlar. Temmuz 1801: Kaymakam Paşa'nın Atina'daki yetkililere yazdığı izin belgesi verilir. 1801–1812: Heykeller Akropolis'ten sökülür. 1803: Elgin İstanbul'dan ayrılır. 1816: Parlamento komitesi Elgin'in iznini kabul eder; koleksiyon satın alınır. 1983: Yunanistan resmî iade talebinde bulunur. 2024: UNESCO komitesinde Türk yetkili, arşivlerde ferman tespit edilmediğini açıklar. Eylül–Ekim 2026: Tartışma X'te yeniden gündeme gelir.
Ferman tartışmasının asıl sorusu
"Ferman vardı" ve "hiç ferman yoktu" cümleleri, tartışmayı iki uca çekiyor ve belgenin gerçek durumunu gölgeliyor. Ortada bir izin belgesi vardı; ama bu belge padişah fermanı değildi, aslı bugüne kadar ortaya konamadı ve içeriği heykellerin sökülmesini açıkça kapsamıyordu. Bu üç gerçek, birlikte düşünüldüğünde, Elgin'in yaptıklarının hukuki dayanağının iddia edildiğinden çok daha zayıf olduğunu gösteriyor.
Bu tartışmada Osmanlı arşivlerinin rolü de önemlidir. Türkiye, belgenin aslının arşivlerinde tespit edilmediğini açıklamıştır. Bu, iade tartışmasında Yunanistan'ın elini güçlendiren bir açıklama olarak yorumlandı. Bizce bu konuda yapılacak en doğru şey, Osmanlı arşivlerindeki kaymakampaşa yazışmalarını ve Atina kadılığına gönderilen emirleri sistematik olarak taramak ve sonuçları açıkça yayımlamaktır. Parthenon heykellerinin geleceği, sloganlarla değil, belgelerle tartışılmayı hak ediyor.