İçeriğe geç
Giriş yap
0

Mim Kemal Öke (1884-1955): Derne cephesinden Gülhane cerrahi kürsüsüne, 1938'deki ponksiyonlar

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Cephe hekiminden Atatürk'ün cerrahına

Kemalettin Öke, meslek çevrelerinde ve tarih kitaplarında Mim Kemal adıyla tanınır. Askerî hekim olarak yetişti, Trablusgarp'tan Çanakkale'ye ve Kurtuluş Savaşı'na kadar cephelerde görev aldı, ardından Gülhane'de cerrahi hocası oldu. Atatürk'ün son hastalığında tedaviyi yürüten hekimler heyetinin üyesiydi ve Eylül 1938'de karın boşluğunda biriken sıvıyı alan ponksiyonları o yaptı.

Bu yazıda Mim Kemal'in askerî tıp okullarındaki öğrenimini, savaş yıllarındaki görevlerini, Gülhane'deki kürsüsünü ve 1938'deki rolünü sırasıyla anlatıyoruz.
Gülhane Askerî Tıp Akademisi, 1898
Gülhane Askerî Tıp Akademisi, 1898Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Askerî rüştiyeden Tıbbiye'ye

Mim Kemal 1884'te İstanbul'da doğdu. Askerî Rüştiye'yi ve askerî tıp okuluna öğrenci hazırlayan Tıbbiye İdadisi'ni bitirdi. Ardından askerî tıp eğitimine geçti ve 1911'de hekim yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Stajını Gülhane Seririyatı'nda yaptı ve burada cerrahi alanında uzmanlaşmaya başladı.

Gülhane Seririyatı, 1898'de İstanbul'da Alman hekimlerin katkısıyla kurulmuş bir askerî eğitim hastanesiydi. Genç askerî hekimler burada uygulamalı eğitim görüyor, hastabaşı öğretimle yetiştiriliyordu. Mim Kemal'in meslek hayatının büyük bölümü bu kurumla iç içe geçti.
Ek bilgi
Seririyat, Osmanlı Türkçesinde hasta yatağı başında yapılan uygulamalı eğitimin ve bu eğitimin verildiği kliniğin adıydı. Gülhane Seririyatı bu anlamda Türkiye'nin ilk modern eğitim hastanelerinden biriydi. Kurum Cumhuriyet döneminde Ankara'ya taşındı ve uzun yıllar Gülhane Askerî Tıp Akademisi adıyla askerî hekim yetiştirdi.

Derne'den Çanakkale'ye

Mezuniyetinin hemen ardından Trablusgarp Savaşı başladı. Mim Kemal gönüllü olarak Derne cephesine gitti. Derne, Mustafa Kemal'in de aynı yıllarda görev yaptığı Doğu Trablus bölgesindeydi. Cephede yaralıları tedavi etmek, ilaç ve malzemenin çok kısıtlı olduğu koşullarda çalışmak, genç hekime erken bir deneyim kazandırdı.

İstanbul'a döndüğünde Gümüşsuyu Askerî Hastanesi'nde operatör ve röntgen uzmanı olarak görevlendirildi. Röntgen, o yıllarda tıpta yeni yeni yaygınlaşan bir teknikti.

Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de 5. Ordu Sağlık Başkan Yardımcısı ve Menzil Müfettişliği Başhekimi olarak çalıştı. Savaş sırasında kurulan bulaşıcı hastalıklarla mücadele kuruluna başkanlık etti. Tifüs, kolera ve dizanteri gibi salgınlar, cephedeki ordular için en büyük tehlikelerden biriydi.
Tarih notu
1884: İstanbul'da doğumu. 1911: Hekim yüzbaşı olarak mezuniyet. 1911-1912: Derne cephesinde gönüllü hekim. 1915: Çanakkale'de 5. Ordu sağlık görevleri. 1918 sonrası: Gülhane'de cerrahi hocalığı. 1921: Isparta'da Kızılay Hastanesi. 1923: Profesörlük. 7 ve 22 Eylül 1938: Ponksiyonlar. 1941: Albay olarak emeklilik. 30 Ocak 1955: Ölümü.

Gülhane'nin cerrahi kürsüsü

Savaşın sonunda Gülhane Seririyatı'nda cerrahi hocalığına getirildi. Bu görevde Alman cerrah Wieting'in yerini aldı. Wieting, Gülhane'nin kuruluşundan itibaren cerrahi eğitimini yöneten Alman hekimlerden biriydi. Bir Türk hekiminin bu kürsüye geçmesi, kurumun yerli kadrolarla yürütülme dönemine girdiğini gösteriyordu.
Gülhane Seririyatı, 1903
Gülhane Seririyatı, 1903Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kurtuluş Savaşı'nda Ankara ve Isparta

Kurtuluş Savaşı yıllarında Mim Kemal Ankara'daydı. Cebeci'deki Merkez Hastanesi binasında Gülhane'nin birinci cerrahi kliniğini yönetti. Sakarya Meydan Muharebesi sırasında cepheden gelen ağır yaralıların sayısı hızla arttı. Mim Kemal bu dönemde Isparta'da ağır yaralılar için bir Kızılay hastanesi kurdu.

1923'te profesör olarak Gülhane'deki öğretim görevine döndü. 1941'de albay rütbesiyle askerlikten emekliye ayrıldı. Bu sürede çok sayıda askerî cerrah yetiştirdi. 1939'da diyabet hastalarında cerrahi uygulamalar üzerine Diyabet ve Şirürji adlı bir kitap yayımladı.

Eylül 1938: İki ponksiyon

Mim Kemal uzun yıllar Atatürk'ün sağlığıyla yakından ilgilenen hekimler arasında yer aldı. 1938'de tedaviyi yürüten heyet Prof. Neşet Ömer İrdelp, Prof. Mim Kemal Öke ve Dr. Nihat Reşat Belger'den oluşuyordu. Fransız karaciğer uzmanı Prof. Noël Fiessinger o yıl Mart, Haziran ve Eylül aylarında İstanbul'a geldi.

Eylül 1938'de Atatürk'ün karın boşluğunda biriken sıvı, solunumu ve günlük hayatı ciddi biçimde zorlamaya başlamıştı. Fiessinger'in de katıldığı konsültasyonda sıvının alınmasına karar verildi. İlk ponksiyonu 7 Eylül 1938'de Mim Kemal Öke, Fiessinger'in gözetiminde yaptı. 22 Eylül'de ikinci ponksiyonu da yine o gerçekleştirdi. Sonraki haftalarda bu işlem birkaç kez daha tekrarlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Ponksiyon, vücut boşluğunda biriken sıvının ince bir iğneyle dışarı alınması işlemidir. Hastalığın kendisini tedavi etmez, ama sıvının yarattığı baskıyı azaltarak hastanın nefes almasını ve hareket etmesini kolaylaştırır. 1938'deki ponksiyonlar Atatürk'ün son aylarında geçici rahatlama sağladı.

Meclis'te ve son yılları

Mim Kemal, emekliliğinden sonra da hekimliği bırakmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin VIII. döneminde yapılan ara seçimde İstanbul milletvekili seçildi. 30 Ocak 1955'te İstanbul'da hayatını kaybetti.
Gülhane Seririyatı'nın yerleşim planı
Gülhane Seririyatı'nın yerleşim planıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Cerrahın sessiz sorumluluğu

Mim Kemal Öke'nin hayatı, Osmanlı'nın son döneminde yetişen askerî hekim kuşağının tipik bir örneği. Derne'nin çadır hastanelerinden Çanakkale'nin salgın kurullarına, oradan Sakarya'nın ardından Isparta'da kurulan yaralı hastanesine uzanan yol, bu kuşağın hekimliği savaşın içinde öğrendiğini gösteriyor. Bu hekimler, ilaç ve malzemenin en kıt olduğu koşullarda çalışmayı, salgınlara karşı örgütlenmeyi ve kısa sürede çok sayıda yaralıya bakmayı cephede öğrendiler.

Gülhane'deki kürsüye bir Türk cerrahın geçmesi de ayrı bir dönüm noktası. Alman hocaların kurduğu bir eğitim hastanesi, Mim Kemal ve onun kuşağıyla yerli bir okula dönüştü. Yetiştirdiği askerî cerrahlar, Cumhuriyet'in ilk yıllarında ordunun ve ülkenin sağlık hizmetlerinin yükünü taşıdı.

1938'deki ponksiyonlar ise onun hayatının en çok bilinen ama en az anlatılan bölümü. Bir cerrahın, ülkenin kurucusunu Fransız bir uzmanın gözetiminde tedavi etmesi ağır bir sorumluluktu. Mim Kemal'in bu görevi sessizce yerine getirmesi, hekimliğin gösterişten uzak yüzünü hatırlatıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap