Girit Savaşı, Osmanlı Devleti ile Venedik Cumhuriyeti arasında 1645'ten 1669'a kadar süren ve Osmanlı tarihinin en uzun savaşlarından biri olan mücadeledir. Savaş, Doğu Akdeniz'de Venedik'in elinde kalan en büyük ada olan Girit'in Osmanlı topraklarına katılmasıyla sona erdi. Yirmi dört yıl boyunca Girit'in kaleleri, Ege'nin adaları, Çanakkale Boğazı'nın ağzı ve Dalmaçya kıyıları savaş alanı oldu. Bu savaş, Köprülü ailesinin yükselişine, Osmanlı donanmasının yeniden yapılanmasına ve Venedik'in Akdeniz'deki gücünün kalıcı biçimde zayıflamasına sahne oldu. 1656 Çanakkale Boğazı deniz muharebesini gösteren Pieter Casteleyn gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Pieter Casteleyn. Dosya sayfası
Savaşın sebebi
Girit, XIII. yüzyıldan beri Venedik'in yönetimindeydi ve Kıbrıs'ın 1571'de Osmanlı'ya geçmesinden sonra Venedik'in doğudaki en değerli toprağıydı. Ada, İstanbul ile Mısır arasındaki deniz yolunun tam ortasında bulunuyordu. Osmanlılar için Girit, hacı ve tüccar gemilerini korsanlara karşı güvence altına almak açısından stratejik bir önem taşıyordu; Malta şövalyeleri ve diğer korsanlar ise Girit limanlarını sık sık sığınak olarak kullanıyordu.
Savaşı tetikleyen olay 1644 sonbaharında yaşandı. Malta şövalyelerine ait gemiler, İskenderiye yolundaki bir Osmanlı kafilesine saldırdı. Kafilede hacca gitmekte olan yolcular ve sarayın önde gelen görevlilerinden Darüssaade Ağası Sünbül Ağa da bulunuyordu; ağa çatışmada öldü. Şövalyeler ganimetle birlikte Girit kıyısına uğradılar. Venedik olaydan sorumlu olmadığını söylese de İstanbul, korsanlara liman açtığı gerekçesiyle Venedik'i sorumlu tuttu. Görünürde Malta'ya karşı hazırlanan büyük bir donanma, 1645 yazında Girit'e yöneldi.
Hanya ve Resmo
Osmanlı ordusu Haziran 1645'te adanın batısına çıktı ve kısa bir kuşatmadan sonra Ağustos 1645'te Hanya'yı aldı. Bunu 1646'da Resmo'nun fethi izledi. Adanın kırsal kesiminin büyük kısmı kısa sürede Osmanlı yönetimine geçti. Ancak başkent Kandiye, güçlü surları ve denizden aldığı destek sayesinde dayanmayı sürdürdü. Kandiye'nin kuşatılmasına 1648'de başlandı; bu kuşatma, dünya tarihinin en uzun kuşatmalarından biri olarak yirmi bir yıl sürecekti.
Ek bilgi
Dalmaçya cephesi: Girit Savaşı yalnızca adada geçmedi. Venedik, Osmanlı'yı birden fazla cephede uğraştırmak için Dalmaçya'da da saldırıya geçti. 1648'de stratejik Klis kalesi Venedik eline geçti. Bosna sınırında yıllarca süren küçük ölçekli çatışmalar, yerel halk için ağır sonuçlar doğurdu. Bu cephenin Osmanlı kayıtları, Bosna'daki kadı sicillerinde ve merkeze gönderilen raporlarda izlenebilir; Venedik tarafının belgeleri ise Zadar ve Venedik arşivlerinde korunur.
Çanakkale ablukası
Savaşın en tehlikeli evresi denizde yaşandı. Venedik, donanmasını Ege'ye göndererek Osmanlı'nın Girit'e asker ve malzeme taşımasını engellemeye çalıştı. En etkili yöntemi, Çanakkale Boğazı'nın ağzını ablukaya almaktı. 1648'den itibaren tekrarlanan ablukalar, İstanbul'a gelen zahire gemilerini durdurdu ve başkentte pahalılık yarattı. Bu durum, Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesine yol açan hoşnutsuzluğun sebeplerinden biri oldu.
Osmanlı donanması ablukayı kırmak için birkaç kez Boğaz'dan çıkmaya çalıştı. Haziran 1656'da Boğaz ağzında yapılan muharebe, Osmanlı donanmasının en ağır yenilgilerinden biri oldu. Venedik ve Malta gemilerinden oluşan donanma, Osmanlı filosunun büyük kısmını yok etti ve ardından Bozcaada ile Limni'yi işgal etti. İstanbul'a gelen ikmal yolu tamamen kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bu bunalım ortamında, Eylül 1656'da Köprülü Mehmed Paşa olağanüstü yetkilerle sadrazamlığa getirildi. Kandiye kuşatmasını gösteren XVII. yüzyıl Alman gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Köprülülerin dönüşü
Köprülü Mehmed Paşa, donanmayı hızla yeniden kurdu. 1657'de yeni bir Osmanlı filosu Boğaz'dan çıkarak Venedik donanmasıyla çarpıştı; aynı yıl Bozcaada ve Limni geri alındı ve Çanakkale ablukası fiilen sona erdi. Bu başarı, savaşın dengesini yeniden Osmanlı lehine çevirdi. Ancak Kandiye'nin düşmesi için hâlâ yıllar gerekecekti. Köprülü Mehmed Paşa'nın 1661'de ölümünden sonra oğlu Fazıl Ahmed Paşa sadarete geçti; önce Avusturya cephesinde savaşıp 1664 Vasvar barışını imzaladı, ardından bütün gücünü Girit'e yöneltti.
Kandiye'nin düşüşü
Fazıl Ahmed Paşa 1666 sonunda Girit'e geçti ve kuşatmanın son ve en yoğun evresini bizzat yönetti. Osmanlı lağımcıları surların altına yüzlerce lağım kazdı, Venedikliler karşı lağımlarla cevap verdi. Avrupa'dan Kandiye'ye gönüllüler ve yardım birlikleri geldi. 1669 yazında Fransa kralı XIV. Louis'nin gönderdiği bir yardım kuvveti adaya çıktı; ancak Fransızların büyük çıkış hareketi başarısız oldu, komutanlardan Beaufort Dükü çarpışmada kayboldu ve Fransız birlikleri kısa süre sonra adadan ayrıldı. Yardımın kesildiğini gören Venedik komutanı Francesco Morosini, şehrin tamamen yıkılmasını önlemek için teslim görüşmelerine başladı. Kandiye Eylül 1669 başında şerefli bir teslim antlaşmasıyla Osmanlılara bırakıldı. Venedik, Girit açıklarındaki birkaç küçük ada kalesini elinde tuttu.
Dikkat: yanlış bilinen
Kayıp rakamları: Kandiye kuşatmasında iki tarafın verdiği kayıplar için sonraki eserlerde on binlerden yüz binlere varan çok farklı rakamlar verilir. Bu rakamların önemli bir kısmı tahmine dayanır ve kaynağına göre büyük farklılıklar gösterir. Kesin olan, kuşatmanın her iki taraf için de insan ve hazine bakımından son derece ağır bir bedel ödettiğidir. Venedik, savaşın masrafını karşılamak için soyluluk unvanlarını satmak gibi olağanüstü yollara başvurmak zorunda kaldı.
Arşivlerin iki yakası
Girit Savaşı, belgeleri iki tarafın arşivlerinde de zengin biçimde korunan bir savaştır. Osmanlı tarafında, fetihten hemen sonra Girit için hazırlanan tahrir defterleri, adanın köylerini, nüfusunu ve vergi düzenini ayrıntılı biçimde kaydeder; Kandiye'deki kadı sicilleri ise fetih sonrası adanın sosyal hayatına ışık tutar. Bu siciller bugün Girit'te, Kandiye'deki Vikelea Belediye Kütüphanesi'nde korunur ve Yunan araştırmacılar tarafından yayımlanmaktadır. Venedik tarafında ise Devlet Arşivi'ndeki Senato kayıtları, Girit'teki Venedik yöneticilerinin raporları ve İstanbul'daki balyosun mektupları savaşı gün gün izlemeye imkân verir. Fransız yardım seferine dair belgeler Paris'teki arşivlerde, Malta şövalyelerinin kayıtları ise Valletta'daki Malta Ulusal Kütüphanesi'nde bulunur. Evliya Çelebi de Kandiye kuşatmasının son evresinde bizzat adada bulunmuş ve gördüklerini Seyahatnâme'sine yazmıştır. Francesco Basilicata'nın 1618'de çizdiği Kandiye şehriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Francesco Basilicata. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1644 sonbaharı: Malta şövalyeleri Osmanlı kafilesine saldırır. Haziran 1645: Osmanlı ordusu Girit'e çıkar. Ağustos 1645: Hanya alınır. 1646: Resmo alınır. 1648: Kandiye kuşatması başlar. Haziran 1656: Çanakkale önünde ağır Osmanlı yenilgisi. 1657: Bozcaada ve Limni geri alınır. 1666 sonu: Fazıl Ahmed Paşa Girit'e geçer. Eylül 1669: Kandiye teslim olur.
Yirmi dört yılın sonunda
Girit Savaşı, Osmanlı'nın klasik dönemden sonra kazandığı en büyük toprak kazancıyla sonuçlandı; ama bu kazanç çok pahalıya mal oldu. Savaşın uzaması, devletin mali ve askerî yapısındaki zaafları açığa çıkardı ve Köprülüler döneminin sert düzen arayışını doğurdu. Venedik ise Girit'le birlikte Doğu Akdeniz'deki son büyük üssünü kaybetti; bir daha bu bölgede eski gücüne kavuşamadı. Girit, 1913'e kadar Osmanlı'ya bağlı kaldı ve adanın toplumsal yapısı bu iki buçuk asırda derin biçimde değişti. Bize göre bu savaşın en önemli dersi, denizi kontrol edemeyen bir gücün adayı da tutamayacağıdır: Osmanlı, Çanakkale ablukasını kırıp donanmasını yeniden kurduğu anda Kandiye'nin kaderi de belirlenmiştir.