Kandiye Kuşatması, 1645'te başlayan Osmanlı-Venedik savaşının son ve en uzun bölümüdür. Girit'in başkenti Kandiye (bugünkü Heraklion), Mayıs 1648'den Eylül 1669'a kadar yirmi bir yılı aşan bir süre kuşatma altında kaldı. Bu, dünya tarihinin en uzun kuşatmalarından biri olarak kabul edilir. Kuşatma, Sadrazam Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa'nın son üç yılda bizzat yönettiği harekâtla Venedik kumandanı Francesco Morosini'nin kaleyi teslim etmesiyle bitti. Böylece Girit, 1898'e kadar sürecek Osmanlı yönetimine girdi. Van der Hagen atlasında Kandiye şehrinin denizden görünüşüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dirk Jansz van Santen. Dosya sayfası
Kalenin gücü
Kandiye, Venedik'in Doğu Akdeniz'deki en güçlü kalelerinden biriydi. XVI. yüzyılda Venedikli mühendislerin yaptığı yedi büyük burçlu sur sistemiyle çevrilmişti. Bu surlar, top ateşine dayanıklı kalın toprak dolgulu duvarlardan, derin hendeklerden ve dışarıya taşan tabyalardan oluşuyordu. Kalenin deniz tarafı açık olduğu için Venedik, savaş boyunca deniz yoluyla asker, cephane ve erzak gönderebildi. Bu durum, kuşatmanın neden bu kadar uzun sürdüğünü açıklayan en önemli etkendir.
Uzun bekleyiş (1648–1666)
Osmanlı kuvvetleri, 1645'te Hanya'yı, 1646'da Resmo'yu aldıktan sonra Kandiye'ye yöneldi ve kuşatma 1 Mayıs 1648'de başladı. Ancak aynı yıl İstanbul'da Sultan İbrahim tahttan indirildi ve devlet uzun bir iç bunalıma girdi. Venedik donanması Çanakkale Boğazı'nı abluka altına alarak Girit'e yardım gönderilmesini zorlaştırdı. Bu yıllarda kuşatma, büyük hücumlardan çok karşılıklı mevzi savaşı ve lağım harekâtı şeklinde sürdü. Osmanlı ordusu kalenin karşısında Kandiye Kalesi'ni kuşatmak için kurulan bir ordugâh şehri olan Kandiye-i Cedid'i (yeni Kandiye) kurdu. Burada camiler, hamamlar ve dükkânlarla adeta yeni bir şehir oluştu.
1656–1657'de Köprülü Mehmed Paşa'nın Çanakkale ablukasını kırmasıyla Girit'e ikmal yeniden düzenli hâle geldi; ancak Kandiye hâlâ düşmüyordu. Kuşatma döneminde Kandiye surlarını ve tabyalarını gösteren planGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Fazıl Ahmed Paşa'nın son hamlesi
1666'da Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, kuşatmayı bizzat yönetmek için Girit'e geçti. Bu, Osmanlı'nın kuşatmayı bitirme kararlılığının açık bir göstergesiydi. Sonraki üç yıl boyunca kalenin surlarına karşı yoğun bir lağım savaşı yapıldı. Osmanlı lağımcıları surların altına tüneller kazıyor, Venedikli mühendisler karşı tünellerle bunları etkisiz hâle getirmeye çalışıyordu. Kaynaklarda yüzlerce lağım patlatıldığı anlatılır. Her iki taraf da ağır kayıplar verdi.
Kandiye'nin direnişi, Avrupa'da büyük bir yankı uyandırdı. Fransa, Papalık, Malta Şövalyeleri ve çeşitli Alman ve İtalyan devletleri, kuşatılan kaleye asker ve gönüllü gönderdi. 1669 yazında Fransız kralı XIV. Louis'nin gönderdiği büyük bir yardım kuvveti Kandiye'ye ulaştı. Ancak Haziran sonunda yapılan büyük bir çıkış harekâtı başarısız oldu ve Fransız kuvvetlerinin kumandanı Beaufort dükü bu çatışmada hayatını kaybetti. Fransızlar kısa süre sonra adadan ayrıldı.
Ek bilgi
Kandiye'de bir gezgin: Evliya Çelebi, kuşatmanın son aşamasında Kandiye önlerindeydi ve Seyahatnâme'sinde Fazıl Ahmed Paşa'nın ordugâhını, lağım harekâtlarını ve kalenin teslimini ayrıntılı biçimde anlatır. Onun anlatımı, kuşatmanın Osmanlı tarafından görülen hâlini bugüne taşıyan en canlı kaynaklardan biridir. Venedik tarafında ise kumandan Morosini'nin raporları ve kuşatmaya katılan Avrupalı subayların hatıraları, aynı olayların öbür yüzünü anlatır.
Teslim
1669 yazının sonunda Kandiye'nin savunması tükenmek üzereydi. Garnizon büyük kayıplar vermiş, surların önemli kısımları yıkılmış, yeni yardım gelme umudu kalmamıştı. Morosini, Venedik Senatosu'nun onayını beklemeden Fazıl Ahmed Paşa ile görüşmelere başladı. Eylül 1669'un ilk günlerinde ateşkes ve ardından teslim antlaşması imzalandı. Şartlar onurluydu: Venedik garnizonu ve isteyen halk, silahları ve eşyalarıyla birlikte kaleden ayrılabilecekti. Venedik, Girit açıklarındaki Suda, Gramvusa ve Spinalonga adacıklarındaki kaleleri elinde tutacaktı. Bu üç kale, Osmanlı'ya ancak XVIII. yüzyıl başında geçecekti.
Dikkat: yanlış bilinen
Morosini'nin yargılanması: Kaleyi Senato'nun izni olmadan teslim eden Francesco Morosini, Venedik'e dönünce bu kararı nedeniyle suçlandı ve yargılandı. Ancak sonunda beraat etti. Daha sonraki yıllarda Mora'yı Osmanlı'dan alan kumandan olarak büyük bir şöhret kazandı ve Venedik dojluğuna seçildi. Bu dönüşüm, Kandiye'deki teslimin Venedik'te ilk başta bir utanç, ama zamanla akıllıca bir karar olarak görüldüğünü gösterir.
Girit'te yeni dönem
Fetihten sonra Osmanlı yönetimi, Girit'te ayrıntılı bir tahrir yaptı ve yeni bir vergi düzeni kurdu. Venedik döneminde ağır vergiler ve feodal yükümlülükler altında olan köylülerin bir kısmı için yeni düzen daha hafif bir yük anlamına geliyordu. Adanın Ortodoks halkı, Venedik döneminde Katolik kilisesi karşısında kısıtlanan dinî haklarına Osmanlı yönetimi altında daha geniş ölçüde kavuştu; Ortodoks metropolitliği yeniden kuruldu. Bununla birlikte, sonraki yüzyıllarda adada Müslümanlığa geçişler de yaşandı ve Girit, karma bir nüfus yapısına sahip oldu. Kandiye ise yeniden imar edildi; Venedik döneminin kiliselerinin bir kısmı camiye dönüştürüldü, yeni camiler, çeşmeler ve hamamlar yapıldı.
Venedik ve Paris arşivleri
Kandiye kuşatmasının en zengin belgeleri Venedik Devlet Arşivi'ndedir. Senato kararları, kumandanların raporları ve askerî mühendislerin çizdiği planlar, kuşatmanın her aşamasını ayrıntılı biçimde izlemeye imkân verir. Paris'teki Fransız arşivleri ise 1669'daki Fransız yardım kuvvetine ait yazışmaları ve Beaufort dükünün ölümüyle ilgili belgeleri barındırır. İstanbul'daki Osmanlı arşivinde ise kuşatmaya gönderilen asker, cephane ve erzak kayıtları ile fetihten sonra yapılan Girit tahririnin defterleri bulunur. Bu belgeler, uluslararası araştırmacıların uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ortak bir alanı oluşturur. Giuseppe Gatteri'nin Venediklilerin 1669'da Kandiye'den ayrılışını anlatan resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Giuseppe Lorenzo Gatteri. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Haziran 1645: Osmanlı Girit'e çıkar, Hanya alınır. 1646: Resmo alınır. 1 Mayıs 1648: Kandiye kuşatması başlar. 1656–1657: Çanakkale ablukası kırılır. 1666: Fazıl Ahmed Paşa Girit'e geçer. Haziran 1669: Fransız yardım kuvvetinin çıkışı başarısız olur. Eylül 1669: Kandiye teslim olur.
Sabrın savaşı
Kandiye, bir kalenin taş ve topraktan çok iradeden yapıldığını gösteren nadir örneklerden biridir. Yirmi bir yıl boyunca iki taraf da büyük kayıplar verdi, ama hiçbiri vazgeçmedi. Osmanlı için Kandiye'nin fethi, Doğu Akdeniz'deki son büyük Venedik üssünü ortadan kaldırdı ve Girit'i imparatorluğun bir parçası yaptı. Venedik için ise bu kayıp, Doğu Akdeniz'deki deniz imparatorluğunun fiilen sona erdiği anlamına geliyordu. Ancak Morosini'nin onurlu teslimi ve sonraki yıllarda Mora'da aldığı intikam, iki devlet arasındaki rekabetin henüz bitmediğini gösteriyordu. Kandiye'nin kuşatmasında kaybedilen on binlerce hayat ise, bu rekabetin bedelini ödeyen asıl insanlardı.