İçeriğe geç
Giriş yap
0

Trablusgarp Savaşı (1911–1912): İtalyan çıkarması, gönüllü subaylar ve Uşi Antlaşması

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
29 Eylül 1911'de İtalya, Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan etti. Birkaç gün içinde İtalyan donanması Trablus şehrini bombaladı ve İtalyan askerleri karaya çıktı. Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki son toprağı olan Trablusgarp ve Bingazi, böylece bir Avrupa devletinin saldırısına uğradı. Bir yıl süren savaş, 18 Ekim 1912'de İsviçre'nin Ouchy (Uşi) kasabasında imzalanan antlaşmayla sona erdi ve bölge İtalya'ya bırakıldı.

Trablusgarp Savaşı, Osmanlı tarihinde birkaç açıdan önemlidir. Birincisi, imparatorluğun Afrika'daki varlığının sona ermesidir. İkincisi, bu savaşta Enver Bey ve Mustafa Kemal Bey gibi genç subayların gönüllü olarak bölgeye giderek yerel halkı örgütlemesidir. Üçüncüsü, dünya tarihinde uçaktan ilk bombanın bu savaşta atılmasıdır. Bu yazıda savaşın nedenlerini, seyrini ve sonuçlarını anlatıyoruz.
1911–1912 Trablusgarp Savaşı'nın harekât bölgesini gösteren harita
1911–1912 Trablusgarp Savaşı'nın harekât bölgesini gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 3.0, yazar: Memnon335bc. Dosya sayfası

İtalya'nın Trablusgarp hedefi

1861'de birliğini tamamlayan İtalya, Avrupa'nın diğer büyük güçleri gibi bir sömürge imparatorluğu kurmak istiyordu. Akdeniz'in karşı kıyısındaki Trablusgarp, İtalya'ya en yakın Afrika topraklarından biriydi. Fransa'nın 1881'de Tunus'u işgal etmesi, İtalyan kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açmış ve Trablusgarp'a yönelik ilgiyi artırmıştı.

İtalya, savaştan önce diğer büyük güçlerle anlaşmalar yaparak Trablusgarp üzerindeki emellerini kabul ettirdi. 1900'de Fransa ile, 1909'da Rusya ile yapılan anlaşmalar bu amaca hizmet ediyordu. Bu nedenle 1911'de savaş başladığında, Osmanlı'nın yardımına koşacak bir büyük güç yoktu.
Ek bilgi
Trablusgarp, Osmanlı'ya 1551'de Turgut Reis'in fethiyle katılmıştı. 18. yüzyılın başından 1835'e kadar Karamanlı ailesi tarafından yarı bağımsız biçimde yönetildi. 1835'te Osmanlı, bölgeyi yeniden doğrudan yönetimine aldı. 1911'de bölge, Trablusgarp vilayeti ve Bingazi sancağı olarak iki idari birime ayrılmıştı.

Savunmasız bir eyalet

Savaş başladığında Trablusgarp'taki Osmanlı askerî varlığı oldukça zayıftı. Bölgedeki birliklerin bir kısmı daha önce Yemen'deki isyanı bastırmak için gönderilmişti. Osmanlı donanması, İtalyan donanmasıyla boy ölçüşecek güçte değildi. Mısır'ı kontrol eden İngiltere ise karadan asker geçişine izin vermiyordu.

İtalyan kuvvetleri, Ekim 1911'in ilk haftalarında Trablus, Bingazi, Derne, Tobruk ve Humus gibi kıyı şehirlerini ele geçirdi. Osmanlı kuvvetleri iç bölgelere çekildi. İtalyanlar kıyıları kolayca ele geçirse de iç bölgelere ilerlemek konusunda zorlandı.
Trablusgarp Savaşı'ndan bir asker grubu fotoğrafı
Trablusgarp Savaşı'ndan bir asker grubu fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Agence Rol. Dosya sayfası

Gönüllü subaylar ve yerel direniş

Bu durumda İstanbul, bölgeye gönüllü subaylar göndermeye karar verdi. Bu subaylar, Mısır üzerinden kılık değiştirerek ya da gizli yollarla Trablusgarp'a ulaştı. Aralarında Enver Bey, Mustafa Kemal Bey, Ali Fethi Bey ve Süleyman Askeri Bey gibi isimler vardı. Bu subaylar, bölgedeki Arap ve Berberi kabilelerini ve özellikle Senusi tarikatının bağlılarını örgütleyerek İtalyanlara karşı bir gerilla savaşı başlattı.

Mustafa Kemal Bey, 22 Aralık 1911'de Tobruk yakınlarında yapılan çatışmada önemli bir rol oynadı. Daha sonra Derne bölgesinde görev yaptı. Enver Bey ise Bingazi bölgesindeki direnişi yönetti. Bu deneyim, her iki subayın da sonraki askerî kariyerlerinde önemli bir yer tuttu.

Şarişat ve sonrası

23 Ekim 1911'de Trablus yakınlarındaki Şarişat'ta (Sciara Sciat), Osmanlı askerleri ve yerel savaşçılar İtalyan mevzilerine saldırdı. Çatışmada çok sayıda İtalyan askeri öldü. Bu olayın ardından İtalyan kuvvetleri, Trablus'un çevresindeki yerel halka karşı sert misillemelerde bulundu. Bu misillemeler, Avrupa basınında da geniş yer buldu ve İtalya'ya yönelik eleştirilere yol açtı.
Dikkat: yanlış bilinen
Şarişat olayından sonraki misillemelerde ölen sivillerin sayısı konusunda kaynaklar arasında büyük farklar vardır. Dönemin Avrupalı gazetecilerinin raporları, İtalyan resmî açıklamaları ve Osmanlı kaynakları birbirinden çok farklı rakamlar verir. Kesin bir sayı bilinmemektedir; ancak olayın büyük bir sivil kayba yol açtığı konusunda kaynaklar hemfikirdir.

Senusiler ve yerel halkın rolü

Trablusgarp'taki direnişin belkemiğini yerel halk oluşturdu. Özellikle Bingazi bölgesinde etkili olan Senusi tarikatı, 19. yüzyılın ortasından beri Sahra'daki ticaret yolları boyunca geniş bir zaviye ağı kurmuştu. Tarikatın lideri Ahmed eş-Şerif es-Senusi, İtalyanlara karşı savaşta Osmanlı subaylarıyla işbirliği yaptı. Senusi zaviyeleri, savaşçılar için hem toplanma hem de ikmal merkezi oldu.

Yerel savaşçılar, çölü çok iyi tanıyordu ve İtalyan birliklerine karşı ani baskınlar düzenleyebiliyordu. Osmanlı subayları ise bu savaşçılara modern silahlar ve askerî örgütlenme sağlamaya çalıştı. Bu işbirliği, İtalyanların kıyılardan iç bölgelere ilerlemesini uzun süre engelledi. Uşi Antlaşması'ndan sonra da Senusi direnişi devam etti; İtalya, bölgenin tamamını ancak 1930'ların başında kontrol altına alabildi.

Osmanlı kamuoyunda savaş

Savaş, İstanbul'da ve imparatorluğun diğer şehirlerinde büyük bir öfkeyle karşılandı. İtalyan mallarına karşı boykot kampanyaları başlatıldı ve İtalyan vatandaşlarının bir kısmı imparatorluktan çıkarıldı. Gazeteler, cepheden gelen haberleri geniş biçimde yayımladı ve gönüllü subayları kahraman olarak tanıttı. Trablusgarp için yardım toplamak amacıyla dernekler kuruldu; kadınlar da bu kampanyalarda etkin rol oynadı.

Havadan ilk bomba

Trablusgarp Savaşı, askerî havacılık tarihinde de bir dönüm noktasıdır. 1 Kasım 1911'de İtalyan pilot Giulio Gavotti, uçağından Ayn Zara yakınlarındaki Osmanlı mevzilerine el bombaları attı. Bu olay, tarihte uçaktan yapılan ilk bombalı saldırı olarak kabul edilir. İtalyan ordusu bu savaşta uçakları keşif amacıyla da kullandı.
Şarişat çatışmasında ele geçirilen sancakları gösteren dönem fotoğrafı
Şarişat çatışmasında ele geçirilen sancakları gösteren dönem fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Ege'ye yayılan savaş ve Uşi

Trablusgarp'ta sonuç alamayan İtalya, savaşı Ege Denizi'ne taşıdı. Nisan–Mayıs 1912'de İtalyan donanması Rodos ve On İki Ada'nın çoğunu işgal etti. İtalyan gemileri Çanakkale Boğazı'na da saldırı girişiminde bulundu. Bu gelişmeler, Osmanlı'yı ciddi biçimde zorladı.

Ekim 1912'de Balkan devletlerinin Osmanlı'ya karşı savaşa hazırlanması, Osmanlı hükümetini İtalya ile barış yapmaya zorladı. 18 Ekim 1912'de Uşi'de imzalanan antlaşma ile Trablusgarp ve Bingazi İtalya'ya bırakıldı. Antlaşmaya göre On İki Ada, Osmanlı birlikleri bölgeden çekildikten sonra Osmanlı'ya iade edilecekti; ancak bu madde hiçbir zaman uygulanmadı ve adalar İtalyan yönetiminde kaldı.
Tarih notu
Kronoloji
1551: Trablusgarp'ın Osmanlı'ya katılması
1881: Fransa'nın Tunus'u işgali
28 Eylül 1911: İtalyan ültimatomu
29 Eylül 1911: İtalya'nın savaş ilanı
Ekim 1911: Kıyı şehirlerinin işgali
23 Ekim 1911: Şarişat çatışması
1 Kasım 1911: Uçaktan ilk bombalı saldırı
22 Aralık 1911: Tobruk çatışması
Nisan–Mayıs 1912: Rodos ve On İki Ada'nın işgali
18 Ekim 1912: Uşi Antlaşması

Afrika'daki son eyaletin kaybı ve genç subayların okulu

Trablusgarp Savaşı, Osmanlı'nın uzak bir eyaletini savunmanın ne kadar zor olduğunu açık biçimde gösterdi. Güçlü bir donanma olmadan ve İngiltere'nin kontrol ettiği Mısır üzerinden kara bağlantısı kurulamadan, imparatorluk Trablusgarp'a yeterli asker gönderemedi. Bu durum, yerel halkın ve gönüllü subayların direnişini savaşın en önemli unsuru haline getirdi.

Savaşın sonuçları yalnızca Trablusgarp ile sınırlı kalmadı. İtalya'nın kolay bir zafer kazanamaması ve Osmanlı'nın sonunda barış yapmak zorunda kalması, Balkan devletlerini cesaretlendirdi. Uşi Antlaşması imzalandığında Birinci Balkan Savaşı zaten başlamıştı. On İki Ada'nın işgali ise uzun vadeli bir sorun yarattı; adalar 1947'de Yunanistan'a bırakıldı.

Savaş, aynı zamanda genç Osmanlı subayları için bir okul oldu. Enver Bey ve Mustafa Kemal Bey, burada yerel güçleri örgütleme, sınırlı imkânlarla savaşma ve uzak bir cephede liderlik yapma deneyimi kazandı. Bu deneyimler, Birinci Dünya Savaşı'nda ve Kurtuluş Savaşı'nda farklı biçimlerde karşılık buldu. Trablusgarp'ın çöl kıyıları, bu nedenle Osmanlı'nın son kuşak askerlerinin ilk büyük sınavı olarak hatırlanır. Senusi direnişinin sonraki yirmi yıl boyunca sürmesi ise bu sınavın yalnızca subayların değil, yerel halkın da sınavı olduğunu gösterir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap