Hamidiye Alayları, II. Abdülhamid döneminde, 1891'de Doğu Anadolu'daki aşiretlerden oluşturulan düzensiz süvari birlikleriydi. Adını padişahın adından alan bu alaylar, başta Kürt aşiretleri olmak üzere Karapapak, Türkmen ve Arap aşiretlerinden toplanan süvarilerden oluşuyordu. Alayların kurulmasında, Rusya'nın Kazak birlikleri örnek alınmıştı.
Hamidiye Alayları, Osmanlı'nın son döneminin en tartışmalı askerî kurumlarından biridir. Bir yandan devletin Doğu Anadolu'daki aşiretleri merkeze bağlama ve Rusya sınırını güvenceye alma çabasının bir parçasıydı. Öte yandan alayların bölgedeki Ermeni ve diğer topluluklara yönelik şiddet olaylarına karıştığı belgelerle ortaya konmuştur. Bu yazıda Hamidiye Alayları'nın kuruluşunu, işleyişini, Aşiret Mektebi'ni ve alayların tartışmalı mirasını ele alıyoruz. Karapapak Hamidiye süvarilerinden bir grupGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: H. F. B. Lynch. Dosya sayfası
Kuruluşun arka planı
1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, Osmanlı'nın Doğu Anadolu sınırı büyük bir tehdit altındaydı. Rusya, Kars, Ardahan ve Batum'u ele geçirmişti. Bölgedeki Ermeni topluluklarının durumu da Berlin Antlaşması'yla uluslararası bir mesele hâline gelmişti. Osmanlı Devleti, bu ortamda bölgedeki güvenliği sağlamak ve aşiretleri merkeze bağlamak için yeni bir yöntem aradı.
II. Abdülhamid, aşiret reislerini devlete bağlamanın bir yolu olarak onlara askerî rütbeler ve ayrıcalıklar vermeyi düşündü. Bu düşünce, Hamidiye Alayları'nın kuruluşuna yol açtı. Alayların örgütlenmesinden, Erzincan'daki Dördüncü Ordu'nun komutanı MüşirZeki Paşa sorumluydu. Zeki Paşa, padişahın yakın çevresinden biriydi ve alayların kuruluşunda belirleyici bir rol oynadı.
Alayların yapısı
Her Hamidiye alayı, belirli bir aşiretten ya da birkaç aşiretin birleşiminden oluşuyordu. Alayın komutanlığı genellikle aşiret reisine veriliyordu. Aşiret reisleri, padişahtan askerî rütbeler, maaşlar ve nişanlar aldı. Alaylara düzenli ordunun subayları da atanıyor, bu subaylar alayların eğitimini ve disiplinini sağlamaya çalışıyordu.
Alayların sayısı zamanla arttı. 1890'ların sonunda altmışı aşkın alay kurulmuştu. Her alayda birkaç yüz süvari bulunuyordu. Alaylar, kendi bölgelerinde konuşlanıyor ve savaş zamanında ordunun emrine giriyordu. H. F. B. Lynch'in kitabında Hamidiye süvarileriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: H. F. B. Lynch. Dosya sayfası
Ek bilgi
Hamidiye Alayları'nın üyeleri, bazı vergilerden muaf tutuluyordu. Bu ayrıcalık, aşiretlerin alaylara katılmasını teşvik etti. Ancak aynı zamanda alaylara katılan aşiretlerin, katılmayan aşiretler ve yerleşik halk üzerinde güç kazanmasına da yol açtı. Bu durum, bölgedeki toprak anlaşmazlıklarını ve çatışmaları artırdı.
Aşiret Mektebi
Hamidiye Alayları'nın kuruluşuyla bağlantılı bir başka girişim de Aşiret Mektebi'ydi. 1892'de İstanbul'da açılan bu okul, aşiret reislerinin çocuklarının eğitim görmesi için kurulmuştu. Okulun amacı, aşiret ileri gelenlerinin çocuklarını İstanbul'da eğiterek devlete bağlı yöneticiler yetiştirmekti. Okula Kürt aşiretlerinin yanı sıra Arap ve Arnavut aşiretlerinin çocukları da alındı.
Aşiret Mektebi, 1907'de kapatıldı. Okulun mezunlarının bir kısmı, daha sonra Osmanlı ordusunda ve yönetiminde görev aldı. Okul, II. Abdülhamid'in imparatorluğun çevre bölgelerini merkeze bağlama politikasının bir örneği olarak değerlendirilir.
Şiddet olaylarındaki rolü
Hamidiye Alayları'nın en tartışmalı yönü, 1890'larda Doğu Anadolu'da yaşanan şiddet olaylarındaki rolüdür. 1894'te Sason bölgesinde yaşanan olaylarda ve 1894–1896 yılları arasında Doğu Anadolu'da Ermenilere yönelik geniş çaplı şiddet olaylarında Hamidiye alaylarının yer aldığı, dönemin konsolosluk raporlarında ve araştırmalarda belgelenmiştir. Bu olaylar, Avrupa'da büyük tepkiye yol açtı.
Hamidiye alaylarının bazı birlikleri, yerleşik halka, yalnızca Ermenilere değil Kürt köylülerine ve Süryanilere de baskı uyguladı. Alay komutanlarının toprak gaspı ve yağma olaylarına karıştığı, Osmanlı yetkililerinin raporlarında da yer almaktadır.
Dikkat: yanlış bilinen
Hamidiye Alayları'nın 1890'lardaki şiddet olaylarındaki rolü ve bu olayların boyutları, Türk, Ermeni ve Batılı tarih yazımında farklı biçimlerde ele alınmaktadır. Olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı konusunda kaynaklar arasında büyük farklar vardır. Amerikalı tarihçi Janet Klein, 2011'de yayımlanan "The Margins of Empire" (İmparatorluğun Kenarları) adlı kitabında Hamidiye Alayları'nı Osmanlı arşivlerine ve yabancı kaynaklara dayanarak ayrıntılı biçimde incelemiştir. Klein'ın çalışması, alayların hem devlet politikasının bir aracı hem de yerel güç mücadelelerinin bir parçası olduğunu gösterir.
Servet-i Fünun dergisinin 1897 tarihli sayısında Hamidiye alaylarıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası
Meşrutiyet ve dönüşüm
1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Hamidiye Alayları'nın durumu yeniden ele alındı. İttihat ve Terakki Cemiyeti, alayların kötü bir ün kazandığını ve bölgedeki huzursuzluğun kaynaklarından biri olduğunu düşünüyordu. 1910'da alaylar yeniden düzenlenerek "Aşiret Hafif Süvari Alayları" adını aldı. Bu düzenlemeyle alaylar düzenli ordunun denetimine daha sıkı biçimde bağlandı.
Aşiret süvari alayları, Balkan Savaşları'nda ve Birinci Dünya Savaşı'nda da kullanıldı. Özellikle Kafkas cephesinde bu birlikler önemli görevler üstlendi. Savaşın sonunda ise aşiret alayları dağıldı.
Yabancı gözlemcilerin anlatımları
Hamidiye Alayları, dönemin yabancı gözlemcilerinin dikkatini çekti. İngiliz gezgin ve yazar H. F. B. Lynch, 1901'de yayımlanan "Armenia: Travels and Studies" (Ermenistan: Yolculuklar ve İncelemeler) adlı kitabında Hamidiye süvarileriyle karşılaşmalarını anlattı ve fotoğraflarını yayımladı. İngiliz ve Amerikan konsoloslarının raporları da alayların faaliyetlerini ayrıntılı biçimde kaydetti. Bu kaynaklar, Londra'daki İngiliz Ulusal Arşivi'nde ve Washington'daki ABD Ulusal Arşivleri'nde saklanmaktadır.
Tarih notu
Kronoloji 1877–1878: Osmanlı-Rus Savaşı 1878: Berlin Antlaşması 1891: Hamidiye Alayları'nın kuruluşu 1892: Aşiret Mektebi'nin açılması 1894: Sason olayları 1894–1896: Doğu Anadolu'daki şiddet olayları 1907: Aşiret Mektebi'nin kapatılması 1908: II. Meşrutiyet 1910: Aşiret Hafif Süvari Alayları adıyla yeniden düzenleme
Aşiretleri merkeze bağlama denemesinin bedeli
Hamidiye Alayları, II. Abdülhamid'in çevre bölgeleri merkeze bağlama politikasının en önemli araçlarından biriydi. Aşiret reislerine rütbeler ve ayrıcalıklar verilerek devlete bağlanmaları amaçlandı. Bu politika, kısa vadede bazı aşiretlerin devlete yakınlaşmasını sağladı. Ancak uzun vadede bölgedeki güç dengelerini bozdu ve şiddet olaylarına zemin hazırladı.
Alayların tarihini değerlendirirken, birden fazla bakış açısını birlikte görmek gerekir. Devletin güvenlik kaygıları, aşiretlerin çıkarları, yerleşik halkın yaşadığı acılar ve büyük güçlerin bölgeye müdahalesi, bu tarihin farklı yüzleridir. Tek bir bakış açısından yapılan değerlendirmeler, bu karmaşık tarihi anlamakta yetersiz kalır.
Hamidiye Alayları'nın hikâyesi, devletin düzensiz güçlere dayanarak güvenlik sağlama girişimlerinin ne kadar riskli olabileceğini de gösteriyor. Ayrıcalık tanınan silahlı gruplar, zamanla devletin denetiminden çıkabiliyor ve yerel halka yönelik baskının aracı hâline gelebiliyor. Bu deneyim, Osmanlı'nın son döneminde Doğu Anadolu'da yaşanan trajedilerin arka planını anlamak için kaçınılmaz bir başlangıç noktası sunuyor ve bölge tarihinin dikkatle, belgelere dayanarak okunması gerektiğini hatırlatıyor. Bu nedenle Hamidiye Alayları, hem askerî tarih hem de toplum tarihi açısından ayrı ayrı ve birlikte incelenmesi gereken bir konu olarak öne çıkıyor.