Berlin'den Marburg'a
Erich Auerbach 9 Kasım 1892'de Berlin'de Yahudi bir ailede doğdu. Alman filoloji geleneği içinde yetişti. Birinci Dünya Savaşı'nda cephede savaştı. 1921'de Greifswald Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı, birkaç yıl Prusya Devlet Kütüphanesi'nde kütüphaneci olarak çalıştı. 1929'da Marburg Üniversitesi'nde Roman filolojisi profesörü oldu ve aynı yıl Dante üzerine yazdığı, büyük ilgi gören "Dünyevi Dünyanın Şairi Dante" adlı çalışmasını yayımladı.Nasyonal Sosyalistlerin iktidara gelmesi Auerbach'ın hayatını altüst etti. 1935'te Marburg'daki kürsüsünden ayrılmak zorunda bırakıldı. Bir yıl sonra yolu, Almanya'dan uzaklaştırılan pek çok bilim insanının sığınağı haline gelen İstanbul'a düştü.

Tarih notu
Kronoloji: 9 Kasım 1892 Berlin'de doğum; 1921 Greifswald'da doktora; 1929 Marburg'da profesörlük ve Dante kitabı; 1933 Leo Spitzer'in İstanbul'a gelişi; 1935 Auerbach'ın Marburg'dan uzaklaştırılması; 1936 Spitzer'in Amerika'ya gidişi ve Auerbach'ın İstanbul Üniversitesi'ne gelişi; 1942-1945 Mimesis'in yazılışı; 1944 Roman Filolojisine Giriş'in Türkçe baskısı; 1946 Mimesis'in İsviçre'de yayımlanışı; 1947 Amerika'ya gidiş; 1950 Yale; 13 Ekim 1957 ölüm.
1933 reformu ve İstanbul'a gelen hocalar
1933 yazında Türkiye'de Darülfünun kapatıldı ve yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. Reformun en dikkat çekici yanlarından biri, Almanya'da görevlerinden uzaklaştırılan bilim insanlarının yeni üniversitenin kürsülerine davet edilmesiydi. Tıptan hukuka, iktisattan kimyaya kadar pek çok alanda Alman ve Avusturyalı hocalar İstanbul'a geldi. Edebiyat Fakültesi de bu hareketten payını aldı.Auerbach'tan önce bu fakültede Batı dilleri ve edebiyatları alanını kuran isim, Avusturyalı filolog Leo Spitzer'di. Spitzer 1933'te Köln Üniversitesi'ndeki görevinden Yahudi kökeni nedeniyle uzaklaştırılmış ve İstanbul'a gelmişti. İstanbul Üniversitesi'nde üç yıl boyunca Latin dilleri alanının ilk profesörü ve Yabancı Diller Okulu'nun müdürü olarak çalıştı. 1936'da Amerika'daki Johns Hopkins Üniversitesi'ne geçti. Spitzer'in boşalttığı kürsüye Erich Auerbach getirildi.
Batı Dilleri ve Edebiyatları kürsüsü
Auerbach 1936'dan 1947'ye kadar İstanbul Üniversitesi'nde Batı dilleri ve edebiyatları bölümünün başında bulundu. Türk araştırmacıların aktardığına bakılırsa, karşılaştırmalı edebiyat dersini bu üniversitede veren ilk akademisyen Auerbach'tı. Fakültede Fransız, İtalyan ve İspanyol edebiyatları üzerine dersler verdi, öğrenci yetiştirdi ve Türkçeye çevrilecek ders kitapları hazırladı.Bu kitaplardan biri, Roman filolojisine giriş niteliğindeki eseriydi. Kitabın Türkçe çevirisi 1944'te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi yayınları arasında çıktı. Fransızca aslı ise ancak 1949'da yayımlanabildi. Böylece eserin Türkçe baskısı, özgün dildeki baskısından beş yıl önce okura ulaştı. Bu ayrıntı, Auerbach'ın İstanbul yıllarının yalnızca bir sürgün dönemi değil, verimli bir öğretim dönemi olduğunu da gösterir.

Mimesis'in yazılışı
Auerbach'ın en tanınmış eseri Mimesis: Batı Edebiyatında Gerçekliğin Tasviri, 1942-1945 yılları arasında İstanbul'da Almanca olarak yazıldı. Kitap 1946'da İsviçre'de yayımlandı; İngilizce çevirisi 1953'te çıktı ve o zamandan beri baskısı tükenmeden okunmaya devam ediyor.Mimesis yirmi bölümden oluşur ve kronolojik bir sıra izler. Her bölüm, belli bir dönemden bir ya da birkaç eseri ele alır ve çoğu zaman o eserden alınmış uzun bir parçanın incelenmesiyle başlar. Kitap, Homeros'un Odysseia destanındaki anlatımla Tevrat'taki Tekvin kitabında İbrahim'in oğlunu kurban etme hikâyesinin anlatımını karşılaştıran ünlü bir bölümle açılır ve Virginia Woolf'un 1927 tarihli Deniz Feneri romanından bir parçanın incelenmesiyle biter. Arada Petronius'tan Tacitus'a, Augustinus'tan Dante'ye ve Boccaccio'ya, Montaigne'den Rabelais'ye, Shakespeare'den Cervantes'e, Molière ve Racine'den Voltaire'e, Stendhal, Balzac, Flaubert ve Zola'dan Proust'a uzanan geniş bir yelpaze vardır.
Auerbach bu eserlerde gündelik hayatın ciddiyetle nasıl anlatıldığını izledi. Ona bakılırsa her dönemin gerçekliği anlatış biçimi, o dönemin toplumsal ve düşünsel kalıplarıyla iç içeydi. Üslup, dil bilgisi, söz dizimi ve kelime seçimi gibi ayrıntılardan yola çıkarak kültür ve tarih hakkında geniş sonuçlara ulaşmaya çalıştı. Kendi deyişiyle amacı her zaman tarih yazmaktı.
Ek bilgi
Auerbach, kitabın 1946'daki ilk baskısının sonunda okurdan bir tür özür diledi: İstanbul Üniversitesi kütüphanesinin olanaklarının yetersiz kaldığını, bu yüzden bazı önemli yazarları dışarıda bırakmak zorunda kaldığını açıkladı. Türkçe bilmediği için yerel kaynakları kullanamamış, savaş koşulları nedeniyle de Avrupa'daki ikincil kaynaklara ulaşamamıştı.
Kütüphanesizlik bir avantaj mıydı?
Mimesis'in İstanbul'da, kaynaklardan uzakta yazılmış olması, kitap hakkındaki tartışmaların ayrılmaz bir parçası oldu. Auerbach'ın kendisi de bu durumun kitabın biçimini belirlediğini düşünüyordu. Geniş bir uzman literatürüne dayanmak yerine, metinlerin kendisinden yola çıkan, uzun alıntıları yakından okuyan bir yöntem izledi. Bazı eleştirmenler, kitabın taze ve bütünlüklü bakışını tam da bu koşullara bağladı.Kader Konuk'un 2010'da yayımlanan East West Mimesis: Auerbach in Turkey adlı kitabı, Auerbach'ın Türkiye'deki hayatını ve çalışmalarını tarihî ve toplumsal bağlamıyla birlikte ayrıntılı biçimde ele aldı. Bu çalışma, Mimesis'in yazıldığı ortamı yalnızca bir sürgün mekânı olarak değil, kendi akademik hayatı ve kurumlarıyla bir üniversite şehri olarak görmeye çağırır.
Amerika ve sonrası
Auerbach 1947'de Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Önce Pennsylvania Devlet Üniversitesi'nde ders verdi, ardından Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde çalıştı. 1950'de Yale Üniversitesi'ne Roman filolojisi profesörü olarak atandı ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Yale'deki öğrencileri arasında sonradan tanınmış bir edebiyat kuramcısı olacak Fredric Jameson da vardı. Erich Auerbach 13 Ekim 1957'de Connecticut'taki Wallingford'da öldü.
Dikkat: yanlış bilinen
Edward Said'in değerlendirmesi
Mimesis'in ellinci yıl baskısına uzun bir giriş yazan Columbia Üniversitesi'nden Edward Said, kitabı son yarım yüzyılın önemli eleştiri eserleri arasında kapsamı ve iddiası en geniş olanı olarak niteledi. Said, kitabın Homeros ve Tevrat'tan Virginia Woolf ve Marcel Proust'a uzanan yelpazesine dikkat çekti ve Auerbach'ın İtalyan düşünür Giambattista Vico'ya olan borcunu vurguladı. Said'in yorumları, Mimesis'in İstanbul'da yazılmış olmasının taşıdığı anlamı da yeniden gündeme getirdi.Bir sürgün kitabının Türkiye'deki yeri
Auerbach'ın İstanbul yılları, 1933 üniversite reformunun en kalıcı sonuçlarından biri olarak görülebilir. Reformla İstanbul'a gelen hocaların çoğu, birkaç yıl içinde ya da savaşın bitişiyle Türkiye'den ayrıldı. Ama geride öğrenciler, ders kitapları, çeviriler ve kurulmuş kürsüler bıraktılar. Auerbach'ın Batı dilleri ve edebiyatları alanında yaptığı çalışmalar, Türkiye'de karşılaştırmalı edebiyatın kurumsal başlangıcının bir parçası oldu.Mimesis ise Avrupa edebiyatının üç bin yıllık tarihini anlatan bir kitabın, Avrupa'nın en karanlık yıllarında, kıtanın kıyısındaki bir şehirde yazılabildiğini gösterdi. Kitabın İstanbul'la bağı, bugün hem Türk hem de yabancı araştırmacıların ilgisini çekmeye devam ediyor.