İçeriğe geç
Giriş yap
0

Yıldız suikastı (1905): Hamidiye Camii önünde patlayan bomba ve II. Abdülhamid'in kurtuluşu

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Yıldız suikastı, 21 Temmuz 1905'te İstanbul'da, Padişah II. Abdülhamid'e yönelik olarak düzenlenen bombalı saldırıdır. Saldırı, padişahın Cuma namazından çıkışında Yıldız'daki Hamidiye Camii önünde gerçekleşti. Bomba, padişahın arabasının yakınında patladı. Ancak II. Abdülhamid, birkaç dakikalık bir gecikme sayesinde kurtuldu. Patlamada çok sayıda kişi hayatını kaybetti.

Yıldız suikastı, Osmanlı tarihinin en dikkat çekici olaylarından biridir. Saldırı, Ermeni Devrimci Federasyonu tarafından planlanmıştı ve uluslararası bir ekip tarafından yürütülmüştü. Bu yazıda suikastın arka planını, planlanmasını, olay gününü, soruşturmayı ve sonuçlarını anlatıyoruz.
1905 Yıldız suikastını haber veren bir gazete çizimi
1905 Yıldız suikastını haber veren bir gazete çizimiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: New York Times. Dosya sayfası

Arka plan

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni meselesi, giderek daha büyük bir sorun hâline geldi. 1890'larda Doğu Anadolu'da yaşanan olaylar, binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı. Ermeni devrimci örgütleri, II. Abdülhamid'i bu olayların sorumlusu olarak görüyordu.

Ermeni Devrimci Federasyonu, yani Taşnaksutyun, 1890'da kurulan bir Ermeni siyasi örgütüydü. Örgüt, Osmanlı yönetimine karşı silahlı mücadeleyi savunuyordu. 1896'da örgüt üyeleri, İstanbul'daki Osmanlı Bankası'nı basmıştı. 1900'lerin başında ise örgüt, doğrudan padişahı hedef alan bir plan hazırlamaya başladı.

Planın hazırlanması

Suikast planı, Ermeni Devrimci Federasyonu'nun kurucularından Kristapor Mikaelyan tarafından hazırlandı. Mikaelyan, planı uygulamak için uzun bir hazırlık dönemi geçirdi. Plan, padişahın her Cuma Hamidiye Camii'ne gidişini ve dönüşünü izlemeye dayanıyordu. Suikastçılar, padişahın camiden çıkıp arabasına binmesinin ne kadar sürdüğünü dakika dakika hesapladı.

Plana göre, saatli bir bomba bir arabaya yerleştirilecek ve bu araba cami önüne bırakılacaktı. Bomba, padişahın arabasına bindiği anda patlayacak şekilde ayarlanacaktı. Ancak Mikaelyan, 1905 baharında Bulgaristan'da bir bomba denemesi sırasında yaşanan patlamada hayatını kaybetti. Plan, diğer ekip üyeleri tarafından sürdürüldü.
Suikast planını hazırlayan grubun üyeleri
Suikast planını hazırlayan grubun üyeleriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: AnonymousBilinmiyor. Dosya sayfası

Belçikalı anarşist

Suikast ekibinde farklı ülkelerden kişiler vardı. Bunlar arasında en tanınanı, Belçikalı anarşist Edward Joris'tir. Joris, İstanbul'da bir şirkette çalışıyordu ve Ermeni devrimcilerle ilişki kurmuştu. O, suikast planında önemli bir rol üstlendi. Planın lojistik hazırlıklarına yardım etti.

21 Temmuz 1905

21 Temmuz 1905, bir Cuma günüydü. II. Abdülhamid, her Cuma olduğu gibi Hamidiye Camii'nde namaz kıldı. Namazdan sonra caminin önünde, padişahın Cuma selamlığını izlemek için bir kalabalık toplanmıştı. Suikastçılar, bombalı arabayı cami önündeki arabaların arasına bırakmıştı.

Ancak namazdan sonra padişah, her zamankinden birkaç dakika daha uzun süre camide kaldı. Rivayete göre, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile konuşmak için durdu. Bomba, padişah arabasına binmeden önce patladı. Patlama, cami önünde büyük bir yıkıma yol açtı. Çok sayıda kişi öldü ve yaralandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Patlamada ölen kişilerin sayısı, kaynaklarda farklı verilir. Bazı kaynaklar, 26 kişinin hayatını kaybettiğini belirtirken, başka kaynaklar farklı rakamlar verir. Ayrıca padişahın gecikmesinin nedeni de farklı biçimlerde anlatılır. Bazı anlatımlar, padişahın Şeyhülislam ile konuştuğunu belirtirken, bazıları ise onun başka bir nedenle oyalandığını ileri sürer. Bu ayrıntılar, olayın hemen ardından yayılan anlatımlarla karışmıştır.

Padişahın soğukkanlılığı

Patlamadan sonra II. Abdülhamid'in gösterdiği soğukkanlılık, dönemin anlatımlarında sıkça vurgulanır. Padişah, patlamaya rağmen paniğe kapılmadı. Arabasına binerek kendisi dizginleri aldı ve sakin bir şekilde saraya döndü. Bu davranış, halk arasında padişahın cesaretine dair anlatımların yayılmasına yol açtı.
İstanbul Yıldız'daki Hamidiye Camii
İstanbul Yıldız'daki Hamidiye CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Soruşturma

Suikastın ardından kapsamlı bir soruşturma başlatıldı. Osmanlı polisi, kısa sürede suikastçıların izini sürdü. Edward Joris ve diğer bazı kişiler yakalandı. Joris, mahkemede idama mahkûm edildi. Ancak Belçika hükümetinin baskısı ve uluslararası tepkiler nedeniyle idam cezası uygulanmadı. Joris, 1907'de serbest bırakıldı ve Belçika'ya döndü.

Soruşturma, suikastın uluslararası bağlantılarını da ortaya çıkardı. Bomba yapımı için kullanılan malzemelerin Avrupa'dan getirildiği anlaşıldı. Bu durum, Osmanlı yönetiminin anarşist ve devrimci örgütlere karşı daha sıkı önlemler almasına yol açtı.
Ek bilgi
Joris davası, Belçika'da büyük bir tartışmaya neden oldu. Belçika basınının bir kısmı, Joris'in yabancı bir ülkede yargılanmasını eleştirdi. Belçika hükümeti, kapitülasyonları gerekçe göstererek Joris'in iadesini istedi. Bu dava, kapitülasyonların Osmanlı yargı yetkisini nasıl sınırladığının bir örneği olarak da görülür.

Bombanın yapısı

Soruşturmada ortaya çıkan bilgilere göre bomba, bir arabanın içine gizlenmiş büyük bir patlayıcı düzeneğiydi. Düzenek, önceden ayarlanan bir saatle çalışıyordu. Suikastçılar, padişahın namazdan sonra caminin merdivenlerinden inip arabasına binmesine kadar geçen süreyi, haftalarca süren gözlemlerle ölçmüştü. Bomba, bu ölçümlere göre ayarlanmıştı. Patlamanın gücü, cami önündeki arabaları ve atları da parçaladı. Olay yerinde bekleyen arabacılar, askerler ve seyirciler, en çok zarar görenler arasındaydı.

Uluslararası yankılar

Yıldız suikastı, Avrupa basınında geniş yer buldu. İngiliz, Fransız ve İtalyan gazeteleri, olayı ayrıntılı haberlerle duyurdu. Bazı Avrupa gazeteleri, suikastı çizimlerle anlattı. Olay, Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'daki imajı üzerinde de etkili oldu. Belçika'da Joris'in yargılanması, kamuoyunda uzun süre tartışıldı.

Sonrası

Suikast girişiminden sonra II. Abdülhamid'in güvenlik önlemleri daha da arttı. Padişah, zaten kapalı olan hayatını daha da sınırladı. Yıldız Sarayı'nın çevresindeki güvenlik sıkılaştırıldı. Ancak bu önlemler, padişahın tahtını korumaya yetmedi. Üç yıl sonra, 1908'de Jön Türk Devrimi ile meşrutiyet yeniden ilan edildi. 1909'da ise II. Abdülhamid tahttan indirildi.
Tarih notu
Kronoloji
1890: Ermeni Devrimci Federasyonu'nun kurulması
1896: Osmanlı Bankası baskını
1904: Suikast planının hazırlanması
Mart 1905: Kristapor Mikaelyan'ın bir bomba denemesinde ölümü
21 Temmuz 1905: Yıldız suikastı
1905–1906: Edward Joris'in yargılanması
1907: Joris'in serbest bırakılması
1908: İkinci Meşrutiyet'in ilanı
1909: II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi

Birkaç dakikanın değiştirdiği tarih

Yıldız suikastı, tarihin bazen birkaç dakikalık bir gecikmeye bağlı olabileceğini gösteren çarpıcı bir olaydır. Suikastçılar, padişahın hareketlerini dakika dakika hesaplamıştı. Ancak padişahın camide her zamankinden biraz daha uzun kalması, bu hesabı boşa çıkardı. Bu gecikme olmasaydı, Osmanlı tarihinin seyri farklı olabilirdi.

Suikast, aynı zamanda dönemin siyasi gerginliklerini de yansıtır. Ermeni meselesi, Osmanlı'nın son döneminin en ağır sorunlarından biriydi. Ermeni devrimci örgütleri, padişahı bu sorunun sorumlusu olarak görüyordu. Suikast girişimi, bu gerginliğin şiddete nasıl dönüştüğünü gösterir. Ancak patlamada ölenlerin çoğu, padişahla hiçbir ilgisi olmayan sıradan insanlardı. Bu durum, siyasi şiddetin masum insanlara verdiği zararın acı bir örneğidir.

Joris davası ise kapitülasyonların Osmanlı egemenliğini nasıl sınırladığını gösterir. Bir yabancı, padişaha yönelik bir suikasta katılmasına rağmen, kendi devletinin baskısıyla serbest bırakıldı. Bugün Hamidiye Camii, Yıldız'da sessizce duruyor. Ancak caminin önündeki meydan, 1905'teki o Cuma gününün izlerini taşıyan bir tarih sahnesidir. O gün ölenlerin adları çoğu zaman unutulsa da, olay bize bir siyasi hesaplaşmanın bedelini çoğunlukla seyircilerin ödediğini hatırlatıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap