Kitap sohbetleriyle başlayan bir dostluk
Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul'da, Beşiktaş Akaretler'deki evlerde iki komşu tanıştı. Biri savaşın kahramanı olmaya başlamış genç bir general, Mustafa Kemal'di. Öbürü, Paris'te siyasal bilimler okumuş, Osmanlı diplomasisinin ve maliyesinin içinde yetişmiş bir aydın, Reşit Saffet Bey'di. Aralarındaki dostluk, en çok kitaplar üzerine yapılan sohbetlerle gelişti.Bu dostluk, sonraki yıllarda Türkiye'nin dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol oynadı. Reşit Saffet Bey, Millî Mücadele yıllarında Avrupa'da Anadolu'nun davasını anlattı, Lozan Konferansı'nda Türk delegasyonunun genel sekreteri oldu, Nutuk'u Fransızcaya çevirdi ve Türkiye'de turizmin öncüsü sayılan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nu kurup kırk yılı aşkın bir süre yönetti. Bu yazıda, Soyadı Kanunu'ndan sonra Atabinen soyadını alan bu çok yönlü aydını anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 4 Eylül 1884 İstanbul Sarıyer'de doğum; 1900 Saint-Joseph Frerler Mektebi'nin kayıtlı ilk Müslüman mezunu; 1904 Paris Siyasal Bilimler Okulu; 1907-1912 Bükreş, Washington, Madrid ve Tahran'da diplomatik görevler; 1913 Edirne Kurtuluş Heyeti başkanı olarak Londra ve Romanya; 1918-1920 İsviçre ve Fransa'da Millî Mücadele lehine konferans ve yayınlar; 1921 Şura-yı Devlet üyeliği; 1922 Lozan'da delegasyon genel sekreterliği; 1923 Türk Seyyahin Cemiyeti'nin kuruluşu; 1930 Türk Tarih Kurumu kurucu üyeliği ve İstanbul'da uluslararası turizm toplantısı; III. ve IV. dönemlerde Kocaeli milletvekilliği; 1933-1955 Uluslararası Olimpiyat Komitesi Türkiye temsilciliği; 2 Şubat 1965 İstanbul'da ölüm.
Sarıyer'den Paris'e
Reşit Saffet, 4 Eylül 1884'te İstanbul'un Sarıyer semtinde doğdu. Babası, saray bandosu Mızıka-yı Hümayun'da miralay rütbesinde bir flütçü olan Saffet Bey, annesi Fatma Saliha Hanım'dı. Babasının müziğe yatkınlığı, evde Batı kültürüne açık bir ortam yaratmıştı.İstanbul'daki Saint-Joseph Frerler Mektebi'nde okudu. Okulun 1900 yılı kayıtlarına göre, buradan mezun olan ilk Türk ve Müslüman öğrenciydi. Liseden sonra Fransa'ya gitti ve 1904'te Paris'teki Siyasal Bilimler Okulu'nu bitirdi. Bu okul, Avrupa'nın diplomat ve yönetici yetiştiren en saygın kurumlarından biriydi.
Türkiye'ye döndükten sonra Tütün Rejisi'nde çevirmen olarak çalıştı; aynı zamanda İstanbul'da Fransızca ve İngilizce yayımlanan Levant Herald gazetesinin başyazarlığını üstlendi. Bir süre sadrazam Avlonyalı Ferid Paşa'nın özel kalem müdürlüğünü yaptı. Ardından Hariciye'ye geçti ve Bükreş, Washington, Madrid ve Tahran'daki elçiliklerde başkâtip olarak görev yaptı.
Balkan Savaşı'nda Edirne için
1912'de Maliye Nezareti'nde özel kalem müdürlüğüne getirildi. 1913'te, Balkan Savaşları sırasında, Edirne'nin geri alınması için yürütülen diplomatik çabaların bir parçası olarak Edirne Kurtuluş Heyeti başkanı sıfatıyla Londra'ya ve Romanya'ya gönderildi. Bu çalışmaları nedeniyle kendisine Edirne'nin fahrî hemşehriliği verildi. Aynı yıl İstanbul'daki Maliye Mektebi'nde dersler verdi ve Osmanlı mali tarihi üzerine bir ders kitabı yayımladı.Birinci Dünya Savaşı yıllarında Maliye Nazırı Cavid Bey ile birlikte Viyana'daki ve Berlin'deki mali müzakerelere katıldı. Mustafa Kemal ile Akaretler'deki komşuluğu ve dostluğu da bu yıllara rastlar. İki adamın kitap üzerine sohbetleri, Mustafa Kemal'in okumaya ve fikir tartışmasına duyduğu ilginin bilinen örneklerinden biridir.
Avrupa'da Anadolu'nun sesi
1918-1920 yıllarında Reşit Saffet Bey, Mustafa Kemal Paşa'nın bilgisi dahilinde İsviçre'ye ve Fransa'ya gitti. Burada Anadolu'daki bağımsızlık mücadelesinin haklılığını Batı kamuoyuna anlatmak için konferanslar verdi, kitaplar ve risaleler yayımladı. 1919'da Cenevre'de Fransızca yayımladığı "İslam, Türkler ve Milletler Cemiyeti" adlı eseri, bu çabanın ürünlerinden biriydi.Mütareke yıllarında Avrupa kamuoyu, Türkler hakkında büyük ölçüde olumsuz bir tablo görüyordu. Reşit Saffet Bey gibi Fransızcayı ana dili gibi kullanan, Avrupa'nın siyasi ve entelektüel çevrelerini tanıyan aydınlar, bu tabloyu değiştirmeye çalışan seslerin başında geliyordu.

Ek bilgi
1922'de toplanan Lozan Barış Konferansı'nın ilk döneminde Reşit Saffet Bey, İsmet Paşa başkanlığındaki Türk delegasyonunun genel sekreteri olarak görev yaptı. Delegasyonun yazışmalarını, toplantı kayıtlarını ve Fransızca belgelerini düzenlemek, konferansın yoğun temposu içinde ağır bir sorumluluktu. Konferansın Fransızca yürütüldüğü düşünülürse, bu görev için Fransızcaya hâkim, diplomasi deneyimli bir isim seçilmesi anlaşılırdır.
Türkiye'yi gezilecek bir ülke olarak tanıtmak
Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılında, İstanbul'da "Türk Seyyahin Cemiyeti" adıyla bir dernek kuruldu. Reşit Saffet Bey bu derneğin kurucuları arasında yer aldı ve ilk başkanı oldu. Dernek, sonradan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adını alacak ve Reşit Saffet Bey bu kurumu hayatının sonuna kadar yönetecekti.Derneğin amacı, Türkiye'ye seyahatler düzenleyerek İstanbul ve Bursa gibi şehirlerdeki eserleri yabancılara tanıtmak, yabancı ülkeleri de Türk vatandaşlarına tanıtmaktı. Reşit Saffet Bey, bu çerçevede Türkiye'nin ilk turist rehberlerini yetiştirmeye çalıştı. İlk karayolu haritasının ve ilk tanıtım afişlerinin basılması, yabancı dil kurslarının açılması, tercüman rehber sınavlarının yapılması ve ilk turizm incelemelerinin yayımlanması, onun öncülüğünde gerçekleşti.
Turizm, o yıllarda Türkiye'de neredeyse bilinmeyen bir kavramdı. Savaşlardan yeni çıkmış, yolları ve otelleri yetersiz bir ülkeyi yabancı gezginlere tanıtmak, büyük bir sabır ve hayal gücü gerektiriyordu. Reşit Saffet Bey, bu işe uluslararası ilişkiler ağını ve kültürel birikimini seferber ederek girişti.
Dolmabahçe'de bir uluslararası toplantı
1930'da Atina'da toplanan Balkan Konferansı'na Türk hükümeti delegesi olarak katıldı ve Balkan Turizm Birliği'nin başkanlığını üstlendi. Viyana, Roma ve Bükreş gibi Avrupa şehirlerinde Türk turizmi üzerine konferanslar düzenledi; Fransa'nın Nice şehrinde bir Türk haftası yapılmasını sağladı. İskenderiye ve Kahire'de Türk-Mısır Komitesi'nin kurulmasına öncülük etti.Bu dönemdeki en önemli başarısı, 1930'da Türkiye'nin yeni üye olduğu Uluslararası Turizm Birliği'nin Avrupa toplantısının İstanbul'da yapılmasını sağlamasıydı. Toplantı Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlendi; böylece saray, turizme açılmış oldu. Balkan Turizm Birliği de 25 Nisan 1931'de İstanbul'da toplandı.
Nutuk'un Fransızcası, Türk Tarih Kurumu ve Olimpiyat Komitesi
Reşit Saffet Bey, Atatürk'ün 1927'de okuduğu Büyük Nutuk'un Fransızcaya çevrilmesi işini üstlendi. Nutuk'un yabancı bir dile aktarılması, Millî Mücadele'nin ve Cumhuriyet'in kuruluşunun Atatürk'ün kendi anlatımıyla dünyaya tanıtılması demekti. Bu iş için, hem Atatürk'ün güvenini kazanmış hem de Fransızcaya en ince ayrıntısına kadar hâkim bir çevirmen gerekiyordu.1930'da kurulan Türk Tarih Kurumu'nun ilk üyelerinden biri oldu. 1931'de Ankara'da kurulacak kooperatiflerin çalışma esaslarını ve tüzük taslaklarını Cevdet Nasuhi Bey ile birlikte hazırladı. Üçüncü ve dördüncü dönemlerde Kocaeli milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. 1933'te Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Türkiye temsilcisi oldu ve bu görevi 1955'e kadar sürdürdü; 1933-1936 yıllarında Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi'nin başkanlığını da yaptı.

Dikkat: yanlış bilinen
Reşit Saffet Bey, 1940 yılına kadar bazı yazılarında "Kara Şemsi" takma adını kullandı. Bu nedenle onun eserlerini inceleyenler, aynı yazarın farklı imzalarla yayımlanmış yazılarını bir arada değerlendirmek zorundadır. Fransızca yayımladığı ekonomi dergisi Economiste d'Orient, kırk yıla yakın bir süre yayımlandı.
İstanbul'u sevenler
Reşit Saffet Bey'in ilgi alanı turizmle sınırlı değildi. 1911'de kurulmuş olan ve İstanbul'un güzelliklerini ve eski eserlerini tanıtıp korumayı amaçlayan İstanbul Muhipleri Cemiyeti'ni 1941'de Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu çatısı altında "İstanbul'u Sevenler Grubu" adıyla yeniden canlandırdı. Şehirdeki irili ufaklı anıtların tespiti, incelenmesi ve onarımı için çalıştı. 1938'de Fransızca yayımladığı "Türk Mimarisinin Özellikleri" adlı kitapla, Batılı okura Türk mimarisini ana çizgileriyle tanıtmaya çalıştı.Türkçe eserleri arasında "Türklük ve Türkçülük İzleri" ve "Şarkî Avrupa'da Türk Kanı ve Medeniyeti İzleri" yer alır. Fransızca eserlerinden biri olan "Kemalist Türkiye'nin İktisat Politikası" 1934'te Paris'te yayımlandı. 2 Şubat 1965'te İstanbul'da öldü. Onun kurduğu kurum, sonraki yıllarda Çelik Gülersoy'un yönetiminde İstanbul'un tarihî mekânlarını restore eden önemli bir kuruluşa dönüştü.
Bir ülkeyi dünyaya anlatmak
Reşit Saffet Atabinen'in hayatı, Cumhuriyet'in dış dünyaya kendini anlatma çabasının pek çok cephesini bir arada gösteriyor. Mütareke yıllarında Avrupa'da Anadolu'nun davasını savunan bir yazar, Lozan'da delegasyonun kâğıt yükünü taşıyan bir sekreter, Nutuk'u Fransızcaya aktaran bir çevirmen ve Türkiye'yi gezilecek bir ülke olarak tanıtan bir turizm öncüsü, aynı adamın farklı rolleriydi.Onun çalışmalarının ortak paydası, Türkiye hakkındaki önyargıları bilgiyle ve doğrudan tanışıklıkla aşma inancıydı. Bir yabancının İstanbul'u, Bursa'yı ya da Anadolu'yu kendi gözüyle görmesi, ona göre propagandadan daha etkili bir tanıtımdı. Turizmi bir ekonomik faaliyetin ötesinde, kültürel bir köprü olarak görüyordu.
Atatürk'le kitaplar üzerinden başlayan dostluğu, Cumhuriyet'in kültür ve diplomasi hayatına uzun soluklu katkılara dönüştü. Bugün Türkiye'ye gelen milyonlarca gezgin, onun yüz yıl önce rehber yetiştirerek ve harita bastırarak açtığı yolda yürüyor.