Ekim 1541'in sonunda, Avrupa'nın en güçlü hükümdarı Kutsal Roma-Germen İmparatoru ve İspanya Kralı V. Karl, büyük bir donanma ve ordu ile Kuzey Afrika'daki Cezayir şehrinin önüne geldi. Amacı, Osmanlı'ya bağlı bu korsan üssünü ele geçirmek ve Batı Akdeniz'deki Osmanlı gücünü kırmaktı. Sefere, Cenevizli amiral Andrea Doria ve Meksika'yı fetheden Hernán Cortés gibi ünlü isimler katılmıştı. Ancak birkaç gün içinde çıkan şiddetli bir fırtına, imparatorun donanmasının büyük bir kısmını batırdı ve sefer büyük bir felaketle sona erdi. Şehri savunan, Barbaros Hayreddin Paşa'nın vekili Hasan Ağa idi. Bu yazıda Cezayir seferinin arka planını, fırtınanın etkisini, şehrin savunmasını ve Avrupa'daki yankılarını ele alıyoruz. 1541 Cezayir kuşatmasını gösteren bir Avrupa gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Anonymous 1555. Dosya sayfası
Barbaros'un Cezayir'i
Cezayir, 16. yüzyılın başında İspanya'nın baskısı altındaydı. İspanyollar, şehrin önündeki küçük adada bir kale kurarak limanı kontrol ediyordu. Oruç Reis ve kardeşi Hızır Reis, yani sonradan Barbaros Hayreddin Paşa olarak tanınan denizciler, Cezayir'de yerel halkın desteğiyle güç kazandı. Oruç Reis'in 1518'de ölümünden sonra, Hızır Reis Osmanlı padişahıYavuz Sultan Selim'e bağlılığını bildirdi ve Cezayir Osmanlı'ya bağlandı. 1529'da Hızır Reis, İspanyolların limandaki kalesini aldı.
V. Karl, 1535'te Tunus'u Barbaros'tan almış ve bu zaferle Avrupa'da büyük bir prestij kazanmıştı. Ancak 1538'de Preveze'de Barbaros'un Haçlı donanmasını yenmesi, Akdeniz'deki dengeleri Osmanlı lehine değiştirmişti. Cezayir'den kalkan Osmanlı ve Kuzey Afrikalı korsanlar, İspanya ve İtalya kıyılarına sürekli baskınlar düzenliyordu. V. Karl, bu tehdidi ortadan kaldırmak için Cezayir'i almaya karar verdi.
Sefer, sonbaharın sonunda yapılacaktı. Andrea Doria başta olmak üzere tecrübeli denizciler, imparatoru bu mevsimde Akdeniz'in fırtınalı olabileceği konusunda uyardı. Ancak V. Karl, seferi ertelememeye karar verdi.
Çıkarma
V. Karl'ın donanması, yüzlerce gemiden oluşuyordu ve gemilerde on binlerce asker bulunuyordu. Donanma, 20 Ekim 1541'de Cezayir önlerine ulaştı. 23 Ekim'de askerler, şehrin doğusundaki kıyıya çıkarıldı. İmparatorun ordusu, şehri çevreleyen tepelere yerleşti ve kuşatmaya başladı. Hasan Ağa'nın emrindeki savunucuların sayısı, saldıran orduya göre çok azdı. Ancak şehrin surları sağlamdı ve savunucular kararlıydı.
Ek bilgi
Hernán Cortés, Meksika'daki Aztek İmparatorluğu'nu fethettikten sonra İspanya'ya dönmüştü. Cezayir seferine gönüllü olarak katıldı. Ancak sefer sırasında verdiği önerilerin dikkate alınmadığı ve bu felaketten sonra sarayda gözden düştüğü anlatılır.
1541 Cezayir kuşatmasını gösteren Hollanda baskısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Cornelis Anthonisz. Dosya sayfası
Fırtına
Kuşatmanın başlamasından kısa süre sonra, 24 Ekim'i 25 Ekim'e bağlayan gece şiddetli bir fırtına başladı. Yağmur, kıyıdaki askerlerin barutlarını ıslattı ve tüfeklerini kullanılamaz hâle getirdi. Denizde ise fırtına, demirli gemileri birbirine çarptırdı ve kıyıya sürükledi. Pek çok gemi battı ya da karaya oturdu. Kaynaklarda batan gemilerin sayısı yüz elliye kadar çıkan rakamlarla verilir. Gemilerdeki erzak, cephane ve atlar kaybedildi.
Fırtınanın yarattığı kargaşadan yararlanan Hasan Ağa, şehirden çıkış harekâtları düzenledi. Islak barutları nedeniyle karşılık veremeyen imparatorluk askerleri ağır kayıplar verdi. V. Karl, kuşatmayı sürdürmenin imkânsız olduğunu anladı ve geri çekilme emri verdi.
Geri çekilme
İmparatorun ordusu, yağmur altında, aç ve yorgun bir hâlde kıyı boyunca doğuya doğru çekildi. Kalan gemiler, askerleri Cezayir'in doğusundaki bir noktadan aldı. Donanma, daha sonra Bicaye limanına sığındı ve oradan İspanya'ya döndü. Sefer, V. Karl'ın hükümdarlığının en büyük askerî başarısızlıklarından biri olarak tarihe geçti.
Dikkat: yanlış bilinen
Cezayir'in savunmasında, şehrin velilerinden birinin duasıyla fırtınanın çıktığına dair halk anlatıları vardır. Bu anlatılar, fırtınanın Cezayir halkının hafızasında nasıl bir anlam taşıdığını gösterir; ancak tarihî açıdan fırtına, Akdeniz'in sonbahar iklim koşullarının bir sonucudur.
Avrupa'da ve İstanbul'da yankılar
Cezayir felaketi, Avrupa'da büyük bir şaşkınlık yarattı. Hollanda, Almanya ve İtalya'da seferi anlatan baskılar ve gravürler yayımlandı. Bu baskılar, hem şehrin görünümünü hem de imparatorluk donanmasının uğradığı felaketi gösteriyordu. İstanbul'da ise zafer, Barbaros'un ve Kuzey Afrika'daki Osmanlı gücünün bir başarısı olarak kutlandı. Hasan Ağa, bu başarısıyla ünlendi ve Cezayir'in yönetiminde kalmaya devam etti.
Avrupa'daki yankılar
V. Karl'ın Cezayir seferinin başarısızlığı, Avrupa'da büyük bir yankı uyandırdı. Seferin hazırlıkları uzun süredir biliniyordu ve Avrupa'nın pek çok soylusu bu sefere katılmıştı. Meksika'yı ele geçiren Hernán Cortés de seferde yer alanlar arasındaydı. Cortés, imparatorun geri çekilme kararına karşı çıktığı ve saldırıya devam edilmesini önerdiği aktarılır. Ancak imparator, fırtınanın verdiği zararın büyüklüğü karşısında geri çekilmeye karar verdi. Sefere katılan bazı Avrupalılar, yaşadıklarını mektuplarda ve anılarında anlattı.
Cezayir'in Osmanlı'daki yeri
Cezayir, Barbaros Hayreddin Paşa'nın 1519'da şehri Osmanlı padişahına bağlamasından sonra, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki en önemli üslerinden biri haline geldi. Cezayir'deki gemiler, Akdeniz'de İspanya ve İtalya kıyılarına akınlar düzenledi. Bu akınlar, Avrupa'da büyük korku yarattı. Cezayir'de esir tutulan Avrupalılar arasında, sonradan Don Kişot'u yazacak olan Miguel de Cervantes de vardı. Cervantes, 1575 ile 1580 arasında beş yıl Cezayir'de esir kaldı ve birkaç kez kaçmaya çalıştı. Bu deneyimleri, eserlerinin bazılarına yansıdı.
Kuzey Afrika'da Osmanlı ile İspanya'nın rekabeti
1541Cezayir seferi, Kuzey Afrika'da Osmanlı ve İspanya arasındaki uzun rekabetin bir halkasıydı. Bu rekabet, 1574'te Tunus'un Osmanlı tarafından kesin olarak alınmasıyla bir dengeye ulaştı. Léon Galibert'in kitabında V. Karl'ın Cezayir seferini gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Raffet et Rouargue frères. Dosya sayfası
Cezayir'in sonraki tarihi
1541 zaferi, Cezayir'in Osmanlı'ya bağlı bir eyalet olarak yaklaşık üç yüz yıl daha kalmasının yolunu açtı. Cezayir, Garp Ocakları'nın en önemlisi oldu ve Akdeniz'deki korsan faaliyetlerinin merkezlerinden biri olarak kaldı. 1830'da Fransa'nın Cezayir'i işgal etmesiyle Osmanlı dönemi sona erdi.
Bize göre 1541Cezayir seferi, askerî güç ile doğa koşulları arasındaki ilişkinin en çarpıcı örneklerinden biridir. Avrupa'nın en güçlü hükümdarı, deneyimli denizcilerin uyarılarına kulak asmayarak mevsimin sonunda sefere çıktı ve bir fırtına karşısında büyük bir donanmayı kaybetti. Hasan Ağa'nın savunması ise, küçük bir kuvvetin doğru zamanda doğru kararlarla nasıl büyük bir orduyu geri püskürtebileceğini gösterdi.
1541Cezayir seferi, deniz seferlerinde mevsim ve hava koşullarının ne kadar belirleyici olduğunu açıkça ortaya koydu. V. Karl, Akdeniz'de Osmanlı ve Barbaros Hayreddin'in gücünü kırmak için büyük bir sefer düzenledi; ancak sonbaharın fırtınalarına yakalanan donanma, kıyıda ağır kayıplar verdi. Hasan Ağa'nın sınırlı kuvvetlerle savunmayı sürdürmesi, şehrin surlarına ve yerel desteğe güvenmenin önemini gösterir. Bu başarısızlık, Habsburgların Kuzey Afrika'daki hedeflerini uzun bir süre geri plana itti ve Cezayir'in Osmanlı'nın Batı Akdeniz'deki en önemli üssü olarak kalmasını sağladı. Olay, Avrupa'da da büyük yankı uyandırdı ve imparatorun prestijine zarar verdi. Cezayir 1541, askerî tarihte doğa ile insan kararlarının iç içe geçtiği bir örnek olarak incelenmeye devam ediyor.