İçeriğe geç
Giriş yap
0

Oruç Reis: Midilli'den Cezayir'e korsan kaptan, gümüş kol efsanesi ve Barbaros adının ilk sahibi

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Oruç Reis, 16. yüzyılın başında Akdeniz'de adını duyuran, Kuzey Afrika'da kendi yönetimini kuran ve kardeşi Hızır Reis, yani sonraki adıyla Barbaros Hayreddin Paşa ile birlikte Osmanlı'nın Akdeniz'deki yükselişine zemin hazırlayan bir denizciydi. Avrupa'da "Barbarossa" adıyla anılan ilk kişi, aslında Oruç Reis'ti. Bu ad, onun ölümünden sonra kardeşi Hızır Reis'e geçti.

Oruç Reis'in hayatı, maceralarla dolu bir hikâyedir. Esir düşmesi, bir kolunu kaybetmesi, Cezayir'i ele geçirmesi ve İspanyollarla savaşırken ölmesi, onun adını hem Türk hem de Avrupa kaynaklarında efsaneleştirdi. Bu yazıda Oruç Reis'in hayatını, Akdeniz'deki seferlerini, Cezayir'deki yönetimini ve ölümünden sonra bıraktığı mirası anlatıyoruz.
Oruç Reis'i gösteren eski bir gravür
Oruç Reis'i gösteren eski bir gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Charles Étienne Pierre Motte / Achille Devéria. Dosya sayfası

Midilli'den denizlere

Oruç Reis, 1470'lerde Midilli adasında doğdu. Babası Yakup Ağa, Midilli'nin Osmanlı tarafından fethinden sonra adaya yerleşen bir sipahiydi. Oruç'un üç kardeşi vardı: İshak, Hızır ve İlyas. Kardeşlerin üçü, Oruç, Hızır ve İlyas denizciliğe yöneldi; İshak ise Midilli'de kaldı.

Oruç Reis, genç yaşta Doğu Akdeniz'de ticaret ve korsanlık yapmaya başladı. Bir seferinde Rodos şövalyelerinin saldırısına uğradı. Bu saldırıda kardeşi İlyas öldü, Oruç ise esir düştü. Oruç Reis, bir süre şövalyelerin gemilerinde kürek mahkûmu olarak çalıştırıldı. Esaretten nasıl kurtulduğu konusunda farklı anlatımlar vardır; bazı kaynaklar fidye ödenerek kurtarıldığını, bazıları ise kaçtığını anlatır.

Şehzade Korkut ve Batı Akdeniz

Esaretten kurtulduktan sonra Oruç Reis, Antalya'da sancakbeyi olan Şehzade Korkut'un himayesine girdi. Korkut, Oruç Reis'e bir gemi verdi ve Akdeniz'de Hristiyan gemilerine karşı sefer yapmasını destekledi. Ancak Korkut'un taht mücadelesinde kardeşi Yavuz Sultan Selim'e yenilmesi üzerine, Oruç Reis Doğu Akdeniz'den ayrılarak Batı Akdeniz'e yöneldi.

Batı Akdeniz'de Oruç Reis, Tunus'taki Hafsi sultanından izin alarak Cerbe adasını ve Tunus kıyılarını üs olarak kullanmaya başladı. Kazandığı ganimetlerin bir kısmını Hafsi sultanına veriyordu. Bu dönemde Oruç Reis, Akdeniz'deki en ünlü olaylardan birini gerçekleştirdi: Elba adası yakınlarında Papa'ya ait iki büyük gemiyi ele geçirdi. Bu olay, onun adını bütün Avrupa'da duyurdu.
Oruç Reis'in bir kadırgayı ele geçirişini gösteren resim
Oruç Reis'in bir kadırgayı ele geçirişini gösteren resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: [1]. Dosya sayfası

Bicaye ve gümüş kol

1512'de Oruç Reis, İspanyolların elindeki Bicaye (Bejaia) kalesini kuşattı. Bu kuşatmada bir top güllesiyle sol kolunu kaybetti. Bazı anlatımlara göre Oruç Reis, kaybettiği kolun yerine gümüş bir kol taktırdı. Bu nedenle Avrupa'da "Gümüş Kol" lakabıyla anıldığı da anlatılır. Ancak bu anlatımın kaynakları sınırlıdır.

Kolunu kaybetmesine rağmen Oruç Reis, seferlerini sürdürdü. 1514'te Cicel kasabasını ele geçirdi ve burayı yeni üs olarak kullanmaya başladı.
Dikkat: yanlış bilinen
"Barbarossa" adının kökeni konusunda farklı görüşler vardır. En yaygın açıklamaya göre ad, İtalyanca "kızıl sakal" anlamına gelir ve Oruç Reis'in kızıl sakalına işaret eder. Başka bir görüşe göre ise ad, Oruç Reis'e halk arasında verilen "Baba Oruç" lakabının Avrupalıların ağzında "Barbarossa"ya dönüşmesinden doğmuştur. Her iki açıklama da kaynaklarda dile getirilmektedir; hangisinin doğru olduğu kesin olarak bilinmemektedir.

Cezayir'in fethi

1516'da Cezayir halkı, şehrin önündeki küçük adada kale kuran İspanyollara karşı Oruç Reis'ten yardım istedi. Oruç Reis, Cezayir'e geldi ve kısa sürede şehrin yönetimini ele geçirdi. Şehrin önceki yöneticisi Selim et-Tumi, bu süreçte öldürüldü. Oruç Reis, Cezayir'i kendi yönetiminin merkezi yaptı.

Cezayir'in ele geçirilmesi, İspanya'yı ciddi şekilde kaygılandırdı. İspanyollar, Cezayir'i geri almak için bir sefer düzenledi; ancak bu sefer başarısızlıkla sonuçlandı. Oruç Reis, Cezayir'den sonra iç bölgelere doğru ilerledi ve 1517'de Tilimsan'ı ele geçirdi.

Tilimsan ve ölüm

Tilimsan'ın ele geçirilmesi, İspanyolların ve onlarla ittifak yapan yerel yöneticilerin karşı saldırısına yol açtı. 1518'de İspanyol kuvvetleri Tilimsan'ı kuşattı. Oruç Reis, kuşatmadan kurtulmaya çalışırken İspanyol askerleri tarafından yakalandı ve öldürüldü. Bu çatışmalarda kardeşi İshak da hayatını kaybetti.
Gaspar Bouttats'ın Oruç Reis portresi
Gaspar Bouttats'ın Oruç Reis portresiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Gaspar Bouttats-Biblioteca Nacional de España. Dosya sayfası

Oruç Reis'i anlatan kaynaklar

Oruç Reis'in hayatı hakkında bildiklerimizin büyük kısmı iki farklı kaynak grubundan gelir. Osmanlı tarafında en önemli kaynak, Barbaros Hayreddin Paşa'nın anlattıklarına dayanarak Seyyid Muradi tarafından kaleme alınan Gazavat-ı Hayreddin Paşa'dır. Bu eser, iki kardeşin seferlerini ayrıntılı biçimde anlatır; ancak kahramanlarını yücelten bir üslupla yazıldığı için dikkatle okunmalıdır. Avrupa tarafında ise İspanyol din adamı Diego de Haedo'nun 1612'de yayımlanan Cezayir tarihi, Barbaros kardeşler hakkında en çok başvurulan eserlerden biridir. Haedo'nun anlatımı, İspanyol bakış açısını yansıtır ve kardeşleri büyük bir tehdit olarak tasvir eder. Bu iki kaynak grubunun birlikte okunması, Oruç Reis'in hikâyesinde hangi ayrıntıların ortak, hangilerinin tek tarafa özgü olduğunu görmeyi sağlar.

Kardeşin mirası

Oruç Reis'in ölümünden sonra kardeşi Hızır Reis, Cezayir'in yönetimini üstlendi. Hızır Reis, İspanyollara karşı tek başına direnemeyeceğini anlayınca, 1519'da Yavuz Sultan Selim'e elçi göndererek Osmanlı'ya bağlanmak istediğini bildirdi. Yavuz bu teklifi kabul etti ve Hızır Reis'e beylerbeyi unvanı verdi. Böylece Cezayir, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki ilk eyaleti oldu. Hızır Reis, daha sonra Barbaros Hayreddin Paşa adıyla Osmanlı donanmasının en ünlü komutanlarından biri hâline geldi.

Oruç Reis'in adı bugün Türk Deniz Kuvvetleri'nin gemilerinde ve çeşitli yerlerin adlarında yaşamaktadır. Türkiye'nin sismik araştırma gemisi de onun adını taşır.
Tarih notu
Kronoloji
1470'ler: Oruç Reis'in Midilli'de doğumu
1500'ler başı: Rodos şövalyelerine esir düşmesi
1504 civarı: Elba yakınlarında Papa'ya ait gemilerin ele geçirilmesi
1512: Bicaye kuşatmasında sol kolunu kaybetmesi
1514: Cicel'in ele geçirilmesi
1516: Cezayir'in ele geçirilmesi
1517: Tilimsan'ın ele geçirilmesi
1518: Oruç Reis'in ölümü
1519: Hızır Reis'in Osmanlı'ya bağlanması

Barbaros adının unutulan ilk sahibi

Oruç Reis, Türk denizcilik tarihinde çoğu zaman kardeşi Barbaros Hayreddin Paşa'nın gölgesinde kalır. Oysa Akdeniz'deki Türk varlığının Batı'ya uzanmasında ilk adımı atan, Cezayir'i ele geçirerek kardeşine sağlam bir üs bırakan oydu. Barbaros adının ilk sahibi olması da onun Avrupa'daki ününün ne kadar büyük olduğunu gösterir.

Oruç Reis'in hayatı, 16. yüzyılın başında Akdeniz'de devletler ile bağımsız denizciler arasındaki sınırın ne kadar belirsiz olduğunu da ortaya koyar. Korsanlık, ticaret ve savaş iç içe geçmişti. Oruç Reis, kimi zaman bir şehzadenin himayesinde, kimi zaman bir Hafsi sultanının izniyle, kimi zaman da kendi başına hareket etti.

Gümüş kol ve kızıl sakal gibi efsaneler, Oruç Reis'in hikâyesini canlı tutsa da, bu anlatımların kaynaklarını dikkatle değerlendirmek gerekir. Onun tarihî önemi, efsanelerden çok, Cezayir'de kurduğu yönetimde ve kardeşine bıraktığı mirasta yatar. Cezayir'in 1519'da Osmanlı'ya bağlanması, Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki üç yüz yılı aşan varlığının başlangıcı oldu. Bu nedenle Oruç Reis'in hikâyesi, yalnızca bir denizcinin değil, bir bölgenin tarihinin de başlangıç noktalarından biridir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap