İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cidde ve Taif (Haziran-Eylül 1916): Arap İsyanı'nın ilk aylarında Hicaz şehirlerinin kaybı

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt8 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

10 Haziran 1916: bir isyanın başlangıcı

Mekke Emiri Şerif Hüseyin, 10 Haziran 1916'da Osmanlı Devleti'ne karşı ayaklandı. İngilizlerle yürütülen yazışmalara dayanan bu isyan, tarihe Arap İsyanı adıyla geçti. İsyanın ilk günlerinde Hicaz'ın üç önemli şehri hedef alındı: Mekke, liman şehri Cidde ve yaz aylarında Hicaz yönetiminin bulunduğu dağ şehri Taif. Medine ise Fahreddin Paşa'nın komutasında savaşın sonuna kadar direnecekti.

Bu yazı, isyanın ilk aylarında Cidde'nin ve Taif'in nasıl kaybedildiğini anlatır. Cidde bir haftada düştü. Taif ise üç ay boyunca kuşatma altında kaldı. İki şehrin kaybı, Hicaz'daki Osmanlı varlığını Medine'ye ve demiryolu hattına sıkıştırdı.
Taif çevresini gösteren eski bir harita paftası
Taif çevresini gösteren eski bir harita paftasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Great Britain. Ordnance Survey. Dosya sayfası

Hicaz 1916 yazında

Hicaz, Osmanlı Devleti için hem dinî hem siyasi açıdan büyük bir öneme sahipti. Haremeyn'in, yani Mekke ve Medine'nin hizmeti, padişahın halifelik sıfatının en görünür parçasıydı. Hicaz Demiryolu 1908'de Medine'ye ulaşmıştı. Savaş başladığında bölgedeki Osmanlı kuvvetleri, Medine, Mekke, Taif, Cidde ve kıyıdaki küçük limanlara dağılmış durumdaydı.

1916 yazının başında Hicaz Valisi ve kumandanı Galib Paşa, sıcaklardan kaçınmak için yönetimle birlikte serin dağ şehri Taif'e çıkmıştı. Mekke'de ise yalnızca bin kadar asker kalmıştı. Şerif Hüseyin'in oğulları farklı cephelere dağıldı: Emir Abdullah Taif'e, Emir Faysal ve Emir Ali Medine çevresine yöneldi. Cidde'ye ise Harb kabilesinden kuvvetler saldırdı.
Tarih notu
10 Haziran 1916: Şerif Hüseyin'in isyanı başlatması, Mekke ve Cidde'ye saldırılar.
16 Haziran 1916: Cidde garnizonunun teslim olması.
4 Temmuz 1916: Mekke'deki son Osmanlı direniş noktasının teslimi.
Temmuz 1916: Rabiğ ve Yenbu limanlarının kaybı.
22 Eylül 1916: Taif'in ve Galib Paşa'nın teslim olması.
10 Ocak 1919: Medine'nin teslimi.

Cidde: denizden gelen ateş

Cidde, Hicaz'ın en önemli limanıydı ve hac yolcularının şehre giriş kapısıydı. 10 Haziran'da şerif kuvvetleri şehri karadan sardı. Osmanlı garnizonu surların gerisinde savunmaya geçti ve ilk saldırıları geri püskürttü. Ancak İngiliz donanması da harekâta katıldı. Kızıldeniz'deki İngiliz savaş gemileri şehirdeki Osmanlı mevzilerini bombaladı. Bir deniz uçağı gemisinden kalkan uçaklar da mevzileri havadan vurdu.

Kara tarafında kuşatılan, deniz tarafından topçu ateşi altında kalan ve dışarıdan yardım alma imkânı olmayan Cidde garnizonu, 16 Haziran 1916'da teslim oldu. Bin beş yüz kadar asker esir düştü. Limanın kaybı, isyancılar için çok önemli bir kazançtı. Bu tarihten sonra İngiltere'den gelen silah, cephane, para ve erzak doğrudan Cidde'den karaya çıkarılabildi.
Taif'e çıkan dağ yolu
Taif'e çıkan dağ yoluGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Richard Ambler. Dosya sayfası

Mekke'de üç hafta

Mekke'deki küçük garnizon, şehre hâkim tepelerdeki kalelerde ve Cidde yolu üzerindeki Ciyad kışlasında direndi. İsyanın ilk günü Osmanlı subayları ne olduğunu anlayamadı. Kalelerden açılan top ateşi sırasında Kâbe'nin örtüsünün tutuştuğu da anlatılır. İsyancılar bu olayı propagandalarında kullandı. Sudan'dan Cidde üzerinden gönderilen Mısırlı topçuların topları, kale duvarlarında gedik açtı. 4 Temmuz 1916'da Ciyad kışlasının teslimiyle Mekke'deki direniş sona erdi.

Taif: dağdaki kuşatma

Taif, Mekke'nin güneydoğusunda, deniz seviyesinden yaklaşık bin yedi yüz metre yükseklikte, surlarla çevrili bir dağ şehriydi. Galib Paşa'nın yanında şehirde birkaç bin kişilik bir kuvvet ve topçu bulunuyordu. Emir Abdullah'ın kuvvetleri Haziran başında şehri kuşattı, ama ilk saldırılar Osmanlı topçusunun ateşiyle durduruldu.

Kuşatma, bir yıpratma mücadelesine dönüştü. Şehir dış dünyadan kopmuştu, ama surlar ve top mevzileri saldırganları uzakta tutabiliyordu. Temmuz ayında Cidde'den getirilen ve Mısırlı topçuların kullandığı toplar kuşatmaya katıldı. Bu toplar, Osmanlı topçusunun üstünlüğünü azalttı. Yaz boyunca erzak azaldı, dış yardım umudu kalmadı.

22 Eylül 1916'da Galib Paşa, kuvvetleriyle birlikte teslim oldu. Hicaz'ın vali ve kumandanının esir düşmesi, isyanın ilk aylarındaki en ağır sembolik kayıplardan biriydi.
Ek bilgi
Taif'in yüksek ve serin iklimi, onu yüzyıllar boyunca Mekke halkının ve Hicaz yöneticilerinin yazlık şehri hâline getirmişti. Galib Paşa'nın yaz başında Taif'te bulunması bu geleneğin sonucuydu ve isyanın zamanlaması açısından belirleyici oldu.
1922 tarihli bir seyahat kitabından Hicaz görüntüsü
1922 tarihli bir seyahat kitabından Hicaz görüntüsüGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: Internet Archive Book Images. Dosya sayfası

Kıyıdaki diğer kayıplar

Cidde'nin düşmesinin ardından Temmuz 1916'da kıyıdaki Rabiğ ve Yenbu limanları da isyancıların eline geçti. Böylece Medine dışında Hicaz kıyısında Osmanlı denetiminde bir liman kalmadı. Medine'deki Fahreddin Paşa, Mekke üzerine bir harekât planladı, ama demiryolunun ve ikmalin güçlükleri bu harekâtı sınırladı. 1917 başında Vech'in kaybıyla isyan kuzeye, Akabe yönüne uzandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Cidde ve Taif'teki Osmanlı garnizonlarının sayısı ve esir rakamları kaynaktan kaynağa değişir. Burada verilen sayılar yaklaşık değerlerdir.

İki şehrin kaybından çıkan dersler

Cidde ve Taif, Arap İsyanı'nın ilk evresinin iki farklı yüzünü gösterir. Cidde'de belirleyici olan deniz gücüydü. Kara tarafındaki kabile kuvvetleri tek başına surlu bir limanı alamazdı, ama İngiliz gemilerinin topçu ateşi ve uçak saldırıları garnizonun direnme imkânını ortadan kaldırdı. Limanın düşmesi ise isyanın bütün ikmal düzenini değiştirdi.

Taif'te ise zaman belirleyici oldu. Galib Paşa'nın kuvvetleri surların ve topçunun yardımıyla üç ay dayandı, ama dış yardım ulaşamadığı sürece teslimiyet kaçınılmazdı. Hicaz Demiryolu'nun ucunda bulunan Medine'den güneye, dağlık ve susuz arazide bir yardım kuvveti göndermek pratikte imkânsızdı.

Bu kayıplar, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'nda çok geniş bir coğrafyayı sınırlı kuvvetlerle savunmak zorunda kaldığını da gösterir. 1916 yazında Mustafa Kemal Paşa, Doğu Cephesi'nde 16. Kolordu'nun başında Muş ve Bitlis'i geri alıyordu. Kafkasya'dan Hicaz'a, Irak'tan Galiçya'ya uzanan cephelerde her birlik başka bir yere gerekliydi. Hicaz'ın düşen şehirleri, bu yayılmanın bedelini ilk ödeyen yerler arasında yer aldı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap