İçeriğe geç
Giriş yap
0

Patrona Halil İsyanı (1730): Lale Devri'ni bitiren ayaklanma ve iki ayda gelen son

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Patrona Halil İsyanı, 28 Eylül 1730'da İstanbul'da Arnavut asıllı eski bir yeniçeri olan Patrona Halil önderliğinde başlayan ve kısa sürede şehre yayılan ayaklanmadır. İsyan sonucunda Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü, padişah III. Ahmed tahttan çekildi ve yerine yeğeni I. Mahmud geçti. Böylece sonradan "Lale Devri" olarak anılacak olan dönem sona erdi. Patrona Halil, birkaç hafta boyunca devlet işlerinde büyük bir etkiye sahip oldu; ancak Kasım 1730'da sarayda öldürüldü. İsyan, XVIII. yüzyıl İstanbul'unun toplumsal gerilimlerini ve ocakların siyasetteki gücünü gösteren önemli bir olaydır.
Jean-Baptiste Vanmour atölyesine atfedilen Patrona Halil portresi
Jean-Baptiste Vanmour atölyesine atfedilen Patrona Halil portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası

İsyanın arka planı

1720'lerin sonunda İran'da Safevî Devleti'nin çöküşünden yararlanmak için başlatılan savaş, başlangıçta önemli kazanımlar getirmişti. Ancak İran'da yükselen Nadir'in başarıları, Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesine yol açtı; 1730 yazında Tebriz başta olmak üzere birçok yer kaybedildi. III. Ahmed ve İbrahim Paşa, İran'a karşı bir sefer için İstanbul'dan Üsküdar'a geçtiler; ancak sefer hazırlıkları ağır ilerliyordu ve padişah ile sadrazamın İstanbul'dan çıkmakta isteksiz davrandığı düşünülüyordu.

İstanbul'da ise farklı bir gerilim birikmişti. Şehre gelen göçmenlerin sayısı artmış, işsizlik ve pahalılık yayılmıştı. Yeni vergiler halkı zorluyordu. Saray çevresinin ve devlet adamlarının yaptırdığı köşkler ve düzenlenen şenlikler, halkın bir kısmında tepkiyle karşılanıyordu. Ocaklar da maaşlarının geç ödenmesinden ve sefere çıkarılmalarından hoşnutsuzdu.

28 Eylül 1730

Patrona Halil, Bayezid'deki bir hamamda çalışan ve eski bir yeniçeri olan bir Arnavut'tu. Lakabını, donanmada "patrona" denilen gemide görev yapmasından aldığı anlatılır. 28 Eylül 1730'da Patrona Halil ve birkaç arkadaşı, Bayezid'de bayrak açarak halkı ayaklanmaya çağırdı. Kısa sürede esnaf, yeniçeriler ve işsizler onlara katıldı. İsyancılar, çarşıları kapattırdı, devlet adamlarının konaklarını yağmaladı ve At Meydanı'nda toplandı. İsyancıların başlıca talebi, Sadrazam İbrahim Paşa, Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa ve Kethüda Mehmed Paşa'nın teslim edilmesiydi.
Patrona Halil ve arkadaşlarının sarayda öldürülmesini gösteren tablo
Patrona Halil ve arkadaşlarının sarayda öldürülmesini gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Rijksmuseum. Dosya sayfası

Sadrazamın feda edilmesi

III. Ahmed, önce isyancılarla uzlaşmaya çalıştı. Ancak isyan büyüyünce, tahtını kurtarmak için damadı İbrahim Paşa'yı feda etmeye karar verdi. Ekim başında İbrahim Paşa boğduruldu ve cesedi isyancılara teslim edildi. Ancak bu da isyanı durduramadı. İsyancılar, padişahın da tahttan çekilmesini istedi. III. Ahmed, yeğeni Mahmud'u tahta çıkararak kendisi tahttan çekildi. Yeni padişah I. Mahmud, isyancıların baskısı altında tahta çıktı.
Ek bilgi
Sadabad'ın sonu: İsyancılar, Lale Devri'nin simgesi olarak gördükleri Kâğıthane'deki Sadabad kasrına ve devlet adamlarının köşklerine de saldırdı. Yeni padişah, isyancıları yatıştırmak için bu köşklerin yıkılmasına izin verdi. Böylece Lale Devri'nin en ünlü yapıları kısa sürede yok oldu. Sadabad, sonraki dönemlerde yeniden yapıldı; ancak ilk yapının görkemine ulaşamadı.

Patrona'nın kısa iktidarı

I. Mahmud'un tahta çıkmasından sonra Patrona Halil, birkaç hafta boyunca devlet işlerinde büyük bir etkiye sahip oldu. Atamaları etkiledi, isyancıların istediği kişilerin görevlere getirilmesini sağladı ve yeni padişahtan çeşitli ayrıcalıklar elde etti. Ancak bu durum, devlet adamlarının ve ulemanın büyük kısmını rahatsız ediyordu. Yeni sadrazam ve saray, Patrona Halil'in gücünü kırmak için gizlice plan yaptı. 25 Kasım 1730'da Patrona Halil ve arkadaşları, sarayda düzenlenen bir toplantıya çağrıldı ve orada öldürüldü. Sonraki günlerde isyanın diğer elebaşları da yakalandı. 1731 baharında başlayan yeni bir ayaklanma girişimi de bastırıldı.

Mahmud'un ilk yılları ve isyancılarla hesaplaşma

Patrona Halil'in öldürülmesinden sonra yeni yönetim, isyanın izlerini silmek için kapsamlı bir temizlik başlattı. İsyana katılan ve İstanbul'a sonradan gelmiş binlerce kişi, memleketlerine geri gönderildi. Ocaklar içinde isyancılarla bağlantılı olanlar görevlerinden uzaklaştırıldı. 1731 Mart'ında Patrona'nın taraftarlarının yeniden ayaklanma girişimi, kısa sürede bastırıldı. Bu olaylar, İstanbul'un nüfusunu ve göçü denetleme konusunda yeni düzenlemelerin yapılmasına yol açtı. Sonraki yıllarda İstanbul'a gelen göçmenlerin kayıt altına alınması ve kefil gösterilmesi gibi uygulamalar sıklaştı.

Hollanda elçisinin tabloları

Patrona Halil İsyanı, İstanbul'daki Hollanda elçisi Cornelis Calkoen tarafından yakından izlendi. Calkoen, Flaman asıllı ressam Jean-Baptiste Vanmour'a ve atölyesine isyanı ve Patrona Halil'i gösteren tablolar sipariş etti. Bu tablolar, Calkoen'in koleksiyonuyla birlikte Hollanda'ya götürüldü ve bugün Amsterdam'daki Rijksmuseum'da korunur. Patrona Halil'in sarayda öldürülmesini gösteren tablo, bu koleksiyonun en dikkat çekici eserlerinden biridir. Calkoen'in raporları ise Lahey'deki Hollanda Ulusal Arşivi'nde yer alır ve isyanın gün gün gelişimini anlatır.
Hollanda elçisi Calkoen koleksiyonundan Patrona Halil tasviri
Hollanda elçisi Calkoen koleksiyonundan Patrona Halil tasviriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jean Baptiste Vanmour. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar ve bakış açıları: Patrona Halil İsyanı'na dair Osmanlı kaynakları, büyük ölçüde isyanın bastırılmasından sonra ve yeni yönetimin bakış açısıyla yazılmıştır. Bu kaynaklarda isyancılar genellikle olumsuz bir şekilde anlatılır. Avrupalı elçilerin raporları ise farklı ayrıntılar içerir; ancak bunlar da kendi çıkarlarını gözeten gözlemcilerin anlatımlarıdır. Robert Olson ve Münir Aktepe gibi tarihçiler, isyanın toplumsal ve ekonomik nedenlerini ayrıntılı olarak incelemiştir.

İsyanın toplumsal yüzü

Patrona Halil İsyanı, yalnızca bir saray darbesi değil, aynı zamanda İstanbul'un alt tabakalarının bir ayaklanmasıydı. İsyana katılanlar arasında esnaf, yeniçeriler, işsizler ve göçmenler vardı. Bu kişilerin ortak noktası, ekonomik sıkıntılar ve devlet yönetiminin kendilerine kulak vermediği düşüncesiydi. Yeniçerilerin önemli bir kısmının esnaflık da yapması, ocak ile çarşı arasında güçlü bağlar oluşturmuştu. Bu bağlar, isyanın hızla yayılmasında önemli bir rol oynadı. İsyan, XVIII. yüzyıl İstanbul'unun karmaşık toplumsal yapısını gösteren bir ayna gibidir.
Tarih notu
Kronoloji:
1718: Nevşehirli İbrahim Paşa sadrazam olur.
1730 yazı: İran'da Tebriz kaybedilir.
28 Eylül 1730: Patrona Halil İsyanı başlar.
Ekim 1730 başı: İbrahim Paşa öldürülür; III. Ahmed tahttan çekilir, I. Mahmud tahta çıkar.
25 Kasım 1730: Patrona Halil sarayda öldürülür.
1731 baharı: Yeni bir ayaklanma girişimi bastırılır.

Bir dönemin kapanışı

Patrona Halil İsyanı, bir dönemin sonunu simgeler; ancak bu sonun nasıl yorumlanacağı tartışmalıdır. Uzun süre isyan, Lale Devri'nin israfına ve Avrupa hayranlığına karşı bir tepki olarak anlatıldı. Bugünkü tarihçiler ise isyanın arkasındaki ekonomik sıkıntılara, İran savaşının başarısızlığına ve İstanbul'un toplumsal yapısındaki değişimlere dikkat çeker. Bize göre isyanın asıl dersi, devletin başkentteki halkın sesine kulak vermediğinde, bu sesin nasıl bir öfkeye dönüşebileceğidir. Patrona Halil'in iktidarı iki ay sürdü; ama onun başlattığı isyan, Osmanlı siyasetinde başkent halkının gücünü bir kez daha gösterdi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap