93 Harbi, 1877–1878 yılları arasında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılan savaştır. Savaş, Rumi takvimle 1293 yılına denk geldiği için Türk tarihinde "93 Harbi" adıyla anılır. Rusya, 24 Nisan 1877'de Osmanlı'ya savaş ilan etti. Savaş iki cephede yürütüldü: Balkanlar'da Tuna cephesi ve Doğu Anadolu'da Kafkas cephesi. Rus ordusuna Romanya, Sırbistan ve Karadağ kuvvetleri de katıldı. Osmanlı ordusu, Plevne'de Gazi OsmanPaşa'nın ve Kafkas cephesinde Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın yönetiminde direndi. Ancak sonunda ağır bir yenilgiye uğradı. Rus ordusu, Ocak 1878'de Edirne'yi aldı ve İstanbul'un yakınlarındaki Ayastefanos'a (bugünkü Yeşilköy) kadar ilerledi. Savaş, 3 Mart 1878'de imzalanan Ayastefanos Antlaşması ve ardından 13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması ile sona erdi. Bu savaş, Osmanlı'nın Balkanlar ve Kafkasya'da büyük toprak kayıplarına uğramasına ve yüz binlerce insanın göç etmesine yol açtı. 1878'de Ayastefanos'ta önerilen ve Berlin'de çizilen Bulgaristan sınırlarını gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Edward Hertslet. Dosya sayfası
Savaşın arka planı
1875 yazında Hersek'te başlayan ayaklanma, kısa süre içinde Bosna'ya ve 1876'da Bulgaristan'a yayıldı. Nisan 1876'daki Bulgar ayaklanmasının bastırılması sırasında yaşanan olaylar, Avrupa kamuoyunda büyük tepki uyandırdı. Haziran 1876'da Sırbistan ve Karadağ, Osmanlı'ya savaş açtı; ancak Osmanlı ordusu Sırp kuvvetlerini yendi. Rusya'nın baskısı üzerine bir ateşkes yapıldı.
Büyük devletler, Balkan meselesini çözmek amacıyla Aralık 1876'da İstanbul'da Tersane Konferansı'nı topladı. Konferansta Osmanlı'dan Bulgaristan, Bosna ve Hersek'e geniş özerklik tanıması istendi. Osmanlı, yeni ilan edilen Kanun-ı Esasi'nin bütün tebaaya eşit haklar tanıdığını belirterek bu talepleri reddetti. Ardından Mart 1877'de büyük devletler Londra Protokolü'nü imzaladı; Osmanlı bu protokolü de kabul etmedi. Rusya, Avusturya-Macaristan'ın tarafsızlığını Ocak 1877'de yapılan Budapeşte Sözleşmesi ile güvenceye aldıktan sonra, 24 Nisan 1877'de savaş ilan etti.
Ek bilgi
Neden "93"? Osmanlı Devleti, mali işlerde ve resmî kayıtlarda güneş yılına dayanan Rumi takvimi kullanıyordu. 1877–1878 yılları, Rumi takvimde 1293 yılına denk gelir. Bu nedenle savaş, halk arasında "Doksan Üç Harbi" ya da kısaca "93 Harbi" olarak anıldı. Bu savaşın yarattığı yıkım ve göç, Türk halk kültüründe derin izler bıraktı; "93 harbinden kalma" deyimi uzun süre eski ve yıpranmış şeyler için kullanıldı.
Tuna cephesi
Rus ordusu, Haziran 1877'de Tuna'yı geçti. Ziştovi'de (Svishtov) nehri aşan Rus kuvvetleri, hızla güneye ilerleyerek Balkan dağlarındaki geçitlere ulaştı. Temmuz 1877'de General Gurko komutasındaki bir Rus öncü kuvveti Şıpka Geçidi'ni ele geçirdi. Osmanlı Devleti, Karadağ'da bulunan SüleymanPaşa'yı bu bölgeye gönderdi. Süleyman Paşa, Ağustos 1877'de Şıpka'ya defalarca saldırdı; ancak geçidi geri alamadı.
Bu arada Vidin'den hareket eden Osman Paşa, Temmuz 1877'de Plevne'ye ulaşarak şehri savunmaya hazırladı. Plevne, Rus ordusunun güneye ilerleyişini engelleyen stratejik bir noktaydı. Osman Paşa'nın kuvvetleri, Temmuz ve Eylül 1877'de Rus ve Romen ordularının saldırılarını püskürttü. Plevne savunması, Rus ordusunu beş ay boyunca oyaladı. Ancak kuşatma altındaki şehirde erzak ve cephane tükendi. 10 Aralık 1877'de Osman Paşa, kuşatmayı yarmaya çalıştı; ağır yaralandı ve teslim olmak zorunda kaldı. 1877'de Doğubayazıt kalesindeki çatışmaları gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Lev Lagorio. Dosya sayfası Plevne'nin düşmesinden sonra Rus ordusu, kış koşullarına rağmen Balkan dağlarını aştı. Ocak 1878'de Şıpka'daki Osmanlı kuvvetleri teslim oldu; Filibe yakınlarında yapılan savaşta Süleyman Paşa'nın ordusu yenildi. 20 Ocak 1878'de Rus ordusu Edirne'ye girdi. 31 Ocak 1878'de Edirne'de bir ateşkes imzalandı.
Kafkas cephesi
Doğu Anadolu'da Rus ordusu, Nisan 1877'de sınırı geçerek Kars, Ardahan ve Doğubayazıt'a doğru ilerledi. Mayıs 1877'de Ardahan Ruslar tarafından ele geçirildi. Osmanlı Kafkas ordusuna Ahmed Muhtar Paşa komuta ediyordu. Ahmed Muhtar Paşa, Haziran 1877'de Zivin'de Rus ordusunu durdurdu ve Ağustos 1877'de Kızıltepe'de önemli bir başarı kazandı. Bu başarılarından dolayı "Gazi" unvanını aldı.
Ancak Ekim 1877'de Ruslar, takviye kuvvetler aldıktan sonra Alacadağ'da Osmanlı ordusunu yendi. 18 Kasım 1877'de Kars kalesi Ruslar tarafından ele geçirildi. Erzurum'un savunmasında ise halk da büyük bir direniş gösterdi. Kasım 1877'de Erzurum'daki Aziziye tabyalarına yapılan Rus baskını, şehir halkının katılımıyla püskürtüldü. Bu direnişte öne çıkan Nene Hatun, Türk tarihinin simge isimlerinden biri oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Göç ve insan kaybı: 93 Harbi, büyük bir insan trajedisine yol açtı. Savaş sırasında ve sonrasında Bulgaristan, Rumeli ve Kafkasya'dan yüz binlerce Müslüman, evlerini bırakarak Anadolu'ya ve İstanbul'a göç etti. Göçmenlerin büyük bir kısmı kış koşullarında, açlık ve salgın hastalıklar içinde yol aldı. Savaş bölgelerinde Bulgar ve diğer Hristiyan sivil halk da büyük acılar yaşadı. Savaşın sivil halk üzerindeki etkileri, farklı toplumların hafızasında derin izler bıraktı. Bu nedenle 93 Harbi, Balkanlar ve Kafkasya halklarının ortak acı hatıraları arasında yer alır.
1877'de Tuna cephesinde İskit Nehri yakınlarındaki çatışmayı gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Henryk Dembitzky (1830-1906). Dosya sayfası
Ancak Ayastefanos Antlaşması, Britanya ve Avusturya-Macaristan'ın tepkisine yol açtı. Bu devletler, antlaşmanın Rusya'ya Balkanlar'da büyük bir nüfuz sağladığını düşünüyordu. Bunun üzerine Almanya Şansölyesi Otto von Bismarck'ın ev sahipliğinde, Haziran–Temmuz 1878'de Berlin Kongresi toplandı. 13 Temmuz 1878'de imzalanan Berlin Antlaşması, Ayastefanos'un hükümlerini önemli ölçüde değiştirdi.
93 Harbi, Osmanlı Devleti'nin son yüzyılının en büyük kırılmalarından biridir. Bu savaşla birlikte Osmanlı, Balkanlar'daki topraklarının önemli bir kısmını kaybetti; Kafkasya'da Kars, Ardahan ve BatumRusya'ya bırakıldı. Savaş, aynı zamanda Osmanlı'nın nüfus yapısını da köklü biçimde değiştirdi. Balkanlar ve Kafkasya'dan gelen göçmenler, Anadolu'nun birçok şehrinde ve köyünde yeni bir toplumsal doku oluşturdu.
Savaşın askerî tarihi kadar insani boyutu da önemlidir. Plevne'deki direniş, Şıpka'daki çarpışmalar ve Erzurum'daki halk savunması, farklı milletlerin tarihinde farklı anlamlarla hatırlanır. Bugün bu bölgelerde dikilen anıtlar, aynı savaşın farklı toplumlar için ne kadar farklı anlamlar taşıdığını gösterir. 93 Harbi'ni anlamak, bu farklı hatıraları birlikte okumayı gerektirir.